PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Gazete Seçseniz Hangisini Seçersiniz!Neden?


Sayfa : [1] 2 3

Serd@r
11.12.2007, 19:25
Sabah
Hürriyet
Milliyet
Zaman
Akşam
Cumhuriyet
Tercüman
Yenişafak
Fanatik
Fotomaç
Posta
Takvim

altuntas58
11.12.2007, 19:39
Ben diğer gazatelerin yanısıra zaman gazetesi okurum Cünkü sivassporumu ve sivasıma gaztesinde en çok yer veren sivasımın inasnına değer veren sivassporumu layıkıyla manşetlerine taşıyan bir gazete aynı zamanda ciddi tarafsız her kesime hitap eden seviyeli yayıncılk ilkelerinden asla taviz vemeyen bir gazete olduğu için zaman gazatesini seviyorum böyle bir konuyu acıtığınız için size ayrıca teşekkürler diğerleri 3 büyütülmüşlerden başka yazmıyorlar midemi bulandırıyorlar lider olduk eh bir zahmet ucundan kıyısından yazmışlar ama zaman gazetesi her zaman bizim sesimizi herkese duyurdu teşekkürler zaman teşekkürler sivassporumun sesi

sade58
11.12.2007, 19:51
Ben Cumhuriyet gazetesini tercih ederim.Cumhuriyet gazetesi her zaman gerçekleri yazmaktadır.
İsmi gibi, gerçek Cumhuriyet gazetesidir.Çok kişiyi rahatsız edecek boyutta yazmıştır,ama doğruların peşinde olmuştur.Benim tercihim Cumhuriyet.

banu58
11.12.2007, 20:20
Ben genelde Yenişafak,Zaman,Bugün,Tercüman vb benzeri gazeteleri okuyorum zira birçok gazetede magazinden okuyacak haber bulamıyoruz,hele bazı gazeteler varki 6 ay siyaha büründü ama Türkiye Ak bir geleceğe yelken açtı...

arikarinkuchi
11.12.2007, 20:31
fotomaç
çünkü :D sporu severim haberlerinide ayrı bi severim

abircan
12.12.2007, 13:29
15 yıl düzenli cumhuriyet okudum, 10 yıldır hürriyet okurdum günlük son 3 aydır akşam okuyorum yani satın alıyorum, ama gerçekte artık internette tüm gazeteleri okuyorum hatta amerikan sermayesi sağolsun hergün pasajın girişine sözde abonelere bırakılan 3 zamandan birini okuyorum, ama internette neredeyse tüm gazetelere göz atıyorum artık gazeteye para vermek gerekmiyor onuncu bununcu demeden okuyorum tüm gazeteleri objektif olmak için hepsini okuyorum, üniversitedeyken hergün milli kütüphanede 12 günlük gazeteyi mutlaka takip ederdim,

pirmahsuni
12.12.2007, 14:05
Bende CUMHURİYET okuyorum,yıllardır hep ezilenin yanında oldu,Halkçı bir gazete arıyan varsa CUMHURİYETten şaşmasın!

sivaslıgenç
12.12.2007, 17:15
bende zaman.Çünkü hep gerçekleri yazar hee cumhuriyet gazetesi hep belli bir grubun ve kesimin yanında olmuştur ve verdiği haberlerin hemen hepside yalandır ....BANA GÖRE...

Abdurrahman 58
12.12.2007, 19:12
bende zaman.Çünkü hep gerçekleri yazar hee cumhuriyet gazetesi hep belli bir grubun ve kesimin yanında olmuştur ve verdiği haberlerin hemen hepside yalandır ....BANA GÖRE...

evet gardaşım doğru söylüyor cumhuriyet gazetesini; istisnalar olabilir ama genellikle sol kesim takip edior tabiki herkesin görüşüne saygılıyız...
dünya tarafındanda kalitesi kanıtlanmış GENELLİKLE TÜRK-İSLAM KONULU HABERLERİ YAYINLAYAN-----ZAMAN GAZETESİ----DİYORUM BEN.

FurkaN
12.12.2007, 19:32
15 yıl düzenli cumhuriyet okudum, 10 yıldır hürriyet okurdum günlük son 3 aydır akşam okuyorum yani satın alıyorum, ama gerçekte artık internette tüm gazeteleri okuyorum hatta amerikan sermayesi sağolsun hergün pasajın girişine sözde abonelere bırakılan 3 zamandan birini okuyorum, ama internette neredeyse tüm gazetelere göz atıyorum artık gazeteye para vermek gerekmiyor onuncu bununcu demeden okuyorum tüm gazeteleri objektif olmak için hepsini okuyorum, üniversitedeyken hergün milli kütüphanede 12 günlük gazeteyi mutlaka takip ederdim,

Neye göre Amerikan sermayesi??? ....İspatla....

FurkaN
12.12.2007, 19:34
12 yıldır ZAMAN gazetesi okuruyum... Diğer gazetelere de arada bir göz atarım... Benim için önemli olan haberlerinin tekzip edilmemesi ve yalan haberlerin olmaması bu da ZAMAN gazetesinde fazlasıyla var....

babayavuz
12.12.2007, 20:21
bende zaman okuyorum ama herkesin fikrinede saygi duyarim

leblebi82
12.12.2007, 21:00
Ben de yıllardan beri Türkiye Gazetesi'ne aboneyim. Bir de Zaman Gazetesi'ne birkaç yıl kadar abone olmuştum. Hala da takip etmekteyim bu gazeteyi. Sivas'a da çok değer veren bir gazete Zaman. Sivaslı yazarlarımızın yazar kadrosunda yer aldığı bir gazete aynı zamanda. Diğer takip ettiğim gazeteler : Halka ve Olaylara Tercüman ile Bugün. Yani genellikle Maneviyatımıza ve Milli Hissiyatlarımıza tercüman olabilen gazeteleri takip ediyorum. Özelikle Doğan Grubu gazetelerinden bilhassa kaçınıyorum.

Ekonomi alanında Dünya Gazetesi'ni takip ediyorum tabiki.

Sivas'ta yerel gazete olarak Sivas Postası ve Hürdoğan takip ettiğim gazeteler arasında.

sade58
13.12.2007, 00:48
bende zaman.Çünkü hep gerçekleri yazar hee cumhuriyet gazetesi hep belli bir grubun ve kesimin yanında olmuştur ve verdiği haberlerin hemen hepside yalandır ....BANA GÖRE...

Bu senin düşüncen, ben hiç öyle düşünmüyorum ve çokta memnunum.
12 seneden beri Cumhuriyet okurum, bir kaç istisna hariç genelde çok memnunum.

pirmahsuni
13.12.2007, 02:24
Neye göre Amerikan sermayesi??? ....İspatla....

Gören gözler herşeyi görüyor.Görmeyene bu saatten sonra neyi gösterebiliriz ki...

pirmahsuni
13.12.2007, 02:44
bende zaman.Çünkü hep gerçekleri yazar hee cumhuriyet gazetesi hep belli bir grubun ve kesimin yanında olmuştur ve verdiği haberlerin hemen hepside yalandır ....BANA GÖRE...

Kimine göre yalan,çoğuna göre gerçek adı gibi sağlam ve ebdei CUMHURİYET!
Bana Göre...

pirmahsuni
13.12.2007, 02:49
Ben genelde Yenişafak,Zaman,Bugün,Tercüman vb benzeri gazeteleri okuyorum zira birçok gazetede magazinden okuyacak haber bulamıyoruz,hele bazı gazeteler varki 6 ay siyaha büründü ama Türkiye Ak bir geleceğe yelken açtı...

Hakikaten bu kadar gazeteyi okuyormusun yaa neyde belli bir ideoloji var o isimleri yazmışsın sonrada bilgiçlik taslıyor okuyorum diyorsun,Allah bilir birine bile abone değilsindir,ve iddia ediyorum bunları sadece demogoji yapmak için yazdın...
6 ay siyaha bürünmeye gelince sana göre açılan sayfa AK olabilir bunu 10 yıl sonra görürüz yüzün nasıl kararacak,10 yıl sonra olacaklara bir ışık tutmak niyetiyle o sayfa karardı biz güneşin arkasını gören gözlere sahibiz,güneşin ihtişamı asla aldatmasın sizleri...

albina58
13.12.2007, 03:06
Arkadaşlar;Sadece gazete olarak halka bilgi verirken,bir özel teşebbüs hakkında bu hristiyanların kuruluşu,ordan alışveriş yapmayın,boykot edin diyerek bayrak açan daha sonra TV side kurulunca,bir -U- dönüşü yaparak o kurumun reklamlarını ve ilanlarını gazete ve TV sinde birinci sırada yayınlayan gazetesi hangisidir.?
Yabancı sermaye-yerli sermaye farketmez,seninle benimle maneviyatı paylaşanların,yabancıların avuç içlerine yağ kaymak dökmesi daha önemlidir.
1980 darbesi ile birlikte gazete ve gazeteleri okurum,burda biraz insanların hangi gazeteyi okuduğunu sorma topicine eleştirim var,zira bu gazete okuma muhabbetinde,aynı- takım tutmak gibidir,babadan oğula geçen cinsden,en sevdiği kişiden etkilenme gibi olarakta tezahür edebilir.
Bugün bu gazete asparagas haber yazabilir,yarın onun zıt kutbundakide,asolan bir gerçek vardır,bugün peşinden koşulup doğru denilen,manevi duygular enpoze edilerek yol alınmasının, beş yıl sonra karşımıza nasıl çıkacağı daha önemlidir.
Bugün yayınlanan haber değil,bugün alınan karar değil,bu haber ve kararın beş yıl sonra nasıl tezahür ettiği daha önemlidir.
Şimdi burda farklı görüşden arkadaşlarımın ortak tavır alacağı,ileride bir kürdistan devletine,türkiye içerisinden oluşacak ''Federasyon'' ile nasıl ilhak edileceğini sorsam,herkes,kesinlikle böyle birşey olmaz diyerek karşı koyar.
Ama bugün itibariyle,kutuplaşmalarımızın ana sermayesi,manevi duygu,doğru haber, gibi nedenler konulurken,tüm gazetelerin bu konuda zemin hazırlayan,sivil anayasa ile ileride ,özerk kürt federasyonuna nasıl zemin hazırladıklarına bakalım,2014 yılında ülkemde hayat bulacak ve bu gazetelerin bugün nasıl tavır sergiliyor,(Benim iddiam)2014 ylında değerlendirelim.
Birbirimize saldırmaksızın sadece yorumlarımızı yazalım,5 yıl sonra,şimdi kayda alınan yazılarımızı degerlendirelim.

FurkaN
13.12.2007, 11:03
Gören gözler herşeyi görüyor.Görmeyene bu saatten sonra neyi gösterebiliriz ki...

Gördüklerini söyle de bilelim belki bizimde sizin gibi gözümüz açılır(!)... Bizde kara sayfalarda ak günler ararız sizler gibi...

Arif Coşkun
13.12.2007, 14:47
Doğruluk ve ciddiyet bakımından Cumhuriyet Gazetesidir. Dikkat ederseniz Tv. lerde araştırmacılar arşivlerde hep Cumhuriyet'in yazıları çıkar. Fakat okumak çok zaman alıyor,buda çoğunun işine gelmiyor.Renkli basına alışmış herkes resimlere bakıp birkaç büyük punta yazıları okuyup sonranada fırlatmak.Bu gazeteyi derinine inip okuduğunuzda çok şeyler verir insana,tabiki okuduğunu anlayana.

Sweetgirl
13.12.2007, 16:46
Ben sahsen ZAMAN gazetesini okumayi tercih ediyorum.
Bazi arkadaslarimizinda söyledigi gibi magazin icermiyor ve gercekten haber yayinliyor.
Diger arkadaslarin söyledigine katilmiyorum, yok su gazete gercekleri yaziyor yok bu gazete gercekleri yaziyor.
Benim görüsümce bir gazete olanlari yazmasi lazim kendi ayni zamanda yorumlayarak degil. Gazeteyi okuyan kisi kendi yorumunu kendi kafasinda tasarlamasi lazim.

sivaslıgenç
13.12.2007, 17:20
Ya cumhuriyet gazetesi her zaman taraflı yayınlarıyla dikkat çekmiş bir gazete en açık örneği ise cumhurbaşkanlığı seçimi ve başbakanlık seçininde ortaya çıkmıştır şimdi o gazeteyi destekleyenlere soruyorum tarafsız dediğiniz gazete bumu???

okyay58
13.12.2007, 19:09
Ben Ortadoğu okuyorum. Çünkü hem bilmek istediklerimi ve doğruları verdiğini düşünüyorum. Herkesin görüşü farklıdır her gazeteyi okuyanada saygı duyarım.

Ertugrul
13.12.2007, 19:13
Bu internet muamması çıktı çıkalı gazetede okumaz olduk. Türkiye ve Dünya gündemini haber sitelerinde takip ediyorum,Sivas ve Sivasspor haberlerinide sitelerimizden takip ediyorum.
Artık gazete yerine köşe yazarlarını takip etmeyi daha yararlı buluyorum.
Hemşerimiz Ahmet Turan Alkan'ın yazılarını kaçırmamaya çalışırım,Alev Alatlı'nında yazıları oldukça dolu ve içerikli oluyor. Hüseyin Üzmez yazılarıda oldukça keyiflidir. Ahmet Taşgetiren yazıları ile farklı bir pencere açar her zaman tavsiye ederim. Osman Özsoy'un farklı bir uslubu var ve gündemi değilde hayatı takip etmemizi sağlar. Hasan Karakaya ise korkusuz donkişot gibidir olmadık yerlere savaş açmaktan çekinmez. İbrahim Karagül ise dünya gündemini kendi uslubu ile çok iyi yorumlar.Nihat Nasır ise maneviyatçı yanımızı iyi temsil ediyor. Şimdilik aklıma gelenler bunlar efenim istediğiniz kadar takip edin elden bir şey gelmiyor,müdahil olamıyoruz sadece seyirciyiz kimini alkışlıyor kimini yuhluyoruz ama oyun hep devam ediyor sadece 1. perde bitiyor 2. perde başlıyor...

Arif Coşkun
13.12.2007, 19:38
Ne demişler,"Zevkler ve renkler tartışılmaz" Kimse kimseye zorla şunu okuyacaksın yada okumayacaksın demiyor ve diyemez! Ne güzel demokrasi var.Herkes doğruyu kendine göre yorumluyor.Doğru tektir,iki tane doğru olmayacağına göre.İşte bu çeşitli gazeteleri okuyarak doğruları bulmak için güzel bir araç bence.Olaylara tek açıdan değil,geniş açıdan bakarak değerlendirirsek doğruları görmemiz daha anlamlı olur sanırım.Kimseye ne kızmaya nede kırmaya hakkımız olmadığını düşünüyorum.

ua58ibo
13.12.2007, 20:23
Gören gözler herşeyi görüyor.Görmeyene bu saatten sonra neyi gösterebiliriz ki...

amerikan sermayesi demeye nasıl için el veriyor bu insanlar türkiye için çalışıyor türkçe olimpiyatlarını gördük bizim daha adını bile duymadığımız ülkelerde okullar açmışlar türkçe öğretip gelip burda yarışmaya katılıyorlar

eğer amerikan sermayesi olsaydı amerikalı Öğrenci Türkçe konuşmazdı
TürK öğrenci ingilizce konuşurdu
lafınızı tartarak ve düşünerek konuşın lütfen

banu58
14.12.2007, 00:24
Hakikaten bu kadar gazeteyi okuyormusun yaa neyde belli bir ideoloji var o isimleri yazmışsın sonrada bilgiçlik taslıyor okuyorum diyorsun,Allah bilir birine bile abone değilsindir,ve iddia ediyorum bunları sadece demogoji yapmak için yazdın...
6 ay siyaha bürünmeye gelince sana göre açılan sayfa AK olabilir bunu 10 yıl sonra görürüz yüzün nasıl kararacak,10 yıl sonra olacaklara bir ışık tutmak niyetiyle o sayfa karardı biz güneşin arkasını gören gözlere sahibiz,güneşin ihtişamı asla aldatmasın sizleri...

İstersen sana abonelik belgelerimin fotokopilerini yollarım ama bu zahmete değer bir karşılık isterim.Eğer ben enaz 2 en fazla 5 senedir bu gazetelere üyeliğimi ispatlarsam sende ZAMAN veya YENİŞAFAK veya TERCÜMAN veya BUGÜNden birine abone olup "Bu zamana kadar cahil kalmışım Cumhuriyet Gazetesi dedik hak bildik batıl çıktı" dermisin!YÜREK İSTER!
Şimdi siyah sayfaya gelelim,10 sene sonrasını görüyorlarmış tarih Haziran 2 temmuz seçimlerinde şimdiki iktidar partisini barajı geçemez gösteren zihniyetin meyvası 10 yıl sonrasını görüyorMUŞ.
GÜLDÜRMEYİN BENİ...

Efe Cemil Şeker
14.12.2007, 07:08
Bende moda deyimi ile dinci gazeteleri tercih ediyorum. Eee ne yapacaktık bunlar dinci ise
diğerleri dinsiz oluyor bu denkleme göre,bizde mecburen dinliyi tercih ediyoruz. Bu deyimi çıkaranlar bu sonucu düşünmemişlerdir her halde :D

abircan
14.12.2007, 10:06
Neye göre Amerikan sermayesi??? ....İspatla....

sevgili kardeşim musab58, yeşilkuşak projesini bilmeyen duymayan yok yeni bişey değil, bop ' u her okuyan dünyaya hangi gözle nereden bakacağını bilenler bilir, bu emparyel güçler kara afrikada güney amerikada incili verip halkların gözünü bağlayıp altın, maden, hatta böbrek ciğerlerine kadar sömürdüler, şimdide bunu açıktan yapıyorlar, o çok tapılan müslüman che bin ladin sayın başkan bushun ortağı, demem o ki onlar gereken yerde hristiyan gereken yerde çok müslüman olmasını biliyorlar, o gülen zatlarının çok beğenip yaşadağı amerikası daha yanı başımızda ırakta 5 yıldır talan etmediği islamik değer kalmadı, yıkmadığı camii , tarihi eser belge kalmadı, ama gel görki o senin benim müslüman bulduğumuz yöneticilerimiz tek kelime etmediler, tersinede yıllardır incirlikten kalkan sırf ıraka için 4600 sorti uçuş gerçekleşmiş bulunmaktadır, biraz gözünüzü açın, siz dört arabayala ülker bayiliği yapıp üstüne 5 yılda belediye başkanlığı yapıp birde asker kaçağı oğluna düşün yapınca BİRMİLYAR DOLAR serveti olan bir başbakan biliyormusun, sen bu kadar yolsuzluğu yapan başka bir bakanlar kurulu biliyormusun, sizin o çok beğendiğiniz gülen çetesinin irili ufaklı tüm esnaf sanayici, tüccar üyelerinin, KAÇAK ELEKTRİK HIRSIZLARI, SSKsız işçi çalıştıran , TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE YILLARDIR MANUKYANDAN BAŞKA VERGİ VEREN OLMADIĞINI biliyormusun, devlete tek kuruş vergiyi haram deyip fakir fukaranın çocuğunun ışıkevleri, tarikat yurtları vb okullarda babasının hayrınamı okuttuğunu sanıyorsunuz, zaman gazetesi yıllardır benim işyerimin önüne 1 bırakılırdı atılım yaptılar geçen yıl 2 oldu, şimdi birmilyon abone kazanıyorlarya sözde son bir aydır 3 tane beleş sahipsiz gazeteyi hergün ısrarla bırakıyorlar sonrada naylon aboneliklerle öğünüyorlar, ben daha ne diyeyim amerikan sermayesi değilde ne bu, yeşil haram sermaye değilde ne bu, hangi birini yazayım, koza düğün davetiyelerinin sahibi bir anda ne hikmetse bugün gazetesi sahibi oluyor, bu CIA nın projesidir hepsi, TÜRKİYEMİN SAF TEMİZ MÜSLÜMANLARIMIN GELECEĞİ YER BURASI DEĞİLDİ, SANKİ TÜRKİYE MÜSLÜMANLIKLA YENİ TANIŞIYOR, BU TOPLUM 1000 YILDIR MÜSLÜMAN BEYLER HANIMLAR, ÖYLE DEĞİL DERSENİZ KENDİNİZİ İNKAR EDERSİNİZ, FATİHİ , KANUNİYİ, SULTAN SELİMİ, ABDULHAMİTİ İNKAR EDERSİNİZ, BİZ EVVELDENDE MÜSLÜMANDIK, ŞİMDİKİ GİBİ ŞEBEKE, KIL TÜY KUMAŞ MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL TÜRKÜN MÜSLÜMANLIĞI, VİCDAN MÜSLÜMANLIĞIDIR, AHLAK MÜSLÜMANLIĞIDIR TÜRK HALKININ MÜSLÜMANLIĞI, ARABIN VAHABİNİN MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL, İKİNCİ SINIF GÖRDÜĞÜ KADINLARI SAHADA KULLANANLARIN MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL TÜRKİYEMİN MÜSLÜMANLIĞI, GEÇECEK TÜRKİYEM UMUDUNU YİTİRME BUNLARIDA AŞACAĞIZ.
SAYGILARIMLA

bayram
14.12.2007, 14:16
15 yıl düzenli cumhuriyet okudum, 10 yıldır hürriyet okurdum günlük son 3 aydır akşam okuyorum yani satın alıyorum, ama gerçekte artık internette tüm gazeteleri okuyorum hatta amerikan sermayesi sağolsun hergün pasajın girişine sözde abonelere bırakılan 3 zamandan birini okuyorum, ama internette neredeyse tüm gazetelere göz atıyorum artık gazeteye para vermek gerekmiyor onuncu bununcu demeden okuyorum tüm gazeteleri objektif olmak için hepsini okuyorum, üniversitedeyken hergün milli kütüphanede 12 günlük gazeteyi mutlaka takip ederdim,


neye göre amerikan sermayesi ispatlarmısın lütfen birşeyleri bilmeden böyle ulu orta kişiler ortalığı karıştırmakta üstünüze yok dini bir gazeteye kalkacak hristiyan bir ülke destek verecek öyle öyle düşünüyorsan sana hiç bişey demiyorum diyemiyorum boşgeçiyorum seni gerçekten yazık

sade58
15.12.2007, 07:54
Ne demişler,"Zevkler ve renkler tartışılmaz" Kimse kimseye zorla şunu okuyacaksın yada okumayacaksın demiyor ve diyemez! Ne güzel demokrasi var.Herkes doğruyu kendine göre yorumluyor.Doğru tektir,iki tane doğru olmayacağına göre.İşte bu çeşitli gazeteleri okuyarak doğruları bulmak için güzel bir araç bence.Olaylara tek açıdan değil,geniş açıdan bakarak değerlendirirsek doğruları görmemiz daha anlamlı olur sanırım.Kimseye ne kızmaya nede kırmaya hakkımız olmadığını düşünüyorum.

Kesinlikle Arif beye katılıyorum,zevkler ve renkler tartışılmaz ve kimse kimseyi şunu veya bunu okuyacaksın diye zorlayamaz.Maalesef bazı insanlar çok dar çerçeveden bakıyorlar bazı şeylere bu yüzdende bazı şeyleri ya görmüyorlar veya görmezden geliyorlar.

Efe Cemil Şeker
15.12.2007, 08:22
Elbette kimsenin fikrine,zikrine karışılamaz,ister sağcı olsun ister solcu,ister laik ister antilaik,ister kartelici ister partalcı olsun. Herkes fikrini özgürce dillendirebilmelki ki alternatif fikirleride görsün,değerlendirsin ve tercih etsin. Yeterki iş hakarete,iftiraya ve dışlamaya uzanmasın. Sizin gibi düşünmeyen sizden kalabalık insanlar var.

PusatBjk58
15.12.2007, 11:32
dğer adıda Yeniülke gazetesi...çok sevdiğim bir abim ve ablam orda çalışıyo...ayrıca diğer gazeteler hep kolpa haber yapıo...!vakit fln hariç

umitbsr58
15.12.2007, 12:20
fanatik cunku sporu sevıyoruzzz bide iddaa eki daha hosuma gıdıor

sivaslıgenç
15.12.2007, 13:20
Cumhuriyet gazetesi her zaman sol kesimi destekledi ve bunuda çoğu işine alet etti hem dini yönden hemde yazdığı doğru haberler dolayısıylada zaman gazetesi okuyoruz....

58memo
15.12.2007, 13:39
fotomac :D- cunku sporu severim sivassporun 1 lige yukselttiginden berli haberleri mansetde geciyo.

FurkaN
15.12.2007, 17:21
sevgili kardeşim musab58, yeşilkuşak projesini bilmeyen duymayan yok yeni bişey değil, bop ' u her okuyan dünyaya hangi gözle nereden bakacağını bilenler bilir, bu emparyel güçler kara afrikada güney amerikada incili verip halkların gözünü bağlayıp altın, maden, hatta böbrek ciğerlerine kadar sömürdüler, şimdide bunu açıktan yapıyorlar, o çok tapılan müslüman che bin ladin sayın başkan bushun ortağı, demem o ki onlar gereken yerde hristiyan gereken yerde çok müslüman olmasını biliyorlar, o gülen zatlarının çok beğenip yaşadağı amerikası daha yanı başımızda ırakta 5 yıldır talan etmediği islamik değer kalmadı, yıkmadığı camii , tarihi eser belge kalmadı, ama gel görki o senin benim müslüman bulduğumuz yöneticilerimiz tek kelime etmediler, tersinede yıllardır incirlikten kalkan sırf ıraka için 4600 sorti uçuş gerçekleşmiş bulunmaktadır, biraz gözünüzü açın, siz dört arabayala ülker bayiliği yapıp üstüne 5 yılda belediye başkanlığı yapıp birde asker kaçağı oğluna düşün yapınca BİRMİLYAR DOLAR serveti olan bir başbakan biliyormusun, sen bu kadar yolsuzluğu yapan başka bir bakanlar kurulu biliyormusun, sizin o çok beğendiğiniz gülen çetesinin irili ufaklı tüm esnaf sanayici, tüccar üyelerinin, KAÇAK ELEKTRİK HIRSIZLARI, SSKsız işçi çalıştıran , TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE YILLARDIR MANUKYANDAN BAŞKA VERGİ VEREN OLMADIĞINI biliyormusun, devlete tek kuruş vergiyi haram deyip fakir fukaranın çocuğunun ışıkevleri, tarikat yurtları vb okullarda babasının hayrınamı okuttuğunu sanıyorsunuz, zaman gazetesi yıllardır benim işyerimin önüne 1 bırakılırdı atılım yaptılar geçen yıl 2 oldu, şimdi birmilyon abone kazanıyorlarya sözde son bir aydır 3 tane beleş sahipsiz gazeteyi hergün ısrarla bırakıyorlar sonrada naylon aboneliklerle öğünüyorlar, ben daha ne diyeyim amerikan sermayesi değilde ne bu, yeşil haram sermaye değilde ne bu, hangi birini yazayım, koza düğün davetiyelerinin sahibi bir anda ne hikmetse bugün gazetesi sahibi oluyor, bu CIA nın projesidir hepsi, TÜRKİYEMİN SAF TEMİZ MÜSLÜMANLARIMIN GELECEĞİ YER BURASI DEĞİLDİ, SANKİ TÜRKİYE MÜSLÜMANLIKLA YENİ TANIŞIYOR, BU TOPLUM 1000 YILDIR MÜSLÜMAN BEYLER HANIMLAR, ÖYLE DEĞİL DERSENİZ KENDİNİZİ İNKAR EDERSİNİZ, FATİHİ , KANUNİYİ, SULTAN SELİMİ, ABDULHAMİTİ İNKAR EDERSİNİZ, BİZ EVVELDENDE MÜSLÜMANDIK, ŞİMDİKİ GİBİ ŞEBEKE, KIL TÜY KUMAŞ MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL TÜRKÜN MÜSLÜMANLIĞI, VİCDAN MÜSLÜMANLIĞIDIR, AHLAK MÜSLÜMANLIĞIDIR TÜRK HALKININ MÜSLÜMANLIĞI, ARABIN VAHABİNİN MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL, İKİNCİ SINIF GÖRDÜĞÜ KADINLARI SAHADA KULLANANLARIN MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL TÜRKİYEMİN MÜSLÜMANLIĞI, GEÇECEK TÜRKİYEM UMUDUNU YİTİRME BUNLARIDA AŞACAĞIZ.
SAYGILARIMLA

Ben ZAMAN gazetesinin Amerikan uşağı olduğunu ispatla dedim sen bana sömürge tarihini anlatmışsın, Ülker'in nasıl zengin olduğundan bahsetmişsin... Elinde somut bir kanıt var mı?... Çamur at izi kalsın hesabına girme... Kimse sana veya bir başkasına müslüman değilsin demiyor diyemezde çünkü bir müslümana kafir diyen dinden çıkar... Gazete nasıl kuruldu bir bilgin var mı?... Hayır... Sadece düğün davetiyesi işiyle değil... Bu bir himmetir ve öyle kurulmuştur... Bu tebliğ, irşad davasıdır... Bugün milliyetçiyim, ulusalcıyım, Türkçüyüm diyenlerden daha Türk'tür daha milliyetçidir bu dava... Sağı da solu da hangisi Türkiye'ye bu kadar hizmet etmiştir ve dünyada sadece 3 ülke dışında her yere okul açmıştır... Gerçi sizin buna da bir çamurunuz vardır... Bu okullar bu gazete ile birlikte büyümüştür... Bu gazete de bugün magazin yoktur asparagas yalan haber yoktur sadece doğrular vardır... Ha hoşuna gider ya da gitmez o sana kalmış ama Amerikan sermayesi demek o gaztenin kuruluşunda para vermiş emeği geçmiş insanların hakkına girmektir onlara hakarettir... Gazete bırakılması işi ise o söylediğin yerde hiç kimsenin abona olmadığına emin misin?... Çünkü iki aydır tirajlar AB'den gelen bir komite tarafından takip edilmekte ve böylesi hayali aboneler tespit edilip kesilmektedir... Çünkü Türkiye'de hiçbir gazete 1.750bin baskı yapmamıştır... Ve inşaallah 1milyonuncu aboneyide göreceğiz... Bu gazetenin arkasında bop gop gibi kısaltmalar ve müslümana eziyet edecek güçler yoktur... Bu gazete halkın parası ile kurulmuş ve bir kar topu gibi büyümektedir... Diğerlerinin sıkıntısı onların çığırtkanlığını susturan bir devin olmasıdır... Çok ilkeli(!) habercilik yaptııkları için her haberleri tekzip edilmekte yalan haber dalında açık ara önde gitmekteler...

"TÜRKİYEMİN SAF TEMİZ MÜSLÜMANLARIMIN GELECEĞİ YER BURASI DEĞİLDİ, SANKİ TÜRKİYE MÜSLÜMANLIKLA YENİ TANIŞIYOR, BU TOPLUM 1000 YILDIR MÜSLÜMAN BEYLER HANIMLAR, ÖYLE DEĞİL DERSENİZ KENDİNİZİ İNKAR EDERSİNİZ, FATİHİ , KANUNİYİ, SULTAN SELİMİ, ABDULHAMİTİ İNKAR EDERSİNİZ, BİZ EVVELDENDE MÜSLÜMANDIK, ŞİMDİKİ GİBİ ŞEBEKE, KIL TÜY KUMAŞ MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL TÜRKÜN MÜSLÜMANLIĞI, VİCDAN MÜSLÜMANLIĞIDIR, AHLAK MÜSLÜMANLIĞIDIR TÜRK HALKININ MÜSLÜMANLIĞI, ARABIN VAHABİNİN MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL, İKİNCİ SINIF GÖRDÜĞÜ KADINLARI SAHADA KULLANANLARIN MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL TÜRKİYEMİN MÜSLÜMANLIĞI, GEÇECEK TÜRKİYEM UMUDUNU YİTİRME BUNLARIDA AŞACAĞIZ.
SAYGILARIMLA"
Şu söylediklerini kimler yapmakta iyi düşün kadını bir obje olarak kullanan kimler... Senin müslümanlığını unutturma derdinde olan kimler... Atatürk'e sen bizim peygamberimizsin diyenler kimler?... İyi düşün.... Vicdansızlık kimde iyi düşün başörtüsüne paçavra kumaş parçası diyenler kimler?... İyi düşün... Fatih, Kanuni, Yavuz dönemiyle şimdiki insanları iyi araştır, karşılaştır.... Aarabın müslümanlığı nedir onuda bi açıkla????... Unutma İSlamiyet önce Arap Hz. Muhammed(S.A.V)'e gelmiştir... İslamiyette kurallar hep aynıdır 1400 yıldır... Bunları bugün aklı sıra değiştirme gayretinde olanlar kimler????.... İyi düşün cevap ver...
SAYGILAR....

abuç
16.12.2007, 12:49
yeni şafak çünkü kültürümüze uygun yayın yapan tek gazete o.

abuç
16.12.2007, 12:51
Ben genelde Yenişafak,Zaman,Bugün,Tercüman vb benzeri gazeteleri okuyorum zira birçok gazetede magazinden okuyacak haber bulamıyoruz,hele bazı gazeteler varki 6 ay siyaha büründü ama Türkiye Ak bir geleceğe yelken açtı...

akmı, karamı?......................

sivaslıgenç
16.12.2007, 13:31
musab58 abi sediklerine sonuna kadar katılıyorum hemen bi çamur atarak işi bitirmeye çalışlmayın somut örnekler gösterinsene bize...

Gülpare
17.12.2007, 11:10
Oooo bütün üyelerimiz zaman gazetesini secmis..Ben Sabah gazetesini tercih ederdim..
Aslinda farketmez,hangisi olursa okurum,önemli olan güncel haberler degil mi?:)

SivasLady
17.12.2007, 11:20
önceleri almanyada fazla gazete yoktu ve tabiki olanlar okundu
simdi ise internet var onun icin gazete almiyorum
zaten cogu magazin ve eglence icerikli bazilarida poitika vs.
ben internete giriyorum, ilgimi ceken haberleri okuyorum

abircan
17.12.2007, 11:22
o savunduğunuz gazete mütemadiyen bugün yine kapımda 3 adet duruyordu, her gün , hergün, hergünkü gibi, sahipsiz bırakılıp gidiliyor, sözde abonelere, bende hergün parasız ayağıma gelen bu hizmetten hergün yararlanıyorum, hergün okuyorum hatta sizden önce ve sizden daha fazla, ne kadar liboş geçinen varsa şirin görünmek için vitrinde önde duran mallar gibi yazıyorlar, şaşa olsun diye, ama arkadaşlarımın bazıları gibi neredeydik nereye geldik ve nereye gidiyoruz sorusunu sorunca daha olacakları düşünemiyorum bile, beni ülkem ve milletim adına korkutuyor malesef, bu sadece gazete organizasyonu değil, eğitim, ticaret sokak organizasyonu olarak faşizme doğru tam gaz gidiyoruz, bu sadece saf müslümanın inancını yaşamak mücadelesi olarak gelişmiyor , gitmiyor örgütlenmiyor, hele kadınlarımızın eğitim, siyaset ve sosyal alanlardan giderek geriletildiğini adım adım görüp yaşamak, ülkemin geleceği adına hepimizi kaygılandırıyor malesef, bir düşünün neredeydik nerelere geldik, güye ab ye ilerleyen, ama içerde toplumsal olarak derin fay hatları yaşayan , kürt sorunu, laik, anti laik, müslüman olan olmayan, alevi-sünni ayrımları gitgide ayrılık tohumları beslenip büyütülüyor, bununla birlikte türkiye ekonomisi 400 milyar dolarlık dış borcuyla dışa bağımlı ithal ikame ekonomisi olarak son sürat uçuruma doğru ilerliyor, 14 milyon ilköğretim çağında genç nüfusu koşar adım milyonlarca işsizin arasına katılmakta, aldığı basit uyduruk eğitimle bu zamanda rekabet dünyasında yeralmakta , BU GİDİŞ İYİYE GİDİŞ DEĞİL, BU GİDİŞ DOĞRU GİDİŞ DEĞİL, onu bunu boşverin ortak değerleri geliştirelim, ayrılıkları, aykırılıkları değil

amele
17.12.2007, 12:40
burdan herkese çok kısa bir sorum olacak zaman gzetesi kimindir?

Gercek Prenses
17.12.2007, 12:42
Bir zamanlar uzun süredir ZAMAN gazetesine aboneydim.
Internetden haberleri okuma imkanim olunca aboneligimi bitirdim.
Ve sirf AILEM dergisini okuyabilmek icin
ve dergiyide ayni zamanda biriktirdigim icin
Pazartesi günleri halen aliyorum ZAMAN gazetesini.

yigido yakup
18.12.2007, 00:31
burdan herkese çok kısa bir sorum olacak zaman gzetesi kimindir?

Aydin Doganin degil
yetmezmi :)

asude
18.12.2007, 13:48
ben de sivaslı genç arkadaşa katılıyorum.gazetelerin hangi ideolojiye hizmet ettiği önemli değil bence ,herkes kendine uygun olanı alır okur.hatta bilgim olsun diye farklı düşüncelerdeki gazeteleri de alır gözden geçiririm.ama kendi gibi düşünmeyenleri yalan yanlış haberlerle karalamaya ,çamur atmaya çalışan gazetelerden nefret ederim.cumhuriyet de bunlardan biri.basında sık sık rastlıyoruz ,ıspatlanıyor,belgeleniyor yalan haber yaptıkları.okumaya devam edenler bunları hiç mi görmüyorlar acaba?halkçı olduğunu söyleyene de bir sözüm var:halkın,sadece cumhuriyetin arkasında bulunanlar kadar olduğunu sanıyorsanız,yanılıyorsunuz...

sivaslifani
18.12.2007, 15:12
Zaman gazetesi. Çünkü dopldolu bir gazete.
Ayrıca yorum sayfasını çok seviyorum

58mehmet
18.12.2007, 16:22
Benim tercihim genelde Hürriyet olmuştur.Zaman zaman diğer gazeteleride çok okurum,fakat ilk tercihim Hürriyet ve bazende yerel gazeteleri okurum.Spor gazetelerindende Fotomaç genelde okurum.Tabiiki internet çağında güncel gelişmeleride internetten takip ediyorum.

fatihada58
18.12.2007, 17:13
bi ara zaman ve cumhuriyeti bir arada alır karşılaştırarak okurdum.sonra sonra cumhuriyetin cumhuru görmediğini sadece bir kısma hitap ettiğini ve gözümle gördünce bildiğim olayları başka başka okuyunca bıraktım.ne bileyim mesela sivas belediyesi meydanı yeniden düzenleyecekti ama ne hikmetse öle bi haber yazdıki neymiş sivastaki atatürk heyleki kalkıyomuş vs. yada bi ara sivasta kavak ağaçları şehir içinde kesilsin yada yerine başka ağaç dikilsin denildi neymiş atatürkün sevdiği şiirlere konu olan kavak ağaçları katlediliyormuş sivasta.gelde bu gazeteyi oku.neyse arkadaşlar isteyen istediğini okur ama hani bişeyler yazarken gerçekleri yazın öle çamur atmayın mesela benim dediklerimi açar cumhuriyet gazetsinden okursunuz inanmıyosanız değilmi:))

Abdurrahman 58
18.12.2007, 21:36
musab58 abi sediklerine sonuna kadar katılıyorum hemen bi çamur atarak işi bitirmeye çalışlmayın somut örnekler gösterinsene bize...

ben oldum olası aktleri(akp) savunmuyorum...tabiki çoookk hatası var.ulen burda bunları söylüosnz ne hikmetse sandığın başına geçtimi iş değişio ampulde ampül...ne arkadaşlar bu ampül ney???hadi BBP:GÜL VE HİLALİ KULLANIYOR(HİLAL:İSLAMİYETİN SİMGESİ,GÜL'DE HZ.MUHAMMED(S.A.V)'İ HATIRLATIO.MHP ÜÇ HİLALİ KULLANIYOR OSMANLININ BAYRAĞI OLDUĞU İÇİN.SAADET HİLALİ KULLANIYOR AZ ÖNCE SÖYLEDM İSLAMİYETİN SİMGESİ.DSP GÜVERCİNİ KULLANIYOR ÖZGÜRLÜĞÜ İFADE ETTİĞİ İÇİN.GP TÜRK BAYRAĞIMIZI KULLANIYOR.------AMPÜL????????????????????
NE HİKMETSE BU AMPÜLLER Bİ YANMADI GİTTİ ARKADAŞ.
BİZ ÖYLE BİR MİLLETİZKİ (TR %52Sİ) AĞZINI Bİ GÜNE Bİ GÜN VATAN İÇİN ALLAH İÇİN AÇMAYAN ZERRE KADAR MİLLİYETÇİ KİŞİLİĞİ OLMAYAN.TÜRKİYEMİ ABD UŞAKLIĞINA SÜRÜKLEYEN,ÜLKEYİ ''ASKERSİZ İŞGAL PLANLARI YAPANLARA'' YATAKLIK EDEN(VS.)BİR PARTİYE OY VERİYOR GÖZ GÖRE GÖRE

''BİRLİK'' ZAMANI GELDİDE GEÇİYOR BİLE
BU VATAN 30 KUPONA SATIN ALINMADI BEYLER -UZAKLARI DÜŞÜNEN BEYLER-EFENDİLER.UNUTMAYINKİ BU ÜLKEDE HER GÜN ÇIĞ GİBİ BÜYÜYEN BİR ALPEREN GENÇLİK VAR.S A T T I R M A Y A C A Ğ I Z!!!

leblebi82
18.12.2007, 22:15
Hakikaten bu kadar gazeteyi okuyormusun yaa neyde belli bir ideoloji var o isimleri yazmışsın sonrada bilgiçlik taslıyor okuyorum diyorsun,Allah bilir birine bile abone değilsindir,ve iddia ediyorum bunları sadece demogoji yapmak için yazdın...
6 ay siyaha bürünmeye gelince sana göre açılan sayfa AK olabilir bunu 10 yıl sonra görürüz yüzün nasıl kararacak,10 yıl sonra olacaklara bir ışık tutmak niyetiyle o sayfa karardı biz güneşin arkasını gören gözlere sahibiz,güneşin ihtişamı asla aldatmasın sizleri...


Yav Sen herhalde ermiş bir arkadaşsın. Kimin kaç gazete okuduğunu falan hemen anlıyorsun. Hiç tanımadığın birisinin yorumuna yorum getirip doğru olmadığını ima ediyorsun. O arkadaşımız konu başlığında sorulan soruya cevap vermiş. Bunu yargılamak senin ne haddine.


İstersen sana abonelik belgelerimin fotokopilerini yollarım ama bu zahmete değer bir karşılık isterim.Eğer ben enaz 2 en fazla 5 senedir bu gazetelere üyeliğimi ispatlarsam sende ZAMAN veya YENİŞAFAK veya TERCÜMAN veya BUGÜNden birine abone olup "Bu zamana kadar cahil kalmışım Cumhuriyet Gazetesi dedik hak bildik batıl çıktı" dermisin!YÜREK İSTER!
Şimdi siyah sayfaya gelelim,10 sene sonrasını görüyorlarmış tarih Haziran 2 temmuz seçimlerinde şimdiki iktidar partisini barajı geçemez gösteren zihniyetin meyvası 10 yıl sonrasını görüyorMUŞ.
GÜLDÜRMEYİN BENİ...

Tebrik ederim , gerekli cevabı vermişsin kendilerine. Bilmiyorum yorum yapanlar içerisinde benim kadar gazete sektörünün içerisinde yer almış bir arkadaş var mıdır ? Çünkü bilfiil Ulusal bir gazetemizin temsilciliğini yapıyorum. Aynı zamanda daha önce de başka bir gazetemizin bünyesinde bulunmuştum yıllar önce.

Benim bu soruya vereceğim cevap şudur ; Türkiye'de malumunuz gazete okuma oranları oldukça düşük. Bu oranların önemli bir bölümünün de Posta, Takvim gibi tabilot yayın yapan gazetelere ayrıldığını düşünürsek ülkemizde gerçek gazete okuyucusunun son derece yetersiz olduğunu söyleyebiliriz.

Ben gazete konusunda özellikle topluma değer katmadığına inandığım gazetelerden uzak durmayı tercih ediyorum. Özellikle de Aydın Doğan gazetelerini hiç almıyorum.

Yıllardır ( yaklaşık 15 yıl olmuştur ) Türkiye Gazetesi'ne aboneyim. Ve bu gazetenin benim hayatımda önemli bir yeri olduğuna inanıyorum. Ayrıca bana istediğim şeyleri verdiğini düşünüyorum. Toplumu germeyen, ülke huzurunu düşünen, milletimizin birliğini ve dirliğini arzulayan bir gazete.

Türkiye kadar değer verdiğim diğer bir gazete Zaman Gazetesi. Bu gazeteye de 2-3 yıl kadar abone olmuştum. Ve onun haricinde de devamlı takip ettiğim bir gazete. Hatta Zaman Yayınlarını Aksiyon Dergisi ile birlikte destekleyterek takip etmişimdir. Bu gazete de bana göre şu anda Türkiye'de yayımlanan en ilmi ve akademik gazetelerin başında geliyor. Şu anda abone olmamama rağmen devamlı takip etmeye çalışıyorum. Yakın bir zamanda inşallah tekrar abone olmayı düşünüyorum.

Diğer takip ettiğim gazeteler ; Halka ve Olaylara Tercüman, Bugün, Ortadoğu, Yeniçağ ve daha seyrek bir şekilde Yeni Şafak. Bu gazetelerde de özellikle yazar kadrosunda ilgiyle takip ettiğim yazarlar var. Ve genelde ilgiyle takip ettiğim bütün gazeteler Maneviyatçı - Vatansever çizgide bir anlayış sergiliyorlar. Diğerlerinin cumhuriyetçiliğini v.s. daha çok sözde buluyorum. Toplumu kutuplaştırmaya çalışan gazeteler olduğunu düşünüyorum.

Ekonomi alanında Dünya Gazetesini tercih ediyorum. Yerel olarak da Sivas Postası ve Hürdoğan ilgiyle takip ettiğim gazeteler.

sivaslıgenç
18.12.2007, 22:56
Serkan abi ben zaten akp yi desteklemiyomda sen nerden çıkardın onu benim mesajımdan alıntı yaparak

altuntas58
19.12.2007, 17:28
Bir gazete secme hikayesi sürdü gidiyor. gidiyor gitmesinede inşallah saygı ve sevgi cercevesi içinde sürüp gider öyle bir birimize kırıcı suclayıcı ve negatif bir şekilde yaklaşmak yerine daha pozitif saygılı olarak bu anketi sürdürürsek daha iyi olur kanaatindeyim saygılarımla

havacı
20.12.2007, 21:57
Öncelikle tüm yigido hemşerilerimin kurban bayramını kutlarım.
her konuda üsküdarlı yigido abime katılıyorum .
konu gazetemi
hepsini okurum yazdıklarından haberdar olmak için böyle faydalı oldugunada inanıyorum illada bir gazetemi tercihim tabiki zaman günlük ne gazeteler okuyoruz rant ugruna ney yazacaklarını şaşırıyorlar bilmem anlata bildimmi saygılar.

Abdurrahman 58
20.12.2007, 22:23
Serkan abi ben zaten akp yi desteklemiyomda sen nerden çıkardın onu benim mesajımdan alıntı yaparak

davadaşım.siyasette sırtımı sağlama dayayım dedim şurda 2 kişiyiz birbirimizi savunalım dmi...

sivaslıgenç
20.12.2007, 22:27
Evet öyle abi .......... sonuçta davadaşız:D

Arif Coşkun
23.12.2007, 17:03
Arkadaşlar sorulan bir hangi gazeteyi okuyorsunuz sorusundan konu nerelere kaymış,nerelere çekilmiş.Şu gazeteyi okuyor diye birini suçlamak,yok şu görüşü savunuyor diye tepki vermek yalnış.Her gazetenin elbetteki hizmet verdiği bir dünya görüşü kitlesi var.Bundan doğal bir şeyde olmaz zaten.O fikri ve görüşü savunan kişilerde o gazeteleri alır. Standart insan kitlesi olamaz zaten. Düşününki 75 milyon insan aynı görüşü paylaşıyor ve hepsi aynı kafadayız.O zaman neyi tartışacaz doğruları nasıl bulacağız. Bir söylem vardır"Herkes aynı şeyi düşünüyorsa hiç kimse bir şey düşünmüyor demektirr" Çok doğru bir söz. Değerli ozanımız Aşık Veysel "Koyun kurt ile gezerdi fikir başka başka olmasa" Demiş. Onun için, fikirlerde farklı olacak görüşlerde farklı olacak, medeni bir şekilde konuşup tartışıp demokratik yollarla yönümüzü bulacağız. Fikire saygısı olmayanın insanada saygısı olmaz! Lütfen hoşgörü,hoşgörü,hoşgörü.Bunu unutmamalıyız.

bilocan58
23.12.2007, 17:31
.............................. ......................oku zamanı gel ımana :)

Veli Bircan
23.12.2007, 18:25
Her zaman ZAMAN...sonuna kadar ZAMAN.. forza ZAMAN

nedenini sorasanız....

kendi düşüncelerimi savunan bir gazeteyi sonuna kadar alırım aldırırım ;)

Abdurrahman 58
23.12.2007, 21:39
YETER BEYLER TAMAM KONUNUN AÇILIŞ AMACI HANGİ GAZETEYİ OKUYOSUNUZ?NEDEN?AMA KONU ÖYLE Bİ HAL ALDIKİ 6-7 MESAJ SONRA ÇATIŞMAYA DÖNÜŞTÜ SAĞ-SOL DİYE
YANİ HANİ POLİSLER KARŞI TARAFTAN SALDIRI GELMEDİKÇE KURŞUN SIKMIYORYA.BİZDE(SAĞ)ÇAĞDAŞ SAYGILI Bİ ŞEKİLDE FİKRİMİZİ SAVUNACAKTIK AMA İLK SALDIRI KARŞI TARAFTAN GELDİ İNCELEYEBİLİRSİNİZ.BURASI SİYSET MEYDANI DEĞİL BUNDAN ÖNCE Bİ KAÇ ŞEY SÖYLEMİŞ OLABİLİRİM BAZILARININDA ZORUNA GİTMİŞ OLABİLİR KUSURA BAKMAYIN. AMA LÜTFEN SİYASETİ KARIŞTIRMAYALIM...İLLAKİ SİYASET YAPALIM DİYOSANIZ AÇALIM Bİ FORUM ORDA TARTIŞALIM ORDA KOZLARIMIZI PAYLAŞALIM YANİ ANLATMAK İSTEDİĞİM 1 TANE SİYASET MEYDANI OLSUN...SEVGİLER-SAYGILAR

58mehmet
24.12.2007, 09:46
YETER BEYLER TAMAM KONUNUN AÇILIŞ AMACI HANGİ GAZETEYİ OKUYOSUNUZ?NEDEN?AMA KONU ÖYLE Bİ HAL ALDIKİ 6-7 MESAJ SONRA ÇATIŞMAYA DÖNÜŞTÜ SAĞ-SOL DİYE
YANİ HANİ POLİSLER KARŞI TARAFTAN SALDIRI GELMEDİKÇE KURŞUN SIKMIYORYA.BİZDE(SAĞ)ÇAĞDAŞ SAYGILI Bİ ŞEKİLDE FİKRİMİZİ SAVUNACAKTIK AMA İLK SALDIRI KARŞI TARAFTAN GELDİ İNCELEYEBİLİRSİNİZ.BURASI SİYSET MEYDANI DEĞİL BUNDAN ÖNCE Bİ KAÇ ŞEY SÖYLEMİŞ OLABİLİRİM BAZILARININDA ZORUNA GİTMİŞ OLABİLİR KUSURA BAKMAYIN. AMA LÜTFEN SİYASETİ KARIŞTIRMAYALIM...İLLAKİ SİYASET YAPALIM DİYOSANIZ AÇALIM Bİ FORUM ORDA TARTIŞALIM ORDA KOZLARIMIZI PAYLAŞALIM YANİ ANLATMAK İSTEDİĞİM 1 TANE SİYASET MEYDANI OLSUN...SEVGİLER-SAYGILAR

Dogrusu bu tepkini anlamiyorum,surda ne güzel bir ortam var ve herkes fikrini yazmislar.Bence bundan güzel bir firsat olamazdi insanlar fikirlerini yazmasi icin.Anlamadigim niye gocunuyorsun,birak herkes özgürce fikirlerini yazsinlar.Sag sol catismasi kesinlikle degil,sadece bir özgür platforum olusmus.Bundan büyük gurur duymamiz gerekki her görüsten Sivaslilar burada normal demokratik bir tartisma ortamina girmisler.
Asil sen olaylari alevlendiriyorsun.Buda benim görüsüm.

sivaslıgenç
24.12.2007, 10:05
Evet bencede bir siyasi bir forum açalım orda tartışalım burada deil eğer öyle bir istek olursa hemen açalım.

sonnefer
24.12.2007, 10:25
Selamün aleyküm..

Bu konuyu açan arkadaşım.Neden o sıralmaya ORTADOĞU veya YENİÇAĞ gazetelerini koymadınız eğer mümkünse bu gazeteleride koyarmısınız.

pirmahsuni
24.12.2007, 11:04
Selamün aleyküm..

Bu konuyu açan arkadaşım.Neden o sıralmaya ORTADOĞU veya YENİÇAĞ gazetelerini koymadınız eğer mümkünse bu gazeteleride koyarmısınız.

Ortadoğu ve Yeniçağ mı?o neki?:confused:

pirmahsuni
24.12.2007, 11:08
Yav Sen herhalde ermiş bir arkadaşsın. Kimin kaç gazete okuduğunu falan hemen anlıyorsun. Hiç tanımadığın birisinin yorumuna yorum getirip doğru olmadığını ima ediyorsun. O arkadaşımız konu başlığında sorulan soruya cevap vermiş. Bunu yargılamak senin ne haddine.



Sen banu58 in avukatımısın?Onun ağzı dili parmakları yokmu? bunları yazacakta sen yazıyorsun
Hele hele "had" meseledine gelirsek,ben haddimin sırlarını senden öğrenecek değilim kaldıki sende bana haddimi bildirecek gerekli lat yapıda yok zaten.

pirmahsuni
24.12.2007, 11:10
İstersen sana abonelik belgelerimin fotokopilerini yollarım ama bu zahmete değer bir karşılık isterim.Eğer ben enaz 2 en fazla 5 senedir bu gazetelere üyeliğimi ispatlarsam sende ZAMAN veya YENİŞAFAK veya TERCÜMAN veya BUGÜNden birine abone olup "Bu zamana kadar cahil kalmışım Cumhuriyet Gazetesi dedik hak bildik batıl çıktı" dermisin!YÜREK İSTER!
Şimdi siyah sayfaya gelelim,10 sene sonrasını görüyorlarmış tarih Haziran 2 temmuz seçimlerinde şimdiki iktidar partisini barajı geçemez gösteren zihniyetin meyvası 10 yıl sonrasını görüyorMUŞ.
GÜLDÜRMEYİN BENİ...

Çocuk gibisiniz banu hanım,bu tür tartışmaya sadece gülerim ben:D:D:D

Serd@r
24.12.2007, 12:22
Selamün aleyküm..

Bu konuyu açan arkadaşım.Neden o sıralmaya ORTADOĞU veya YENİÇAĞ gazetelerini koymadınız eğer mümkünse bu gazeteleride koyarmısınız.

Tamam Arkadaşım bu iki gazete tek sütunda ankete sunuldu.

sade58
24.12.2007, 12:33
Tamam Arkadaşım bu iki gazete tek sütunda ankete sunuldu.

Bu gazeteleri eklemeğe gerek varmıydıki?Zaten okuyanınıda zor bulursunuz bu gazetelerin.Ama yinede siz bilirsiniz tabiiki.Artık sonuca bakalım,merak ediyorum kaç kişi bu gazeteleri okuyormuş.

özdemir
24.12.2007, 16:24
arkadaşlar fazla tartışmaya girmeden sadece okuduğunuz gazeteyi işaretleyin yeter bence
sonra burası amacına uygun hareket etmez
bölücülük başlar aramızda

murathan147
24.12.2007, 18:31
doğru dürüst ilkeli zaman zamana değer veriyor insana düşünceye akla değer veriyor herkese eşit yakınlıkta

Abdurrahman 58
24.12.2007, 21:10
Dogrusu bu tepkini anlamiyorum,surda ne güzel bir ortam var ve herkes fikrini yazmislar.Bence bundan güzel bir firsat olamazdi insanlar fikirlerini yazmasi icin.Anlamadigim niye gocunuyorsun,birak herkes özgürce fikirlerini yazsinlar.Sag sol catismasi kesinlikle degil,sadece bir özgür platforum olusmus.Bundan büyük gurur duymamiz gerekki her görüsten Sivaslilar burada normal demokratik bir tartisma ortamina girmisler.
Asil sen olaylari alevlendiriyorsun.Buda benim görüsüm.

kardeş sen ne demek istediğimi anlayamamışsın burası bir anket forumu.bu sayfada işin siyasete dökülmemesini anlatmak istedim GOCUNMADIM!!!!!!!!!!!!
DEMEKKİ SEN BU TAVRIMA GOCUNDUNKİ BÖYLE Bİ TEPKİ VERDİN!

leblebi82
24.12.2007, 21:20
davadaşım.siyasette sırtımı sağlama dayayım dedim şurda 2 kişiyiz birbirimizi savunalım dmi...

Niye ya Serrrkan beni saymıyor musunuz ?

SivasAhmet
25.12.2007, 01:22
Gayet güzel bir şekilde herkes fikrini beyan etmiş.Benim tercihim ise bana kalsın,ben yukardaki butona tıkladım :)

sivaslıgenç
25.12.2007, 08:33
Niye ya Serrrkan beni saymıyor musunuz ?

Yok abi sende o konuda bizdensin

abircan
25.12.2007, 15:50
Ben ZAMAN gazetesinin Amerikan uşağı olduğunu ispatla dedim sen bana sömürge tarihini anlatmışsın, Ülker'in nasıl zengin olduğundan bahsetmişsin... Elinde somut bir kanıt var mı?... Çamur at izi kalsın hesabına girme... Kimse sana veya bir başkasına müslüman değilsin demiyor diyemezde çünkü bir müslümana kafir diyen dinden çıkar... Gazete nasıl kuruldu bir bilgin var mı?... Hayır... Sadece düğün davetiyesi işiyle değil... Bu bir himmetir ve öyle kurulmuştur... Bu tebliğ, irşad davasıdır... Bugün milliyetçiyim, ulusalcıyım, Türkçüyüm diyenlerden daha Türk'tür daha milliyetçidir bu dava... Sağı da solu da hangisi Türkiye'ye bu kadar hizmet etmiştir ve dünyada sadece 3 ülke dışında her yere okul açmıştır... Gerçi sizin buna da bir çamurunuz vardır... Bu okullar bu gazete ile birlikte büyümüştür... Bu gazete de bugün magazin yoktur asparagas yalan haber yoktur sadece doğrular vardır... Ha hoşuna gider ya da gitmez o sana kalmış ama Amerikan sermayesi demek o gaztenin kuruluşunda para vermiş emeği geçmiş insanların hakkına girmektir onlara hakarettir... Gazete bırakılması işi ise o söylediğin yerde hiç kimsenin abona olmadığına emin misin?... Çünkü iki aydır tirajlar AB'den gelen bir komite tarafından takip edilmekte ve böylesi hayali aboneler tespit edilip kesilmektedir... Çünkü Türkiye'de hiçbir gazete 1.750bin baskı yapmamıştır... Ve inşaallah 1milyonuncu aboneyide göreceğiz... Bu gazetenin arkasında bop gop gibi kısaltmalar ve müslümana eziyet edecek güçler yoktur... Bu gazete halkın parası ile kurulmuş ve bir kar topu gibi büyümektedir... Diğerlerinin sıkıntısı onların çığırtkanlığını susturan bir devin olmasıdır... Çok ilkeli(!) habercilik yaptııkları için her haberleri tekzip edilmekte yalan haber dalında açık ara önde gitmekteler...

"TÜRKİYEMİN SAF TEMİZ MÜSLÜMANLARIMIN GELECEĞİ YER BURASI DEĞİLDİ, SANKİ TÜRKİYE MÜSLÜMANLIKLA YENİ TANIŞIYOR, BU TOPLUM 1000 YILDIR MÜSLÜMAN BEYLER HANIMLAR, ÖYLE DEĞİL DERSENİZ KENDİNİZİ İNKAR EDERSİNİZ, FATİHİ , KANUNİYİ, SULTAN SELİMİ, ABDULHAMİTİ İNKAR EDERSİNİZ, BİZ EVVELDENDE MÜSLÜMANDIK, ŞİMDİKİ GİBİ ŞEBEKE, KIL TÜY KUMAŞ MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL TÜRKÜN MÜSLÜMANLIĞI, VİCDAN MÜSLÜMANLIĞIDIR, AHLAK MÜSLÜMANLIĞIDIR TÜRK HALKININ MÜSLÜMANLIĞI, ARABIN VAHABİNİN MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL, İKİNCİ SINIF GÖRDÜĞÜ KADINLARI SAHADA KULLANANLARIN MÜSLÜMANLIĞI DEĞİL TÜRKİYEMİN MÜSLÜMANLIĞI, GEÇECEK TÜRKİYEM UMUDUNU YİTİRME BUNLARIDA AŞACAĞIZ.
SAYGILARIMLA"
Şu söylediklerini kimler yapmakta iyi düşün kadını bir obje olarak kullanan kimler... Senin müslümanlığını unutturma derdinde olan kimler... Atatürk'e sen bizim peygamberimizsin diyenler kimler?... İyi düşün.... Vicdansızlık kimde iyi düşün başörtüsüne paçavra kumaş parçası diyenler kimler?... İyi düşün... Fatih, Kanuni, Yavuz dönemiyle şimdiki insanları iyi araştır, karşılaştır.... Aarabın müslümanlığı nedir onuda bi açıkla????... Unutma İSlamiyet önce Arap Hz. Muhammed(S.A.V)'e gelmiştir... İslamiyette kurallar hep aynıdır 1400 yıldır... Bunları bugün aklı sıra değiştirme gayretinde olanlar kimler????.... İyi düşün cevap ver...
SAYGILAR....

Asker ve Valiler ülkenin yüzde 5'i

Kurban Bayramı’nda Doğu ve Güneydoğu’daki halka yardım yapılmasını isteyen Fethullah Hoca, çağrısına cevap verenleri yüzde 95 olarak tanımladı

Gülen, ‘’Keşke asker, polis ve valiler de yardım yapan yüzde 95’in içinde olsaydı’’ diyerek bu kesimi yüzde 5 kabul etti. Gülen’in ‘’Gelecekte kurbanlarımızı Kuzey Irak’ta keseceğiz’’ sözleri de dikkat çekti.

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

Kurban Bayramı’nda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yardım yapılmasını isteyen Fethulah Gülen, ‘’Yardımları izledim, yüreğimin yağı eridi’’ dedi. Gülen’in polis, asker, bürokrat ve milletvekillerinin de bu yardımın içinde olması gerektiğini vurgularken, bu kesimi yüzde 5 kategorisine koydu. Gülen, yardım yapanların oranının yüzde 95 olduğunu öne sürdü. Gülen’in çağrısıyla, cemaate yakınlığıyla bilinen ‘’Kimse Yok Mu Derneği’’ gönüllüleri bayramda kurbanlarını Doğu ve Güneydoğu’da kesti. Gönüllüler, kurban etlerini Diyarbakır, Siirt, Batman, Van, Şanlıurfa, Mardin, Kars, Şırnak ve Hakkari’deki ailelere dağıttı. ABD’de hayatını sürdüren Gülen, kişisel internet sitesinde “ Hizmet erleri, doğu-batı kaynaşması adına çok önemli bir vesile kabul ederek, bayramlaşmak ve yardımlaşmak için ülkenin bir ucundan diğerine koştular. Aslında birkaç kilo et değil, gönül verdiler, gönül aldılar’’ dedi.

YÜZDE 95
Gülen, yardım faaliyetlerini TV’den gözyaşları içinde izlediğini belirterek, “O karelerin her bir yerinde yüreğimin yağı eridi, senelerdir hasret kaldığımız tabloları görünce” dedi. Polis, asker ve bürokratlara da çağrı yapan Gülen, şöyle dedi: “Keşke valilerimiz halkın değerlerini yerine getirme konusunda o insanların önünde, yanında olsaydı. Keşke askerlerimiz de onlarla beraber, onların inançları istikametinde o yüzde 95’in içinde olsaydı. Sağlarına baktıklarında valiyi, sollarına baktıklarında askeri görselerdi, emniyet mensuplarını rical-i devleti görselerdi. Meclis parlamenterler evlerinde bayram yapıyordu.. Keşke Van’da, Diyarbakır’da, Mardin’de, Tatvan’da, Şırnak’ta, Hakkari’de sağa selam verdiklerinde on tane parlamentere selam verselerdi, sola selam verdiklerinde on tane bürokratın, on tane genel müdürün çehrelerini görselerdi. On tane müsteşarla karşılaşmış olsalardı”

KUZEY IRAK’A GÖNDERME
Gülen, Diyanet İşleri Başkanlığı’na da kandil kutlamaları vesilesiyle müftüler ve vaizlerle çıkarma yapması dileğinde de bulundu. Gülen, “Diyanet de belki vaazlarını Kuzey Irak’da yapacak. Orada sesimiz ve soluğumuz duyulacak” dedi. “Polis ya da asker abisinin elinden hediye alan ve onun tarafından giydirilen bir çocuğun devletine kötü nazarla bakmasının mümkün olmadığını’’ söyleyen Gülen, “Emniyetçi abisinden, asker abisinin elinden bunları görünce yepyeni bir sempati uyanıyor ve onların şahsında kendi devletinin karşısında değil, yanında olduğunu görüyor. Böylece milletimiz oraya huzur götürüyor. Gelecekte kim bilir hangi boyutlara ulaşacak. Belki o kurbanları biz götürüp oralarda keseceğiz” diyerek Kuzey Irak’ı işaret etti.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] 6&Newsid=153556&Categoryid=1

sivaslıgenç
25.12.2007, 17:35
okeyde şimdi bu olayın anketle ne alakası var onu anlamadım...

leblebi82
25.12.2007, 20:18
Gülen, ‘’Keşke asker, polis ve valiler de yardım yapan yüzde 95’in içinde olsaydı’’ diyerek bu kesimi yüzde 5 kabul etti. Gülen’in ‘’Gelecekte kurbanlarımızı Kuzey Irak’ta keseceğiz’’ sözleri de dikkat çekti.

Gülen, yardım faaliyetlerini TV’den gözyaşları içinde izlediğini belirterek, “O karelerin her bir yerinde yüreğimin yağı eridi, senelerdir hasret kaldığımız tabloları görünce” dedi. KUZEY IRAK’A GÖNDERME
Gülen, Diyanet İşleri Başkanlığı’na da kandil kutlamaları vesilesiyle müftüler ve vaizlerle çıkarma yapması dileğinde de bulundu. Gülen, “Diyanet de belki vaazlarını Kuzey Irak’da yapacak. Orada sesimiz ve soluğumuz duyulacak” dedi. “Polis ya da asker abisinin elinden hediye alan ve onun tarafından giydirilen bir çocuğun devletine kötü nazarla bakmasının mümkün olmadığını’’ söyleyen Gülen, “Emniyetçi abisinden, asker abisinin elinden bunları görünce yepyeni bir sempati uyanıyor ve onların şahsında kendi devletinin karşısında değil, yanında olduğunu görüyor. Böylece milletimiz oraya huzur götürüyor. Gelecekte kim bilir hangi boyutlara ulaşacak. Belki o kurbanları biz götürüp oralarda keseceğiz” diyerek Kuzey Irak’ı işaret etti.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] 6&Newsid=153556&Categoryid=1

Sayın M.Fethullah Gülen hocaefendi gerçekten son derece önemli bir konuya değinmiş. Hakiki vatanseverlik budur işte. Türkiye'de onu ve onun gibileri anlamayanları Allah Islah Etsin diyorum. İnşallah ülkemiz için yapılan bu tür çalışmaların devamı gelir.

Abdurrahman 58
25.12.2007, 22:52
Niye ya Serrrkan beni saymıyor musunuz ?

USTA BİLMİYODUM VALLA 3 KİŞİ OLDUK DAHADA SAĞLAMLAŞTIK EYVALLAH DAVADAŞIM SİVAS OCAKTA BULUNDUNMU HİÇ ESKİDEN VEYA ŞİMDİ???

sade58
26.12.2007, 00:49
USTA BİLMİYODUM VALLA 3 KİŞİ OLDUK DAHADA SAĞLAMLAŞTIK EYVALLAH DAVADAŞIM SİVAS OCAKTA BULUNDUNMU HİÇ ESKİDEN VEYA ŞİMDİ???

şu anda bir yanlış yapıyorsun,madem konu gündeme gelmiş ve herkes burada açıkça fikrini yazmış ve sen gelmiş,hemen ayrımcılık yapıyorsun.Burada herkes fikrini yazmış,şimdi ben Sivaslıyım ama başka fikirdeyim senin gibi düşünmüyorum diye beni dışlıyormusun?
Bu konuya bir açıklık getirirsen memnun olurum.

özdemir
26.12.2007, 07:56
moderatör arkadaşım bu anketi kilitlesen artık. burda sivaslılar olarak birlik beraberlik içinde olmayı düşünürken, bu konunun bu kadar uzaması beraberlikten çok ayrılığa yol açacak. herkesin fikri herkesin düşüncesi kendine olsun ama her ne olursa olsun birlik ve beraberlik bozulmasın. bu yüzden bu konuyu artık kilitleyip daha güzel ve birliğimizi artırıcı anketler ve konular düzenlesek daha iyi olur. lütfen artık bu konunun uzamasına mahal vermeden bu konuyu kapatın.

sivaslıgenç
26.12.2007, 10:09
şu anda bir yanlış yapıyorsun,madem konu gündeme gelmiş ve herkes burada açıkça fikrini yazmış ve sen gelmiş,hemen ayrımcılık yapıyorsun.Burada herkes fikrini yazmış,şimdi ben Sivaslıyım ama başka fikirdeyim senin gibi düşünmüyorum diye beni dışlıyormusun?
Bu konuya bir açıklık getirirsen memnun olurum.

Ya hayır biz sadece bu konuda 3 kişiyiz dedik yoksa başka konuda deil.

Abdurrahman 58
26.12.2007, 14:59
şu anda bir yanlış yapıyorsun,madem konu gündeme gelmiş ve herkes burada açıkça fikrini yazmış ve sen gelmiş,hemen ayrımcılık yapıyorsun.Burada herkes fikrini yazmış,şimdi ben Sivaslıyım ama başka fikirdeyim senin gibi düşünmüyorum diye beni dışlıyormusun?
Bu konuya bir açıklık getirirsen memnun olurum.

anlamıyorum herkes muhalif oluyor bana ne derdiniz var benle anlayamadım BEN AYRIMCILIK FALAN YAPMADIM.DAVA ARKADAŞIMLA YAZIŞMAK EN DOĞAL HAKKIM.BEN BURDA PKK YI AKP Yİ ABD Yİ SAVUNMUYORUM!!!davamı ve dava arkadaşlarımı savunuyorum TATSIZLIK ÇIKARMAYALIM!!!
siyaset meydanında tartışsak ii olur

sivaslıgenç
26.12.2007, 17:22
Boşver serkan abi bizi hor görenlerde var olsun öyle görüsünler

sade58
28.12.2007, 13:18
moderatör arkadaşım bu anketi kilitlesen artık. burda sivaslılar olarak birlik beraberlik içinde olmayı düşünürken, bu konunun bu kadar uzaması beraberlikten çok ayrılığa yol açacak. herkesin fikri herkesin düşüncesi kendine olsun ama her ne olursa olsun birlik ve beraberlik bozulmasın. bu yüzden bu konuyu artık kilitleyip daha güzel ve birliğimizi artırıcı anketler ve konular düzenlesek daha iyi olur. lütfen artık bu konunun uzamasına mahal vermeden bu konuyu kapatın.

Ben bu konunun kilitlenmesine karşıyım,burada herkes demoktatik hakkını kullanarak fikrini belirtmiş.Maalesef bazıları aşırıya gitmişler,onlarıda Mod arkadaşlar ikaz ederlerse memnun olurum.
Kapanması demek,demokrasiye büyük bir balta vurmak demektir.Umarım demokrasiye bir darbe vurulmaz.

sivaslıgenç
29.12.2007, 10:33
Ben bu konunun kilitlenmesine karşıyım,burada herkes demoktatik hakkını kullanarak fikrini belirtmiş.Maalesef bazıları aşırıya gitmişler,onlarıda Mod arkadaşlar ikaz ederlerse memnun olurum.
Kapanması demek,demokrasiye büyük bir balta vurmak demektir.Umarım demokrasiye bir darbe vurulmaz.

Abi senin yazdıklarını görende hüküme,te felan darbe oldu sancak he:D

garibo58
29.12.2007, 18:25
Bende ZAMAN gazetesi okuyorum!
Mahsurumu var!

ulaş58
29.12.2007, 19:08
ben cumhuriyet okuyorum çünkü en tarafsız gazete cumhuriyet fakat tüm düşüncelerede saygım var.

xwst
29.12.2007, 19:12
BIRGUN veya CUMHURIYET'i secerdim.BIRGUN muhabiri oldugum gazete.CUMHURIYETin guvenilirligine ise sonuna dek inaniyorum.

Abdurrahman 58
29.12.2007, 21:16
ZAMAN,YENİŞAFAK,VAKİT...VE NİCE İSLAMİYETİ SAVUNAN GAZETE.

GEL NE OLURSAN OL YİNE GEL!!!
**
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ
-----------------------------------

Serd@r
29.12.2007, 22:00
Arkadaşlar "Bir gazete seçin" dedik sizler nerdeyse sansasyonel olaylar çıkarıp Dünya medyasını başımıza toplayacaksınız,lütfen geçmişte olan ve hepimizi zor duruma düşüren tutum ve davranışlardan vazgeçin,OYUNA gelmeyin.
Bir arkadaşım konuya KİLİT istemiş iyide nereye kadar KİLİTle devam edeceğiz,bu konu böyle kilit,disko konusu böyle kilit,türban konusu açılmış böyle kilit,Fazıl Say konusu açılmış böyle kilit,hangi birine kilit vuracağız,TARTIŞMA kültürünüde edinebilmemiz açısından şimdilik bu konuyu kilitlemiyorum.
LÜTFEN KURALLARA UYGUN BİR ŞEKİLDE FİKİRLERİNİZİ PAYLAŞIN.TOPLUMSAL DEĞERLERE HAKARET EDİCİ MESAJLAR SİLİNECEK VE ÜYELER UYARILACAKTIR.
Özgür fikirler yeni ufukların güneşidir.
Saygılar!

_DuMaN_58
02.01.2008, 17:40
Zaman gazatesini beğeniyorum...

altuntas58
02.01.2008, 19:15
Arkadaşlar "Bir gazete seçin" dedik sizler nerdeyse sansasyonel olaylar çıkarıp Dünya medyasını başımıza toplayacaksınız,lütfen geçmişte olan ve hepimizi zor duruma düşüren tutum ve davranışlardan vazgeçin,OYUNA gelmeyin.
Bir arkadaşım konuya KİLİT istemiş iyide nereye kadar KİLİTle devam edeceğiz,bu konu böyle kilit,disko konusu böyle kilit,türban konusu açılmış böyle kilit,Fazıl Say konusu açılmış böyle kilit,hangi birine kilit vuracağız,TARTIŞMA kültürünüde edinebilmemiz açısından şimdilik bu konuyu kilitlemiyorum.
LÜTFEN KURALLARA UYGUN BİR ŞEKİLDE FİKİRLERİNİZİ PAYLAŞIN.TOPLUMSAL DEĞERLERE HAKARET EDİCİ MESAJLAR SİLİNECEK VE ÜYELER UYARILACAKTIR.
Özgür fikirler yeni ufukların güneşidir.
Saygılar!



Size aynen katılıyorum serdarcığım bazı arkadaşlarımız konunun dışına cıkmışlar arkadaşlar lütfen bir birimiz saygı ve sevgi cercevesi içinde yaklaşalım

Abdurrahman 58
02.01.2008, 22:38
Size aynen katılıyorum serdarcığım bazı arkadaşlarımız konunun dışına cıkmışlar arkadaşlar lütfen bir birimiz saygı ve sevgi cercevesi içinde yaklaşalım

KATILIYORUM SANA ABİ
DİKKAT EDİYOSANIZ NU KONUYA DAHA YORUM YAPMIYORUM.

Dağcı
03.01.2008, 11:17
Ben kendime uyan gazete olarak Zaman'ı seçiyorum ve uzun yıllardır da aboneyim.

Ayrıca Zafer, Sızıntı ve Aksiyon dergilerine de aboneyim. ;)

abircan
03.01.2008, 11:57
akşam, cumhuriyet, leman, birgün, ayrıca zaman neden diye sorarsanız sağolsun abdli dostlar bedava kapıya bırakıyorlar hemde 3 tane yazık olmasın bari deyip birini alıp hergün iyicene okuyorum yemin billah zaman okuyorum diyenlerden bile daha çok okuyorum inanın
internette ise okumadığım bir bok yok ne bulursam okurum ilgimi çeken, sağcı, dinci, mukaddesatçı, solcu yolcu komik, pornocu demeden okurum ne bulursam

leblebi82
03.01.2008, 12:43
akşam, cumhuriyet, leman, birgün, ayrıca zaman neden diye sorarsanız sağolsun abdli dostlar bedava kapıya bırakıyorlar hemde 3 tane yazık olmasın bari deyip birini alıp hergün iyicene okuyorum yemin billah zaman okuyorum diyenlerden bile daha çok okuyorum inanın
internette ise okumadığım bir bok yok ne bulursam okurum ilgimi çeken, sağcı, dinci, mukaddesatçı, solcu yolcu komik, pornocu demeden okurum ne bulursam

Kılığın kıyafetin sarmadı beni
Söylediğin türküler bizim türkümüz değil
Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını
Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden
Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş
İnsanlar, selamını esirgemeden
Savuş git içimizden

Bakiler'in Anadolu Gerçeği isimli şiirinden. Senin için değil , yorum ve üslubun için.

abircan
03.01.2008, 13:09
Kılığın kıyafetin sarmadı beni
Söylediğin türküler bizim türkümüz değil
Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını
Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden
Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş
İnsanlar, selamını esirgemeden
Savuş git içimizden

Bakiler'in Anadolu Gerçeği isimli şiirinden. Senin için değil , yorum ve üslubun için.


YORUMUM ÜSLUBUM O BENİM, BEN BİR ET KEMİK DEĞİLİM DÜŞÜNEN YAŞAYAN İNSANIM , SENİNKİDE İŞ DEĞİL LEBLEBİ58,
TÜRKÜM PİRSULTANDAN VEYSELDEN
BULUTLAR RAHMETİ ÇOKTAN KESTİ SİVASTAN
MADIMAKTAN BERİ KARABULUTLAR YÜKLENİP YOL ALDI, BİR GÜLEN YÜZÜM KALMADI SİVASTA
SİVAS HASRET SİVASLIYIM DİYORUM TAKİ 1000 KM DEN

SENDE BENİ ŞAİR YAPTIN LEBLEBİ58 SİVASLILAR NETTE :)

leblebi82
03.01.2008, 13:15
Ne güzel işte bir faydamız oldu demekki. Bir Sivaslı şair daha çıkar. Kötü mü olur. :)

leblebi82
03.01.2008, 13:43
Sen banu58 in avukatımısın?Onun ağzı dili parmakları yokmu? bunları yazacakta sen yazıyorsun
Hele hele "had" meseledine gelirsek,ben haddimin sırlarını senden öğrenecek değilim kaldıki sende bana haddimi bildirecek gerekli lat yapıda yok zaten.

Öyle mi efendim. Özür dilerim. Bir ara sizden alt yapı dersi almak isterim. :)

sivaslifani
03.01.2008, 15:11
Kılığın kıyafetin sarmadı beni
Söylediğin türküler bizim türkümüz değil
Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını
Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden
Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş
İnsanlar, selamını esirgemeden
Savuş git içimizden

Bakiler'in Anadolu Gerçeği isimli şiirinden. Senin için değil , yorum ve üslubun için.

YORUMUM ÜSLUBUM O BENİM, BEN BİR ET KEMİK DEĞİLİM DÜŞÜNEN YAŞAYAN İNSANIM , SENİNKİDE İŞ DEĞİL LEBLEBİ58,
TÜRKÜM PİRSULTANDAN VEYSELDEN
BULUTLAR RAHMETİ ÇOKTAN KESTİ SİVASTAN
MADIMAKTAN BERİ KARABULUTLAR YÜKLENİP YOL ALDI, BİR GÜLEN YÜZÜM KALMADI SİVASTA
SİVAS HASRET SİVASLIYIM DİYORUM TAKİ 1000 KM DEN

SENDE BENİ ŞAİR YAPTIN LEBLEBİ58 SİVASLILAR NETTE :)

Vay şimdi de dizeler konuşuyor ha! O da güzel [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

(Ya kusura bakmayın ağabey, demeden edemiyeceğim 58 değil 82 :) )

leblebi82
03.01.2008, 18:34
Sivaslifani böyle daha güzel oluyor ama tartışmak, değil mi ? Yalnız abircan ağabeyin dizeleri bile benim eklediğim şiirdeki anlatılmak istenen mesajı hatırlatıyor bana.

Abdurrahman 58
03.01.2008, 18:38
YORUMUM ÜSLUBUM O BENİM, BEN BİR ET KEMİK DEĞİLİM DÜŞÜNEN YAŞAYAN İNSANIM , SENİNKİDE İŞ DEĞİL LEBLEBİ58,
TÜRKÜM PİRSULTANDAN VEYSELDEN
BULUTLAR RAHMETİ ÇOKTAN KESTİ SİVASTAN
MADIMAKTAN BERİ KARABULUTLAR YÜKLENİP YOL ALDI, BİR GÜLEN YÜZÜM KALMADI SİVASTA
SİVAS HASRET SİVASLIYIM DİYORUM TAKİ 1000 KM DEN

SENDE BENİ ŞAİR YAPTIN LEBLEBİ58 SİVASLILAR NETTE :)

BASİT Bİ ESPRİYLE KONUYU KAPATMIŞSIN AMA YALNIŞ YAPIYOSUN
DAHA GEÇEN HAFTA BANA DİYODUN MADIMAK KONUSUNU AÇMA DİYE ŞİMDİDE SEN AÇMIŞSIN.
ALLAHIMA ÇOK ŞÜKÜRKİ SİVASIMIN ÜSTÜNDE KARABULUTLAR FALAN YOK
DOĞRU SİZE(SEN VEYA SENİN GİBİLER) ÖYLE GELEBİLİR.ÇÜNKÜ DOĞA OLAYLARINI BİLE YORUMLAYAMAYACAK KADAR DİN BİLGİNİZ YOK

pirmahsuni
05.01.2008, 00:29
CUMHURİYET ile yönetilen Türkiyede hala gazete tartışıyoruz. :D :D

sivaslıgenç
05.01.2008, 10:02
CUMHURİYET ile yönetilen Türkiyede hala gazete tartışıyoruz. :D :D

Ne alaka.İsteyen istediği gazeteyi okur.Cumhuriyet gazetesi senin beynini bayağı sualndırmış he yalan yanlış haberlerle.

belalı_yiğido58
05.01.2008, 15:59
CUMHURİYET GAZETESİ GİBİ YALAN DEMEÇLER VEREN GAZETEYE NASIL İNANIYORSUNUZ HALEN ANLAYAMADIM

birisimavi
05.01.2008, 18:35
Her yİğidonun fikrine ve okuduğu gazeteye saygı Duyarım,Ben Zaman ve Yenişafak Gazetelerini okurdum....
TOPRAKTAN GELDİK TOPRAĞA GİDECEĞİZ..
SİVASSPORLU DOĞDUK SİVASSPORLU ÖLECEĞİZ..
BİZ HEP BİRLİKTE OLURSAK ÇOK GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ
BU SENE ŞAMPİYONLUĞU İMLEK İMLEK ÖRECEĞİZ...

züleyha1990
05.01.2008, 20:45
tabiiki zaman zamamn gazetesi tarfsız magazinsiz diğer gazeteler magazin dergileri gibi ama zaamn öylle değil hepsi yararlı bilgiler

serkanka58
07.01.2008, 09:46
bunu sormaya gerek yok herkes biliyorki gazetemiz şu an 800.000 li rakamların üzerinde inş. 1 milyonuda geçecek

serkanka58
07.01.2008, 09:51
güzel olan bir şey var
oda sivaslıların gönül zenginliğinde ve duyarlılığından geliyo demekki.
farklı görüşlere okadar mensup yorumcu varken sevi,ye hiç bir zaman düşmüyor.
tüm hemşerilerime bu duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyorum.
TOPRAK OLSUN ÇAMURDAN OLSUN BEEEE

puar
07.01.2008, 12:59
o listede milli gazeteyide görmek isterdim.

leblebi82
07.01.2008, 13:19
Ben de Türkiye Gazetesi'ni göremedim. Türkiye ve Milli Gazete de eklenmeli bence.

abircan
07.01.2008, 15:06
birgün gazetesi eklenmeliydi
evrensel gazetesi eklenmeliydi, madem demokratik bir oylama yapacağız

leblebi82
07.01.2008, 15:26
Evrensel batmadı mı ya. Hala devam ediyorsa büyük başarı. Şimdi Dünya Gazetesi ile Referans Gazetesi'ni de ekleyelim diyecek değiliz herhalde.

abircan
10.01.2008, 16:54
BİR ÜYEMİZDEN GELEN MAKALEYİ YORUMSUZ OLARAK YAPIŞTIRIYORUM, OKUMAYA VE DÜŞÜNMEYE DEĞER DİYE DÜŞÜNÜYORUM

zaman gazetesi okuyucularına

--------------------------------------------------------------------------------

'Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün'

Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu?

Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk'ün savaşması zor olmaz.
Ama saf Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur.

Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi'dir.

Bu tümce, bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır.

Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için 'devrim şehidi' ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır

Nurculuk savaşla ulaşılamayan bir hedefin sinsi bir düşünce yapısı ile başarılması uğraşıdır. Bu uğraşın ana hedefini de Türkiye'nin doğusunda bağımsız bir Kürdistan kurmadır.

Yukarda da anlattığımız gibi bu işi ilk başta savaş ile başarmaya çalışmışlar fakat devlet ve ordu gelenekleri olmadığından dolayı sonları hep bozgun, hezimet olmuştur.
1876 yılında Bitlis'in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar.

Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır.

Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit'e bir dilekçe ile başvurur.

Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister.

II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi'yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır .

Said, 'Zalimler için yaşasın cehennem!' sözünü Abdülhamit için söyler.
31 Mart ayaklanmasında da Kürt Said, Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar.

İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs'ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar.

İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar.

Çünkü umdukları şey Kürdistan için İngilizlerden görecekleri yardımdır.

31 Mart ayaklanmasında birçok Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanları n kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar.

Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal'in kurmay başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta'ya sürülür.

Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal'i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı tüm kinini kusacaktır.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar.

İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti'ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar.

'Uyan ey Selahattin Eyyübi'nin torunları Kürtler!'

diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır.

16 Eylül 1919'da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye'ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.
Cumhuriyet'in ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder.

Said-i Nursi de bu isyanlara katılır.

'Biraderi azamım' dediği Şeyh Sait'in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin,

'Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür'

sözü Said-i Nursi'nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterir.

Şeyh Sait Türk Ulusu'na karşı bu hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder.

Said-i Nursi bunu asla unutmaz.

Hasta yatağında yatarken şimdi Hakpar Başkanı olan Abdülmelik Fırat'a

'Biraderi azamım Şeyh Sait'in öcünü alacağım.'

der.

Öcünü almak istediği kişi, yaşamını Türk'ü sırtından vurmakla geçiren, İngilizlere ruhunu satarak Musul ve Kerkük'ün Türklerin eline geçmesini engelleyen, Türkiye Cumhuriyeti'ni parçalayarak bir Kürdistan kurma düşü olan kişidir.
Sıkça hezeyanlara kapılan Said-i Nursi'nin bir hezeyanı ise Atatürk ile ilgilidir.

Emirdağ Lahikası'ndaki

'Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlığını Mustafa Kemal'e vermediğim için bana hücüm ediyorlar.'

sözü, en koyu ikinci cumhuriyetçilerin bile akıllarına getiremeyecekleri ve kargaları bile güldürecek kadar komik bir laftır.
İslam ile çelişkileri
Said-i Nursi'nin düşünce yapısı da İslam inanışı ile çoğu yerde çelişki gösterir.

Ve bu çelişkiler İslam alimi olmayanlar tarafından bile hemen anlaşılacak şekilde çok açıktır.

Hiç evlenmemesi, Cuma namazına gitmemesi, kendisine Kuran öğreten hocalarına karşı gösterdiği saygısızlık gibi.

Ne Yunus Emre ne de diğer İslam büyükleri kendilerini yetiştiren hocalarına karşı 'Sen bir şey bilmiyorsun.' lafını kullanmamıştır.

Belki de bundan dolayı Said-i Nursi ders almak üzere gittiği tüm medreselerden kovulmuştur.

Cuma namazı kalabalık olarak kılındığından ve kendisinin kalabalık yerlerde namaz kılmaktan huzur bulmadığını söyleyen Said'in durumu son derece ilginçtir. Çünkü Cuma namazı inananlar için müminlerin bir araya toplandığı bir andır ve cemaat ile kılınması zorunludur. Üst üste üç Cuma namazı kılmayan bir Müslümanın cenaze namazı bile kılınmaz.
Risaleleri ile ilgili söylediği sözler bile İslamı nasıl yorumladığını bizlere gösterir.

'Risale-i Nur okumak ona hizmet etmek bir ibadettir. Ona hizmet üç aylarda yapılan zikirlere bile tercih edilmelidir.'

Kısacası Said-i Nursi kendi yazdığı kitapları okumanın Allah'a karşı yapılan ibadetten daha hayırlı olduğunu söyler ve İslam'a yeni bir yorum getirir.
Bu noktada akla İngiliz casus Hempher'in anıları geliyor.

Az sayıdaki İngiliz casusa verilen 'İslam'ı Nasıl Yıkarız' adlı kitapta da cihadın geçici bir farz olduğu ve artık cihad yerine başka işlerle uğraşmasının Müslümanlar için daha iyi olduğu propagandasını n yayılarak İslamiyetin zayıf düşürülmesi öneriliyordu.

Kurtuluş Savaşı sırasında da İkdam gazetesinde Kuvayı Milliyecilerin İngilizlere karşı savaşmaması için bildiri yayınlayan Said-i Nursi 'nin davranışının bir nedeni de bu olabilir mi?
Said-i Nursi,

'Risale-i Nur okumak ya da yazmak alim olmak için yeterlidir. Başka şey istemez.'

sözü ile Kuran'ı, hadisleri ve diğer tüm İslam bilimlerini bir çırpıda silmiş temel kaynak olarak kendi risalelerini koymuştur.

Hattâ Hizbullahın öldürdüğü Zehra Vakfı'nın bir üyesinin cenazesinde de Kuran yerine risale okuyacak kadar ileri gitmişlerdir.
Bu ve bunun gibi İslamdışı yorumlarından dolayı nurcular, diğer bazı tarikatlar tarafından 'narcılar' yani cehennemlikler diye adlandırılmaktadı r.
Said-i Nursi'den sonra Bayrak Fetullah'ta


Said-i Nursi'nin ölümünden sonra nurcular kendi aralarında bölünmüş Fethullahçılar , Med Zehracılar, Kırkıncılar, Aczmendiler gibi çeşitli akımlar türemiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı'nın hazırlamış olduğu rapora göre, nurcular dokuz gruba ayrılmış olup, içlerinde en güçlü konumda bulunan Fethullahçılardı r.

Ekonomik yönden inanılmaz bir güce ulaşan bu grubun en tanınan şirketleri ise Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonudur.

Finans sektöründe Asya Finans eğitim sektöründe ise yurdun her tarafına yayılmış olan dersaneler ve Fatih Üniversitesi ile faaliyet göstermektedir. Bu dershaneler ve üniversite Fethullahçılar için bir numaralı insan kaynağıdır.
Bu çalışmalar yalnızca yurtiçinde değil yurtdışında da sürdürülmektedir. Dünyanın neredeyse yarısında Fethullah'a bağlı şirketler aracılığı ile okullar kurrulmakta ve İngiliz kültürü adına önemli hizmetler verilmektedir .

Buna en güzel örnek olarak bir Türk yurdu olan Yakutistan 'ı verebiliriz.

Ana dili Türkçe olan bu ülkede, Fethullah bir üniversite ve 5 okul açarak İngilizce eğitim vermeye başlamış ve nihayet 1999 yılında ülkenin resmi dili Türkçe yerine İngilizce olarak değiştirilmiştir.

İngiltere'nin Kazakistan Büyükelçisi 1995 yılında Fetullah'ın Kazakistan'daki okulları için

'Bu okulları açmak suretiyle İngiliz kültürüne yaptığınız hizmetler ve İngiliz kültürünü yaymakta gösterdiğiniz katkılar için İngiliz milletinin minnettarlığını bildiriyor ve teşekkür
ediyoruz'

diyordu. Londra'da Fethullah için düzenlenen ödül töreninde de Lord Rotherham Fethullahçıları n okul sayısını kendi okulları olarak kabul ile övünerek

'50'den fazla ülkede 500'den fazla okulumuz var.'

demiştir. Böylece Said-i Nursi gibi Fethullah'ın da kime hizmet ettiğini tüm Türk Ulusu görmüştür.

Fethullah saf insanları etkilemek için üstadının taktiklerini birebir uyguluyor.
Sabah gazetesinde yayınlanan bir röportajında , cehennemin önünde kollarını acıp beklediğini insanların yığınlar halinde cehenneme doğru giderken kendi cemaetinden kimsenin olmadığını Allah'ın adını vererek yemin ediyor.

Böylece Fethullah İslam dünyasına Hıristiyanlıkta bulunan ruhbanlığı sokmuş oluyor.

Hz. Muhammed bile sahabelerden en fazla 10 kişiyi cennet ile müjdeleyebilirken Fethullah tüm cemaatini cennet ile müjdelemektedir.
28 Şubat'tan sonra
28 Şubat sürecinde eski hastalıkları yinelediğinden ABD'ye giden Fethullah ne hikmetse bir türlü iyileşememiş ve ülkesine dönememiştir. Aradan 6 yıl geçmiştir.

Ezan sesini ve minareleri çok özlediğini söyleyen Fethullah her ne hikmetse Türkiye olmasa bile başka bir Müslüman ülkeye gidip bu özlemini gidermeyi akıl edememiştir. İnsanın aklına gelen başka bir soru da insanın bir emekli maaşı Amerika'da nasıl yaşamayı başardığıdır.

Bizim emeklilerimiz devlet hastenesine bile gidemezken kendisinin Mayo Clinic gibi tüm dünyanın bildiği bir sağlık kurumunda nasıl tedavi olduğunu açıklarsa en büyük hizmeti yapmış olur.
Fethullah şu an yaşamını Pensilvanya'daki bir çiftlikte CIA tarafından en düzeyde korunarak sürdürmektedir.

11 Eylül'ün ardından tüm dünyada Müslümanlar için sürek avı başlatan ABD neden Fethullah'ı korumak için en üst düzeydeki örgütünü görevlendirmektedir?
Bunun nedeni aslında çok açıktır. ABD'nin ılımlı İslam uygulaması için Fethullah biçilmiş kaftandır.

Irak-ABD savaşında ABD'yi desteklediğini açıklaması, savaşta ölen İsrailli çocuklar için üzüldüğünü söylerken, Iraklı çocuklar için tek laf etmemesi onu İslamı Protestanlaştı rmak için en uygun aday yapmaktadır.

ABD eski başkanlarından Bill Clinton'un danışmanı Eckelman da Fettullah Gülen'i 'İslam'ın Martin Lutheri' olarak tanımlıyor.

Vatikan'ın bundan dolayı Fethullah'ı sevmesinden daha doğal birşey olamaz.

Vatikan'ın Türkiye temsilcisi Maroviç'in,
'O şeriatı getirmez çünkü 'Muhammedun resulullah demeyen de cennetlıktır' dedi. Onun için biz onu çok seviyoruz?'
diyerek bağrına basmıştır.
Türk Birliği'nin önündeki en büyük engel: Nurculuk

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından önce ABD, ortaya çıkacak yeni durumu çok iyi değerlendirmiş , tüm Türk dünyasının tek bir çatı altında birleşmesinin kendisi için en büyük tehdit olacağını anlamıştır.

te tam bu noktada doğan boşluğu doldurmak üzere Fethullah devreye girer. Orta Asya ülkelerinde birbiri ardınca İngilizce eğitim veren okullar açılır.
Katledilmeden önce Necip Hablemitoğlu , Fethullah'ın ABD adına üstlendiği rolü de yazdığı bir rapor ile ortaya çıkarmıştı:
'Bizzat kendi yandaşlarının açıklamalarına göre; hocaefendileri yakın zamana kadar Türk devletinin istihbarat örgütlerine ajanlık yapmaktaydı. Bir başka ifade ile gerekli ve önemli bulduğu sakıncasız bilgileri -sırf gizli ilişkilerin ve amaçlarının örtülmesine yönelik olarak (second cover)-Türk ilgili makamlarına iletmekteydi. CIA ile bağlantının gelişmesinden sonra bu tür enformasyon hizmeti, (double-agent) statüsü içinde bir süre devam etti. CIA bağlantısı, Fethullahçıları n ve de Hocaefendilerinin yerinde yani kendi vatanlarında taraf değiştirmesi (defection in place) sonucuna yol açtı. Ta ki bu çarpık ilişkiyi Türk Silahlı Kuvvetleri ve MIT farkedinceye kadar! CIA nezdinde tüm Fethullahçılar (walk-in) diye tabir edilen bir kategoride tutulmaktadır. Yani kendi ayaklarıyla ve gönüllü olarak ajanlık hizmetine talip olmuşlardır'

Kısacası kendi gizli amaçlarına ulaşmak için Fethullah, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve MİT'in işine yaramayacak bilgiler veriyor ve bu arada gerçek görevi olan CIA ajanlığını sürdürüyordu. Kısacası çift taraflı oynuyordu.
Türk tarihinde devletini, ulusunu satanların sonu her zaman bellidir.

Rapordaki bir tümce son derece dikkat çekicidir:

' Fethullahçılar, Türkiye'nin hasmı olan ülkeler için en uygun ve en zengin ajan borsasını oluşturmuşlardı r'
İngiliz kültürüne yaptığı çok büyük katkılardan dolayı ödül alan, yüzlerce yıllık Türk yurdu olan Yakutistan'ın ana dilinin İngilizce olmasını sağlayan Fethullah'tan bunları beklemek hiç garip olmasa gerek.
Fethullah'ın eğitim alanındaki hizmetleri yalnız yurtdışı ile sınırlı değildir.

Fethullah Heybeliada'daki ruhban okulunun açılmasının en büyük destekçilerinden birisidir.

Bu konudaki çalışmaları için Patrik Bartholomeos her seferinde ona teşekkür etmekte ve 'Ona bir emrimiz değil ancak bir ricamız olur.' diyerek gözlerimizi yaşartan bir dostluk tablosu sunmaktadır.

Aynı Fethullah ise Batı Trakya'da yaşayan Türk yurttaşlarımızın eğitim hakkı için en ufak çaba göstermemektedir.

Hoş! Aslında bu çabayı gösterse ne için olacağı da oldukça açıktır.
Fethullah Türk milliyetçileri arasına girerek onları bölmeye çalışmakta ve nabza göre şerbet verme ustalığını en iyi şekilde kullanmaktadı r.

Askerliğinde Cemal Tural adlı komutanının milliyetçi olduğunu öğrendikten sonra bir anda milliyetçi söylemlere başlayan Fethullah tüm Türkler için 'Peygamber Ocağı' sayılan ve bu görevi tamamlamayanlara kız bile verilmeyen askerlikten yırtmak için neler yaptığını anlatır.

Ona göre askerlik yılları tüm yaşamının en kabuslu yıllarıdır. Korkulu bir rüya gibi sürekli olarak askerliğinin bitmesini beklediğini söyler.

Herkesin 24 ay askerlik yaptığı bir zamanda 17 ay askerlik yaptığını böbürlenerek anlatır.
Zaman kime hizmet ediyor?
Tüm bu süreç içinde Zaman gazetesine biçilen rol ise Türk tezlerine karşı Ermeni ve Kürt tezlerini desteklemektir.

Sayfalarında Ermeni soykırımı masallarını büyük puntolarla duyuran Zaman, şehit haberlerini ise küçük puntolarla bir köşeye sıkıştırma gayreti içindedir. S

sabrının sınırları zorlanan Türk halkının Bözüyük'te PKK sempatizanları na hak ettikleri karşılığı vermelerine

'Provokasyona gelmeyin'

diyen gazete, Türk insanı ile bir avuç PKK sempatizanına eşit uzaklıkta durduğunu son derece net şekilde göstermektedir.

Türk insanının PKK yandaşlarına nasıl davranmalarını bekliyorlardı ? Davullar calıp kurban keserek mi?
Samanyolu Televizyonu aynı yolda Türk insanına hizmetlerine (!) devam etmektedir.

Bilal Ercan adını çoğunuz duymamış olabilir.

Bu adam PKK propagandası yapan ve Türk Devleti'nin kapatmak için büyük uğraş verdiği Danimarkayı defalarca uyardığı Kürtçü ROJ TV'de düzenli olarak program yapan bir adam.

Berat Kandili nedeniyle Samanyolu televizyonu bu adamı programına çağırıyor. Ve bu adamın kasetlerinin reklamı, Fethullah'a bağlı kırtasiye mağazalarının vitrinlerini süslemekte.

Bir PKK sempatizanını Samanyolu neden ekrana çıkarıyor dersiniz?

Yanıt oldukça basit.

Çünkü Fethullah'ın şiirlerinden birini bu adama bestelemiş. Bundan dolayı bu adama sponsor oluyorlar. Etraflarında herhalde PKK sempatizanı olmayan bir besteci bulamamış olsalar gerek…

AB üyeliği uğruna Apo'yu salıverdiklerinde de Samanyolu'nda kahramanlık türküleri okuturlar artık.
22 Eylül 2005 tarihli Zaman gazetesinde şöyle bir yazı geçmekte:

'…Bize karşı yapılanlara karşı devleti bir sorgulamaya kalksak çoğu zaman dengeyi koruyamayız. Farkında olmadan devletine karşı milletin güvenini sarsmış oluruz…'

Bu sözlerin kime ait olduğunu hemen anladınız herhalde.

Yani Fethullah diyor ki:

Bu devlet bana karşı haksız davrandı, ben bana yapılan haksızlıkları açıklarsam millet galeyana gelir, devletinden soğur. Doğrusu gözlerim yaşardı. Ne yurtsever ne mazlum insanmış Fethullah.

Ama burada ince bir nüans var. Fethullah aslında aba altından sopa gösteriyor. Yazının devamında milletin güveninin sarsılması halinde anarşi doğacağını söylüyor.

Yani bana yapılan haksızlıkları bir açıklarsam Türkiye Cumhuriyeti anarşiye boğulur diyor Hocaefendi.
Artık Türk gencinin böyle laflara karnı tok.

Atatürk'ün dediği gibi içteki düşmanlar hiç ara vermeden calışmaktadır.

Eğer günün birinde Türk toprakları üzerinde bir Kürdistan görmek istemiyorsak, nurculuk gibi ABD çıkarlarına hizmet eden sapık tarikatların oyunlarına karşı dikkatli olmalıyız .

Bu yurdu atalarımızdan aldığımız şekilde çocuklarımızı da bir Türk yurdu olarak bırakmak için nurcu hareketi engellemek her Türk için bir namus borcudur.

sivaslıgenç
10.01.2008, 17:04
BİR ÜYEMİZDEN GELEN MAKALEYİ YORUMSUZ OLARAK YAPIŞTIRIYORUM, OKUMAYA VE DÜŞÜNMEYE DEĞER DİYE DÜŞÜNÜYORUM

zaman gazetesi okuyucularına

--------------------------------------------------------------------------------

'Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün'

Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu?

Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk'ün savaşması zor olmaz.
Ama saf Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur.

Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi'dir.

Bu tümce, bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır.

Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için 'devrim şehidi' ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır

Nurculuk savaşla ulaşılamayan bir hedefin sinsi bir düşünce yapısı ile başarılması uğraşıdır. Bu uğraşın ana hedefini de Türkiye'nin doğusunda bağımsız bir Kürdistan kurmadır.

Yukarda da anlattığımız gibi bu işi ilk başta savaş ile başarmaya çalışmışlar fakat devlet ve ordu gelenekleri olmadığından dolayı sonları hep bozgun, hezimet olmuştur.
1876 yılında Bitlis'in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar.

Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır.

Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit'e bir dilekçe ile başvurur.

Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister.

II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi'yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır .

Said, 'Zalimler için yaşasın cehennem!' sözünü Abdülhamit için söyler.
31 Mart ayaklanmasında da Kürt Said, Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar.

İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs'ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar.

İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar.

Çünkü umdukları şey Kürdistan için İngilizlerden görecekleri yardımdır.

31 Mart ayaklanmasında birçok Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanları n kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar.

Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal'in kurmay başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta'ya sürülür.

Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal'i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı tüm kinini kusacaktır.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar.

İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti'ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar.

'Uyan ey Selahattin Eyyübi'nin torunları Kürtler!'

diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır.

16 Eylül 1919'da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye'ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.
Cumhuriyet'in ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder.

Said-i Nursi de bu isyanlara katılır.

'Biraderi azamım' dediği Şeyh Sait'in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin,

'Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür'

sözü Said-i Nursi'nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterir.

Şeyh Sait Türk Ulusu'na karşı bu hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder.

Said-i Nursi bunu asla unutmaz.

Hasta yatağında yatarken şimdi Hakpar Başkanı olan Abdülmelik Fırat'a

'Biraderi azamım Şeyh Sait'in öcünü alacağım.'

der.

Öcünü almak istediği kişi, yaşamını Türk'ü sırtından vurmakla geçiren, İngilizlere ruhunu satarak Musul ve Kerkük'ün Türklerin eline geçmesini engelleyen, Türkiye Cumhuriyeti'ni parçalayarak bir Kürdistan kurma düşü olan kişidir.
Sıkça hezeyanlara kapılan Said-i Nursi'nin bir hezeyanı ise Atatürk ile ilgilidir.

Emirdağ Lahikası'ndaki

'Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlığını Mustafa Kemal'e vermediğim için bana hücüm ediyorlar.'

sözü, en koyu ikinci cumhuriyetçilerin bile akıllarına getiremeyecekleri ve kargaları bile güldürecek kadar komik bir laftır.
İslam ile çelişkileri
Said-i Nursi'nin düşünce yapısı da İslam inanışı ile çoğu yerde çelişki gösterir.

Ve bu çelişkiler İslam alimi olmayanlar tarafından bile hemen anlaşılacak şekilde çok açıktır.

Hiç evlenmemesi, Cuma namazına gitmemesi, kendisine Kuran öğreten hocalarına karşı gösterdiği saygısızlık gibi.

Ne Yunus Emre ne de diğer İslam büyükleri kendilerini yetiştiren hocalarına karşı 'Sen bir şey bilmiyorsun.' lafını kullanmamıştır.

Belki de bundan dolayı Said-i Nursi ders almak üzere gittiği tüm medreselerden kovulmuştur.

Cuma namazı kalabalık olarak kılındığından ve kendisinin kalabalık yerlerde namaz kılmaktan huzur bulmadığını söyleyen Said'in durumu son derece ilginçtir. Çünkü Cuma namazı inananlar için müminlerin bir araya toplandığı bir andır ve cemaat ile kılınması zorunludur. Üst üste üç Cuma namazı kılmayan bir Müslümanın cenaze namazı bile kılınmaz.
Risaleleri ile ilgili söylediği sözler bile İslamı nasıl yorumladığını bizlere gösterir.

'Risale-i Nur okumak ona hizmet etmek bir ibadettir. Ona hizmet üç aylarda yapılan zikirlere bile tercih edilmelidir.'

Kısacası Said-i Nursi kendi yazdığı kitapları okumanın Allah'a karşı yapılan ibadetten daha hayırlı olduğunu söyler ve İslam'a yeni bir yorum getirir.
Bu noktada akla İngiliz casus Hempher'in anıları geliyor.

Az sayıdaki İngiliz casusa verilen 'İslam'ı Nasıl Yıkarız' adlı kitapta da cihadın geçici bir farz olduğu ve artık cihad yerine başka işlerle uğraşmasının Müslümanlar için daha iyi olduğu propagandasını n yayılarak İslamiyetin zayıf düşürülmesi öneriliyordu.

Kurtuluş Savaşı sırasında da İkdam gazetesinde Kuvayı Milliyecilerin İngilizlere karşı savaşmaması için bildiri yayınlayan Said-i Nursi 'nin davranışının bir nedeni de bu olabilir mi?
Said-i Nursi,

'Risale-i Nur okumak ya da yazmak alim olmak için yeterlidir. Başka şey istemez.'

sözü ile Kuran'ı, hadisleri ve diğer tüm İslam bilimlerini bir çırpıda silmiş temel kaynak olarak kendi risalelerini koymuştur.

Hattâ Hizbullahın öldürdüğü Zehra Vakfı'nın bir üyesinin cenazesinde de Kuran yerine risale okuyacak kadar ileri gitmişlerdir.
Bu ve bunun gibi İslamdışı yorumlarından dolayı nurcular, diğer bazı tarikatlar tarafından 'narcılar' yani cehennemlikler diye adlandırılmaktadı r.
Said-i Nursi'den sonra Bayrak Fetullah'ta


Said-i Nursi'nin ölümünden sonra nurcular kendi aralarında bölünmüş Fethullahçılar , Med Zehracılar, Kırkıncılar, Aczmendiler gibi çeşitli akımlar türemiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı'nın hazırlamış olduğu rapora göre, nurcular dokuz gruba ayrılmış olup, içlerinde en güçlü konumda bulunan Fethullahçılardı r.

Ekonomik yönden inanılmaz bir güce ulaşan bu grubun en tanınan şirketleri ise Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonudur.

Finans sektöründe Asya Finans eğitim sektöründe ise yurdun her tarafına yayılmış olan dersaneler ve Fatih Üniversitesi ile faaliyet göstermektedir. Bu dershaneler ve üniversite Fethullahçılar için bir numaralı insan kaynağıdır.
Bu çalışmalar yalnızca yurtiçinde değil yurtdışında da sürdürülmektedir. Dünyanın neredeyse yarısında Fethullah'a bağlı şirketler aracılığı ile okullar kurrulmakta ve İngiliz kültürü adına önemli hizmetler verilmektedir .

Buna en güzel örnek olarak bir Türk yurdu olan Yakutistan 'ı verebiliriz.

Ana dili Türkçe olan bu ülkede, Fethullah bir üniversite ve 5 okul açarak İngilizce eğitim vermeye başlamış ve nihayet 1999 yılında ülkenin resmi dili Türkçe yerine İngilizce olarak değiştirilmiştir.

İngiltere'nin Kazakistan Büyükelçisi 1995 yılında Fetullah'ın Kazakistan'daki okulları için

'Bu okulları açmak suretiyle İngiliz kültürüne yaptığınız hizmetler ve İngiliz kültürünü yaymakta gösterdiğiniz katkılar için İngiliz milletinin minnettarlığını bildiriyor ve teşekkür
ediyoruz'

diyordu. Londra'da Fethullah için düzenlenen ödül töreninde de Lord Rotherham Fethullahçıları n okul sayısını kendi okulları olarak kabul ile övünerek

'50'den fazla ülkede 500'den fazla okulumuz var.'

demiştir. Böylece Said-i Nursi gibi Fethullah'ın da kime hizmet ettiğini tüm Türk Ulusu görmüştür.

Fethullah saf insanları etkilemek için üstadının taktiklerini birebir uyguluyor.
Sabah gazetesinde yayınlanan bir röportajında , cehennemin önünde kollarını acıp beklediğini insanların yığınlar halinde cehenneme doğru giderken kendi cemaetinden kimsenin olmadığını Allah'ın adını vererek yemin ediyor.

Böylece Fethullah İslam dünyasına Hıristiyanlıkta bulunan ruhbanlığı sokmuş oluyor.

Hz. Muhammed bile sahabelerden en fazla 10 kişiyi cennet ile müjdeleyebilirken Fethullah tüm cemaatini cennet ile müjdelemektedir.
28 Şubat'tan sonra
28 Şubat sürecinde eski hastalıkları yinelediğinden ABD'ye giden Fethullah ne hikmetse bir türlü iyileşememiş ve ülkesine dönememiştir. Aradan 6 yıl geçmiştir.

Ezan sesini ve minareleri çok özlediğini söyleyen Fethullah her ne hikmetse Türkiye olmasa bile başka bir Müslüman ülkeye gidip bu özlemini gidermeyi akıl edememiştir. İnsanın aklına gelen başka bir soru da insanın bir emekli maaşı Amerika'da nasıl yaşamayı başardığıdır.

Bizim emeklilerimiz devlet hastenesine bile gidemezken kendisinin Mayo Clinic gibi tüm dünyanın bildiği bir sağlık kurumunda nasıl tedavi olduğunu açıklarsa en büyük hizmeti yapmış olur.
Fethullah şu an yaşamını Pensilvanya'daki bir çiftlikte CIA tarafından en düzeyde korunarak sürdürmektedir.

11 Eylül'ün ardından tüm dünyada Müslümanlar için sürek avı başlatan ABD neden Fethullah'ı korumak için en üst düzeydeki örgütünü görevlendirmektedir?
Bunun nedeni aslında çok açıktır. ABD'nin ılımlı İslam uygulaması için Fethullah biçilmiş kaftandır.

Irak-ABD savaşında ABD'yi desteklediğini açıklaması, savaşta ölen İsrailli çocuklar için üzüldüğünü söylerken, Iraklı çocuklar için tek laf etmemesi onu İslamı Protestanlaştı rmak için en uygun aday yapmaktadır.

ABD eski başkanlarından Bill Clinton'un danışmanı Eckelman da Fettullah Gülen'i 'İslam'ın Martin Lutheri' olarak tanımlıyor.

Vatikan'ın bundan dolayı Fethullah'ı sevmesinden daha doğal birşey olamaz.

Vatikan'ın Türkiye temsilcisi Maroviç'in,
'O şeriatı getirmez çünkü 'Muhammedun resulullah demeyen de cennetlıktır' dedi. Onun için biz onu çok seviyoruz?'
diyerek bağrına basmıştır.
Türk Birliği'nin önündeki en büyük engel: Nurculuk

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından önce ABD, ortaya çıkacak yeni durumu çok iyi değerlendirmiş , tüm Türk dünyasının tek bir çatı altında birleşmesinin kendisi için en büyük tehdit olacağını anlamıştır.

te tam bu noktada doğan boşluğu doldurmak üzere Fethullah devreye girer. Orta Asya ülkelerinde birbiri ardınca İngilizce eğitim veren okullar açılır.
Katledilmeden önce Necip Hablemitoğlu , Fethullah'ın ABD adına üstlendiği rolü de yazdığı bir rapor ile ortaya çıkarmıştı:
'Bizzat kendi yandaşlarının açıklamalarına göre; hocaefendileri yakın zamana kadar Türk devletinin istihbarat örgütlerine ajanlık yapmaktaydı. Bir başka ifade ile gerekli ve önemli bulduğu sakıncasız bilgileri -sırf gizli ilişkilerin ve amaçlarının örtülmesine yönelik olarak (second cover)-Türk ilgili makamlarına iletmekteydi. CIA ile bağlantının gelişmesinden sonra bu tür enformasyon hizmeti, (double-agent) statüsü içinde bir süre devam etti. CIA bağlantısı, Fethullahçıları n ve de Hocaefendilerinin yerinde yani kendi vatanlarında taraf değiştirmesi (defection in place) sonucuna yol açtı. Ta ki bu çarpık ilişkiyi Türk Silahlı Kuvvetleri ve MIT farkedinceye kadar! CIA nezdinde tüm Fethullahçılar (walk-in) diye tabir edilen bir kategoride tutulmaktadır. Yani kendi ayaklarıyla ve gönüllü olarak ajanlık hizmetine talip olmuşlardır'

Kısacası kendi gizli amaçlarına ulaşmak için Fethullah, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve MİT'in işine yaramayacak bilgiler veriyor ve bu arada gerçek görevi olan CIA ajanlığını sürdürüyordu. Kısacası çift taraflı oynuyordu.
Türk tarihinde devletini, ulusunu satanların sonu her zaman bellidir.

Rapordaki bir tümce son derece dikkat çekicidir:

' Fethullahçılar, Türkiye'nin hasmı olan ülkeler için en uygun ve en zengin ajan borsasını oluşturmuşlardı r'
İngiliz kültürüne yaptığı çok büyük katkılardan dolayı ödül alan, yüzlerce yıllık Türk yurdu olan Yakutistan'ın ana dilinin İngilizce olmasını sağlayan Fethullah'tan bunları beklemek hiç garip olmasa gerek.
Fethullah'ın eğitim alanındaki hizmetleri yalnız yurtdışı ile sınırlı değildir.

Fethullah Heybeliada'daki ruhban okulunun açılmasının en büyük destekçilerinden birisidir.

Bu konudaki çalışmaları için Patrik Bartholomeos her seferinde ona teşekkür etmekte ve 'Ona bir emrimiz değil ancak bir ricamız olur.' diyerek gözlerimizi yaşartan bir dostluk tablosu sunmaktadır.

Aynı Fethullah ise Batı Trakya'da yaşayan Türk yurttaşlarımızın eğitim hakkı için en ufak çaba göstermemektedir.

Hoş! Aslında bu çabayı gösterse ne için olacağı da oldukça açıktır.
Fethullah Türk milliyetçileri arasına girerek onları bölmeye çalışmakta ve nabza göre şerbet verme ustalığını en iyi şekilde kullanmaktadı r.

Askerliğinde Cemal Tural adlı komutanının milliyetçi olduğunu öğrendikten sonra bir anda milliyetçi söylemlere başlayan Fethullah tüm Türkler için 'Peygamber Ocağı' sayılan ve bu görevi tamamlamayanlara kız bile verilmeyen askerlikten yırtmak için neler yaptığını anlatır.

Ona göre askerlik yılları tüm yaşamının en kabuslu yıllarıdır. Korkulu bir rüya gibi sürekli olarak askerliğinin bitmesini beklediğini söyler.

Herkesin 24 ay askerlik yaptığı bir zamanda 17 ay askerlik yaptığını böbürlenerek anlatır.
Zaman kime hizmet ediyor?
Tüm bu süreç içinde Zaman gazetesine biçilen rol ise Türk tezlerine karşı Ermeni ve Kürt tezlerini desteklemektir.

Sayfalarında Ermeni soykırımı masallarını büyük puntolarla duyuran Zaman, şehit haberlerini ise küçük puntolarla bir köşeye sıkıştırma gayreti içindedir. S

sabrının sınırları zorlanan Türk halkının Bözüyük'te PKK sempatizanları na hak ettikleri karşılığı vermelerine

'Provokasyona gelmeyin'

diyen gazete, Türk insanı ile bir avuç PKK sempatizanına eşit uzaklıkta durduğunu son derece net şekilde göstermektedir.

Türk insanının PKK yandaşlarına nasıl davranmalarını bekliyorlardı ? Davullar calıp kurban keserek mi?
Samanyolu Televizyonu aynı yolda Türk insanına hizmetlerine (!) devam etmektedir.

Bilal Ercan adını çoğunuz duymamış olabilir.

Bu adam PKK propagandası yapan ve Türk Devleti'nin kapatmak için büyük uğraş verdiği Danimarkayı defalarca uyardığı Kürtçü ROJ TV'de düzenli olarak program yapan bir adam.

Berat Kandili nedeniyle Samanyolu televizyonu bu adamı programına çağırıyor. Ve bu adamın kasetlerinin reklamı, Fethullah'a bağlı kırtasiye mağazalarının vitrinlerini süslemekte.

Bir PKK sempatizanını Samanyolu neden ekrana çıkarıyor dersiniz?

Yanıt oldukça basit.

Çünkü Fethullah'ın şiirlerinden birini bu adama bestelemiş. Bundan dolayı bu adama sponsor oluyorlar. Etraflarında herhalde PKK sempatizanı olmayan bir besteci bulamamış olsalar gerek…

AB üyeliği uğruna Apo'yu salıverdiklerinde de Samanyolu'nda kahramanlık türküleri okuturlar artık.
22 Eylül 2005 tarihli Zaman gazetesinde şöyle bir yazı geçmekte:

'…Bize karşı yapılanlara karşı devleti bir sorgulamaya kalksak çoğu zaman dengeyi koruyamayız. Farkında olmadan devletine karşı milletin güvenini sarsmış oluruz…'

Bu sözlerin kime ait olduğunu hemen anladınız herhalde.

Yani Fethullah diyor ki:

Bu devlet bana karşı haksız davrandı, ben bana yapılan haksızlıkları açıklarsam millet galeyana gelir, devletinden soğur. Doğrusu gözlerim yaşardı. Ne yurtsever ne mazlum insanmış Fethullah.

Ama burada ince bir nüans var. Fethullah aslında aba altından sopa gösteriyor. Yazının devamında milletin güveninin sarsılması halinde anarşi doğacağını söylüyor.

Yani bana yapılan haksızlıkları bir açıklarsam Türkiye Cumhuriyeti anarşiye boğulur diyor Hocaefendi.
Artık Türk gencinin böyle laflara karnı tok.

Atatürk'ün dediği gibi içteki düşmanlar hiç ara vermeden calışmaktadır.

Eğer günün birinde Türk toprakları üzerinde bir Kürdistan görmek istemiyorsak, nurculuk gibi ABD çıkarlarına hizmet eden sapık tarikatların oyunlarına karşı dikkatli olmalıyız .

Bu yurdu atalarımızdan aldığımız şekilde çocuklarımızı da bir Türk yurdu olarak bırakmak için nurcu hareketi engellemek her Türk için bir namus borcudur.

Abi sana hergün bir üye mesajmı yolluyor ...

fatihada58
10.01.2008, 17:15
Yahu yorum yazmaktan çok okumaya bayılıyorum.Gerçekten kim hangi fikirden olursa olsun seviyeli yazıyor.Bilgisizce yazan yok.Hepinizi seviyorum ya iyiki sivaslıyım.

ofgurleyuk78
10.01.2008, 17:28
Bazı gazeteleri okumak kültür ve bilgi birikimi gerektirir. Birbirimizin gazetesini kötülememize gerek yok.Bir gazete Türklük der ona meyilli olanlar onu okur. Bir kısmı vatan millet der onu okur bazıları. Bir kısım gazete de Allah, Din, İman der onu okur o görüşe sahip olanlar.Sevgili arkadaşlarım siz görüşünüz dışında gazete okuyup da üzerinde yorum yapabiliyormusunuz? Mesele burada...
Benim gazetem ankette bile yok. Ben VATAN gazetesi okuyorum.(para vererek) Diğer tüm gazeteleri internetten okuyorum. Emekliyim boş vaktim çok. Bazı gazeteleri okurken gülüyorum.Halen Vatan, Millet, Sakarya edebiyatı yapıyorlar. Çok basit şeyler yazıyorlar. İnşallah,maşallahla gidiyoruz halen. Allah yolumuzu açık etsin. Dürüst gazete görüşü ne olursa olsun doğruya doğru eğriye eğri demeli.

leblebi82
10.01.2008, 20:36
BİR ÜYEMİZDEN GELEN MAKALEYİ YORUMSUZ OLARAK YAPIŞTIRIYORUM, OKUMAYA VE DÜŞÜNMEYE DEĞER DİYE DÜŞÜNÜYORUM

zaman gazetesi okuyucularına ...........................

Bu yurdu atalarımızdan aldığımız şekilde çocuklarımızı da bir Türk yurdu olarak bırakmak için nurcu hareketi engellemek her Türk için bir namus borcudur.

BAŞTAN AŞAĞIYA KADAR YANLIŞ BİLGİLERLE DOLU. BENCE KONUYU DAHA İYİ ARAŞTIR. ARAŞTIRIRKEN DAHA NET VE ŞEFFAF GÖSTEREN BİR GÖZLÜK TAK.

abircan
11.01.2008, 08:30
BAŞTAN AŞAĞIYA KADAR YANLIŞ BİLGİLERLE DOLU. BENCE KONUYU DAHA İYİ ARAŞTIR. ARAŞTIRIRKEN DAHA NET VE ŞEFFAF GÖSTEREN BİR GÖZLÜK TAK.

SWVGİLİ KARDEŞİM, İNAN GELEN MESAJI YORUM BİLE YAPMADAN KOYDUM, VİRGÜLÜNE DOKUNMADIM, GÖNDEEN ARKADAŞIMIZDAN HABERİN MAKELENİN KAYNAĞINIDA İSTEDİM GELİNCE PAYLAŞIRIM, ANLAMLI BULDUĞUM VE TARTIŞMALARIMIZA BİRŞEY KATAR DİYE ALIP YAPIŞTIRDIM

abircan
11.01.2008, 09:30
İŞTE KAYNAK VE WEB SAYFASI, TEŞEKKÜRLER HEMŞERİM PAYLAŞTIĞIN İÇİN


ABİCİĞİM BANA GÖNDERDİĞİN MAKALENİN BANA KAYNAĞIYLA BİRLİKTE İLETİRSEN SEVİNİRİM, BİRYERLERE YOLLAMAK İSTİYORUM,
Sevgili Abircan,
Bana da bu yazıyı mimar bir arkadaşım yolladı,bende tartışmalarınızı okuduğum için sana pas etme gereği duydum.
kaynak ise


[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

Sevgi ve saygılarımla


teşekkürler abiciğim, zaten bende beklemeden yazdım artık, suspusların sayısı artıyor,
eğer birileri bu milletin 1200 yıllık ordusuna bir laf ediyorsa kendince bu milletle ve devletle bir hesabı vardır, bu kolay kolay hazmedilecek , hafife alınacak bir hareket değil, kaynağı belirsiz paraları sokaklarda savuruyorlar, öyle bir iki derneğin kurban parası toplamasıyla bile yürüyecek bir makina değil bu makina, mutlak dış kaynaklı fonlarla yürüyorlar, bir milleti tarihi misyonundan ve çizgisinden savurmaya çalışıyorlar, ama çok şükür herkes uyumuyor.

recosan58
11.01.2008, 09:40
NE HİKMETSE KONUYLA ALAKASI OLMAMASINA RAĞMEN BAZI ARKADAŞLAR SAİD NURSİYİ GÜNDEME GETİRMİŞLER İŞTE SİZE SAİD NURSİ Bediüzzaman Said Nursi Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesi’nin Nurs Köyünde dünyaya geldi (1876). Yenilikçi, atak, cesur bir mizaca, son derece parlak bir zekâya ve güçlü bir hafızaya sahipti. Bunlar katıksız iman ve ilim aşkıyla birleşince, normalde onbeş yıl kadar süren klâsik medrese eğitimi üç aya sığdı. Bu olağanüstü gelişmeyi kavrayamayanlar tarafından düzenlenen münazaraları (ilmi tartışmalar) kazanarak kendini ispatladı. Bu yüzden "Molla Said"e, "zamanın emsalsizi, benzersizi" anlamında "Bediüzzaman" lâkabı verildi.

Dönem tüm dünyada maddeciliğin öne çıktığı bir dönemdi. İnsanlık kendi geleceğini tahribe yönelmişti. Bu değişimden Müslüman milletler de etkilenmiş, meselâ yeryüzünün tek bağımsız İslam devleti olan Osmanlı Devleti çoktan eski haşmetini ve kudretini kaybetmişti. Büzülme ve çözülme noktasındaydı. İnsanlığın ortak problemlerinin yanı sıra yaşadığı toplumun özel problemlerine de eğilen Bediüzzaman, açık bir gerçekle yüz yüze geldi: Batı maddeciliğe saplanmış, Doğu ise eskiyen kurumlarını yenileyip iman eksenli bir yapılanmaya dönüştürememişti. Osmanlı Devleti de aynı açmazda tükeniyordu. Devlet ve millet şeklen İslâma bağlı olmakla birlikte mânâ plânında İslâmdan kopmuştu. Batı’yı da anlayamamıştı. Asıl problem buydu. Teşhisini bu şekilde koyan Bediüzzaman tedavi metodunu da geliştirdi: "Tahkiki iman" geliştirdiği metodun özü ve özetiydi.

Sıra "tahkiki iman" ekseninde gelişip çağın teknolojisiyle zenginleşecek insanlar yetiştirmeye gelmişti. Bunun da yolu eğitimden geçerdi. Bu maksatla bir eğitim projesi geliştirdi. Buna göre Doğu ve Güneydoğu öncelikli olarak tüm vatan sathı "Medresetüzzehra" adını verdiği eğitim kurumlarıyla donatılacak, bu kurumların ilk, orta, lise bölümleri olacak, ayrıca din ve fen dersleri bir biri içinde, bir bütün halinde okutulacaktı. "Vicdanın ziyası (ışığı), ulûm-u diniyedir, aklın nuru fünun-u (fenler) medeniyedir. İkisinin imtizacıyla (bütünleşmesi, iç içe girmesiyle) hakikat tecelli eder... İftirak ettikleri (ayrıştıkları) vakit, birincisinde taassup (tutuculuk), ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder (doğar)" diyordu.

Görüşlerini Padişaha sunmak için 1907 yılında İstanbul'a geldi. Fakat İmparatorlukla birlikte İmparatorluğun başkenti İstanbul da çürümüştü. Düşüncelerini gazetelere yansıtması sarayı tedirgin etti. Padişah ateşîn bir zekâyı etkisizleştirmek için altınla ödüllendirmek istedi. "Maarifi tehir, maaşı tacil nedendir?" diye sorup ihsan-ı şahâneyi reddedince de akıl hastahanesine kapatıldı. Fakat doktorlardan aklî melekelerinin sapa sağlam olduğuna dair bir rapor alarak görüşlerini açıklamayı sürdürdü.

Bediüzzaman, Şark ulemasından sonra İstanbul’daki meşhur alimlere de kendisini kabul ettirmekte zorlanmamıştı. Onunla görüşenler en girift sorularına cevap alıyor, "Sen gerçekten de Bediüzzamansın" demekten kendilerini alamıyorlardı. Meşrutiyeti İslam eksenine oturtan ve "meşrutiyet-i meşrua"yı öngören hürriyetçi fikirleri özellikle ilgi çekiyordu. Bediüzzaman'a göre mutlakıyet İslami dirilişin önünü kapatıyordu. Ancak meşrutiyete yumuşak geçiş yapılmalıydı. Bunun için de evvelâ "üç büyük düşman" saydığı cehalet, zaruret ve ihtilâfla mücadele edilip kazanılması gerekiyordu. "31 Mart Olayı" ismiyle tarihimize geçen (1909) keşmekeş esnasında yatıştırıcı rol oynamasına rağmen, Bediüzzaman’dan daha önce tedirgin olmuş yönetim tarafından tutuklanıp Divan-ı Harb Mahkemesinde yargılandı. Beraat etti. Van’a döndü. Birinci Dünya Savaşı sırasında gönüllü talebelerden bir milis alayı kurup doğduğu toprakları savundu. Bitlis savunması esnasında yaralanıp Ruslara esir düştü. Yaklaşık üç yıl süren esaret hayatını kaçışla noktaladı. Ordu adayı olarak devrin tek İslâm Akademisi "Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye"ye üye oldu. İstiklal Savaşı sürerken, Anadolu harekâtını "isyan" sayan fetvaya Anadolu ulemasıyla birlikte karşı fetva verdi. İstanbul işgali sırasında İngiliz işgalcilere karşı yayınladığı bir eser yüzünden İşgal Kuvvetleri tarafından gıyabında ölüme mahküm edildi.

Zaferden sonra Ankara’ya Büyük Millet Meclisi’ne dâvet edildi (1922). Meclis'te resmi karşılama töreni yapıldı. Fakat devletle millet arasında "kıble farkı" oluşmak üzere olduğunu görüp milletvekillerine hitaben on maddelik bir beyanname dağıttı. Tekrar Van'a döndü. Şeyh Sait isyanıyla bir ilgisi bulunmadığı, esasen her fırsatta "Dahile kılıç çekilmez" dediği halde bir çok mazlum gibi Bediüzzaman da önce Burdur'a, ardından Barla'ya sürüldü. Barla'da Risale-i Nur Külliyatı'nı telife başladı. Tek başına bir mektep oldu ve "cevher insan" yetiştirmek için insanüstü bir gayret gösterdi. 1925'li yıllarda Türkiye'de uygulama alanına giren dini dışlama politikalarına karşı Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur adını verdiği eserleriyle İslam’ın temel altyapısını oluşturan prensipleri açıklamaya yönelik bir tarz geliştirdi. Bediüzzaman Said Nursi geliştirdiği bu Kur'ânî tarz ile akıl, kalp ve duygu bütünlüğünü temin ederek iman hakikatlerini anlatmıştır. Böylece kelam, tasavvuf ve pozitif bilimleri terkip ederek Müslümanlara yepyeni bir bakış açısı sunmuş, mektep, medrese, tekke ayrılığını ortadan kaldırmıştır.

İslam uleması yüzyıllar boyu insanın temel soruları olan "ben kimim, nereden gelip, nereye gidiyorum, vazifem nedir?" gibi konulardan ziyade hep dış alem ve siyaset üzerine mesailerini teksif etmişti. Oysa "iman ve temele ait" meseleler halledilmeden ve doyurucu cevaplar bulunmadan afaki meselelere yönelmek bunalımın derinleşmesini sonuç veriyordu. İslam dünyasının siyasi düzenleme ve projelerden ziyade ve fakat onları da ihmal etmeden zihniyet düzenlemesine ihtiyacı vardı. Problemin çözümü Kur'ân'ın çağlar üstü mesajının günümüze bakan yönünü ortaya çıkarmaktı. Risale-i Nur külliyatı ise bu mesajın açıklamasıdır.

Bediüzzaman İslam dünyasının karşılaştığı en köklü ve yıkıcı krize (fen ilimlerinden kaynaklanan dinsizlik veya dinde laubalilik) karşı ilim ve mantık yoluyla cevaplar vererek milyonların imanının kurtulmasına vesile olmuştur.

Risale-i Nur Külliyatını telif etmesiyle birlikte Bediüzzaman önceki hayatını Eski Said dönemi diye isimlendirmiştir. Bediüzzaman’ın haya-tını Eski Said, Yeni Said diye ayırması bir değişiklikten ziyade bir tarzı ifade içindir. Eski Said, daha çok imanın dışavurumu olan kurumlar, davranışlar ve siyasetle ilgileniyordu. Yeni Said ise imanın tahrip edilmek istendiği bir ortamda imanı korumak ve güçlendirmek için gayretini bu temel meseleye tahşid etti.

Bediüzzaman’a göre temel mesele; insanın kendisini, diğer varlıkları, kainatı ve hemcinslerini iman ekseninde algılamasıdır. En önemli görev bunu sağlamaktır. Bundan ürkenler onu defalarca tutukladılar, Eskişehir (1935), Denizli (1943), Afyon (1947) hapishanelerinde yatırdılar. Fakat inançlarını yaşamaktan ve yazmaktan vaz geçiremediler. 1960 yılının 23 Mart'ında Urfa’da Hakk'ın rahmetine kavuştuğunda arkasında bıraktığı tüm maddî servet bir demlik, birkaç bardak, eski bir gömlek, yamalı bir cübbe, sarık, misvak, biraz çay-şeker ve on liradan ibaretti. Mânevi miras olarak ise bütün asrın insanını aydınlatabilecek Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nur külliyatı ile dünyanın her tarafında milyonlarca "Kur’an talebesi" bırakmıştır."


--------------------------------------------------------------------------------

UTKUM_58
11.01.2008, 09:42
ZATEN DININI ALLAHINI SEVEN INSANLARIN ARKASINDAN TARIH YAZMAK COK KOLAY;NE BILIMM OZMAN KÜRT TÜRK ALEVI SUNNII HEP BERABER SAVASMISLAR VATANIMIZ ICIN;AMA SIMDI HERKES ICIN DEMIYORUM;DOGUDA PISLIK VE IGRENC SEREFZIZLER BÖLUCULUK YAPIYORR; BIRDE SUNU SOYLEYIM EGER SAID NURSI EFENDI OADAR KÖTUYSE YINE CIKMIS BEN BUYUM DEMISS.SEN BUZAMANKI KALLES SIRTTAN VURUCULARI AYIRT BILE EDEMIYOSUNNN. VE ABIRCAN ABI HERKIM SANA YOLLADIYSA ONU TEK KELIMESINE INANMIYORUMM BENDE ARASTIIRP ONU SANA YOLLAYAN ACIZE SENDE YOLLADIGIMI YOLLARSIN ABI

UTKUM_58
11.01.2008, 09:45
NE HİKMETSE KONUYLA ALAKASI OLMAMASINA RAĞMEN BAZI ARKADAŞLAR SAİD NURSİYİ GÜNDEME GETİRMİŞLER İŞTE SİZE SAİD NURSİ Bediüzzaman Said Nursi Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesi’nin Nurs Köyünde dünyaya geldi (1876). Yenilikçi, atak, cesur bir mizaca, son derece parlak bir zekâya ve güçlü bir hafızaya sahipti. Bunlar katıksız iman ve ilim aşkıyla birleşince, normalde onbeş yıl kadar süren klâsik medrese eğitimi üç aya sığdı. Bu olağanüstü gelişmeyi kavrayamayanlar tarafından düzenlenen münazaraları (ilmi tartışmalar) kazanarak kendini ispatladı. Bu yüzden "Molla Said"e, "zamanın emsalsizi, benzersizi" anlamında "Bediüzzaman" lâkabı verildi.

Dönem tüm dünyada maddeciliğin öne çıktığı bir dönemdi. İnsanlık kendi geleceğini tahribe yönelmişti. Bu değişimden Müslüman milletler de etkilenmiş, meselâ yeryüzünün tek bağımsız İslam devleti olan Osmanlı Devleti çoktan eski haşmetini ve kudretini kaybetmişti. Büzülme ve çözülme noktasındaydı. İnsanlığın ortak problemlerinin yanı sıra yaşadığı toplumun özel problemlerine de eğilen Bediüzzaman, açık bir gerçekle yüz yüze geldi: Batı maddeciliğe saplanmış, Doğu ise eskiyen kurumlarını yenileyip iman eksenli bir yapılanmaya dönüştürememişti. Osmanlı Devleti de aynı açmazda tükeniyordu. Devlet ve millet şeklen İslâma bağlı olmakla birlikte mânâ plânında İslâmdan kopmuştu. Batı’yı da anlayamamıştı. Asıl problem buydu. Teşhisini bu şekilde koyan Bediüzzaman tedavi metodunu da geliştirdi: "Tahkiki iman" geliştirdiği metodun özü ve özetiydi.

Sıra "tahkiki iman" ekseninde gelişip çağın teknolojisiyle zenginleşecek insanlar yetiştirmeye gelmişti. Bunun da yolu eğitimden geçerdi. Bu maksatla bir eğitim projesi geliştirdi. Buna göre Doğu ve Güneydoğu öncelikli olarak tüm vatan sathı "Medresetüzzehra" adını verdiği eğitim kurumlarıyla donatılacak, bu kurumların ilk, orta, lise bölümleri olacak, ayrıca din ve fen dersleri bir biri içinde, bir bütün halinde okutulacaktı. "Vicdanın ziyası (ışığı), ulûm-u diniyedir, aklın nuru fünun-u (fenler) medeniyedir. İkisinin imtizacıyla (bütünleşmesi, iç içe girmesiyle) hakikat tecelli eder... İftirak ettikleri (ayrıştıkları) vakit, birincisinde taassup (tutuculuk), ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder (doğar)" diyordu.

Görüşlerini Padişaha sunmak için 1907 yılında İstanbul'a geldi. Fakat İmparatorlukla birlikte İmparatorluğun başkenti İstanbul da çürümüştü. Düşüncelerini gazetelere yansıtması sarayı tedirgin etti. Padişah ateşîn bir zekâyı etkisizleştirmek için altınla ödüllendirmek istedi. "Maarifi tehir, maaşı tacil nedendir?" diye sorup ihsan-ı şahâneyi reddedince de akıl hastahanesine kapatıldı. Fakat doktorlardan aklî melekelerinin sapa sağlam olduğuna dair bir rapor alarak görüşlerini açıklamayı sürdürdü.

Bediüzzaman, Şark ulemasından sonra İstanbul’daki meşhur alimlere de kendisini kabul ettirmekte zorlanmamıştı. Onunla görüşenler en girift sorularına cevap alıyor, "Sen gerçekten de Bediüzzamansın" demekten kendilerini alamıyorlardı. Meşrutiyeti İslam eksenine oturtan ve "meşrutiyet-i meşrua"yı öngören hürriyetçi fikirleri özellikle ilgi çekiyordu. Bediüzzaman'a göre mutlakıyet İslami dirilişin önünü kapatıyordu. Ancak meşrutiyete yumuşak geçiş yapılmalıydı. Bunun için de evvelâ "üç büyük düşman" saydığı cehalet, zaruret ve ihtilâfla mücadele edilip kazanılması gerekiyordu. "31 Mart Olayı" ismiyle tarihimize geçen (1909) keşmekeş esnasında yatıştırıcı rol oynamasına rağmen, Bediüzzaman’dan daha önce tedirgin olmuş yönetim tarafından tutuklanıp Divan-ı Harb Mahkemesinde yargılandı. Beraat etti. Van’a döndü. Birinci Dünya Savaşı sırasında gönüllü talebelerden bir milis alayı kurup doğduğu toprakları savundu. Bitlis savunması esnasında yaralanıp Ruslara esir düştü. Yaklaşık üç yıl süren esaret hayatını kaçışla noktaladı. Ordu adayı olarak devrin tek İslâm Akademisi "Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye"ye üye oldu. İstiklal Savaşı sürerken, Anadolu harekâtını "isyan" sayan fetvaya Anadolu ulemasıyla birlikte karşı fetva verdi. İstanbul işgali sırasında İngiliz işgalcilere karşı yayınladığı bir eser yüzünden İşgal Kuvvetleri tarafından gıyabında ölüme mahküm edildi.

Zaferden sonra Ankara’ya Büyük Millet Meclisi’ne dâvet edildi (1922). Meclis'te resmi karşılama töreni yapıldı. Fakat devletle millet arasında "kıble farkı" oluşmak üzere olduğunu görüp milletvekillerine hitaben on maddelik bir beyanname dağıttı. Tekrar Van'a döndü. Şeyh Sait isyanıyla bir ilgisi bulunmadığı, esasen her fırsatta "Dahile kılıç çekilmez" dediği halde bir çok mazlum gibi Bediüzzaman da önce Burdur'a, ardından Barla'ya sürüldü. Barla'da Risale-i Nur Külliyatı'nı telife başladı. Tek başına bir mektep oldu ve "cevher insan" yetiştirmek için insanüstü bir gayret gösterdi. 1925'li yıllarda Türkiye'de uygulama alanına giren dini dışlama politikalarına karşı Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur adını verdiği eserleriyle İslam’ın temel altyapısını oluşturan prensipleri açıklamaya yönelik bir tarz geliştirdi. Bediüzzaman Said Nursi geliştirdiği bu Kur'ânî tarz ile akıl, kalp ve duygu bütünlüğünü temin ederek iman hakikatlerini anlatmıştır. Böylece kelam, tasavvuf ve pozitif bilimleri terkip ederek Müslümanlara yepyeni bir bakış açısı sunmuş, mektep, medrese, tekke ayrılığını ortadan kaldırmıştır.

İslam uleması yüzyıllar boyu insanın temel soruları olan "ben kimim, nereden gelip, nereye gidiyorum, vazifem nedir?" gibi konulardan ziyade hep dış alem ve siyaset üzerine mesailerini teksif etmişti. Oysa "iman ve temele ait" meseleler halledilmeden ve doyurucu cevaplar bulunmadan afaki meselelere yönelmek bunalımın derinleşmesini sonuç veriyordu. İslam dünyasının siyasi düzenleme ve projelerden ziyade ve fakat onları da ihmal etmeden zihniyet düzenlemesine ihtiyacı vardı. Problemin çözümü Kur'ân'ın çağlar üstü mesajının günümüze bakan yönünü ortaya çıkarmaktı. Risale-i Nur külliyatı ise bu mesajın açıklamasıdır.

Bediüzzaman İslam dünyasının karşılaştığı en köklü ve yıkıcı krize (fen ilimlerinden kaynaklanan dinsizlik veya dinde laubalilik) karşı ilim ve mantık yoluyla cevaplar vererek milyonların imanının kurtulmasına vesile olmuştur.

Risale-i Nur Külliyatını telif etmesiyle birlikte Bediüzzaman önceki hayatını Eski Said dönemi diye isimlendirmiştir. Bediüzzaman’ın haya-tını Eski Said, Yeni Said diye ayırması bir değişiklikten ziyade bir tarzı ifade içindir. Eski Said, daha çok imanın dışavurumu olan kurumlar, davranışlar ve siyasetle ilgileniyordu. Yeni Said ise imanın tahrip edilmek istendiği bir ortamda imanı korumak ve güçlendirmek için gayretini bu temel meseleye tahşid etti.

Bediüzzaman’a göre temel mesele; insanın kendisini, diğer varlıkları, kainatı ve hemcinslerini iman ekseninde algılamasıdır. En önemli görev bunu sağlamaktır. Bundan ürkenler onu defalarca tutukladılar, Eskişehir (1935), Denizli (1943), Afyon (1947) hapishanelerinde yatırdılar. Fakat inançlarını yaşamaktan ve yazmaktan vaz geçiremediler. 1960 yılının 23 Mart'ında Urfa’da Hakk'ın rahmetine kavuştuğunda arkasında bıraktığı tüm maddî servet bir demlik, birkaç bardak, eski bir gömlek, yamalı bir cübbe, sarık, misvak, biraz çay-şeker ve on liradan ibaretti. Mânevi miras olarak ise bütün asrın insanını aydınlatabilecek Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nur külliyatı ile dünyanın her tarafında milyonlarca "Kur’an talebesi" bırakmıştır."


--------------------------------------------------------------------------------

ALLAH RAZI OLSUN ABIM OYAZIYA BU CEVAPLA KARSILIK VERMEN BENI DUYGULANDIRDI SAID NURSI HAZRETLERI;NURLU BIR INSANDIR DUNYADA HALEN KENDI ÖGRENCILERIN ÖGRENCILERIDE YER ALMAKTATIR;MESALA SIVASTA HALEN BIDE ADIYAMANDA OLDUKLARINI BILIYORUMM YATTIGI YERLER NURLA DOLSUNNN YARABBIMM..NEKADAR PIS RUHLU INSAN VARYA
MUBAREKLERE BILE DIL UZATIYORLAR HAYRET YA:((

KIZILCAN
11.01.2008, 09:46
Anlaşılan insanımız (Sivas Halkı) gazete okuma tercihinde uç noktaları seçmişler.(Zaman ve Cumhuriyet epey oy almış).Benim özel bir tercihim yok.Elime ne geçerse onu okumaya çalışıyorum.Yeter ki içinde kayda değer birşeyler yazılmış olsun.

Ertugrul
11.01.2008, 09:50
Abircan ağbi suçlanan kişi Bediuzzaman Said Nursi,üstadın eserleri ortada ve yıllarca ülkenin batısından doğusuna yayılmıştır. Sürgün hayatının neredeyse tamamın ı batıda geçirmiş ve eserlerinin büyük çoğunluğunu batı illerimizde yazmıştır. Bediuzzaman hazretlerinin talebelerinin bir çoğuda Türktür. Bakın Bediuzzaman Said Nursi eserlerinde ırkçılık hakkında neler diyor ;

'Avrupa zalimleri milliyetçilik fikrini İslamlar içine atmış, ta ki parçalayıp yutması kolay olsun'

'Ben dindar ve takvalı bir türkü, bin tane dine lakayt kürde tercih ederim'

Şeyh Sait'in isyan teklifine verdiği cevap “-Altıyüz sene islamiyetin bayraktarlığını yapmış bu milletin torunlarına kılıç çekilmez. Halk irşad edilmelidir.”

Fethullah Gülen Hocaefendi için yazılanları kaale bile almak istemiyorum. Türkçe Olimpiyatlarında Dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerin bülbül gibi Türkçe konuştuklarını göremeyenlere diyecek söz bulamıyorum.

Abircan ağbi sizin buraya taşıdığınız mail epeydir paylaşım forumlarında geziniyordu. İftira ve mesnetsiz suçlamarla dolu olan bu yazının maksatı bellidir. Toplum tarafından saygı duyulan kişilere hakaret ve milleti bir birine düşürmektir.Aydın insanın sorumlulukları vardır. Aydın insan kişileri eleştirmeden,hakaret eden yazıları paylaşmadan önce bilgi toplar. Uğur Mumcu'nun dediği gibi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaz,olmamalıdır. Bu saçma sapan yazının kaldırılması için yöneticilere başvurmanız gönüllerin kırılmasını engelleyebilir.Toplum tarafından sevilen kanaat önderlerinin tartışılmaması,tartışılacaksa da edep ölçüsüne dikkat edilmeli,Kurran Hizmeti diyerek yola çıkanlara yapılan iftiralar hoş olmuyor.

recosan58
11.01.2008, 10:01
SAİD NURSİYİ GÜNDEME TAŞIYAN ARKADAŞLARIMA BİRAZDA SİVAS OLAYLARININ
MİMARI AZİZ NESİNDEN BAHSETMELİRİNİ TAVSİYE EDİYORUM.
BİRAZDA ONUN HAYATINI ARAŞTIRIP BİZİ AYDINLATIRLAR İNŞALLAH
GÜZEL SİVASIMIZA KARANLIK GÜNLER YAŞATAN INSANI TANIYALIM BİRAZDA

sivaslıgenç
11.01.2008, 10:05
SAİD NURSİYİ GÜNDEME TAŞIYAN ARKADAŞLARIMA BİRAZDA SİVAS OLAYLARININ
MİMARI AZİZ NESİNDEN BAHSETMELİRİNİ TAVSİYE EDİYORUM.
BİRAZDA ONUN HAYATINI ARAŞTIRIP BİZİ AYDINLATIRLAR İNŞALLAH
GÜZEL SİVASIMIZA KARANLIK GÜNLER YAŞATAN INSANI TANIYALIM BİRAZDA

Abiciğim azına sağlık said nursiyi araştırma gereği duyanlar Sivas olaylarının başlıca mimarı aziz nesinide araştırabilirlermi acaba.

abircan
11.01.2008, 10:20
OKUMAKTA FAYDA VAR, SADECE OKUYALIM YETER YİNE KENDİ DÜŞÜNCEMİZ KENDİMİZE ARKADAŞLAR,


Fethullah Gülen Konferansı - Serdar Kuru
Tür: İstihbarat
Admin tarafından gönderildi: 25.12.2007 günü, 09:38:16
--------------------------------------------------------------------------------
Amerikanın Houston kentinde

"Fikir ve Aksiyon Planında Fethullah Gülen Hareketi"

isimli bir konferans düzenleniyor ve bu konferans Irak işgalinden en çok kar yapan petrolcülerin üniversitesinde ve Cumhuriyetçi düşünce kuruluşu James Baker enstitüsüyle yakın ilişkideki Boniuk dinler arası diyalog merkezi tarafından destekleniyor.

Diğer destekçi ise emekli bir Amerikan generalinin açtığı bir kilise.

--------------------------------------------------------------------------------
Fethullah Gülen Konferansı

Serdar Kuru
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun



[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
25.12.2007


Şimdi eğer ben komplo teoricisi bir adamsam lütfen sayın Koru veya Gülen camiasından birisi bana bu kadar "tesadüfün" bir araya nasıl geldiğini açıklasa harika olur.

Ben gene de hüsnü zan etmeye çalışıyorum ve kendilerine bir cevap hakkı tanıyorum.

Sayın arkadaşlar eğer hatalıysam lütfen beni düzeltin ama

" dinler arası diyalog konferansı yapacak; Irak işgalinin arkasındaki Bush ekibinden başka adamlar bulamadınız mı"

diye sorası geliyor insanın.

Fehmi Koru Amerika'da kendisinin de katıldığı Fethullah Gülen konferansını gündeme getirince bende konu hakkında biraz kendisine yardımcı olayım dedim çünkü nedense araştırmacı kişiliğiyle tanıdığımız Fehmi Bey bu konularda pek araştırmacı yönünü kullanmıyor.

Teksas Houston kentinde sayın Gülene yakın kişilerce kurulan

"Dinlerarası Diyalog Enstitüsünün"

gene aynı şehirde bulunan Rice üniversitesi bünyesindeki

"Boniuk Dini Tolerans Merkezi " ve Houston üniversitesi " A.D Bruce Din Merkezi" sponsorluğuyla düzenlenen bu konferans hakkında sizlere biraz bilgi vermek isterim.

Şimdi öncelikle Rice üniversitesi petrolcülerin finanse ettiği bir üniversite ve yönetim kurulunda Afganistan'da petrol boru hattı kurma çalışmaları yapan Unacoal şirketi eski direktörlerinden James Crownover ve Shell petrol şirketinin büyük başlarından bayan Elsenhans gibi isimler bulunmakta.

Boniuk dini tolerans merkezinin en sıkı fıkı olup beraber çalıştığı ve Rice üniversitesi bünyesinde bulunan kurumun ismi de çok ilgi çekici.

Bu kurum James Baker Siyaset Enstitüsü.

Evet bu James Baker Reaganın dışişleri bakanı,Cumhuriyetçilerin ağa babası ve Başkan Bushun tartışmalı birinci seçiminde Florida da oyları yeniden saydıran James Baker.

Enstitünün kurucusu ve Boniuk dini tolerans merkeziyle ilişkileri sağlayan kişi ise Reagan ve baba Bushun Ortadoğu danışmanı, Clintonun İsrail büyükelçisi Ermeni asıllı Edward Djerejian.

Bu James Baker Enstitüsünün danışma kurulunda diyalog konferansının yapıldığı Rice üniversitesinin başkanının yanı sıra Irak işgaline Birleşmiş Milletlerde söylediği yalanlarla teşne olan eski Amerikan dış işleri bakanı Colin Powell ve gene eski Amerikan dış işleri bakanlarından Yahudi asıllı Madeline Albright bulunmakta.

Şimdi gelelim diğer sponsora yani Houston üniversitesi A.D Bruce din merkezine.

Şimdi kimdir bu A.D Bruce derseniz efendim kendisinin tam ismi General Andrew Davis Bruce.

Birinci ve İkinci dünya savaşlarında subay olarak savaşan ve 1952 senesinde Deniz Piyadelerinden general rütbesiyle emekli olan bu şahıs emekli olur olmaz Houston üniversitesi başkanlığına gelmiş ve ilk işlerinden biri de kendi ismiyle anılan bu din merkezi yani kilise binasını hizmete açmak olmuş.

Bir generalin emekli olur olmaz başına geçtiği bir üniversitede hemencecik 548 dönümlük bir kilise ve din merkezi açması garip gelmişse size bu generalin Japonya'nın işgalinden sonraki Hokkadio valisi olduğunu ve hiçbir işinin tesadüfen olmadığını söyleyebilirim.

Şimdi bu bilgileri bir kere daha toparlayalım.

Amerikanın Houston kentinde

"Fikir ve Aksiyon Planında Fethullah Gülen Hareketi"

isimli bir konferans düzenleniyor ve bu konferans Irak işgalinden en çok kar yapan petrolcülerin üniversitesinde ve Cumhuriyetçi düşünce kuruluşu James Baker enstitüsüyle yakın ilişkideki Boniuk dinler arası diyalog merkezi tarafından destekleniyor.

Diğer destekçi ise emekli bir Amerikan generalinin açtığı bir kilise.

Şimdi eğer ben komplo teoricisi bir adamsam lütfen sayın Koru veya Gülen camiasından birisi bana bu kadar "tesadüfün" bir araya nasıl geldiğini açıklasa harika olur.

Ben gene de hüsnü zan etmeye çalışıyorum ve kendilerine bir cevap hakkı tanıyorum. Sayın arkadaşlar eğer hatalıysam lütfen beni düzeltin ama dinler arası diyalog konferansı yapacak Irak işgalinin arkasındaki Bush ekibinden başka adamlar bulamadınız mı diye sorası geliyor insanın.

Serdar Kuru

leblebi82
11.01.2008, 10:22
Utkum58, Recosan58,Cahar ve Sivasligenç gereken cevabı vermişler. Nereden çıktığına anlam veremediğim bu konuyu gündemde tutmaya devam etmezsiniz umarım abircan .

recosan58
11.01.2008, 10:27
Utkum58, Recosan58,Cahar ve Sivasligenç gereken cevabı vermişler. Nereden çıktığına anlam veremediğim bu konuyu gündemde tutmaya devam etmezsiniz umarım abircan .

Aynı fikirdeyim kardeş cevap vermemeye çalışıyorum ama dayanamıyorum
kusura bakma

sivaslıgenç
11.01.2008, 10:31
Utkum58, Recosan58,Cahar ve Sivasligenç gereken cevabı vermişler. Nereden çıktığına anlam veremediğim bu konuyu gündemde tutmaya devam etmezsiniz umarım abircan .

Gerçektende konuyla alakası olmayan bu konuyu kapatalım.

FurkaN
11.01.2008, 10:35
OKUMAKTA FAYDA VAR, SADECE OKUYALIM YETER YİNE KENDİ DÜŞÜNCEMİZ KENDİMİZE ARKADAŞLAR,


Fethullah Gülen Konferansı - Serdar Kuru
Tür: İstihbarat
Admin tarafından gönderildi: 25.12.2007 günü, 09:38:16
--------------------------------------------------------------------------------
Amerikanın Houston kentinde

"Fikir ve Aksiyon Planında Fethullah Gülen Hareketi"

isimli bir konferans düzenleniyor ve bu konferans Irak işgalinden en çok kar yapan petrolcülerin üniversitesinde ve Cumhuriyetçi düşünce kuruluşu James Baker enstitüsüyle yakın ilişkideki Boniuk dinler arası diyalog merkezi tarafından destekleniyor.

Diğer destekçi ise emekli bir Amerikan generalinin açtığı bir kilise.

--------------------------------------------------------------------------------
Fethullah Gülen Konferansı

Serdar Kuru
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun



[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
25.12.2007


Şimdi eğer ben komplo teoricisi bir adamsam lütfen sayın Koru veya Gülen camiasından birisi bana bu kadar "tesadüfün" bir araya nasıl geldiğini açıklasa harika olur.

Ben gene de hüsnü zan etmeye çalışıyorum ve kendilerine bir cevap hakkı tanıyorum.

Sayın arkadaşlar eğer hatalıysam lütfen beni düzeltin ama

" dinler arası diyalog konferansı yapacak; Irak işgalinin arkasındaki Bush ekibinden başka adamlar bulamadınız mı"

diye sorası geliyor insanın.

Fehmi Koru Amerika'da kendisinin de katıldığı Fethullah Gülen konferansını gündeme getirince bende konu hakkında biraz kendisine yardımcı olayım dedim çünkü nedense araştırmacı kişiliğiyle tanıdığımız Fehmi Bey bu konularda pek araştırmacı yönünü kullanmıyor.

Teksas Houston kentinde sayın Gülene yakın kişilerce kurulan

"Dinlerarası Diyalog Enstitüsünün"

gene aynı şehirde bulunan Rice üniversitesi bünyesindeki

"Boniuk Dini Tolerans Merkezi " ve Houston üniversitesi " A.D Bruce Din Merkezi" sponsorluğuyla düzenlenen bu konferans hakkında sizlere biraz bilgi vermek isterim.

Şimdi öncelikle Rice üniversitesi petrolcülerin finanse ettiği bir üniversite ve yönetim kurulunda Afganistan'da petrol boru hattı kurma çalışmaları yapan Unacoal şirketi eski direktörlerinden James Crownover ve Shell petrol şirketinin büyük başlarından bayan Elsenhans gibi isimler bulunmakta.

Boniuk dini tolerans merkezinin en sıkı fıkı olup beraber çalıştığı ve Rice üniversitesi bünyesinde bulunan kurumun ismi de çok ilgi çekici.

Bu kurum James Baker Siyaset Enstitüsü.

Evet bu James Baker Reaganın dışişleri bakanı,Cumhuriyetçilerin ağa babası ve Başkan Bushun tartışmalı birinci seçiminde Florida da oyları yeniden saydıran James Baker.

Enstitünün kurucusu ve Boniuk dini tolerans merkeziyle ilişkileri sağlayan kişi ise Reagan ve baba Bushun Ortadoğu danışmanı, Clintonun İsrail büyükelçisi Ermeni asıllı Edward Djerejian.

Bu James Baker Enstitüsünün danışma kurulunda diyalog konferansının yapıldığı Rice üniversitesinin başkanının yanı sıra Irak işgaline Birleşmiş Milletlerde söylediği yalanlarla teşne olan eski Amerikan dış işleri bakanı Colin Powell ve gene eski Amerikan dış işleri bakanlarından Yahudi asıllı Madeline Albright bulunmakta.

Şimdi gelelim diğer sponsora yani Houston üniversitesi A.D Bruce din merkezine.

Şimdi kimdir bu A.D Bruce derseniz efendim kendisinin tam ismi General Andrew Davis Bruce.

Birinci ve İkinci dünya savaşlarında subay olarak savaşan ve 1952 senesinde Deniz Piyadelerinden general rütbesiyle emekli olan bu şahıs emekli olur olmaz Houston üniversitesi başkanlığına gelmiş ve ilk işlerinden biri de kendi ismiyle anılan bu din merkezi yani kilise binasını hizmete açmak olmuş.

Bir generalin emekli olur olmaz başına geçtiği bir üniversitede hemencecik 548 dönümlük bir kilise ve din merkezi açması garip gelmişse size bu generalin Japonya'nın işgalinden sonraki Hokkadio valisi olduğunu ve hiçbir işinin tesadüfen olmadığını söyleyebilirim.

Şimdi bu bilgileri bir kere daha toparlayalım.

Amerikanın Houston kentinde

"Fikir ve Aksiyon Planında Fethullah Gülen Hareketi"

isimli bir konferans düzenleniyor ve bu konferans Irak işgalinden en çok kar yapan petrolcülerin üniversitesinde ve Cumhuriyetçi düşünce kuruluşu James Baker enstitüsüyle yakın ilişkideki Boniuk dinler arası diyalog merkezi tarafından destekleniyor.

Diğer destekçi ise emekli bir Amerikan generalinin açtığı bir kilise.

Şimdi eğer ben komplo teoricisi bir adamsam lütfen sayın Koru veya Gülen camiasından birisi bana bu kadar "tesadüfün" bir araya nasıl geldiğini açıklasa harika olur.

Ben gene de hüsnü zan etmeye çalışıyorum ve kendilerine bir cevap hakkı tanıyorum. Sayın arkadaşlar eğer hatalıysam lütfen beni düzeltin ama dinler arası diyalog konferansı yapacak Irak işgalinin arkasındaki Bush ekibinden başka adamlar bulamadınız mı diye sorası geliyor insanın.

Serdar Kuru


Diyelim ki Fethullah Gülen dediğin gibi biri gördün mü peki sen onu hiç böylesi bir iş yaparken... Su-i zan da bulunuyorsun ve açıkcası iyi niyetinin olduğuna inanmıyorum artık... Bir gazete seçseniz konusu nasıl oluyorda Bediüzzaman Hazretlerine kadar gelebiliyor... HAYRET!!!!!!!.... Beni şaşırtmaya devam ediyorsunuz... Allah sonumuzu hayır etsin...

amele
11.01.2008, 10:43
fettullah güleni savunanlara:


DR. NECİP HABLEMİTOĞLU NUN KÖSTEBEK İSİMLİ KİTABINI OKURSANIZ FETTULLAH HOCAYA DAHA ÇOK BAĞLAR FETTULLAH HOCANIN YAPTIKLARI İYİLİKLERİ DAHA İYİ ÖĞRENMİŞ OLURSUNUZ DAHA İYİ TANIRSINIZ ARKADAŞLAR SAYGILARIMI SUNUYORUM

ESEN KALIN
:D

FurkaN
11.01.2008, 10:45
SWVGİLİ KARDEŞİM, İNAN GELEN MESAJI YORUM BİLE YAPMADAN KOYDUM, VİRGÜLÜNE DOKUNMADIM, GÖNDEEN ARKADAŞIMIZDAN HABERİN MAKELENİN KAYNAĞINIDA İSTEDİM GELİNCE PAYLAŞIRIM, ANLAMLI BULDUĞUM VE TARTIŞMALARIMIZA BİRŞEY KATAR DİYE ALIP YAPIŞTIRDIM

Anlamında içi boşalmış sizi illerde yapıştırdığın mesajda hangisini kendin gördün hangisine gözü kapalı inanabiliyorsun... İngiliz okulu dediğin o okullardan gelen çocukların Türkçe Olimpiyatlarındaki Türk ve Türkçe sevgisini görmüşsündür diyecem ama sen Samanyolu izlemezsin Ulusal da o programı yayınlamaz...

Tekrar sormakta fayda görüyorum "gazete" için açılan bir konuyu buralara getirmeyi nasıl başardın???????????

abircan
11.01.2008, 10:56
Anlamında içi boşalmış sizi illerde yapıştırdığın mesajda hangisini kendin gördün hangisine gözü kapalı inanabiliyorsun... İngiliz okulu dediğin o okullardan gelen çocukların Türkçe Olimpiyatlarındaki Türk ve Türkçe sevgisini görmüşsündür diyecem ama sen Samanyolu izlemezsin Ulusal da o programı yayınlamaz...

Tekrar sormakta fayda görüyorum "gazete" için açılan bir konuyu buralara getirmeyi nasıl başardın???????????

SEVGİLİ FURKAM AMERİKAN SERMAYELİ GAZETE SUÇLAMASINDA BULUNMUŞTUM ZAMANINDA , ARKADAŞLARDA İSPATLA DEMİŞTİ BENDE ONU YAPIYORUM, TAMAMEN KONUYLA ALKALI YORUMLARDIR, BUNLAR BİRYERLERDE VAR BİRİLERİ YAZIYOR BİRİLERİDE OKUYOR, BURADA DA ÇOK OKUYAN ARKADAŞIMIZ VAR, AMA DESTEK BABINDA CEVAP VERENİN AZ OLDUĞUNU ZANNETMEYİN, AMA HERZAMNKİ ÜRKEKLİĞİMİZ VAR ÜZERİMİZDE , AMA BELA SATINALMAYALIMDA TAVRI VAR HAKLI OLARAK BİR ÇOĞUNDA,
MİLLET BUNLARIDA OKUYOR SİZE NE BİZE NE İNTERNET BU KAPA SAYFAYI GİTSİN, GİT FIKRA OKU ARKADAŞIM, 10 MİLYONLARCA TÜRK İNGİLİZCE ALMANCA FRANSIZCA, KONUŞUYOR DIŞARDA MİLYONLARCA TÜRK ÇOCUĞU TÜRKÇEDEN ÖNCE ALMANCA İNGİLİZCE ÖĞRENİYOR BUNDAN RAHATSIZ OLMUYORSUN AMA TOPU TOPU 50.000 ÖĞRENCİ TÜRKÇE ÖĞRENİYOR DİYE KOCA DEVLET İDARESİNİ BİR ANLAYIŞA TERK EDECEK DEĞİLİZ HERALDE

orhanakbulut_58
11.01.2008, 11:38
Güzel Bir Yazı
Yeni kuşağın en iyi yazarlarından Oray Eğin’in dün Akşam gazetesindeki yazısını okumayanlar için aynen aktarıyorum: ( F.A.)

“Cemaat harekete geçti...
SABAH’ın cemaate yakın Çalık Grubu’na satılması... Jinekolog Alp Nuhoğlu’nun açıklamaları... Hakan Şükür ile G.Saray arasındaki kriz... Özcan’ın YÖK Başkanı olması... Bütün bu olayların ortasında tek bir kişi var: Fethullah Gülen!
Birbiri ardına gelişen bazı olayları alt alta sıralayalım önce. Neydi geçtiğimiz günlerde tartıştığımız konular? Sabah’ın satışı medya açısından önemliydi. Magazin ve tıp gündemine jinekolog Alp Nuhoğlu’nun açıklaması damgasını vurdu. Futbolda Hakan Şükür’le Galatasaray arasındaki kriz tartışılıyor, bu arada Kalli’nin gönderilmesi için sesler yükseliyor. YÖK, yeni başkanını buldu ancak ODTÜ’nün meşhur sosyoloji hocası Yusuf Ziya Özcan hakkında büyük medyada pek az bilgi yer alıyor...
Bu gündem yoğunluğundan birkaç adım geriye gelip genel resme baktığımızda bütün bu olayların ortasında tek bir kişinin adını görüyoruz: Fethullah Gülen... Geçtiğimiz günlerde müritlerinden İhsan Kalkavan tarafından sağlık durumunun çok kötü olduğu açıklanan Hocaefendi bir şekilde bütün bu olaylara müdahil.
Alp Nuhoğlu’nun çocuğunu okuduğu altınla iyileştiriyor... Zamanında nikâh şahidi olduğu Hakan Şükür nereden aldığı bilinmez bir güçle takımı istediği gibi yönetmek istiyor. Cemaatin yayın organı Zaman gazetesinin yılın sporcu ödül töreninin vazgeçilmezi, Zaman’ın bir dönemki spor yazarı Karl Heinz Feldkamp’a karşı sesler yükseliyor, sonra Adnan Polat bu sesleri bastırıyor...
Bir dönem kendini takımdaki “dinci” futbolcuları ayıklamaya adamış Adnan Polat... Kali’nin gönderilmesini düşünmediklerini açıklıyor.
Sabah gazetesi cemaate yakın Çalık Grubu’na satılıyor, zaten son aylarda TMSF kontrolünde giderek prestij kaybeden ve hükümet yandaşı köşe yazarlarıyla dolu koskoca gazete iktidara güdümlü medyanın en önemli aracı oluyor. Ve dün öğrendiğimiz kadarıyla İhsan Kalkavan’ın yöneticilik ihtimali var bir de.
YÖK’teki tartışmalı atamanın ardından odatv.com Yusuf Ziya Özcan’ın en büyük özelliğini açıkladı: Son yıllarda Fethullahçı olmuş meğerse. Ama büyük medya bunu görmezden geliyor, yazmıyor.
Geçen gün haberturk.com’da Fatih Altaylı önemli bir yazı yazdı: “Gülen’i kim eleştirecek?” İkinci sorusu: “Türkiye’de Fethullah Gülen sempatizanı olmayan kaldı mı?” Türkiye’nin yeni medya yapısında, Hocaefendi’ye yakın gazeteler yüzünden cemaatin artık eleştirilemeyeceğini söylüyor Altaylı. Bazı gazeteler göbekten bağlı cemaate, Sabah sıcak bakıyor, Doğan Grubu’nunsa ticari ilişkileri var...
Kanıtı da ben söyleyeyim: İşte YÖK Başkanı’nın Fethullahçı olduğu haberi büyük medyada yer alamıyor.
Hangi gazete yazacak bunu? Hangi genel yayın yönetmeni sayfasına koyacak?
Bakın hafta sonu Abdullah Gül’ün önemli konukları vardı: Ergun Babahan, Salih Memecen, Emre Aköz ve eşleri... Hepsinin ortak özelliği TMSF kontrolü altındaki Sabah’ta Abdullah Gül’e sırtlarını dayamaları, stratejilerini onun üzerine kurup, ondan güç almaları.
Bugün iktidara güdümlü gazetenin temsilcileri... Onlardan mı bekleyeceğiz haber vermelerini?
Hal böyleyken magazinden spora, siyasetten eğitime her yerde Fethullah Hoca’nın adının neden geçtiğini anlamak da epey zor olacak. Maalesef gazetelere bakarak bu gelişmelerin neye işaret ettiğini hiç kimse anlayamaz. Çünkü hiçbiri yazmayacak, yazamaz.
Bugüne kadar yaptırdığı okullarla, topladığı bağışlarla Fethullah Gülen cemaatinin hareket planı merak konusuydu. Bir gün eyleme geçeceklerini, o güne kadar yavaş yavaş büyüyüp her yere yayılacaklarını ve sonra bir anda hayatın her alanını ele geçireceklerini hesaplayanlar vardı. Belki de paranoyak düşüncelerdi bunlar.
Ama şu son birkaç gündür bütün yolların bir şekilde aynı adrese çıkması, üstelik o adreste oturan kişinin de sağlık durumunun “ciddi” olduğunun en yakını tarafından açıklanması
tesadüf olabilir mi?
Türk Basını’nın utanç verici uykusundan uyanmasının zamanı geldi.”

Oray, Türkiye’nin düşündüğünü yazmaktan korkmayan yürekli yazarlarından biri.
Eline sağlık genç kardeşim. (F.A.)


--HABERE YAZILAN YORUM-

OSMANKARATAS - 13/ARA/2007 10:36
SAYIN ALTAYLI YAZINIZI OKUDUM.PEK MEMNUN OLAMADIM.NASIL Kİ BİZLER SİZİN GİBİLERE YILLARDIR KATLANDIYSAK BUNDAN SONRADA SIZLER BIZLERE KATLANMAK DURUMUNDASINIZ. ÇÜNKÜ DÜMEN BIZE GEÇTİ.
HAZMEDECEKSINIZ,SINDIRECEKSİNİ Z,BAŞKA ÇARENİZ YOK. BÜKEMEDİĞİNİZ BİLEĞİ ÖPMEK DURUMUNDA KALACAKSINIZ.
HÜKÜMETTE BİZİZ......
CUMHURBAŞKANIDA BİZİZ....
YOK OLAN YÖKDE BİZİZ....
YARGIÇTA BİZİZ...
HAKİMDE BİZİZ...
MEDYADA BİZİZ...
ÇOK YAKINDA GENELKURMAYDA BİZİZ.....SİZLER FAZLA DÜŞÜNMEYİN BIRAKIN KENDİNİZİ BİZE...........

Fatih Altaylı - 13/ARA/2007 11:50
İtirafınız için çok teşekkür ederim.
Siz her kimseniz ve bizi her kim olarak görüyorsanız.
Umarım bu yazdığınız yorumu herkes okur.

FurkaN
11.01.2008, 11:51
SEVGİLİ FURKAM AMERİKAN SERMAYELİ GAZETE SUÇLAMASINDA BULUNMUŞTUM ZAMANINDA , ARKADAŞLARDA İSPATLA DEMİŞTİ BENDE ONU YAPIYORUM, TAMAMEN KONUYLA ALKALI YORUMLARDIR, BUNLAR BİRYERLERDE VAR BİRİLERİ YAZIYOR BİRİLERİDE OKUYOR, BURADA DA ÇOK OKUYAN ARKADAŞIMIZ VAR, AMA DESTEK BABINDA CEVAP VERENİN AZ OLDUĞUNU ZANNETMEYİN, AMA HERZAMNKİ ÜRKEKLİĞİMİZ VAR ÜZERİMİZDE , AMA BELA SATINALMAYALIMDA TAVRI VAR HAKLI OLARAK BİR ÇOĞUNDA,
MİLLET BUNLARIDA OKUYOR SİZE NE BİZE NE İNTERNET BU KAPA SAYFAYI GİTSİN, GİT FIKRA OKU ARKADAŞIM, 10 MİLYONLARCA TÜRK İNGİLİZCE ALMANCA FRANSIZCA, KONUŞUYOR DIŞARDA MİLYONLARCA TÜRK ÇOCUĞU TÜRKÇEDEN ÖNCE ALMANCA İNGİLİZCE ÖĞRENİYOR BUNDAN RAHATSIZ OLMUYORSUN AMA TOPU TOPU 50.000 ÖĞRENCİ TÜRKÇE ÖĞRENİYOR DİYE KOCA DEVLET İDARESİNİ BİR ANLAYIŞA TERK EDECEK DEĞİLİZ HERALDE


Gelelim dışarda Almanca, İngilizce Fransızca okuyanlara... Onlar orada doğup büyüyenler yani oranın kuralı ve kanunu geçerli... Bugün benim öğrencilerim var Ermeni ama hepsi senin benim gibi gayet iyi Türkçe konuşuyor bunlara ne diyeceğiz?... Türkiye'de yaşıyorlar ve Türkçe konuşmak zorunda olduklarını biliyorlar... Bu arada aynı zamanda Türkiye'den devlet tarafından gönderilen öğretmenlerde yurtdışındaki çocuklara Türkçe oğretiyor...

Eğer dünya üzerinde bir dil her kapıyı açıyor ve herkes onu kullanıyorsa sende öğrenmelisin... Öğrenmemekte ısrarcı olmak bağnazlık olsa gerek... İngilizce öğrenmemeye direnmek selin karşısında durmak gibi... Ama bundan 80-100 yıl sonrasına kalacağına garantin varsa benden tavsiye öğrenme çünkü Türkçe gümbür gümbür geliyor... Yurtdışındaki okullar sayesinde...

Ve bir eğitimciler topluluğu senin devlet olarak yapamadığını yapıp yurtdışında senin marşını öğretip, dilini öğretip ülkeni sevdiriyorsa sende eğitim sistemini gözden geçireceksin...

İspatlamak kendi gözünle gördüğünle olur... Başkasından duyduğun gerçek olup olmadığı kesin olmayan yazılarla olmaz... Eğer o yazdıkların gerçekten istihbarat ise milletin elinde ne geziyor???... Yok değilse iftiradır ki o da en büyük günahlardandır...

Sayfa kapatılacak olsa çoktan kapanırdı... Bunu çok iyi biliyorsun...

UTKUM_58
11.01.2008, 12:31
SEVGİLİ FURKAM AMERİKAN SERMAYELİ GAZETE SUÇLAMASINDA BULUNMUŞTUM ZAMANINDA , ARKADAŞLARDA İSPATLA DEMİŞTİ BENDE ONU YAPIYORUM, TAMAMEN KONUYLA ALKALI YORUMLARDIR, BUNLAR BİRYERLERDE VAR BİRİLERİ YAZIYOR BİRİLERİDE OKUYOR, BURADA DA ÇOK OKUYAN ARKADAŞIMIZ VAR, AMA DESTEK BABINDA CEVAP VERENİN AZ OLDUĞUNU ZANNETMEYİN, AMA HERZAMNKİ ÜRKEKLİĞİMİZ VAR ÜZERİMİZDE , AMA BELA SATINALMAYALIMDA TAVRI VAR HAKLI OLARAK BİR ÇOĞUNDA,
MİLLET BUNLARIDA OKUYOR SİZE NE BİZE NE İNTERNET BU KAPA SAYFAYI GİTSİN, GİT FIKRA OKU ARKADAŞIM, 10 MİLYONLARCA TÜRK İNGİLİZCE ALMANCA FRANSIZCA, KONUŞUYOR DIŞARDA MİLYONLARCA TÜRK ÇOCUĞU TÜRKÇEDEN ÖNCE ALMANCA İNGİLİZCE ÖĞRENİYOR BUNDAN RAHATSIZ OLMUYORSUN AMA TOPU TOPU 50.000 ÖĞRENCİ TÜRKÇE ÖĞRENİYOR DİYE KOCA DEVLET İDARESİNİ BİR ANLAYIŞA TERK EDECEK DEĞİLİZ HERALDE

abircan abi ben cok guzel turkce konusuyorum vede almanca vede ALLAHa sukur ingilizce biliyorum..zararimi var abi kültür kültür diyordun:) hem külturümu tanitiyorum yabancilara türkce anlamiyorlar abi.WOHER KOMMEN SIE:) diyolar bende ICH KOMME AUS DER SIVAS diyorum:) BILMENIN zazari yoktur abim

serkanka58
11.01.2008, 13:36
açık istihbarat com'daki haberleremi inanıyosunuz?

kangalli58yasin
11.01.2008, 14:33
Aslinda ben gazete okumayi veyada haberleri takip etmeye hevesliyim !
Önceden Zaman gazetesi abonesi vardi ve hergün zamani okurdum !
su anda cook fark eetmiyor hagisini okudugum

ali5800
11.01.2008, 15:27
evet gardaşım doğru söylüyor cumhuriyet gazetesini; istisnalar olabilir ama genellikle sol kesim takip edior tabiki herkesin görüşüne saygılıyız...
dünya tarafındanda kalitesi kanıtlanmış GENELLİKLE TÜRK-İSLAM KONULU HABERLERİ YAYINLAYAN-----ZAMAN GAZETESİ----DİYORUM BEN.
bencede zaman ii olmasa nedn yüksek tirajlar yakalasın dierlerinde hep yarısı açık ...... talar var zaman nasıl terbşyeli insanlar iise zamanda oyledir benim için

SivasAhmet
11.01.2008, 15:34
Fatih Altaylı' nın yazısını okudum.Zamanla göreceğiz bakalım artık.Çok abartılmış olarak görüyorum bu yazıyı.Bilmiyorum bu kadar rahatsızlık niye?

abircan
11.01.2008, 15:56
bu yazıyı zamanında okumuştum, evet etkili bir yazı, günlük olarak akşam abonesiyim artık, emin çölaşanın hürriyeti terkinden beri

leblebi82
11.01.2008, 16:09
Ne yani Aydın Doğan'ın mı olsaydı bütün medya. Fatih Altaylı da her gittiği kuruma tüküren bir adam. Orağ Eğin denilen adam zaten görüşlerini dikkate almadığım birisi. Bunu gazete başlıklı konuya ekleseniz daha iyi olurdu. Çok sayıda konu açılınca karmaşıklık oluyor.

özdemir
11.01.2008, 16:32
bunun gibi yazıları kışkırtıcılıktan, ortamı germekten, milleti galeyana getirmek istemekten başka bir amacı olmayan yazılar. ne yani yıllardır bu milleti yediğinize kimsenin sesi çıkmasın, şimdi inançlı kişiler önemli mevkilere geliyor diye böyle aslı astarı olmayan yazılarla milletin beynini bulandırın. yıllarca masonların emrinde olup devleti yönetenlere niye bu yazıları yazmadınız acaba. eğer bu tür saldırılar böyle devam ediyorsa emin olun arkadaşlar Türkiye doğru yoldadır. aksine bir durum olsa bunların ne sesi çıkar nede soluğu çıkardı.

Veli Bircan
11.01.2008, 18:51
Türkiye'nin En Çok Satan Gazetesi.....


Gerçekler Zamanla Anlaşılır ;)

FurkaN
18.01.2008, 19:43
bu yazıyı zamanında okumuştum, evet etkili bir yazı, günlük olarak akşam abonesiyim artık, emin çölaşanın hürriyeti terkinden beri

Terk etmek mi? Kovulmak mı?... Bence bu ayrımı iyi yapmanız gerekir... Malum gazetelerede yansımıştır; işine iş verence son verilmiştir yani kendi isteğiyle ayrılmamıştır buna da düpedüz kovulmak denir...

...FuZuli...
18.01.2008, 19:44
bende zaman gazetesını ısnıstasız hergun okurum ama ınternetten de okudugum gazeteler var... ama bır cogunda manken resmınden yada magazınden haber ayıtlayabılırsem okuyabılıyorum...en azından zamanda az resım cok yazı var... bu da fıkırlerın ve dusuncenın onemını vurguluyor...

HeDeF_58
18.01.2008, 21:44
ZAMAN
NAMAZ
ZAMAN.neresinden bakarsan bak.:D

amele
19.01.2008, 01:03
memleket insanlarının %60'nın aptal olduğunu söylediğinde bir doktor kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle nesin'i mahkemeye vermişti. mahkemede hakime karşı savunmasında "evet doğrudur bu ifadeleri kullandım, ama ben %60'lık bir kesime söyledim, %40'lık kesime bir şey demedim. bu beyefendi çoğunluğun içine girdiği fikrine nerden kapılmış acaba?" der. hakim de adama sorar "gerçekten sizi kastettiğine dair bir kanıtınız var mı?" haliyle adam olduğu yerde çaresiz, cevap veremeden kalır. ve beraat eder yazar. ama asıl finali müthiştir bu işin.

aziz nesin mahkeme çıkışı gazetecilere şu beyanatta bulunur: "memleketimiz insanlarının %60'nın aptal olduğu mahkeme kararıyla da onaylanmıştır."

SivasAhmet
19.01.2008, 01:13
memleket insanlarının %60'nın aptal olduğunu söylediğinde bir doktor kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle nesin'i mahkemeye vermişti. mahkemede hakime karşı savunmasında "evet doğrudur bu ifadeleri kullandım, ama ben %60'lık bir kesime söyledim, %40'lık kesime bir şey demedim. bu beyefendi çoğunluğun içine girdiği fikrine nerden kapılmış acaba?" der. hakim de adama sorar "gerçekten sizi kastettiğine dair bir kanıtınız var mı?" haliyle adam olduğu yerde çaresiz, cevap veremeden kalır. ve beraat eder yazar. ama asıl finali müthiştir bu işin.

aziz nesin mahkeme çıkışı gazetecilere şu beyanatta bulunur: "memleketimiz insanlarının %60'nın aptal olduğu mahkeme kararıyla da onaylanmıştır."

Şimdi bu yazdığınızın bu konuyla ne alakası var anlayamadım???
Bir açıklık getirirseniz sevinirim,eminim çok kişi merak ediyordur.

sivaslıgenç
19.01.2008, 09:58
memleket insanlarının %60'nın aptal olduğunu söylediğinde bir doktor kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle nesin'i mahkemeye vermişti. mahkemede hakime karşı savunmasında "evet doğrudur bu ifadeleri kullandım, ama ben %60'lık bir kesime söyledim, %40'lık kesime bir şey demedim. bu beyefendi çoğunluğun içine girdiği fikrine nerden kapılmış acaba?" der. hakim de adama sorar "gerçekten sizi kastettiğine dair bir kanıtınız var mı?" haliyle adam olduğu yerde çaresiz, cevap veremeden kalır. ve beraat eder yazar. ama asıl finali müthiştir bu işin.

aziz nesin mahkeme çıkışı gazetecilere şu beyanatta bulunur: "memleketimiz insanlarının %60'nın aptal olduğu mahkeme kararıyla da onaylanmıştır."

Gerçektende bu konuyla alakası ney yazdığın konunun.Hem %60 kesimi kimi diyerek kastediyor.Aziz Nesinin kendisi eminimki o %60 lık kısımın tam ortasındadır.

altuntas58
20.01.2008, 16:01
Gerçektende bu konuyla alakası ney yazdığın konunun.Hem %60 kesimi kimi diyerek kastediyor.Aziz Nesinin kendisi eminimki o %60 lık kısımın tam ortasındadır.

Bence % 60 lık kesimin en başına yer alır o gider ayak sivasımızı karıştırıp gitti

ofgurleyuk78
20.01.2008, 21:04
bunun gibi yazıları kışkırtıcılıktan, ortamı germekten, milleti galeyana getirmek istemekten başka bir amacı olmayan yazılar. ne yani yıllardır bu milleti yediğinize kimsenin sesi çıkmasın, şimdi inançlı kişiler önemli mevkilere geliyor diye böyle aslı astarı olmayan yazılarla milletin beynini bulandırın. yıllarca masonların emrinde olup devleti yönetenlere niye bu yazıları yazmadınız acaba. eğer bu tür saldırılar böyle devam ediyorsa emin olun arkadaşlar Türkiye doğru yoldadır. aksine bir durum olsa bunların ne sesi çıkar nede soluğu çıkardı.

Ya hemşehrim şu cümlene takıldım " şimdi inançlı kişiler önemli mevkilere geliyor diye böyle aslı astarı olmayan yazılarla milletin beynini bulandırın." Allah aşkına şu inançlı kişiler kim? Bu kişilerin inançlı olduklarını nereden anlıyoruz. Sana bir şey söyleyeyim mi hemşerim: Atalarımız demiş ki "Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz" Şu 4 - 5 yıldır mı imanlı, inançlı kişiler belli olmaya başladı. Nasıl beyinler var ki hemen sulanıyor. Bu milleti şimdiye kadar biz kazanıyor biz yiyorduk. Şimdi ise biz kazanıyoruz elin gavurları yiyor. Azıcık da beyninizi bu yönde sulandırın.

EyüphanAydın
25.01.2008, 14:48
Zaman
Çok Doğru Dürüst Olduğu İçin

ua58ibo
25.01.2008, 16:32
abircan bazen kendinle çelişiyorsun

diyorsunki zaman gazetesi abd için çalışıyor

sonraki yazındada diyorsunki
bu insanlar 50.000 kişiye türkçe öğrettiyse devletimi bırakalım

eğer bu insanlar türkçe öğretiyorsa nasıl abd için çalışıyor unutmaki şu anda yurt dışında türk bayrağını dalgalandıran tek okul bu insanların okulu

türkçe olimpiyatlarında gördük gelen çocukların hepsi türkiye için 'benim 2. vatanım 'diyorlardı adını duymadığımız ülkelerdeki çocuklar türkçe konuşuyor bundan daha güzel bir duygu olabilir mi sizce

fakıllı
31.01.2008, 15:56
Benim seçeceğim gazete listede yok.
posta ve akşam gibi gazeteleri almışsında VAKİT ve MİLLİ gazeteyi neden almadın?

ayhan020
31.01.2008, 16:14
aşagı yukarı bütün gazeteleri okudum bunlardan sadece dıgruları yazan ve tarafsız olan tek gazete zaman zaman gazetesinin dışındaki gazeteleride takip ediyorum bakıyorum çogu haberi hem abartılı hemde olayları anlatıyor

umitbsr58
31.01.2008, 22:35
Ben sahsen fanatık
idda ve spor
ama zamanda okurum
Tv de haberlerı takıp ettıgım ıcın pek gerek duymuorum

puar
01.02.2008, 09:16
Tarafsız diyemeyeceğim ama doğru dürüst ve halkı iyi ahlaka yönlendiren Milli gazete tercihimdir :)

seva
05.02.2008, 15:53
zaman geldiği için kapımıza kadar odur ve onu okuyorum :)

serkanka58
06.02.2008, 14:56
zaman zaman zaman zaman
boşunamı demişler
zaman her şeye çare diyeeeeeeeeee

abircan
06.02.2008, 15:17
SAĞ DÜRÜST MUHAFAZAKAR ARKADAŞLARIMA ŞİDDETLE TAVSİYEMDİR YENİÇAĞ OKUYUN DERİM

serkanka58
06.02.2008, 16:10
ne yani ulusalcımı takılalım diyosun ne alaka

serkanka58
06.02.2008, 16:11
SAĞ DÜRÜST MUHAFAZAKAR ARKADAŞLARIMA ŞİDDETLE TAVSİYEMDİR YENİÇAĞ OKUYUN DERİM

bi de kardeş sağ dürüst felan kriter senmisin bu konuda

FatihCan
06.02.2008, 16:12
Tabiki Zaman gazetesi

++++++++++++++++++++++

serkanka58
06.02.2008, 16:13
ayrıca ergenekoncumusunki o gazeteyi tavsiye ediyosun
ve neden kendi dünya görüşünle çelişkiye düşüyosun

altuntas58
06.02.2008, 17:26
Bir gazete seçsem spora ve sivasspora en çok yer veren gazateyi tercih ederdim

puar
06.02.2008, 17:46
SAĞ DÜRÜST MUHAFAZAKAR ARKADAŞLARIMA ŞİDDETLE TAVSİYEMDİR YENİÇAĞ OKUYUN DERİM

milletin milli gazetesi var tavsyen için saol abi :):rolleyes:

PeRi58
07.02.2008, 14:26
tabiki zaman :D:D
bide fallara bakmak için posta :P:P:P

abircan
07.02.2008, 16:15
benimkisi bir tavsiyedir bir de onu okuyun dedim, ocu bucu olmadan önce tavsiye ettim,
ben mümkünse hergün hepsini okumaya çalışıyorum şirkete tüm gazeteler istisnasız gelir ve iş yoğunluğuna göre takip ederim olmadı toplayıp akşam eve götürür orada okurum, okumaktan zarar gelmezzz,,
estağfurullah hiç bir konuda otorite değilim, evde bazan karıma bile sözüm geçmiyorr :)

sivaslıgenç
07.02.2008, 16:23
benimkisi bir tavsiyedir bir de onu okuyun dedim, ocu bucu olmadan önce tavsiye ettim,
ben mümkünse hergün hepsini okumaya çalışıyorum şirkete tüm gazeteler istisnasız gelir ve iş yoğunluğuna göre takip ederim olmadı toplayıp akşam eve götürür orada okurum, okumaktan zarar gelmezzz,,
estağfurullah hiç bir konuda otorite değilim, evde bazan karıma bile sözüm geçmiyorr :)

VAYY abi ne iş ya bende seni otoriter,dediği dedik bir abimiz sanırdım he.Vallahi utandım şimdi.:D:D:D

özdemir
07.02.2008, 16:25
VAYY abi ne iş ya bende seni otoriter,dediği dedik bir abimiz sanırdım he.Vallahi utandım şimdi.:D:D:D

ne kadar otoriter olursan ol dostum. evde otorite kurmak öyle kolay değil ;)

abircan
07.02.2008, 16:39
evlen görüşürüz seninlede mustafa :)
tahmin ettiğin kadar değil mustafa :)

sivaslıgenç
07.02.2008, 16:50
evlen görüşürüz seninlede mustafa :)
tahmin ettiğin kadar değil mustafa :)

Biliyorum canım ben şakasına dedim zaten.Yok zaten ben eşime şiddet felan uygulamam eminimki oda beni bende onu çok severim.Birlikte mesut bahtiyar oluruz.Amağaan bende çoştum gidiyom.:D

ero
08.02.2008, 11:26
yanlış oy kullandm.neyse bn cumhuriyet okurum..bide fanatik

serkanka58
09.02.2008, 10:31
zaman zaman zaman zaman zaman zaman zaman zaman......

sonbahar5803
09.02.2008, 10:57
Zaman da okuyorum ama daha çok Yeni Şafak. Ailenin diğer bireyleri Posta alıyor, magazinden vazgeçemiyorlar.


Herkes kendi gazetesini övecek tabiki. Ama biraz da gerçekçi olmak lazım. Gazetelerin çoğu taraflı ama özellikle Cumhuriyet ve de şu an okuduğum Yeni Şafak.

Bunlar arasında en tarafsız olanı yine Zaman.

Şucu bucu diye bakmam aslında ama gelirinin nereye gittiğine önem veririm. Ona dikkat edince de zaten şekilcilik ortaya çıkıyor ister istemez.

GuNaY
12.02.2008, 11:32
Eğer gazete okumak içinse, Zaman veya Radikal,
Evde kağıt bulunsun diye ise pek farketmiyor :)

tekniker58
12.02.2008, 12:46
arkadaşlar bazı gazeteler provakasyon yapmaktadır. üstüne üstlük yalan haber de 1 numaradırlar.zaman güzel gazete bizimkiler abone ama ben genellikle yeniçağ ,tercüman, ortadoğu, yanişafak bunları okudum. ama okuyacağın gazeteyede dikkat etmen lazım misal posta yabancı kaynaklı. ne kadar aile yapısını zedeleyecek haber varsa hepsi postada işin açığı zaten hep şimdiye kadar uyutulduk magazin haberleriyle ve maalesef bu gazeyeti halen okumakta olan vardır.

tekniker58
14.02.2008, 14:34
Bakın Hürriyet'in foyası nasıl ortaya çıktı
Türban yasağının kaldırılmasını dünya şaşkınlıkla izliyor' manşetleri atan Hürriyet'in foyası ortaya çıktı
14.02.2008 09:12:00



Türban yasağının kaldırılmasını dünya şaşkınlıkla izliyor' manşetleri atan Hürriyet'in foyası ortaya çıktı. Erdoğan talimat verdi, dış basın tarandı.

Anayasa düzenlemesinin Meclis'ten geçmesinin ardından dış basında çıkan haberlerin çarpıtılarak, Türkiye'de bazı gazetelerce kullanıldığı ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan'ın talimatı üzerine AK Parti'li yetkililer dış basında çıkan haberleri geniş çaplı bir taramaya aldı. Haberlerin bazı gazetelerce, 'kendi politikalarına uygun hale getirilerek' yayınlandıkları anlaşıldı. La Repubblica ve Los Angelas Times gazeteleri dışında Hürriyet'in "işine geldiği gibi" yer verdiği dış basında çıkan haberlerin "gerçek"lerinin bir kısmı ise şöyle:

La Stampa (İtalya): "Şimdi akla gelen soru ise şu; 'Türban özgürlüğü'ne onaya paralel olarak düzenlenen halk gösterileri, bir ülkenin bölünmüşlüğünü mü sergiliyor? Bu sorunun cevabı 'hayırdır.�

The Wall Street Journal: "Türk Meclisi cumartesi günü bu yasağı kaldırdı. Bizim görüşümüz ise yasağın kaldırılması Türkiye'nin demokratik olgunluğunun bir işaretidir. Bazı profesörler bu yasağın laik öğrencileri başlarını örtmeleri için akranlarının baskısından koruduğunu söylüyorlar. Bir araştırma enstitüsü olan Avrupa Stability Initiative'e göre, kamuya açık yerlerde başı açık görünen kadınların oranı 1999 yılında yüzde 27 iken bu oran 2006 yılında yüzde 37'ye yükseldi."

Frankfurter Allgemeine Zeitung (Almanya): "Bir yasağın düşüşü" başlığı altında Rainer Hermann imzası ile yayımlanan yorumda " Parlamenter demokrasilerde çoğunluğun isteği kabul edilir, ancak Türkiye'de değil. Kemalist elitler ve son seçimlerde yüzde 20 oy alan onun Meclis'teki siyasi kolu CHP, hala toplumu yönlendirmek ve kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmek hakkını kendilerinde görüyorlar." görüşlerine yer verildi.

Laik devlet ilkesi korundu

El Pais (İspanya): "Türkiye, üniversitede başörtüyü yasaklayan tek Avrupa Konseyi üyesiydi. Çoğunluğu Müslüman olan ülkede 80'li yıllarda yasaklanmış ve bir çok kadının eğitim hakkı kısıtlanmıştı. Üniversite öğrencileri kendi kararlarını verebilecek yaştalar, yani aile baskısı nedeniyle kapanmıyorlar. Türk hükümeti şimdi bu kararla laik devlet ilkesini koruyarak uygulanan yasağı ortadan kaldırıyor."

NASIL SAPTIRILDI?

Hürriyet Gazetesi, La Repubblica Gazetesi'nden yaptığı alıntıyı �Atatürk Cumhuriyeti bir darbe daha� başlığı ve "Atatürk Cumhuriyeti yeni bir darbe daha yedi... Türban kararı bu ülkede uygulanan kusursuz bir eğitim modelini yok etti" içeriği ile verirken, haberin orjinali ise "Atatürk Cumhuriyetine bir başka çekiç darbesi daha" başlığı ile çıktı. Yazının orjinal devamı ise şöyle: �Üniversitelere kadınların türbanlı da olsa girmeleri olumlu bir gelişmedir... AKP ve aşırı sağın milliyetçi hareketleri, o eşiği geçmedikleri sürece, Türk laikliğinin sona erişi uzak ihtimaldir.

Hürriyet'in, "Üniversite, yargı ve ordu liderliğine hakim olan laik kesim ile son yıllarda siyasi güç kazanan daha dindar Türkler arasında çatışma var" ifadelerine yer verdi. Ancak LA Times'ta orjinal haberde 'Oylamanın laik yapı ile dindar Türkler arasındaki son çatışma' olduğu ifadeleri yer aldı.

Yenişafak

tekniker58
14.02.2008, 14:34
arkadaşlar belki konuyu yanlış yere açmış olabilrim.kusura bakmayın.

aozdemir
14.02.2008, 20:46
milletimizin değerleriyle alay etmeyen, iftiradan uzak duran, yalan haber yazmayan her gazeteyi okurum.

altuntas58
14.02.2008, 21:45
milletimizin değerleriyle alay etmeyen, iftiradan uzak duran, yalan haber yazmayan her gazeteyi okurum.

BAŞKA SÖZE GEREK YOK......................

sonbahar5803
15.02.2008, 08:09
Bakın Hürriyet'in foyası nasıl ortaya çıktı
Türban yasağının kaldırılmasını dünya şaşkınlıkla izliyor' manşetleri atan Hürriyet'in foyası ortaya çıktı
14.02.2008 09:12:00



Türban yasağının kaldırılmasını dünya şaşkınlıkla izliyor' manşetleri atan Hürriyet'in foyası ortaya çıktı. Erdoğan talimat verdi, dış basın tarandı.

Anayasa düzenlemesinin Meclis'ten geçmesinin ardından dış basında çıkan haberlerin çarpıtılarak, Türkiye'de bazı gazetelerce kullanıldığı ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan'ın talimatı üzerine AK Parti'li yetkililer dış basında çıkan haberleri geniş çaplı bir taramaya aldı. Haberlerin bazı gazetelerce, 'kendi politikalarına uygun hale getirilerek' yayınlandıkları anlaşıldı. La Repubblica ve Los Angelas Times gazeteleri dışında Hürriyet'in "işine geldiği gibi" yer verdiği dış basında çıkan haberlerin "gerçek"lerinin bir kısmı ise şöyle:

La Stampa (İtalya): "Şimdi akla gelen soru ise şu; 'Türban özgürlüğü'ne onaya paralel olarak düzenlenen halk gösterileri, bir ülkenin bölünmüşlüğünü mü sergiliyor? Bu sorunun cevabı 'hayırdır.�

The Wall Street Journal: "Türk Meclisi cumartesi günü bu yasağı kaldırdı. Bizim görüşümüz ise yasağın kaldırılması Türkiye'nin demokratik olgunluğunun bir işaretidir. Bazı profesörler bu yasağın laik öğrencileri başlarını örtmeleri için akranlarının baskısından koruduğunu söylüyorlar. Bir araştırma enstitüsü olan Avrupa Stability Initiative'e göre, kamuya açık yerlerde başı açık görünen kadınların oranı 1999 yılında yüzde 27 iken bu oran 2006 yılında yüzde 37'ye yükseldi."

Frankfurter Allgemeine Zeitung (Almanya): "Bir yasağın düşüşü" başlığı altında Rainer Hermann imzası ile yayımlanan yorumda " Parlamenter demokrasilerde çoğunluğun isteği kabul edilir, ancak Türkiye'de değil. Kemalist elitler ve son seçimlerde yüzde 20 oy alan onun Meclis'teki siyasi kolu CHP, hala toplumu yönlendirmek ve kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmek hakkını kendilerinde görüyorlar." görüşlerine yer verildi.

Laik devlet ilkesi korundu

El Pais (İspanya): "Türkiye, üniversitede başörtüyü yasaklayan tek Avrupa Konseyi üyesiydi. Çoğunluğu Müslüman olan ülkede 80'li yıllarda yasaklanmış ve bir çok kadının eğitim hakkı kısıtlanmıştı. Üniversite öğrencileri kendi kararlarını verebilecek yaştalar, yani aile baskısı nedeniyle kapanmıyorlar. Türk hükümeti şimdi bu kararla laik devlet ilkesini koruyarak uygulanan yasağı ortadan kaldırıyor."

NASIL SAPTIRILDI?

Hürriyet Gazetesi, La Repubblica Gazetesi'nden yaptığı alıntıyı �Atatürk Cumhuriyeti bir darbe daha� başlığı ve "Atatürk Cumhuriyeti yeni bir darbe daha yedi... Türban kararı bu ülkede uygulanan kusursuz bir eğitim modelini yok etti" içeriği ile verirken, haberin orjinali ise "Atatürk Cumhuriyetine bir başka çekiç darbesi daha" başlığı ile çıktı. Yazının orjinal devamı ise şöyle: �Üniversitelere kadınların türbanlı da olsa girmeleri olumlu bir gelişmedir... AKP ve aşırı sağın milliyetçi hareketleri, o eşiği geçmedikleri sürece, Türk laikliğinin sona erişi uzak ihtimaldir.

Hürriyet'in, "Üniversite, yargı ve ordu liderliğine hakim olan laik kesim ile son yıllarda siyasi güç kazanan daha dindar Türkler arasında çatışma var" ifadelerine yer verdi. Ancak LA Times'ta orjinal haberde 'Oylamanın laik yapı ile dindar Türkler arasındaki son çatışma' olduğu ifadeleri yer aldı.

Yenişafak


Ben de zaman da okudum bunu. Zaten televizyonların yalan haber yaptığı ortadaydı. Ben bizzat bazı Alman siyaset adamlarının konuşmalarını dinledim, dedikleri şey türban sorun olmaz, hele de AB sürecini hiç etkilemez!


Şu posta gazetesini bizimkiler de okuyor, vazgeçiremiyorum. Coca cola'dan güç bela vazgeçirdim bunu da nasıl yapsam onu düşünüyorum. :confused:

Biri ortaya yalan haber atsa da hamurunda böcek kullanılıyor'' diye, bende bizimkilere göstersem.:D
(Coca coladan o şekilde vazgeçebildiler.)

abircan
15.02.2008, 14:16
TÜRK ORDUSUNA VE MİLLİ GÜÇLERE KARŞI SAVAŞ

“Gülen, İslami değerlerin propagandasını yaptığını iddia etse de hiçbir zaman Batı’ya karşı tutum almamıştır. Tam tersine ABD ve Avrupa taraftarlığı yapmıştır.

Gülen çevresinin gazetesi olan ‘Zaman’, Moon tarikatının kontrolündeki Washington Times ile bağlantılıdır.

Gülen, ‘Zaman’ gazetesini Türk Ordusu’na ve milli güçlere karşı psikolojik savaşta kullanmaktadır.”


--------------------------------------------------------------------------------
"Gülen Tarikatı BOP'un Bir Aracı"

Rus Nezavisimaya Gazetesi
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu




[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
12.02.2008


Rusya’nın en önemli gazetelerinden Nezavisimaya Gazeta (NG), 6 Şubat 2008 tarihli sayısında Fetullah Gülen dosyası yayımladı.

Bir buçuk gazete sayfasının ayrıldığı dosya,

“Kimsiniz siz, Bay Fetullah Gülen?”

başlığıyla gazetenin NG-Religiya ekinin birinci sayfasından duyuruldu.

Dosyayı hazırlayan Andrey Melnikov, dosyanın “kahramanının” portresini objektif çizebilmek için Gülen’i eleştirenlerin de yandaşlarının da görüşlerine başvurduklarını belirtir.

Gülen tarikatını eleştiren taraf olarak İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek ile bir görüşme yapılmıştır.

Bunun karşılığında kendini savunması için Rusya’daki “Dialog Yevraziya” Vakfı aracılığıyla Amerika yaşayan Gülen’e sorular iletilmiştir.

“Bir aydan fazla süren can sıkıcı bekleyişin ardından”

dosyanın yayınının hemen öncesinde ancak Gülen’in Türkiye’deki avukatı Orhan Erdemli’den cevap gelmiştir.

Andrey Melnikov’un giriş yazısı, “Fetullah Gülen’in Hayali İmparatorluğu” başlığını taşırken alt başlığı ise “Türk ilahiyatçısının elle tutulamaz ama evrensel etkisi”dir.

19 Aralık 2007 tarihli NG-Religiya’da Başkurdistan FSB yetkilisi Rüstem İbrahimov’un Gülen’in okullarıyla ilgili açıklamalarının yorumlanması, Türk basınında ses getirmiştir. Özellikle Zaman gazetesi, 27 Aralık 2007 tarihli sayında Gülen’in faaliyetleriyle ilgili objektif olmayan değerlendirmeler de bulunmuştur. Bunun üzerine NG muhabiri Andrey Melnikov, tarikatı araştırmaya karar verir.

“GÜLEN’İN MİSYONU: İSLAMI’IN BATILILAŞTIRILMASI”

1993 yılında Türkiye gezisi sırasında Gülen’le tanışan Rusya Müftüler Konseyi Başkan Yardımcısı Farid Asadullin, NG muhabirine o günkü iktidar da dâhil olmak üzere Türk siyasi elitinin Gülen’in etrafında döndüğünü söylemiştir.

Asadullin’e göre Gülen’in misyonu ise bugünkü koşullar çerçevesinde İslam’ın batılılaştırılmasıdır.

“ÇOCUKÇA KAÇTI”

Melnikov, İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek’in Gülen’in ismini bir dizi okul dışında Rusya’daki “Tolerans” (Hoşgörü) ve “Dialog Yevraziya” (Diyalog Avrasya) Vakıflarıyla ilişkilendirdiğini belirtir.

“Tolerans” Vakfı yetkilisi, NG muhabirinin sorusu üzerine

“Ne dediniz? Gülen mi? Böyle bir isim daha önce duymadım!”

cevabını vermiştir.

“Dialog Yevraziya” Vakfı yöneticisi Ali Sami Yıldırım ise insan olarak Gülen’in fikirlerine yakın olduğunu, ancak kuruluşlarının Gülen’le doğrudan bir bağı olmadığını belirtmiştir.

Ancak Melikov’a göre Yıldırım’la yapılan görüşme Gülen’in Rusya’daki çıkarlarına bir türlü açıklık getirmemiştir. Hatta Yıldırım’ın bire on katarak “onun çok iyi bir insan” olduğuna ikna çabaları ise çocukça kaçmıştır.

Yıldırım’ın önerisi üzerine NG muhabiri Melnikov, Türk okullarında görev yapmış olan İslam bilimci Leonid Rudolfoviç Syukiyaynen ile de görüşmüştür. Syukiyaynen’e göre Türk okulları bir merkezden finanse edilmemektedir. Bu okulların Gülen’e bağlı olduğu izlenimi, onun eğitime verdiği önemden kaynaklanmaktadır.

Gülen’e göre İslam dünyası bir kriz içindedir ve bu krizi aşmak eğitimden geçmektedir. Bu fikre ve Gülen’in kendisine inanan farklı farlı kuruluşlar ve insanlar, bu faaliyetleri yönetmektedir.

FSB VE RUS YARGI ORGANLARININ OLUMSUZ BAKIŞI

Melikov, Başkurdistan FSB yetkilisi Rüstem İbrahimov’un Türk liselerine çok olumsuz yaklaştığını belirtirken Rusya Eğitim Federal Ajansı ise Türk okullarından bihaber olduğunu yazar.

Gülen’in okulları kendilerini gizlemek için artık isimlerinden “Türk” kelimesini çıkarmış ve resmi olarak yabancı vakıflardan finans desteği almayı kesmiştir.

Rus yargı organlarına göre ise Nurcuların yeraltı faaliyetleri, Rusya karşıtı bir öz taşımaktadır. Tataristan savcılığının uzmanları, Saidi Nursi’nin kitaplarının dinler arası nefreti körüklediğini tespit etmiştir.

Melnikov, giriş yazısında ele aldığı bu noktaların ardından esas röportajlara yer verir. İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek’le yapılan röportajın başlığı

“Ankara’ya Meydan Okuma”dır.

Alt başlığında ise “Türkiye, Rusya’dan kendi tarikatlarına karşı mücadele bekliyor” ifadesi kullanılmıştır.

“GÜLEN TARİKATI, BOP’UN BİR ARACI”

Melnikov, röportajına Rusya’daki bazı Müslüman aydınların Nurculara yönelik Rus yargı organlarının aldığı kararları eleştirdiğini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduğunu hatırlatarak başlar. Ardından

“Türkiye Cumhuriyeti resmi çevrelerinin Rus yargısını desteklemesinin nedeni nedir?”

sorusunu sorar.

Mehmet Perinçek, Fetullah Gülen tarikatının faaliyetlerinin Türk devletinin politikasını yansıtmadığının, tam tersine Batı istihbarat servisleri tarafından yönlendirilen bunun gibi tarikatlardan esas olarak Türkiye’nin muzdarip olduğunun Ruslar tarafından iyi kavranması gerektiğinin altını çizer ve şunları belirtir:

“Fetullah Gülen örgütü, Batı’nın, en öncelikle de ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi stratejisini bölgemizde gerçekleştirme araçlarından biridir.

Proje’nin temel amacı, zengin enerji kaynaklarının kontrol altına alınmasıdır. Bu planın gerçekleştirilmesi için milli devletlerin temelini ortadan kaldıran tarikatlar, siyasi ve ideolojik bir araç olarak kullanılmaktadır.

Bu anlamda Fetullah Gülen tarikatı, önemli bir rol oynamaktadır. Tarikatın tarihi, ABD’nin SSCB’yi İslami hareketlerle “Yeşil Kuşak” çerçevesinde kuşatmaya çalıştığı soğuk savaş yıllarına kadar dayanmaktadır.”

“RUSYA’NIN BU TARİKATTAN TEMİZLENMESİ İLİŞKİLERİ GELİŞTİRİR”

Komünizmle Mücadele Derneklerinden de yolu geçen Gülen’in sıradan bir imamken daha o zaman keşfedildiğini ve parlatılarak kısa zamanda popülerlik kazandığını ve büyük paralara hükmetmeye başladığını vurgular.

Basit bir imamdan farklı ülkelerde büyük mal varlıklarına ve medya ağlarına sahip sözde bir dini lider yaratılmıştır.

“Gülen, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin ana engellerinden biridir. Onun müritlerinin Rusya’nın Müslüman bölgelerindeki faaliyetleri, özellikle de Çeçen ayrılıkçılığıyla bağları, sizin ülkenizin iktidarı tarafından Türk resmi politikasının bir ürünü olarak algılanmaktadır. Bu nedenle Rusya’nın bu tarikattan temizlenmesi, ülkelerimiz arasındaki karşılıklı ilişkilerin iyileşmesini sağlayacaktır.”

GÜLEN TARİKATININ YAYILDIĞI COĞRAFYA

Melnikov, bunun üzerine Perinçek’in Gülen tarikatının Yakın Doğu’da Batı emperyalizminin politikalarının bir uzantısı olduğu iddiasını nelere dayandırdığını sorar.

Perinçek, özellikle Gülen’in eski başdanışmanı Nurettin Veren’in yaptığı açıklamalara dikkat çeker.

Perinçek, ayrıca Gülen’in CIA’yla ilişkilerini ve özellikle yurtdışındaki okullarında öğretmen olarak CIA ajanlarının çalıştığını vurgular:

“Eğer Gülen tarikatının yayıldığı coğrafyayı analiz edecek olursak, Amerika’nın çıkar bölgelerinde yoğunlaştıklarını görürüz. Tarikat, Amerikan emperyalizminin Türkiye’de, Orta Asya’da, Orta Doğu’da, Kafkasya’da, Sudan’da, Çin’in Sincian Uygur özerk bölgesinde ajan faaliyetini yürütmektedir. Gülen’in takipçileri, okullar, üniversiteler, yurtlar açarak gençler üzerinde çalışmaktadır.”

Perinçek, bu tespitlerinin ardından Fetullahçıların ABD planları çerçevesinde Azerbaycan darbesinde ve Özbekistan’da Kerimov’a suikast planlarında oynadıkları rolü açıklar.

Perinçek, ayrıca Azerbaycan’da devlet karşıtı faaliyetlerinden dolayı Fetullahçıların televizyon kanalının yayınının durdurulduğuna dikkat çeker.

TÜRK ORDUSUNA VE MİLLİ GÜÇLERE KARŞI SAVAŞ

“Gülen, İslami değerlerin propagandasını yaptığını iddia etse de hiçbir zaman Batı’ya karşı tutum almamıştır. Tam tersine ABD ve Avrupa taraftarlığı yapmıştır.

Gülen çevresinin gazetesi olan ‘Zaman’, Moon tarikatının kontrolündeki Washington Times ile bağlantılıdır.

Gülen, ‘Zaman’ gazetesini Türk Ordusu’na ve milli güçlere karşı psikolojik savaşta kullanmaktadır.”

“ÖZAL VE ÇİLLER ZAMANINDA HIZLA BÜYÜDÜ”

Gazeteci Melnikov, Gülen tarikatının AKP iktidarındaki durumunu sorar.

İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Perinçek, 12 Eylül ihtilalinin dönüm noktası olduğunun altını çizer.

Özal ve Çiller iktidarları döneminde tarikat inanılmaz bir hızla büyümüş ve hükümet ve bürokrasi kademelerinde önemli yerlere gelmişlerdir. Hatta Gülen tarikatına mensup bakanlar bile vardır. Özellikle emniyet ve emniyet istihbaratı Fetullahçıların eline geçmiştir. Bu yapı, Türk ordusuna ve milli güçlere karşı operasyonlar ve provokasyonlar düzenlemektedir. Gülen tarikatı, ordu içine de sızmaya çalışmış, ancak bunda başarılı olamamıştır.

GÜLEN-SOROS İLİŞKİLERİ

Türk Milli Güvenlik Kurulu, 1994 yılında Gülen tarikatının en az PKK kadar tehlikeli olduğu tespitini yapmıştır.

Perinçek’in ifadesiyle Fetullahçılar, belki PKK’lı teröristler gibi eline silah alıp savaşmamaktadır, ancak milli devleti içerden kuşatmaktadır.

Türk devletinin laik yapısı adım adım ortadan kaldırılmaktadır. Fetullahçılar, Türkiye’de ve bölge ülkelerindeki turuncu devrimlerde rol almak üzere kullanılacaklardır. Gülen’in eski sağ kolu Nurettin Veren’in tarikatın Soros vakıflarıyla ilişkilerini açıklaması bunun önemli göstergelerinden biridir.

GÜNEYDOĞU ANADOLU’NUN FETULLAHLAŞTIRILMASI

Perinçek’in bu ifadelerinin ardından Melnikov, Nurcularla Müslümanlık ve Türklük propagandası arasındaki bağı sorar.

Perinçek, cevabına Saidi Nursi ve takipçilerinin Cumhuriyet karşıtı rollerini açıklayarak başlar.

Emperyalist devletler, Türkiye’deki gerici ayaklanmaların hep arkasında olmuştur. Fetullah Gülen de işte bu geleneğin devamıdır. Okullarında Türkçeden çok İngilizce öğretilmektedir.

Sözde Türk kültürünü yaydıkları propagandası yaparak aslında etnik ayrılıkları ateşlemekte ve örnek olarak Çeçen ve Tatar ayrılıkçılığını desteklemektedirler.

Amerikan planları önündeki en büyük engel olan milli devletler, etnik parçalara ayrılarak zayıflatılmaktadır.

Perinçek’e göre nerede ABD ile bir ülke arasında sorun çıksa, Gülen’in okulları orada mantar gibi bitmektedir. Mesela Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Irak’ın kuzeyindeki kukla devlete eklemlenmesi amacıyla şuan bu bölgenin fetullahlaştırılması planı yürütülmektedir. Perinçek, ardından sözlerini şu cümlelerle bitirir:

“FETULLAHÇILAR, İSLAM’I DA ÇARPITIYOR”

“Türkiye, bugün ABD’nin yayılmacılığının önündeki en önemli engellerden biri haline gelmiştir. Bu karşılıklı cepheleşmenin en önemli nedenlerinden biri, kukla bir devlet olan sözde Büyük Kürdistan’ın pratikte kurulmasıdır.

Bu kukla devletin varlığını tam olarak sürdürebilmesi için Türkiye, İran ve Suriye toprakları aleyhine genişlemesi gerekir.

Condolezza Rice, kısa bir süre önce ABD’nin Fas’tan Orta Asya’ya kadar 24 Müslüman ülkenin sınırını değiştirmek istediğini ilan etti.

ABD açısından bu plan, Orta Asya ve Yakın Doğu enerji kaynaklarının kontrolünü sağlamak ve ayrıca bölgeyi Rusya ve Çin’e karşı düşmanca faaliyetler amacıyla kullanmak için kaçınılmazdır.

Bu sebeple Amerikan istihbaratı, dini oluşumların da dâhil olduğu milli devlet karşıtı örgütler kurmakta, milli devletin siyasi temellerini dinamitlemektedir, diğer taraftan ise yurttaşlık bilinci ortadan kaldırılmaktadır. Tabii bu temelde İslam dini de çarpıtılmaktadır.”

“NURCULAR, GÜLEN’İ KABUL ETMİYOR”

NG muhabirinin Amerika’ya Fetullah Gülen’e gönderdiği soruları avukatı Orhan Erdemli yanıtlamıştır.

Rus yargı organlarının Saidi Nursi ve Gülen’le ilgili aldığı kararları yorumlaması istenen Erdemli, Rusya’nın bu konudaki resmi yaklaşımının ayrıntılarını bilmediğini belirtir.

Erdemli, Gülen’le nurculuk ve Saidi Nursi arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağını, hatta kendilerini nurcu olarak adlandıranların Gülen’i kabul etmediğini vurgular.

Erdemli’nin ifadesiyle Gülen, Rusya’nın İslam Konferansı Örgütü’ne girmesini savunmuş, Beslan katliamını dolayısıyla başsağlığı mesajı yayınlamıştır ve konuşmalarında hep Rusya’nın bölgenin doğal lideri olduğunu söylemektedir.

Bu bakımdan Gülen, Rusya için bir tehlike arz etmemektedir. Tam tersine radikal İslamcı gruplar, Gülen’i ılımlılıkla suçlamaktadır.

“TÜRK DEVLETİNİN BORAZANCISI DEĞİLİZ”

Melnikov, Gülen’in Rusya’da ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinde açtığı okulların amacının Türkiye’nin siyasi etkisini yayma amacında olup olmadığı sorusunu sorar.

Erdemli, Gülen’in bir dönem Türkiye’de yargılandığının, böyle bir kişinin resmi devlet ideolojisinin borazancısı olamayacağının altını çizer. Gülen, sadece resmi devlet ideolojisini paylaşmamakta, ayrıca Türk devletinin ideolojik karakterli her adımını reddetmektedir.

“EN KISA ZAMANDA DÖNECEK”

NG muhabiri Andrey Melnikov, Fetullah okullarında CIA ajanlarının öğretmen olarak görev yapıp yapmadığını, Gülen hareketinin ABD planlarında rol alıp almadığını sorar.

Erdemli’ye göre bu suçlamalar Gülen’in siyasi karşıtlarının ürünüdür. Marjinal bir grup olan Aydınlık çevresi bu iddiaları dile getirmektedir.

Gülen’in ABD’de yaşaması onun CIA’yla bir bağlantısı olduğunu göstermemektedir. Tedavi olmak için geldiği Amerika’dan en kısa zamanda Türkiye’ye dönmeyi planlamaktadır. Ayrıca Gülen’in siyasi hiçbir fikri yoktur. Ilımlı ve radikal İslam, 1980’li yılların siyasi konseptinin bir ürünüdür.
Bundan en çok İslam zarar görmüştür.

CrSivaslim58
15.02.2008, 14:39
ben zaman gastesini alirdim cünkü

hep bakabilirim filimler kac da

diye bence.

arikarinkuchi
17.02.2008, 09:14
VATAN gazetesi
sürekli kampanya var
kupon için yani okurum :D

abdullah58
17.02.2008, 09:32
almanyadayiz genellikle hurriyet okunur
abone sistemi olarakta milli gazatedir
hurriyete kizanlarsa bulabilirse sabah alir (HERYERDE BULUNMAZ)
belirli yerlerde fanatik(KAHVEHANELER-SPOR YERLERI FELAN)
beypinarli58

abdullah58
17.02.2008, 09:34
milli gazete,yi neden yazmadiniz gardas
onun okuyuycusu yokmu
beypinarli58

asitane3458
18.02.2008, 13:52
yahu beni kessen cumhurıyet ,vatan, mıllıyet,hurrıyet okumam onlr ne yha tek taraflı yayın yapıolar gazete okumak istersem de alır zamn okurum eskıden sabah ta tek tarflı yapıodu ama şimdi o da satın alınınca değişti . zamn okumamın sebebinide söleyim muhafazakar kesimdenim .
internetten okumak istersemde [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] u okurum tafsıyede ederım. herkese saygılar..

abircan
19.02.2008, 13:28
Alatlı'nın yazısına Zaman'dan engel
Alev Alatlı'nın 'türban' konusundaki yazısı 'Okurumuz buna hazır değil' gerekçesiyle yayımlanmadı. Alatlı, 'Yazıda istediğim 'bırakın kadınlar konuşsun' demekti' dedi


İSTANBUL Milliyet

Zaman gazetesi, yazar Alev Alatlı'nın "türban" konusunu işleyen "İçerden mırıldanmalar" başlıklı yazısını yayımlamadı. Alatlı yazının ana temasının 'bırakın kadınlar konuşsun' olduğunu söyledi.
Alatlı, 15 Şubat 2008 Cuma günü yayınlanması gereken yazısını her zaman olduğu gibi perşembe günü gazeteye gönderdi. Bir süre sonra sayfa editörü Alatlı'yı arayarak yazıyı yayımlayamayacaklarını belirtti.
Alatlı gelişmeyi şöyle anlattı: "Sayfa editörü 'bizim okurumuz buna hazır değildir' gibi bir gerekçe gösterdi. Benim, yazar çizerle sürekli kavgam 'okurlarınızı küçümsüyorsunuz' konusunda olmuştur. 'Okuru küçümsemeyin, oto sansüre girmeyin' deyip, okur anlamaz türü laflara hep karşı çıkmışımdır. Kendi kitaplarımda da çıtayı yükseltirim. Hiç de zararını görmedim."


Türban 'yumuşak karın'
Zaman'da yaklaşık dört yıldır yazdığını ve ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını anlatan Alatlı, "Ben muhalif bir yazarım, hep de muhalif oldum. Türban konusu 'yumuşak karın' olduğu için yazımın yayınlanmadığını düşünüyorum. O korkutucu. Yaşanan durumu, ülkenin bütününde olup bitenin tezahürü olarak gördüm. Bu kadar hadise oluyor, bu da bu hadiselerin içinde bir tanesi. Yazıda bütün yapmaya çalıştığım 'Allah aşkına bırakın kadınlar konuşsun' demekti. Yazının yayımlanmayacağını duyunca sadece 'fesuphanallah' dedim" diye konuştu.
Alatlı'nın dertleşmek için kendi okur grubuyla paylaştığı ve Zaman gazetesinin yayımlamadığı yazısı özetle şöyle:


İçerden mırıldanmalar

Gözlemlediğim odur ki, korkutan tülbent değil, türban. Niye, çünkü, derin belleğimizdeki hayırhah kadının uzantısı tülbent. Döner yara sarar, döner kırık kol bağlar, döner sancılı başı sıkar... hastanın terini siler, yavukluya armağan olur, hasreti iyileştirir. Nurani yüzleri çevrelerken anılır...Türban öyle değil. Çünkü, türban, İslâmi tesettüre ilişkin en katı (dilerseniz, en erkeksi) yorumun benimsendiğinin ilânı hüviyetindedir; ve dolayısıyla, kadına ilişkin tüm diğer yorum ve kuralların da kabullenildiğini ima eder. Bunların arasında kötülük, fitne ve uğursuzluk kaynağı olmamızdan başka, dinen ve aklen dûn (eksik) yaratıldığımız, namazı bozan köpekler ve eşeklerle bir tutulduğumuz şeklinde...haysiyetimizi rencide eden yorumlar vardır. Türban, bu yorumların zımnen kabulü olarak görüldüğü için korkutur.
Kadın/ana koşulsuz sevginin simgesidir...Hiç bir ideolojinin yada toplumsal kurgunun ya da inancın selâmeti anayı çocuklarını feda etmeye iknaya yetmezken, kadın, pederşahi kuralların inşa ettiği dünyanın iflâh olmaz muhalifi olarak tebarüz eder. Bu iflâh olmaz muhalif, yeri geldiğinde tüm kuralları çiğneyecek, oğlan ya da kız, suçları ne olursa olsun, doğurduklarının esenliğini sağlamaya çalışacaktır. "Ağlarsa ana ağlar gerisi yalan ağlar" olgusu, kadın unsurunun beşere sunduğu eşsiz sığınağı minnetle ulularken; kadının kendisi yeryüzünde gözlenen tüm karışıklıkların (fitnenin) müsebbibi olarak takdim edilir, dünya kurulalı beri.
Hint'in kutsal metinlerinde, "doğuştan düşüncesiz ve hilekârdır" kadın... Buda, öğretisini sulandıracakları için kadınların rahibe olmalarına karşıdır. Ortodoks Yahudi erkeklerinin sabah dualarından biri, "Beni bir kadın olarak yaratmayan Kâinatın Yaratıcısı Efendimize hamdolsun."... Hıristiyan geleneğinin başat bileşeni, kadının kötülük, ayartma ve günahla özdeşleştirilmesidir... Hayrın ve şerrin, cinslerdeki karşılıkları erkek ve kadın olarak belirlenirken, yeryüzüne kötülük bulaştırdıkları gerekçesiyle kadınlardan topluca tövbe edip, günahlarını affettirmeleri talep edilir... İslam'da, "Ümmetim için kadın fitnesinden daha büyük bir fitne kaldığını bilmiyorum" mealindeki cümlenin Hazreti Muhammed'e ait olduğu bildirilir. "Allahım bizi kadınların şerrinden, fitnesinden ve onlarla imtihan olup kaybetmekten koru" mealindeki duanın(3) varlığı, semavi dinlerin ortak tutumlarının yansıması olarak belirir...Öte yandan, 1900'lü yılların başlarına kadar medeni dünyanın hemen her ülkesinde bir eş, kocasının gölgesi, uzantısı, parçası olan kadın, dünyayı saran değişimden nasibini alacaktır. "Yeni kadın" erkeğin bir refleksinden ibaret olmayı kabullenmeyen, yardımcı oyuncu rolünü reddeden, kendisine ait bir içdünyasına sahip, coşkulu, bağımsız, özgüven sahibi, yaşamını bir başına sürdürmeyi göze alabilen kadındır.
Yeni kadın, erkeğin ne gönlüne ne de aklına hitap eder. Erkek cinsinin en duyarlı zümresi iken şairler, yeni kadını ne görürler, ne duyarlar, ne anlarlar, ne de ayırt ederler... Edebiyat, ihanete uğramış, terk edilmiş, acı çeken kadınlar, intikamcı zevceler, büyüleyici aşifteler ya da iradesiz, renksiz, sade, şirin kızlar üretmeyi sürdürür...Yaşı ne olursa olsun, erkeğin kanatlarının altında olmayan kadın, ana muamelesi görür. Özetle, kadının ne olup olmadığı erkekler tarafından kadınlar üzerinden tartışılan bir süreç olmaya devam eder; günümüzde türban meselesinde gördüğümüz gibi...
Yeni kadının tecrübesi, yeryüzündeki yaşamın somutta ispatlanan aşkla ayakta kaldığı şeklindedir, yasalarla değil... Gerektiğinde baş örten, gerektiğinde yara saran tülbent, kadınlara mahsus bilginin kadim nakil aracı olarak görülür. Bu bağlamda, türban, kadınlık bilgisinin bastırılması, diğer bir deyişle, kadının kadına ihanetinin dışavurumu olarak algılanabildiği için korkutur.
Türk toplumun eriştiği tarihinin bu noktasında, yargıç kürsüsündeki yerini dişiyle tırnağıyla elde etmiş yeni kadın, tanık mahallindeki hemcinsinin şahitliğini irade ve akıl bakımından erkeklerden daha zayıf olduğu gerekçesiyle reddetmeyi aklından bile geçirmezken, dünya ve kâinat görüşünü türbanı aracılığıyla ilân eden kadın yargıcın vereceği hüküm, erkek cinsi lehine cinsiyet ayırımı yapacağının peşinen kabulü demek olacağı için korkutur. Benzeri korkular tıptan sahne sanatlarına, öğretmenlikten turizme kadar hemen her uğraş dalında nüksedebilecek; yalnız seyahat edememekten yönetici kadrolarından uzak durmaya varıncaya kadar çok sayıda olası yasaklar gündemde kalmaya ve ürkütmeye devam edeceklerdir.
Bana sorarsanız, türban sorunu işbu "kadının kadına ihaneti" olarak ifade ettiğim açmazda düğümlenmektedir. Bir kısmımız türbanı egemen erkeklerle kadınlar aleyhine yapılan bir ittifak olarak değerlendirirken, diğer bir kısmımız yasakçılarla birlikte hareket etmek suretiyle kendilerine tekâmül yollarını kapayan hemcinslerinin ihaneti olarak görebilmektedirler. Her halûkârda, konu üzerinde tartışacak, uzlaşma zemini arayacak, meseleyi çözüme ulaştırmaya çalışacak olan kadınlardır; kadınlar üzerinden ahkâm kesen muhalif ya da muvafık erkekler değil.

LaEdri
19.02.2008, 13:35
Alatlı'nın yazısına Zaman'dan engel
Alev Alatlı'nın 'türban' konusundaki yazısı 'Okurumuz buna hazır değil' gerekçesiyle yayımlanmadı. Alatlı, 'Yazıda istediğim 'bırakın kadınlar konuşsun' demekti' dedi


İSTANBUL Milliyet

Zaman gazetesi, yazar Alev Alatlı'nın "türban" konusunu işleyen "İçerden mırıldanmalar" başlıklı yazısını yayımlamadı. Alatlı yazının ana temasının 'bırakın kadınlar konuşsun' olduğunu söyledi.
Alatlı, 15 Şubat 2008 Cuma günü yayınlanması gereken yazısını her zaman olduğu gibi perşembe günü gazeteye gönderdi. Bir süre sonra sayfa editörü Alatlı'yı arayarak yazıyı yayımlayamayacaklarını belirtti.
Alatlı gelişmeyi şöyle anlattı: "Sayfa editörü 'bizim okurumuz buna hazır değildir' gibi bir gerekçe gösterdi. Benim, yazar çizerle sürekli kavgam 'okurlarınızı küçümsüyorsunuz' konusunda olmuştur. 'Okuru küçümsemeyin, oto sansüre girmeyin' deyip, okur anlamaz türü laflara hep karşı çıkmışımdır. Kendi kitaplarımda da çıtayı yükseltirim. Hiç de zararını görmedim."


Türban 'yumuşak karın'
Zaman'da yaklaşık dört yıldır yazdığını ve ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını anlatan Alatlı, "Ben muhalif bir yazarım, hep de muhalif oldum. Türban konusu 'yumuşak karın' olduğu için yazımın yayınlanmadığını düşünüyorum. O korkutucu. Yaşanan durumu, ülkenin bütününde olup bitenin tezahürü olarak gördüm. Bu kadar hadise oluyor, bu da bu hadiselerin içinde bir tanesi. Yazıda bütün yapmaya çalıştığım 'Allah aşkına bırakın kadınlar konuşsun' demekti. Yazının yayımlanmayacağını duyunca sadece 'fesuphanallah' dedim" diye konuştu.
Alatlı'nın dertleşmek için kendi okur grubuyla paylaştığı ve Zaman gazetesinin yayımlamadığı yazısı özetle şöyle:


İçerden mırıldanmalar

Gözlemlediğim odur ki, korkutan tülbent değil, türban. Niye, çünkü, derin belleğimizdeki hayırhah kadının uzantısı tülbent. Döner yara sarar, döner kırık kol bağlar, döner sancılı başı sıkar... hastanın terini siler, yavukluya armağan olur, hasreti iyileştirir. Nurani yüzleri çevrelerken anılır...Türban öyle değil. Çünkü, türban, İslâmi tesettüre ilişkin en katı (dilerseniz, en erkeksi) yorumun benimsendiğinin ilânı hüviyetindedir; ve dolayısıyla, kadına ilişkin tüm diğer yorum ve kuralların da kabullenildiğini ima eder. Bunların arasında kötülük, fitne ve uğursuzluk kaynağı olmamızdan başka, dinen ve aklen dûn (eksik) yaratıldığımız, namazı bozan köpekler ve eşeklerle bir tutulduğumuz şeklinde...haysiyetimizi rencide eden yorumlar vardır. Türban, bu yorumların zımnen kabulü olarak görüldüğü için korkutur.
Kadın/ana koşulsuz sevginin simgesidir...Hiç bir ideolojinin yada toplumsal kurgunun ya da inancın selâmeti anayı çocuklarını feda etmeye iknaya yetmezken, kadın, pederşahi kuralların inşa ettiği dünyanın iflâh olmaz muhalifi olarak tebarüz eder. Bu iflâh olmaz muhalif, yeri geldiğinde tüm kuralları çiğneyecek, oğlan ya da kız, suçları ne olursa olsun, doğurduklarının esenliğini sağlamaya çalışacaktır. "Ağlarsa ana ağlar gerisi yalan ağlar" olgusu, kadın unsurunun beşere sunduğu eşsiz sığınağı minnetle ulularken; kadının kendisi yeryüzünde gözlenen tüm karışıklıkların (fitnenin) müsebbibi olarak takdim edilir, dünya kurulalı beri.
Hint'in kutsal metinlerinde, "doğuştan düşüncesiz ve hilekârdır" kadın... Buda, öğretisini sulandıracakları için kadınların rahibe olmalarına karşıdır. Ortodoks Yahudi erkeklerinin sabah dualarından biri, "Beni bir kadın olarak yaratmayan Kâinatın Yaratıcısı Efendimize hamdolsun."... Hıristiyan geleneğinin başat bileşeni, kadının kötülük, ayartma ve günahla özdeşleştirilmesidir... Hayrın ve şerrin, cinslerdeki karşılıkları erkek ve kadın olarak belirlenirken, yeryüzüne kötülük bulaştırdıkları gerekçesiyle kadınlardan topluca tövbe edip, günahlarını affettirmeleri talep edilir... İslam'da, "Ümmetim için kadın fitnesinden daha büyük bir fitne kaldığını bilmiyorum" mealindeki cümlenin Hazreti Muhammed'e ait olduğu bildirilir. "Allahım bizi kadınların şerrinden, fitnesinden ve onlarla imtihan olup kaybetmekten koru" mealindeki duanın(3) varlığı, semavi dinlerin ortak tutumlarının yansıması olarak belirir...Öte yandan, 1900'lü yılların başlarına kadar medeni dünyanın hemen her ülkesinde bir eş, kocasının gölgesi, uzantısı, parçası olan kadın, dünyayı saran değişimden nasibini alacaktır. "Yeni kadın" erkeğin bir refleksinden ibaret olmayı kabullenmeyen, yardımcı oyuncu rolünü reddeden, kendisine ait bir içdünyasına sahip, coşkulu, bağımsız, özgüven sahibi, yaşamını bir başına sürdürmeyi göze alabilen kadındır.
Yeni kadın, erkeğin ne gönlüne ne de aklına hitap eder. Erkek cinsinin en duyarlı zümresi iken şairler, yeni kadını ne görürler, ne duyarlar, ne anlarlar, ne de ayırt ederler... Edebiyat, ihanete uğramış, terk edilmiş, acı çeken kadınlar, intikamcı zevceler, büyüleyici aşifteler ya da iradesiz, renksiz, sade, şirin kızlar üretmeyi sürdürür...Yaşı ne olursa olsun, erkeğin kanatlarının altında olmayan kadın, ana muamelesi görür. Özetle, kadının ne olup olmadığı erkekler tarafından kadınlar üzerinden tartışılan bir süreç olmaya devam eder; günümüzde türban meselesinde gördüğümüz gibi...
Yeni kadının tecrübesi, yeryüzündeki yaşamın somutta ispatlanan aşkla ayakta kaldığı şeklindedir, yasalarla değil... Gerektiğinde baş örten, gerektiğinde yara saran tülbent, kadınlara mahsus bilginin kadim nakil aracı olarak görülür. Bu bağlamda, türban, kadınlık bilgisinin bastırılması, diğer bir deyişle, kadının kadına ihanetinin dışavurumu olarak algılanabildiği için korkutur.
Türk toplumun eriştiği tarihinin bu noktasında, yargıç kürsüsündeki yerini dişiyle tırnağıyla elde etmiş yeni kadın, tanık mahallindeki hemcinsinin şahitliğini irade ve akıl bakımından erkeklerden daha zayıf olduğu gerekçesiyle reddetmeyi aklından bile geçirmezken, dünya ve kâinat görüşünü türbanı aracılığıyla ilân eden kadın yargıcın vereceği hüküm, erkek cinsi lehine cinsiyet ayırımı yapacağının peşinen kabulü demek olacağı için korkutur. Benzeri korkular tıptan sahne sanatlarına, öğretmenlikten turizme kadar hemen her uğraş dalında nüksedebilecek; yalnız seyahat edememekten yönetici kadrolarından uzak durmaya varıncaya kadar çok sayıda olası yasaklar gündemde kalmaya ve ürkütmeye devam edeceklerdir.
Bana sorarsanız, türban sorunu işbu "kadının kadına ihaneti" olarak ifade ettiğim açmazda düğümlenmektedir. Bir kısmımız türbanı egemen erkeklerle kadınlar aleyhine yapılan bir ittifak olarak değerlendirirken, diğer bir kısmımız yasakçılarla birlikte hareket etmek suretiyle kendilerine tekâmül yollarını kapayan hemcinslerinin ihaneti olarak görebilmektedirler. Her halûkârda, konu üzerinde tartışacak, uzlaşma zemini arayacak, meseleyi çözüme ulaştırmaya çalışacak olan kadınlardır; kadınlar üzerinden ahkâm kesen muhalif ya da muvafık erkekler değil.

hürriyetin yalanalrından neden bahsetmiyorsunuz için..milliyetin cumhuriyetin....

abircan
19.02.2008, 13:40
Kürşat Bumin
kbumin@yenisafak.com.tr18.02.2 008'Bildiri' ve sessizlik
Bir "düzeltme notu"yla başlayalım bugün:

Dün bu köşede "İşte budur!" diyerek göklere çıkarttığımız "bildiri", "Özgür-Der" çıkışlı değilmiş.

Bildiri herhangi bir kuruluşun öncülüğünde değil, sayıları 600'ü aşan başörtülü kadınların bağımsız inisiyatifiyle oluşmuş. Aralarında Nihal Bengisu Karaca, Sibel Arslan, Cihan Aktaş, Yıldız Ramazanoğlu, Fatma Benli gibi eli iyi kalem tutan isimlerin de yer aldığı, lisans ve yüksek lisans-doktora öğrencilerinden oluşan bir grup kadının imza koyduğu bir bildiri imiş.

Peki bu bildiriyi ("tarihi bildiri" diyelim isterseniz) medyamız nasıl karşıladığı acaba?

Gazetelerde durum tahmin ettiğim gibiydi. Yani büyük bir "sessizlik" hâkimdi. Tamam, bildiriyi herkesten (Taraf gazetesinin yaptığı gibi) manşete çıkartmasını beklemek fazla açgözlülük olacaktı; ama "sessizlik"in bu kadarı da fazla kaçmıyor muydu? Hürriyet, her şeye rağmen büyük gazete, şöyle bir değinmiş hiç değilse... Peki ya mesela Radikal, ona ne demeli? O da iyiden iyiye "merkez medya" olmaya mı karar verdi nedir...

Durum bir arkadaşın da dikkatini çekmiş, telefonda o da şu raporu verdi: Bildiriyi Vatan gazetesi iyi "görmüş"; dünkü gazetelerde iki köşe yazısı konuya ilişkinmiş; NTV bayağı uzun bir zaman ayırmış.

Sonra aklıma geldi: Bakalım "İslamcı basın" –haklı olarak- nasıl bayram ediyordu.

"Haklı olarak" diyorum, çünkü hakkında konuştuğumuz bildiri bu basını bugüne kadar "başörtüsü"nden dolayı hedef tahtası haline getiren bütün (ama bütün) suçlamaları tuz buz eden nitelikteydi. Yani, devletin "başını açan", hatta onu anadan üryan halinde tasvir eden bir bildiriyle karşı karşıyaydık çünkü.

Bakalım sevinç ne ölçüdeydi?

Ama hayret (kimseni günahını almak istemem, yanlışım varsa düzeltmekten kaçınmam) bu cenahta bırakın sevinci, iki satır bir haber bile yoktu...

Gazetelerin adlarını sıralamaya gerek yok herhalde; en çok satanından en az satanına kadar hiçbir bırakın heyecanlanmayı, bildirinin adını bile ağza almıyordu. (Yeni Şafak da dahil!) Hem de bu gazetelerin muhabirlerinin bildirinin açıklandığı basın toplantısına katılmalarına rağmen...

Kardan mı kıştan mı anlamak mümkün değil...

"Birimizin diğerimiz için tehlike olduğu korkusunu yayıp bizi birbirimize düşürerek bu adaletsiz düzenini devam ettiren yasakçı zihniyet tamamen ortadan kalkmadan hiçbir özgürlük tam özgürlük değildir" diyen bir bildiriye "yasak konmadı" herhalde...

Bildiri bütününde hükümeti ve muhalefeti oluşturan partileri memnun etmemiş olabilir. Partiler yüzlerini buruşturarak "Ne karışık bir bildiri bu böyle, her şey iç içe geçmiş!" demiş de olabilir.

Akıllarından "Başörtüsü yasağının kalkmasıyla 301'in, Kürtlerin, Alevilerin, azınlık vakıflarının, aydınlanmayan cinayetlerin ne alâkası var?" diye bir itiraz da geçmiş olabilir.. Geçtiği için de suskun kalabilirler..

Ama ya medya, onun böyle bir kafa karışıklığına sürüklenmeye hakkı var mı?

"Özgürlük meselesi"nin dünyanın en zevkli ama aynı zamanda en zor işi olduğunu o da mı bilmiyor? Bu çerçevede bildirinin de "görülmeyi" , manşetlerden-baş sayfalardan şereflendirilmeyi fazlasıyla hak eden bir metin olduğunu o da mi bilmiyor?

ero
19.02.2008, 14:33
:D :D:DCUMHURİYET tek taraflı ZAMAN objektif herkesimi kapsayan öylemi:D:D:D:Dancak gülünür bu lafa

leblebi82
19.02.2008, 14:44
:D :D:DCUMHURİYET tek taraflı ZAMAN objektif herkesimi kapsayan öylemi:D:D:D:Dancak gülünür bu lafa

Devamlı gülüyorsun zaten. Cumhuriyet tarafsız bir gazete mi ?

tekniker58
21.02.2008, 08:16
:D :D:DCUMHURİYET tek taraflı ZAMAN objektif herkesimi kapsayan öylemi:D:D:D:Dancak gülünür bu lafa

sen cumhuriyeti iyi mi sanıyon sen gülüyonda sen devamlı gül bana cumhuriyeti savunma herkes biliyor nasıl olduğunu nasıl bir gazete olduğunu.

sivaslihakan
23.02.2008, 09:54
ben sadece fanatik okuyorum arkadaslar

LaEdri
23.02.2008, 10:15
]cumhuriyet,hürriyet,vatan,mill iyet,radikal,sabah vb...:birinici provakatif gazeteler...
fotomaç,fanatik,fotospor[/COLOR]:istanbul yalakası hepsi de..verdiğimiz paralar aslında dolaylı olarak istanbul takımlarına giiyor...
zaman:çizgisinden büyük ölçüde saptı..
vakit:olaylara sadece şeriat açısından bakıyor....üslubu hiç hoş değil...
türkiye:hükümetle bir çıkar ilişkisi var gibime geliyor...
yenişafak:ts-sivas maçından sonra sivas için yazdıkları unutulur gibi de değil yenilir yutulur gibi de..

bu sebepler benim kendi görüşlerim...e zaten bizim toplam tirajımızı avrupada bir gazete tek başına yapmıyor mu?

mine
23.02.2008, 12:08
cumhuriyet okuruyum doğru tarafsız cesurca yazılar yazmakta herşeye rahmen çizgisinden vazgeçmemiş ve satılmamıştır.Zaman gazetesi beleş dağıtılmaktadır hiç bir yayın organı bu külfete katlanamaz acaba zaman ve bir çok gazete bu paraları nerden buluyor belli değil gerçi belli insanlar o gazeteleri okuya okuya dinden başka hiç bir şey düşünemez hale geldi başka hiç bir şeyin önemi kalmadı vatan mı satılmış açmı kalınmış önemli değil cennetten yer kapma peşine düştü herkes

FurkaN
23.02.2008, 12:23
cumhuriyet okuruyum doğru tarafsız cesurca yazılar yazmakta herşeye rahmen çizgisinden vazgeçmemiş ve satılmamıştır.Zaman gazetesi beleş dağıtılmaktadır hiç bir yayın organı bu külfete katlanamaz acaba zaman ve bir çok gazete bu paraları nerden buluyor belli değil gerçi belli insanlar o gazeteleri okuya okuya dinden başka hiç bir şey düşünemez hale geldi başka hiç bir şeyin önemi kalmadı vatan mı satılmış açmı kalınmış önemli değil cennetten yer kapma peşine düştü herkes

Doğru o gazeteler kuponla cenetten arsa dağıtıyor... Böyle saçma sapan bir düşünce olamaz... Bir gün elinize alıp okumadığınız gazete hakkında yorum yapmanız hayret verici...

leblebi82
23.02.2008, 12:25
cumhuriyet okuruyum doğru tarafsız cesurca yazılar yazmakta herşeye rahmen çizgisinden vazgeçmemiş ve satılmamıştır.Zaman gazetesi beleş dağıtılmaktadır hiç bir yayın organı bu külfete katlanamaz acaba zaman ve bir çok gazete bu paraları nerden buluyor belli değil gerçi belli insanlar o gazeteleri okuya okuya dinden başka hiç bir şey düşünemez hale geldi başka hiç bir şeyin önemi kalmadı vatan mı satılmış açmı kalınmış önemli değil cennetten yer kapma peşine düştü herkes

Ben Zaman Gazetesi'ne abone olduğumda bilseydim para vermezdim. Madem beleş dağıtılıyormuş. :)

MEDYABİRAJANS
23.02.2008, 13:08
Sevgili arkadaşlar " Ayinesi iştir kişinin ,lafa bakılmaz"
Şimdi herkes kendi görmek istediği duymak istediği haberleri kim yapıyosa orayı takip ediyor.Birileri bu milleti koyun gibi güdeceğini zannediyor ama artık o günler inş. geride kalıyor.Bu ülkede Çamur at izi kalsın politasını çok izlediler, hep müslüman insanlara iftiralar atıldı kimse üzerine gitmedi ama artık olayların üzerine giden duyarlı basınımız da var.Zaman zaman belki onlarda hatalar yapabilirler ama kasıtlı yapılacağına inanmıyorum.
Şimdi gazetelere gelince;
hürriyet, sabah, posta, akşam, takvim (ve bu ayardakiler) ben bunları magazin basını olarak görüyorum ciddiyetten uzak ve teşhirci
cumhuriyet , milliyet , radikal gibi olanlar sol kesimin tetikçi gazeteleri
ZAMAN , YENİ ŞAFAK , VAKİT v.s bu gazetelerimiz muhafazakar insanların sesinin birazda olsa çıkmasını sağlıyor..
Milli gazete, ortadoğu yeniçağ gibi gazetelerde parti yayın organı gibi çalışanlar ve bide spor gazeteleri onlarda işlerini yapmaya çalışıyo..

Şimdi kendime gelince ben önce kendi çıkarmaya çalıştığım BAŞAKHAYAT dergisi ve BAŞAKHABER Gazetelerini takip ediyorum insanımızın hakkını korumaya çalışıyoruz ve iyi hizmet ettiğimizi düşünüyoruz.

Ayrıca bir kaç gazete hariç elime geçtiğinde hepsini kurcalıyorum istifade etmeye çalışıyorum [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] u genelde takip ederim.

Memleketimiz ve İnsanımız hayrına bişeyler yapmaya çalışan tüm basınımızı burdan tebrik ederim.

Selam sevgi ve dua ile....

sivaslihakan
23.02.2008, 13:26
cumhuriyet okuruyum doğru tarafsız cesurca yazılar yazmakta herşeye rahmen çizgisinden vazgeçmemiş ve satılmamıştır.Zaman gazetesi beleş dağıtılmaktadır hiç bir yayın organı bu külfete katlanamaz acaba zaman ve bir çok gazete bu paraları nerden buluyor belli değil gerçi belli insanlar o gazeteleri okuya okuya dinden başka hiç bir şey düşünemez hale geldi başka hiç bir şeyin önemi kalmadı vatan mı satılmış açmı kalınmış önemli değil cennetten yer kapma peşine düştü herkes

sen kafani yorma
biz dinimize bagli insanlariz ve haliylede vatanimiza senin gibilerden cok bagliyiz
bizim gibiler oldukca bu vatan satilmazda

bi düsünsene bu vatan kimlerden bize emanet kimler kan dökmüs vatan ugruna

bide bak bakalim bundan bi kac sene önce kimler ayaklanmis türkiye cumhuriyeti polisimize askerimize karsi taraf almis

asitane3458
28.02.2008, 16:47
zaman zamn zamn başkası da yalan asıl satılmış olan gazeteler onlardır (cumhuriyet ,hurriyet vs vs )

Dağcı
28.02.2008, 17:20
Ben de Zaman'a 8 yıldır aboneyim ve her ay parasını veriyorum.

İftira atarak zan altına girmeyin.

serkanka58
29.02.2008, 08:38
cumhuriyet okuruyum doğru tarafsız cesurca yazılar yazmakta herşeye rahmen çizgisinden vazgeçmemiş ve satılmamıştır.Zaman gazetesi beleş dağıtılmaktadır hiç bir yayın organı bu külfete katlanamaz acaba zaman ve bir çok gazete bu paraları nerden buluyor belli değil gerçi belli insanlar o gazeteleri okuya okuya dinden başka hiç bir şey düşünemez hale geldi başka hiç bir şeyin önemi kalmadı vatan mı satılmış açmı kalınmış önemli değil cennetten yer kapma peşine düştü herkes

sayın mini ;

çamur atmayın okumuyosan okuma okuyanada saygı duy ve fikir faşisti olma
o beyninizi neyin ne olduğunu bilmeden gereksiz bilgilerle doldurupta kapasitesini aşmayınız:mad:

serkanka58
29.02.2008, 08:40
]cumhuriyet,hürriyet,vatan,mill iyet,radikal,sabah vb...:birinici provakatif gazeteler...
fotomaç,fanatik,fotospor[/COLOR]:istanbul yalakası hepsi de..verdiğimiz paralar aslında dolaylı olarak istanbul takımlarına giiyor...
zaman:çizgisinden büyük ölçüde saptı..
vakit:olaylara sadece şeriat açısından bakıyor....üslubu hiç hoş değil...
türkiye:hükümetle bir çıkar ilişkisi var gibime geliyor...
yenişafak:ts-sivas maçından sonra sivas için yazdıkları unutulur gibi de değil yenilir yutulur gibi de..

bu sebepler benim kendi görüşlerim...e zaten bizim toplam tirajımızı avrupada bir gazete tek başına yapmıyor mu?

yaa kardeşim sen en son ne zaman zaman okudunki bu yorumu yapabiliyorsun
3 kasım 1986 daki çizgi ne ise 2008 de de çizgi aynı
ok?

maweraa
29.02.2008, 10:14
Türk gazeteciliğinde İkinci sayfa güzelleri,Üçüncü sayfa katliam haberleri, kaliteli bir gazetede yer bulamayacak haberleri manşetten yayınlayan, kültüre ve sanata "boş alan dolduracı" gözüyle bakan bir yapı hakim.

benim tercihim yeni şafaktır.çünki en kaliteli yazarlara ship bir kadrodan meydana gelmiştir.

recosan58
29.02.2008, 10:33
cumhuriyet okuruyum doğru tarafsız cesurca yazılar yazmakta herşeye rahmen çizgisinden vazgeçmemiş ve satılmamıştır.Zaman gazetesi beleş dağıtılmaktadır hiç bir yayın organı bu külfete katlanamaz acaba zaman ve bir çok gazete bu paraları nerden buluyor belli değil gerçi belli insanlar o gazeteleri okuya okuya dinden başka hiç bir şey düşünemez hale geldi başka hiç bir şeyin önemi kalmadı vatan mı satılmış açmı kalınmış önemli değil cennetten yer kapma peşine düştü herkes

hadi ordan sendeeee.................

KARAKAYA83
29.02.2008, 10:36
bende zaman okuyorum çünkü tamamen habercilik yapıyo ve bütün medya zaman dan çok korkuyo çünkü yalan bi haber yapamıyo zaman yüzünden yalanları 2 gün içinde ortaya çıkıyo çünkü :D:D bu da kapak olsun

sivasslı
07.03.2008, 15:17
zamanı seçerim çünkü haberleri doğru verir,kanıtlar. bir de diğerleri gibi ahlak bozucu şeyler içermez..

nedim can
07.03.2008, 15:20
GERÇEKLER ZAMAN'LA ANLAŞILIR................?

altuntas58
10.03.2008, 15:49
BEN SECECEK OLSAM SİVASTAN HABERLER VEREN SİVASSPORUMUZU HER GÜN YAYINLAYAN BİR GAZTEYİ SECERDİM

puar
10.03.2008, 16:34
10 tane gazetede bitek benim gazetem yok :( neyse o gazetede bize özgü olsun artık :)

abircan
10.03.2008, 16:47
bende zaman okuyorum çünkü tamamen habercilik yapıyo ve bütün medya zaman dan çok korkuyo çünkü yalan bi haber yapamıyo zaman yüzünden yalanları 2 gün içinde ortaya çıkıyo çünkü :D:D bu da kapak olsun


ŞİMDİ SIRITMA SIRASI BENDE , UTANCIDA ZAMANA :D:D:D:D:D

OKU LÜTFENNN


Zaman gazetesinin [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] linkinde internet sitemize yönelik "yalan haber yapıyorlar" şeklindeki iddialarına cevabımızdır.




Hatırlayalım:
2 Mart 2008 tarihinde Zaman gazetesinin Zaman'ın "Alevilerden Başörtüsüne Destek" Balonu haberinde aktardığımız üzere "Alevi derneklerinden başörtüsüne destek" başlıklı bir haberi yayınlanmıştı. Aynı gün biz bir araştırma yapıp Zaman'ın Hayali "Alevi" Dernekleri başlıklı haberde, bu derneklerin çoğunun isminin değiştirilip ortaya hayali bir haber çıkarıldığını savunmuştuk. Ardından 6 Mart 2008 tarihinde, Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet: Zaman'a Suçlama haberimizde görüldüğü üzere bizim haberimize dayanarak bir haber yaptı. Yine aynı gün Zaman gazetesi ve "Alevi" dernekleri olduğunu iddia ettiği dernekler Zaman ve "Alevi" Derneklerinden Suçlama haberimizde görüleceği üzere bir cevap verdi.

Nedir Yalan Haber Olayı?
Kronolojik olarak linklediğimiz olayların özetini vermek gerekirse; tartışma, Zaman gazetesinin bazı derneklerin açıklamalarını "Alevi derneklerinden başörtüsüne destek" şeklinde haber yapmasıyla başladı. Biz bu derneklerin bir kısmını İçişleri Bakanlığı kayıtlarında araştırdık. Zaman'ın "ismini verdiği" Alevi derneklerinin büyük bölümünü bulamadık. Çağrışım yapabilecek ve yakın isimli dernekler de bulamadık. Çünkü yoktu. Bizim iddiamız şuydu: Zaman gazetesi, bazı köy derneklerinin isminde "bilinçli" olarak manipülasyon yapıp onları köy derneği hüviyetinden, Alevi derneği kimliğine taşımıştı. Neden? Çünkü "10 köy derneği türbana destek verdi" başlığı yerine, "Alevi dernekleri türbana destek verdi" başlığı kendileri için çok daha makuldü.

Bugün Zaman gazetesi ve onun "Alevi" derneği olarak tanıttığı dernekler, haberimizi kullanan Cumhuriyet gazetesine ve Alevionline sitesine gereksiz suçlamalar yöneltiyorlar. Hızlarını alamayan bu arkadaşlar, Alevionline'ı hedef alarak; "İnternet sitelerinde her zaman her türlü iddiaların ve gerçek dışı haberler olduğunu ilkokul çocuklarının bile malumu olduğunu söyledi." şeklinde bir söyleme dahi giriyorlar. Nedir internet siteleri? Internet sitelerini Marslılar mı yapıyorlar? Yoksa Alevionline'ın haber anlayışını, demeç verdikleri başka basın kuruluşlarıyla mı karıştırıyorlar? Alevionline, 3 yıllık saygın bir tarihe sahip, defalarca ulusal basına haber kaynağı olmuş ve bu zaman zarfındaki pratiğiyle de kendisini kanıtlamış bir internet sitesi. Bizim bugüne kadar sadece bir haberimize yalanlama gelmiştir, o da bizim haberimiz değil, başka bir sitenin haberiydi. Yine de yalanlamayı üzerimize alınıp, kendi sayfalarımızdan yayınlamıştık. Bugünlerde sıkça örneği görülen "hem suçlu, hem güçlü" tavırlarına meyil vermemiş; "önce doğrular" şiarından ayrılmamıştık. O yüzden Zaman'ın haberinde söz konusu yapılan internet siteleri kimdir, onu bilemeyeceğiz, ama bizimle uzaktan yakından ilgisi olmadığı kesin.

Gelelim şu "yalan dolu habere"... Efendiler. O haber yerinde duruyor. Kale gibi sapasağlam. Altında da o sizin beğenmediğiniz "Alevionline" imzasını taşıyor. En büyük referansı da budur. 3 yıl boyunca yayınladığımız 3589 haberden aldığımız özgüvenle imzalıyoruz o haberi. Güya "yalanlama" yapılmış ama haberde yalanlanan tek satır yok. Alevionline ne iddia etmişti? Antalya Finike Alevi Türkmen Derneği, Çorum Bozköy Alevi Derneği, Çorum Alaca Hamdi Köyü Alevi Derneği ve diğerleri. Haberimizde ismi geçen dernekler. Nerede bu dernekler? Biz dedik ki örneğin İçişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde adında "Bozköy" ve "Alevi" kelimeleri birlikte geçen hiçbir dernek yok. Var mı? Nerede yalanlamanız? Hangi yalanlama? Hasandede Türkmen-Bektaşi Derneği başkanı konuşuyor: "Derneğimiz vardır." Kim yok dedi? Alevionline'ın haberinde bu dernekle ilgili apaçık diyor ki; "Belki de ismi gerçeğe yakın yazılan tek dernek budur." Kırıkkale Federasyonu başkanı konuşuyor: "Derneğimizi araştıran Ankara Valiliği'ne niye bakmamış?" Sizin derneğinizi kim araştırmış? Bizim haberimizde Kırıkkale Federasyonu vardır, yoktur, olabilir de, olmayabilir de diye bir satır mı yeralıyor?

Haber ortada. Üzerinden 4 gün geçmiş. Haber olduğu yerde duruyor. Alevionline'ın "İçişleri Bakanlığı kayıtlarında böyle bir dernek yok." dediği 8 dernek halen ortada yok. Yerinde yeller esiyor. Ama "Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır." misali birileri Alevionline'ı "yalan haber" yapmakla suçluyor. Biz herkesi Zaman'ın Hayali "Alevi" Dernekleri haberimizi bir kez daha okumaya çağırıyoruz. Ardından da Zamancıların Zaman ve "Alevi" Derneklerinden Suçlama haberini tekrar okumaya çağırıyoruz. Ve Alevionline'ın nasıl "yalan haber" yapmakla suçlandığını bir kez daha gözden geçirmeye çağırıyoruz. Alevionline, 8 dernek ismi saymış. "Bu isimde dernekler İçişleri Bakanlığı kayıtlarında yok." demiş. O 8 dernek halen ortada yok. Yani Alevionline'ın haberi sapasağlam ortada duruyor. "Haberi yalanlayanlar" o 8 derneğin adını dahi ağızlarına almıyorlar. Ama Alevionline "yalan haber" yapmış oluyor. Neden? Çünkü kolay lokma. Neden? Çünkü sermayesiz, güvencesiz ufacık bir internet sitesi.

Hayır hayır! O kadar kolay lokma değiliz. "Avukatımız haberleri inceliyor. Mahkeme hakkımız saklıdır." deyince "Aman!" diyeceğimizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Gayri-hukuki hiç bir şey yapmadık. Gayri ahlaki hiç bir şey yapmadık. Haberimiz yerinde duruyor. Alevionline da yerinde duruyor. Ve Alevionline'ın yeri, haberinin tam arkası.

"Türkiye'nin en çok satan gazetesi" olmakla övünen bu neşriyat; Alevionline'ı "yalan haber" yapmakla suçlamıyor, suçlayamıyor. Çünkü ortada "yalan haber" yok. En azından Alevionline adına. Bu haberi yapanlar Alevionline'a resmen gözdağı vermek istiyor. Cumhuriyet gazetesi tekzip yayınlayacakmış, iddialarına göre. Bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Biz Alevionline'da çıkan haberin arkasındayız. Bir adım geri çekilmiyoruz. Değil Zaman, Newyork Times Alevionline adını ağzına sakız etse; bulunduğumuz yerden oynamayız. Çünkü haberimizin arkasındayız. Çünkü haberimiz doğrudur. Çünkü doğruları söyleyenler, yerlerini koruyamadıkları için bu ülkenin bu halde olduğuna inanıyoruz.

Haberde geçen "tehdit ediliyoruz" türünden söylemleri ise bizi ilgilendirmiyor. Böyle bir davranış varsa kınıyoruz. Biz hukuki ve insani olmayan hiç bir fiilin yanında yeralmayız, alamayız. Ama bir kişi Alevionline'ın haberi yüzünden "tehdit edildiğini" iddia ediyorsa; kusura bakmasın ve her gün demeç verdiği gazetenin haberlerine de arada bir göz gezdirsin. Biz hiç kimseyi hedef göstermiyoruz. Biz bu derneklerin isimlerinin "bilinçli" olarak değiştirildiğini savunduk. Bu hareket, "hedef gösterme" sınırları dahiline girerse, bu ülkede hiç kimse hakkında hiç bir haber yapılmaması gerekir.

Son olarak. Tekrar tekrar haberimizin arkasında olduğumuzu yineliyoruz. Biz 8 tane dernek ismi saydık. Bu derneklerin, o isimlerle İçişleri Bakanlığı kayıtlarında olmadığını söyledik. O 8 dernekten halen ses seda yok. Başka dernekler çıkıp "Biz varız. Bunlar yalan haber yapıyor." diyorlar diye haberimizin arkasından kaçacak değiliz. 3 yıldır Alevionline'ı her gün takip eden vefalı ziyaretçilerimize Alevionline'a güvendikleri için teşekkür ediyor, güvenmeye de devam etmelerini tavsiye ediyoruz. "Alevileri temsil etme" iddiasına ise bu yazıda hiç girmeyeceğiz. Alevileri Zaman gazetesiyle birlikte hareket eden köy derneklerinin mi temsil ettiği, yoksa bir internet adresi, ufacık bir hosting hesabıyla Alevionline'ın mı temsil ettiğine bırakalım Alevi toplumu karar versin. Ayrıca Aleviler adına konuşabilecek daha birçok kuruluş vardır. Onların da kimin yanında olduğunu zaman (gazete olmayan) gösterecektir.

Alevionline.com Alevi Haber Kolektifi

Okuyamayanlar için orjinal link:
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

yusufsahin58
10.03.2008, 21:37
BENDE SABAH GAZETESINI SEVERIM DIGER GAZETELERDEN DAHA DETEYLI COGU KONU VE HABERLERI

leblebi82
10.03.2008, 21:50
ŞİMDİ SIRITMA SIRASI BENDE , UTANCIDA ZAMANA :D:D:D:D:D

OKU LÜTFENNN




Ne var bu Zaman Gazetesinde bu kadar eleştiriyorsunuz insan düşünmeden edemiyor. Bugüne kadar yalan habercilikle suçlandığını duymadık. Kendi haberlerini düzeltmek zorunda kaldığına rastlamadık. İlkeli durduğunu düşünüyorum. Zaman hakkında yapılan bu eleştirilerin kaynağının ise başka nedenler olduğu apaçık ortadadır.

Abdurrahman 58
10.03.2008, 22:15
ŞİMDİ SIRITMA SIRASI BENDE , UTANCIDA ZAMANA :D:D:D:D:D

OKU LÜTFENNN


Zaman gazetesinin [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] linkinde internet sitemize yönelik "yalan haber yapıyorlar" şeklindeki iddialarına cevabımızdır.

yigido yakup
10.03.2008, 23:58
ŞİMDİ SIRITMA SIRASI BENDE , UTANCIDA ZAMANA :D:D:D:D:D

OKU LÜTFENNN


Zaman gazetesinin [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] linkinde internet sitemize yönelik "yalan haber yapıyorlar" şeklindeki iddialarına cevabımızdır.




Hatırlayalım:
2 Mart 2008 tarihinde Zaman gazetesinin Zaman'ın "Alevilerden Başörtüsüne Destek" Balonu haberinde aktardığımız üzere "Alevi derneklerinden başörtüsüne destek" başlıklı bir haberi yayınlanmıştı. Aynı gün biz bir araştırma yapıp Zaman'ın Hayali "Alevi" Dernekleri başlıklı haberde, bu derneklerin çoğunun isminin değiştirilip ortaya hayali bir haber çıkarıldığını savunmuştuk. Ardından 6 Mart 2008 tarihinde, Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet: Zaman'a Suçlama haberimizde görüldüğü üzere bizim haberimize dayanarak bir haber yaptı. Yine aynı gün Zaman gazetesi ve "Alevi" dernekleri olduğunu iddia ettiği dernekler Zaman ve "Alevi" Derneklerinden Suçlama haberimizde görüleceği üzere bir cevap verdi.

Nedir Yalan Haber Olayı?
Kronolojik olarak linklediğimiz olayların özetini vermek gerekirse; tartışma, Zaman gazetesinin bazı derneklerin açıklamalarını "Alevi derneklerinden başörtüsüne destek" şeklinde haber yapmasıyla başladı. Biz bu derneklerin bir kısmını İçişleri Bakanlığı kayıtlarında araştırdık. Zaman'ın "ismini verdiği" Alevi derneklerinin büyük bölümünü bulamadık. Çağrışım yapabilecek ve yakın isimli dernekler de bulamadık. Çünkü yoktu. Bizim iddiamız şuydu: Zaman gazetesi, bazı köy derneklerinin isminde "bilinçli" olarak manipülasyon yapıp onları köy derneği hüviyetinden, Alevi derneği kimliğine taşımıştı. Neden? Çünkü "10 köy derneği türbana destek verdi" başlığı yerine, "Alevi dernekleri türbana destek verdi" başlığı kendileri için çok daha makuldü.

Bugün Zaman gazetesi ve onun "Alevi" derneği olarak tanıttığı dernekler, haberimizi kullanan Cumhuriyet gazetesine ve Alevionline sitesine gereksiz suçlamalar yöneltiyorlar. Hızlarını alamayan bu arkadaşlar, Alevionline'ı hedef alarak; "İnternet sitelerinde her zaman her türlü iddiaların ve gerçek dışı haberler olduğunu ilkokul çocuklarının bile malumu olduğunu söyledi." şeklinde bir söyleme dahi giriyorlar. Nedir internet siteleri? Internet sitelerini Marslılar mı yapıyorlar? Yoksa Alevionline'ın haber anlayışını, demeç verdikleri başka basın kuruluşlarıyla mı karıştırıyorlar? Alevionline, 3 yıllık saygın bir tarihe sahip, defalarca ulusal basına haber kaynağı olmuş ve bu zaman zarfındaki pratiğiyle de kendisini kanıtlamış bir internet sitesi. Bizim bugüne kadar sadece bir haberimize yalanlama gelmiştir, o da bizim haberimiz değil, başka bir sitenin haberiydi. Yine de yalanlamayı üzerimize alınıp, kendi sayfalarımızdan yayınlamıştık. Bugünlerde sıkça örneği görülen "hem suçlu, hem güçlü" tavırlarına meyil vermemiş; "önce doğrular" şiarından ayrılmamıştık. O yüzden Zaman'ın haberinde söz konusu yapılan internet siteleri kimdir, onu bilemeyeceğiz, ama bizimle uzaktan yakından ilgisi olmadığı kesin.

Gelelim şu "yalan dolu habere"... Efendiler. O haber yerinde duruyor. Kale gibi sapasağlam. Altında da o sizin beğenmediğiniz "Alevionline" imzasını taşıyor. En büyük referansı da budur. 3 yıl boyunca yayınladığımız 3589 haberden aldığımız özgüvenle imzalıyoruz o haberi. Güya "yalanlama" yapılmış ama haberde yalanlanan tek satır yok. Alevionline ne iddia etmişti? Antalya Finike Alevi Türkmen Derneği, Çorum Bozköy Alevi Derneği, Çorum Alaca Hamdi Köyü Alevi Derneği ve diğerleri. Haberimizde ismi geçen dernekler. Nerede bu dernekler? Biz dedik ki örneğin İçişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde adında "Bozköy" ve "Alevi" kelimeleri birlikte geçen hiçbir dernek yok. Var mı? Nerede yalanlamanız? Hangi yalanlama? Hasandede Türkmen-Bektaşi Derneği başkanı konuşuyor: "Derneğimiz vardır." Kim yok dedi? Alevionline'ın haberinde bu dernekle ilgili apaçık diyor ki; "Belki de ismi gerçeğe yakın yazılan tek dernek budur." Kırıkkale Federasyonu başkanı konuşuyor: "Derneğimizi araştıran Ankara Valiliği'ne niye bakmamış?" Sizin derneğinizi kim araştırmış? Bizim haberimizde Kırıkkale Federasyonu vardır, yoktur, olabilir de, olmayabilir de diye bir satır mı yeralıyor?

Haber ortada. Üzerinden 4 gün geçmiş. Haber olduğu yerde duruyor. Alevionline'ın "İçişleri Bakanlığı kayıtlarında böyle bir dernek yok." dediği 8 dernek halen ortada yok. Yerinde yeller esiyor. Ama "Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır." misali birileri Alevionline'ı "yalan haber" yapmakla suçluyor. Biz herkesi Zaman'ın Hayali "Alevi" Dernekleri haberimizi bir kez daha okumaya çağırıyoruz. Ardından da Zamancıların Zaman ve "Alevi" Derneklerinden Suçlama haberini tekrar okumaya çağırıyoruz. Ve Alevionline'ın nasıl "yalan haber" yapmakla suçlandığını bir kez daha gözden geçirmeye çağırıyoruz. Alevionline, 8 dernek ismi saymış. "Bu isimde dernekler İçişleri Bakanlığı kayıtlarında yok." demiş. O 8 dernek halen ortada yok. Yani Alevionline'ın haberi sapasağlam ortada duruyor. "Haberi yalanlayanlar" o 8 derneğin adını dahi ağızlarına almıyorlar. Ama Alevionline "yalan haber" yapmış oluyor. Neden? Çünkü kolay lokma. Neden? Çünkü sermayesiz, güvencesiz ufacık bir internet sitesi.

Hayır hayır! O kadar kolay lokma değiliz. "Avukatımız haberleri inceliyor. Mahkeme hakkımız saklıdır." deyince "Aman!" diyeceğimizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Gayri-hukuki hiç bir şey yapmadık. Gayri ahlaki hiç bir şey yapmadık. Haberimiz yerinde duruyor. Alevionline da yerinde duruyor. Ve Alevionline'ın yeri, haberinin tam arkası.

"Türkiye'nin en çok satan gazetesi" olmakla övünen bu neşriyat; Alevionline'ı "yalan haber" yapmakla suçlamıyor, suçlayamıyor. Çünkü ortada "yalan haber" yok. En azından Alevionline adına. Bu haberi yapanlar Alevionline'a resmen gözdağı vermek istiyor. Cumhuriyet gazetesi tekzip yayınlayacakmış, iddialarına göre. Bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Biz Alevionline'da çıkan haberin arkasındayız. Bir adım geri çekilmiyoruz. Değil Zaman, Newyork Times Alevionline adını ağzına sakız etse; bulunduğumuz yerden oynamayız. Çünkü haberimizin arkasındayız. Çünkü haberimiz doğrudur. Çünkü doğruları söyleyenler, yerlerini koruyamadıkları için bu ülkenin bu halde olduğuna inanıyoruz.

Haberde geçen "tehdit ediliyoruz" türünden söylemleri ise bizi ilgilendirmiyor. Böyle bir davranış varsa kınıyoruz. Biz hukuki ve insani olmayan hiç bir fiilin yanında yeralmayız, alamayız. Ama bir kişi Alevionline'ın haberi yüzünden "tehdit edildiğini" iddia ediyorsa; kusura bakmasın ve her gün demeç verdiği gazetenin haberlerine de arada bir göz gezdirsin. Biz hiç kimseyi hedef göstermiyoruz. Biz bu derneklerin isimlerinin "bilinçli" olarak değiştirildiğini savunduk. Bu hareket, "hedef gösterme" sınırları dahiline girerse, bu ülkede hiç kimse hakkında hiç bir haber yapılmaması gerekir.

Son olarak. Tekrar tekrar haberimizin arkasında olduğumuzu yineliyoruz. Biz 8 tane dernek ismi saydık. Bu derneklerin, o isimlerle İçişleri Bakanlığı kayıtlarında olmadığını söyledik. O 8 dernekten halen ses seda yok. Başka dernekler çıkıp "Biz varız. Bunlar yalan haber yapıyor." diyorlar diye haberimizin arkasından kaçacak değiliz. 3 yıldır Alevionline'ı her gün takip eden vefalı ziyaretçilerimize Alevionline'a güvendikleri için teşekkür ediyor, güvenmeye de devam etmelerini tavsiye ediyoruz. "Alevileri temsil etme" iddiasına ise bu yazıda hiç girmeyeceğiz. Alevileri Zaman gazetesiyle birlikte hareket eden köy derneklerinin mi temsil ettiği, yoksa bir internet adresi, ufacık bir hosting hesabıyla Alevionline'ın mı temsil ettiğine bırakalım Alevi toplumu karar versin. Ayrıca Aleviler adına konuşabilecek daha birçok kuruluş vardır. Onların da kimin yanında olduğunu zaman (gazete olmayan) gösterecektir.

Alevionline.com Alevi Haber Kolektifi

Okuyamayanlar için orjinal link:
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]

yaaa masallah baya ugrasmissin bu yazilari bulmak icin cok tesekkürler sen neymissin beee amaaaaa buraya koydugun yalan haberler üzerinede biraz arastirma yapsan yani su haberi yazmak icin ugrastiginin onda biri kadar baksan yeter.yawww aslinda ben senin yazdiklarina cevap seviyesine inmeyecektim kusura bakma herkesten özür dilerim böyle sacma yalan düzme sanatcisinin yazisina yorum yazdigim icin.

MEDYABİRAJANS
11.03.2008, 00:13
abircan dan alıntı...
ŞİMDİ SIRITMA SIRASI BENDE , UTANCIDA ZAMANA

OKU LÜTFENNN


Ya arkadaşım sendeki nasıl bir vicdan anlayamadım gelene çamur, gidene çamur atıyorsun.
Herşeye rağmen ben sana yinede gül atıyorum belki bi güzellik bulaşır.Can çıkmadan ümit kesilmezmiş.Birgün vicdanının sesini dinlersin umarım.

leblebi82
11.03.2008, 14:07
Şimdi madem yalan haber buluyoruz. İşte size Yalan Haberin Babası ...

Milliyet Gazetesi'nin 2 Şubat 2008 tarihli haberi..

Haber burada [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]


Habere göre ; 200 bin kişinin oy verdiği internetteki "Tanrı Tekrar Kimi Göndersin" başlıklı ankette Mustafa Kemal önde. Atatürk'ün oyların yüzde 90'ını aldığı ankette, ardından gelen Einstein'a oyların yüzde 4'ü verildi.


Haberde verilen siteye girildiğinde anket göremiyorsunuz. Ayrıca Amerika kaynaklı denilen internet sitesi ile ilgili whois bilgilerine baktığınızda sitenin Türkiye'de kayıt edildiğini ve daha 3 aylık bir site olduğunu görüyorsunuz. Habercilik bu kadar ucuz olmamalı değil mi ?

abircan
11.03.2008, 14:17
Şimdi madem yalan haber buluyoruz. İşte size Yalan Haberin Babası ...

Milliyet Gazetesi'nin 2 Şubat 2008 tarihli haberi..

Haber burada [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]


Habere göre ; 200 bin kişinin oy verdiği internetteki "Tanrı Tekrar Kimi Göndersin" başlıklı ankette Mustafa Kemal önde. Atatürk'ün oyların yüzde 90'ını aldığı ankette, ardından gelen Einstein'a oyların yüzde 4'ü verildi.


Haberde verilen siteye girildiğinde anket göremiyorsunuz. Ayrıca Amerika kaynaklı denilen internet sitesi ile ilgili whois bilgilerine baktığınızda sitenin Türkiye'de kayıt edildiğini ve daha 3 aylık bir site olduğunu görüyorsunuz. Habercilik bu kadar ucuz olmamalı değil mi ?

bak ne güzel söylüyosun habercilik bu kadar ucuz olmamalı zamanın yaptığı gibi uyduruk haber olmamalı , olmayan isimler olmayan dernekler, olmayan açıklamalar gülünç şeyler bunlar madem ciddi gazete ciddi olsun

a bırak allah aşkına şurada artık Atatürkle uğraşmayın sözde yalan haberimi yalanlıyosun Atatürk'ümü belli değil, bunlar hep manüplasyon boşverin boş işleri akıllı olalım lütfen, son yüzyılların en büyük siyasi idari askeri dehası bunu dünya kabul ediyor sen ben karalasam ne olacak aklasam ne olacak 1.5 milyarlık Çinde çocuklarına Atatürk'ü öğretiyor biz hala anlayamadık önemini

abircan
11.03.2008, 14:21
yaaa masallah baya ugrasmissin bu yazilari bulmak icin cok tesekkürler sen neymissin beee amaaaaa buraya koydugun yalan haberler üzerinede biraz arastirma yapsan yani su haberi yazmak icin ugrastiginin onda biri kadar baksan yeter.yawww aslinda ben senin yazdiklarina cevap seviyesine inmeyecektim kusura bakma herkesten özür dilerim böyle sacma yalan düzme sanatcisinin yazisina yorum yazdigim icin.

ooo hemşerimm maşallah siteye hızlı girmişsin sende bana çatarak puan almışsın maşallah bu zeka, bu akıl, bu anlayış maşallah bu zamana kadar nerelerdeydin niye sustun yiğidom madem bu kadar sende dertlisin benden niya açıp ağzını yummadın gözünü, hatta karartıp göznü bide özelden tehdit mesajı yollasaydın, yetmez peşinden birde adamlarını yollasaydın

leblebi82
11.03.2008, 15:00
bak ne güzel söylüyosun habercilik bu kadar ucuz olmamalı zamanın yaptığı gibi uyduruk haber olmamalı , olmayan isimler olmayan dernekler, olmayan açıklamalar gülünç şeyler bunlar madem ciddi gazete ciddi olsun

a bırak allah aşkına şurada artık Atatürkle uğraşmayın sözde yalan haberimi yalanlıyosun Atatürk'ümü belli değil, bunlar hep manüplasyon boşverin boş işleri akıllı olalım lütfen, son yüzyılların en büyük siyasi idari askeri dehası bunu dünya kabul ediyor sen ben karalasam ne olacak aklasam ne olacak 1.5 milyarlık Çinde çocuklarına Atatürk'ü öğretiyor biz hala anlayamadık önemini

Yine klasik bir mantık. Milliyet'in yalan haberini örnek gösterdim ben. Sen hemen Atatürkçülüğe bağladın işi. Burada konu Atatürk değil , Milliyet'in neden böyle bir haber yapma ihtiyacı hissettiğidir.

Arif Coşkun
14.03.2008, 00:14
KANALTÜRK

AKP iktidari, mecliste en büyüktür. AKP iktidari, cumhurbaskani, baskomutan, basbakan, bakan, danisman, genel müdür, müdür, memurkadrolarini doldurduguna göre devlet ne kadar büyükse, o kadar büyüktür.
Keyfine göre Anayasa yaptirdigina bakilirsa, devletten de büyüktür.
Keyfine göre yargiç, savci atadigina, istedigi yasayi çikarip, var olani
keyfine uydurduguna ve keyfine uymayan mahkeme kararlarina da uymadigina göre, hukuktan bile büyüktür!
Medyanin yarisi AKP'li olup, diger yarisi da susta durduguna göre, AKP
iktidari, medyadan çoook daha büyüktür...

Ne var ki AKP Iktidari, büyüklügüne bir türlü inanamiyor, sindiremiyor,
tasiyamiyor, kendisini küçük görüyor ki hâlâ Kanaltürk'le ugrasiyor.
Ugrastikça da kendini küçültüyor.

Kanaltürk nedir?
Bir avuç gözü kara "deli gönül"ün, varlarini yoklarini ortaya koyup,
inandiklarini dile getirip düsündüklerini söyledikleri, AKP'ye sert muhalefet yapilan, ama karsit görüslere de yer veren, birbirinden
donanimli ve yetenekli insanlarin, bes aydir maas almadan, özveriyle
çalistiklari bir televizyon kanali. Bir özelligi var: Çok seyrediliyor.

Vay sen misin etine buduna bakmadan AKP'ye kafa tutmaya kalkan dendi ve
Büyük AKP Iktidari, küçücük Kanaltürk'ü "bitirme" planinda önce Maliye'yi kullandi. Onlarca müfettis bir yildir ablukaya aldi kanali. Yetmedi, reklam verenlere tek tek telefon açtirildi, gözdagi verdirildi.
Derken RTÜK sopasi devreye girdi, dünya medya tarihine geçecek
cezalar kesildi. Son darbeyi, üç gün boyunca reklam yasagiyla indirdiler. Neymis efendim? Yolsuzluk ve Yoksulluk programinda bir tekzip 20 saniye sonra döndürülmüs. Ama döndürülmüs, hem de gecikmeden dolayi özür dilenerek bir kez daha döndürülmüs. Hiçbir biçimde cezayi hak etmiyor Kanaltürk. Hele 20 saniyelik bir gecikmeye, üç günlük reklam kesintisi, insafsiz bir infaz!

Infazci niçin RTÜK? Çünkü Tuncay Molloveisoglu, ki bence Ugur
Mumcu'dan sonra Türkiye'nin en iyi arastirmaci gazetecisidir, Yolsuzluk ve
Yoksulluk programinda Almanya'daki Deniz Feneri Dernegi ve Kanal 7'ye
yapilan baskinla tutuklanan yöneticilerini gündeme getirdi. Alman polisi,
Deniz Feneri'nin "yoksullara yardim" diye topladigi 14 milyon euro'nun kayip oldugunu ve bu paradan 7 milyon euro'nun Kanal 7'nin Almanya subesi Euro 7'ye aktarildigini tespit etmisti! Ama Tuncay Mollaveisoglu arastirmayi derinles tirince:

RTÜK baskani Zahit Akman'in Kanal 7'nin kuruculari arasinda olup, bu görevinden ancak RTÜK üyesi seçildikten sonra 30 Eylül 2005'te ayrildigi ve... Kanal 7 hisselerini Alman polisi tarafindan tutuklanan Deniz Feneri Dernegi Baskani Mehmet Gürhan'a devrettigi, iddiasina da
ulasti. Hem de belgeleriyle!

Belgelerle destekli bu iddia, CHP'li Milletvekili Emin Koç tarafindan
meclis gündemine tasindi ve Devlet Bakani Besir Atalay'in önünde soru
önergesi olarak duruyor.

Zahid Akman'in RTÜK'ü, iste baskanina yönelik bu yolsuzluk iddiasi
yüzünden infaz ediyor, Kanaltürk'ü. Ve iddianin ucu kimbilir kimlere dayaniyor ki kaybolan 14 milyon euro'luk "yoksul yardim" larinda, Büyük AKP Iktidari da Kanaltürk batinca rahat bir soluk alacak... mi dersiniz ?

Fos büyüklük var, pos büyüklük var. AKP'ninki fos büyüklük.
Yoksa bu kadar korkar miydi, küçücük Kanaltürk'ün posundan?


Bu haberi silen değerli mod.arkadaşım ne gibi bir sakınca gördünüz haber niteliğimi taşımıyor? Buradan yazamıyorsanız özel mesajla iletirseniz çok sevinirim nedenini en azından öğrenmiş olayım saygılar.

albina58
14.03.2008, 02:05
KANALTÜRK

AKP iktidari, mecliste en büyüktür. AKP iktidari, cumhurbaskani, baskomutan, basbakan, bakan, danisman, genel müdür, müdür, memurkadrolarini doldurduguna göre devlet ne kadar büyükse, o kadar büyüktür.
Keyfine göre Anayasa yaptirdigina bakilirsa, devletten de büyüktür.
Keyfine göre yargiç, savci atadigina, istedigi yasayi çikarip, var olani
keyfine uydurduguna ve keyfine uymayan mahkeme kararlarina da uymadigina göre, hukuktan bile büyüktür!
Medyanin yarisi AKP'li olup, diger yarisi da susta durduguna göre, AKP
iktidari, medyadan çoook daha büyüktür...

Ne var ki AKP Iktidari, büyüklügüne bir türlü inanamiyor, sindiremiyor,
tasiyamiyor, kendisini küçük görüyor ki hâlâ Kanaltürk'le ugrasiyor.
Ugrastikça da kendini küçültüyor.

Kanaltürk nedir?
Bir avuç gözü kara "deli gönül"ün, varlarini yoklarini ortaya koyup,
inandiklarini dile getirip düsündüklerini söyledikleri, AKP'ye sert muhalefet yapilan, ama karsit görüslere de yer veren, birbirinden
donanimli ve yetenekli insanlarin, bes aydir maas almadan, özveriyle
çalistiklari bir televizyon kanali. Bir özelligi var: Çok seyrediliyor.

Vay sen misin etine buduna bakmadan AKP'ye kafa tutmaya kalkan dendi ve
Büyük AKP Iktidari, küçücük Kanaltürk'ü "bitirme" planinda önce Maliye'yi kullandi. Onlarca müfettis bir yildir ablukaya aldi kanali. Yetmedi, reklam verenlere tek tek telefon açtirildi, gözdagi verdirildi.
Derken RTÜK sopasi devreye girdi, dünya medya tarihine geçecek
cezalar kesildi. Son darbeyi, üç gün boyunca reklam yasagiyla indirdiler. Neymis efendim? Yolsuzluk ve Yoksulluk programinda bir tekzip 20 saniye sonra döndürülmüs. Ama döndürülmüs, hem de gecikmeden dolayi özür dilenerek bir kez daha döndürülmüs. Hiçbir biçimde cezayi hak etmiyor Kanaltürk. Hele 20 saniyelik bir gecikmeye, üç günlük reklam kesintisi, insafsiz bir infaz!

Infazci niçin RTÜK? Çünkü Tuncay Molloveisoglu, ki bence Ugur
Mumcu'dan sonra Türkiye'nin en iyi arastirmaci gazetecisidir, Yolsuzluk ve
Yoksulluk programinda Almanya'daki Deniz Feneri Dernegi ve Kanal 7'ye
yapilan baskinla tutuklanan yöneticilerini gündeme getirdi. Alman polisi,
Deniz Feneri'nin "yoksullara yardim" diye topladigi 14 milyon euro'nun kayip oldugunu ve bu paradan 7 milyon euro'nun Kanal 7'nin Almanya subesi Euro 7'ye aktarildigini tespit etmisti! Ama Tuncay Mollaveisoglu arastirmayi derinles tirince:

RTÜK baskani Zahit Akman'in Kanal 7'nin kuruculari arasinda olup, bu görevinden ancak RTÜK üyesi seçildikten sonra 30 Eylül 2005'te ayrildigi ve... Kanal 7 hisselerini Alman polisi tarafindan tutuklanan Deniz Feneri Dernegi Baskani Mehmet Gürhan'a devrettigi, iddiasina da
ulasti. Hem de belgeleriyle!

Belgelerle destekli bu iddia, CHP'li Milletvekili Emin Koç tarafindan
meclis gündemine tasindi ve Devlet Bakani Besir Atalay'in önünde soru
önergesi olarak duruyor.

Zahid Akman'in RTÜK'ü, iste baskanina yönelik bu yolsuzluk iddiasi
yüzünden infaz ediyor, Kanaltürk'ü. Ve iddianin ucu kimbilir kimlere dayaniyor ki kaybolan 14 milyon euro'luk "yoksul yardim" larinda, Büyük AKP Iktidari da Kanaltürk batinca rahat bir soluk alacak... mi dersiniz ?

Fos büyüklük var, pos büyüklük var. AKP'ninki fos büyüklük.
Yoksa bu kadar korkar miydi, küçücük Kanaltürk'ün posundan?


Bu haberi silen değerli mod.arkadaşım ne gibi bir sakınca gördünüz haber niteliğimi taşımıyor? Buradan yazamıyorsanız özel mesajla iletirseniz çok sevinirim nedenini en azından öğrenmiş olayım saygılar.

Arif abi; yine ortalığı karıştırıyon,ayıp oluyor yahu,
-Bu devlette enflasyon yok,
-İktidara yakınlar,resmi evliliği dışında imam nikahlı ikinci eşine,oda yetmez ikinci eşine ankarada en lüks yerde birer villa onar tane şirket açmış iş hacmi büyümüş sende laf sokuyon,
-İşsizlik diye bir sorun,hatta geçim zorluğu diye hiçbir şey yok,iş arayan vatandaşda yok zaten
-Hükümetin parası bitti diye sınır ötesi operasyonun bittiğini hiç diline alma
-altı ay evvel pkk belası yokdu,ne olduda olduysa,yılbaşı sürecinde yeni anayasa paketi sürecinde yabancıların mal alımı-vakıfların mal edinmesi- ve benzeri onlarca devletin güvenliğine zarar verecek madde meclisden geçerken halkı uyutmak için birden terör patladı,
-cumhurbaşkanı pkk yı terör örgütü olarak tanımayan ile oturur-başbakan oturmaz,bunun adıda maalesef demokrasidir.
-15 yıl evvel anketin en çok oyunu alan gazete bir basın kurumu ve iki firmayı yahudi dönmesi diye lanse ederken,tv istasyonu kurulup reklamını alınca o firmalar,tıpkı bugünki ikdidarın 15 yıl evvel sana yağı ve benzeri firmalardan başlayarak yahudi olduklarını söyleyip düşman gibi görürken ikdidara geldiklerinde can dosdu oldular yedikleri içdikleri ayrı gitmez israil devleti ile.

Aman abi gece yarısı kalkmış bunların sankide önemli konular olduğunu söyleyip duruyon.Türban meclisden geçdi ya-gerisi teferruat(mış)
Ses etme abi yola devam.:D

banu58
14.03.2008, 04:40
Zaman Zaman değil,
HerZaman ZAMAN!

aozdemir
14.03.2008, 08:04
Yeni Şafak- Zaman-Akit-Star........

abircan
14.03.2008, 08:18
Yeni Şafak- Zaman-Akit-Star........


Açık İstihbarat :8 aydır mahkeme önüne çıkarılmadan tutuklu bulunan yazar Ergün Poyraz'ın Gülen'le ilgili bir yazısını dikkatinize sunuyoruz.)


" Erzurum'da Komünizmle Mücadele Derneği'nde Başkanlık yapan Fetullah Gülen'in Kontrgerillayla ilişkisini neden araştırmıyorsunuz?"

Bu soruya yanıt veremedim

Birden 26 yıl önceye gittim...

Fetullah Gülen o tarihte aranıyor. Ancak bir türlü yakalanamıyordu.

1981 yılında Isparta- Burdur yolunda yakalandı. Ancak gözaltına alınmadan serbest bırakıldı.

Ardından neler oldu?

Kenan Evren ve arkadaşları Fetullah Gülen'le ilişki kurdu, iki kurmay albay, bir tuğgeneral Gülen'le pazarlık yaptı.

Pazarlıktan sonra Fetullah Gülen ve arkadaşları, Mehmet Kutlular'ın liderliğini yaptığı Nurcu gurubundan koptu. ..

Ve 1982 Anayasası'nı Fetullah Gülen ve arkadaşları destekleme kararı aldı...

Fetullah Gülen 8 yıldır ABD'de yaşıyor CIA denetiminde okullar açıyor..."



Hikmet Çetinkaya'nın aktardıklarının ötesinde, Mısıroğlu Sıkıyönetim döneminde Gülen'in aranmasının da danışıklı dövüş olduğunu şu sözleri ile anlatıyordu:



"... Adalet eski Bakanı İsmail Müftüoğlu'na Fetullah Gülen'in duvar ilanlarıyla arandığı hengam da O'nun adamlarından biri gelerek;

"Siz eski bir bakansınız!... İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi bizim hocamız için yakalama kararı çıkarmış. Fotoğrafı, aranan bir cani gibi duvarlara asılmış. Lütfen İzmir'e kadar gidip de bu meseleyi halletseniz olmaz mı?"

ricasında bulunmuşlar.

O da bu maksatla İzmir'e gitmiş. Başsavcıyı ziyaret etmiş. Odasında Albay rütbesinde bir misafir bulunduğundan meseleyi açmayıp havadan sudan konuşarak albayın çıkıp gitmesini beklemiş. Fakat vakit ilerlediği halde o, bir türlü kalkıp gitmiyormuş. Bundan dolayı istemeye istemeye meramını açıklayınca, O albay söze karışarak:

"İsmail Bey!.." demiş, "Siz eski bir bakansınız, bu işleri bilmeniz lazım! Beni galiba tanıyamadınız. Siz, Eskişehir'de Kadir Mısıroğlu'nun avukatlığını yaparken ben o mahkemede yüzbaşı rütbesiyle hâkimdim. Adım Kerim Günday, buraya kadar boşuna zahmet etmişsiniz. Bu yalandan alınmış bir karardır. Fetullah Efendi'yi kimsenin aradığı yoktur. Yakalama kararının da O'na bir zararı dokunacak değildir. .."


demiş.

Trabzon'da bir sohbette bu vakayı anlattığımda hazırda bulunanlar arasındaki Yaşar Hoca (Ocak) :

"Kadir Bey, dedi. "Sen yurt dışındayken bizim arkadaşlardan bir polis evrak imzalatmak için gittiği Tümen kumandanının nezdinde Fetullah Efendi'yi görmüş.

Gelip anlattı. O sırada hoca aranıyordu. Ben polise inanmadım. Yanlış görmüş olabileceğini söylemiştim. Demek ki doğruymuş"

diye beni teyid etti..."

Mısıroğlu, kitabında insanın tüylerini diken diken eden olaylardan da bahsediyor:

"... Bu demektir ki, Fetullah Gülen etrafındaki gizli ve aşikâr gerçekler bu derece korkunçtur.

Bunu şifai olarak ilk ve müessir bir surette ifşa etmiş bulunan bir arkadaşımızın (Teşkilatın bütün kıdemli üst kademelerince çok iyi tanınan Kuyumcu Sadettin Çetin Bey'in) kendisi Fetullah Gülen'e en büyük hizmetleri ifa etmiş bir kimse olduğu halde cesedi parçalanmış olarak bir yol kenarında bulunmuştur.

Sadece bunu hatırlamak, bu sahada gerçeği beyan etmenin ne ağır bir bedeli olabileceğini anlamaya kâfidir sanırız..."

Sudan'daki Okul

Mısıroğlu, Gülen okulları ile ilgili bir anısını aktararak aslında bu okulların neye hizmet ettiğine dair ip uçları yakalamış;

"Fetullah Gülen'in vazifesi, İslam Dünyası'nın her tarafından süper zeki çocukları seçerek Amerika'da okutmak ve sonra onları kendi ülkelerine müstakbel siyasi ve idari kadrolar olarak göndermektir.

Bu çocuklarda hemen hemen Müslümanlığın bütün şiarları mevcut olacak, sadece dinin "Muamelat" kısmının çeşitli bahanelerle tayyedilmesi istikametinde bir görüş bulunacaktır. Bu hareketin gayesi "Muamelatsız sapık bir İslam muhtevası"

ortaya çıkarmaktır.

Bu sözleri benden defaatle dinlemiş olan Hüseyin Cevahir, bundan beş on sene evvel Sudan'da iş yapıyordu.

Orada Fetullahçılar'ın bir mektep açtığını duyunca, gurbette milli tesanüd namına onları tebrike gitmiş. Kendisini, o anda makamında bulunmayan müdürün odasına oturtmuşlar ve biraz beklemesini, müdürün hemen geleceğini söylemişler....

Müdür gelene kadar O'nun masası üzerindeki yığınla evrakın en üstünde duran bir kağıt alakasını çekmiş ve gayrı ihtiyari onu okumuş.

Bu UNESCO'dan geliyor ve Hartum'da açılmış bulunan mektebin masraflarının kendileri tarafından karşılandığını, paranın ne suretle ve hangi bankaya intikal ettiği hususundaki bilgiyi ihtiva ediyormuş.

O, bu yazıyı gayri ihtiyari okuduktan sonra, müdür, odasına gelmiş. Selam kelamdan sonra aralarında şöyle bir konuşma geçmiş.

"Siz burada ne yapıyorsunuz? Arapça öğretiyoruz dersen, bunların anadili Arapça!.. Şeriat öğretiyoruz desen, resmi nizamları şeriat! Allah için burada ne yapmak istiyorsunuz?!.."

"Bunların hiçbiri değil! Biz burada Sudan'ın müstakbel idarecileri olacak süper zeki çocukları bulup Amerika'ya göndermek için bulunuyoruz. Orada bir Üniversitemiz var. Onları yetiştirip tekrar buraya göndereceğiz!.."

O zaman Yusuf Cevahir masa üzerindeki muhtevasına muttali olduğu mektubun bir suretini istemiş, müdür;

'Hayır asla!..'

Diyerek, mektubu kaptığı gibi çekmecesine koymuş...

abircan
14.03.2008, 08:21
Zaman Zaman değil,
HerZaman ZAMAN!

zaman zaman değil tam bir yahudi hayranı zaman gazetesi, yahudi taklitçileri
hepsinin fikir babası yahudiler malesef uyanın gözünüzü açınnnnnnnnn

sivaslıgenç
14.03.2008, 08:29
zaman zaman değil tam bir yahudi hayranı zaman gazetesi, yahudi taklitçileri
hepsinin fikir babası yahudiler malesef uyanın gözünüzü açınnnnnnnnn

Sizin okuduğunuz Cumhuriyet Gazetesi ney acaba?????

Hem ben şöyle böyle 5 yıldır Zaman okuyorum hiçbir Yahudi sempatisi göremedim.

abircan
14.03.2008, 09:45
Sizin okuduğunuz Cumhuriyet Gazetesi ney acaba?????

Hem ben şöyle böyle 5 yıldır Zaman okuyorum hiçbir Yahudi sempatisi göremedim.

onunda kökeninde yahudiler var ayrıca 20 yıldır cumhuriyeti para verip almadım kardeşimmm
niye illa beni cumhuriyet gazetesi okuru zannediyosun
hergün sabah feto sağolsun 4 gaste bedava bırakıyorlar alıyorum birini
ben aslında zaman abonesiyim nasılsa beleşşşş :)))
parası amerikadan

serkanka58
15.03.2008, 09:42
Açık İstihbarat :8 aydır mahkeme önüne çıkarılmadan tutuklu bulunan yazar Ergün Poyraz'ın Gülen'le ilgili bir yazısını dikkatinize sunuyoruz.)


" Erzurum'da Komünizmle Mücadele Derneği'nde Başkanlık yapan Fetullah Gülen'in Kontrgerillayla ilişkisini neden araştırmıyorsunuz?"

Bu soruya yanıt veremedim

Birden 26 yıl önceye gittim...

Fetullah Gülen o tarihte aranıyor. Ancak bir türlü yakalanamıyordu.

1981 yılında Isparta- Burdur yolunda yakalandı. Ancak gözaltına alınmadan serbest bırakıldı.

Ardından neler oldu?

Kenan Evren ve arkadaşları Fetullah Gülen'le ilişki kurdu, iki kurmay albay, bir tuğgeneral Gülen'le pazarlık yaptı.

Pazarlıktan sonra Fetullah Gülen ve arkadaşları, Mehmet Kutlular'ın liderliğini yaptığı Nurcu gurubundan koptu. ..

Ve 1982 Anayasası'nı Fetullah Gülen ve arkadaşları destekleme kararı aldı...

Fetullah Gülen 8 yıldır ABD'de yaşıyor CIA denetiminde okullar açıyor..."



Hikmet Çetinkaya'nın aktardıklarının ötesinde, Mısıroğlu Sıkıyönetim döneminde Gülen'in aranmasının da danışıklı dövüş olduğunu şu sözleri ile anlatıyordu:



"... Adalet eski Bakanı İsmail Müftüoğlu'na Fetullah Gülen'in duvar ilanlarıyla arandığı hengam da O'nun adamlarından biri gelerek;

"Siz eski bir bakansınız!... İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi bizim hocamız için yakalama kararı çıkarmış. Fotoğrafı, aranan bir cani gibi duvarlara asılmış. Lütfen İzmir'e kadar gidip de bu meseleyi halletseniz olmaz mı?"

ricasında bulunmuşlar.

O da bu maksatla İzmir'e gitmiş. Başsavcıyı ziyaret etmiş. Odasında Albay rütbesinde bir misafir bulunduğundan meseleyi açmayıp havadan sudan konuşarak albayın çıkıp gitmesini beklemiş. Fakat vakit ilerlediği halde o, bir türlü kalkıp gitmiyormuş. Bundan dolayı istemeye istemeye meramını açıklayınca, O albay söze karışarak:

"İsmail Bey!.." demiş, "Siz eski bir bakansınız, bu işleri bilmeniz lazım! Beni galiba tanıyamadınız. Siz, Eskişehir'de Kadir Mısıroğlu'nun avukatlığını yaparken ben o mahkemede yüzbaşı rütbesiyle hâkimdim. Adım Kerim Günday, buraya kadar boşuna zahmet etmişsiniz. Bu yalandan alınmış bir karardır. Fetullah Efendi'yi kimsenin aradığı yoktur. Yakalama kararının da O'na bir zararı dokunacak değildir. .."


demiş.

Trabzon'da bir sohbette bu vakayı anlattığımda hazırda bulunanlar arasındaki Yaşar Hoca (Ocak) :

"Kadir Bey, dedi. "Sen yurt dışındayken bizim arkadaşlardan bir polis evrak imzalatmak için gittiği Tümen kumandanının nezdinde Fetullah Efendi'yi görmüş.

Gelip anlattı. O sırada hoca aranıyordu. Ben polise inanmadım. Yanlış görmüş olabileceğini söylemiştim. Demek ki doğruymuş"

diye beni teyid etti..."

Mısıroğlu, kitabında insanın tüylerini diken diken eden olaylardan da bahsediyor:

"... Bu demektir ki, Fetullah Gülen etrafındaki gizli ve aşikâr gerçekler bu derece korkunçtur.

Bunu şifai olarak ilk ve müessir bir surette ifşa etmiş bulunan bir arkadaşımızın (Teşkilatın bütün kıdemli üst kademelerince çok iyi tanınan Kuyumcu Sadettin Çetin Bey'in) kendisi Fetullah Gülen'e en büyük hizmetleri ifa etmiş bir kimse olduğu halde cesedi parçalanmış olarak bir yol kenarında bulunmuştur.

Sadece bunu hatırlamak, bu sahada gerçeği beyan etmenin ne ağır bir bedeli olabileceğini anlamaya kâfidir sanırız..."

Sudan'daki Okul

Mısıroğlu, Gülen okulları ile ilgili bir anısını aktararak aslında bu okulların neye hizmet ettiğine dair ip uçları yakalamış;

"Fetullah Gülen'in vazifesi, İslam Dünyası'nın her tarafından süper zeki çocukları seçerek Amerika'da okutmak ve sonra onları kendi ülkelerine müstakbel siyasi ve idari kadrolar olarak göndermektir.

Bu çocuklarda hemen hemen Müslümanlığın bütün şiarları mevcut olacak, sadece dinin "Muamelat" kısmının çeşitli bahanelerle tayyedilmesi istikametinde bir görüş bulunacaktır. Bu hareketin gayesi "Muamelatsız sapık bir İslam muhtevası"

ortaya çıkarmaktır.

Bu sözleri benden defaatle dinlemiş olan Hüseyin Cevahir, bundan beş on sene evvel Sudan'da iş yapıyordu.

Orada Fetullahçılar'ın bir mektep açtığını duyunca, gurbette milli tesanüd namına onları tebrike gitmiş. Kendisini, o anda makamında bulunmayan müdürün odasına oturtmuşlar ve biraz beklemesini, müdürün hemen geleceğini söylemişler....

Müdür gelene kadar O'nun masası üzerindeki yığınla evrakın en üstünde duran bir kağıt alakasını çekmiş ve gayrı ihtiyari onu okumuş.

Bu UNESCO'dan geliyor ve Hartum'da açılmış bulunan mektebin masraflarının kendileri tarafından karşılandığını, paranın ne suretle ve hangi bankaya intikal ettiği hususundaki bilgiyi ihtiva ediyormuş.

O, bu yazıyı gayri ihtiyari okuduktan sonra, müdür, odasına gelmiş. Selam kelamdan sonra aralarında şöyle bir konuşma geçmiş.

"Siz burada ne yapıyorsunuz? Arapça öğretiyoruz dersen, bunların anadili Arapça!.. Şeriat öğretiyoruz desen, resmi nizamları şeriat! Allah için burada ne yapmak istiyorsunuz?!.."

"Bunların hiçbiri değil! Biz burada Sudan'ın müstakbel idarecileri olacak süper zeki çocukları bulup Amerika'ya göndermek için bulunuyoruz. Orada bir Üniversitemiz var. Onları yetiştirip tekrar buraya göndereceğiz!.."

O zaman Yusuf Cevahir masa üzerindeki muhtevasına muttali olduğu mektubun bir suretini istemiş, müdür;

'Hayır asla!..'

Diyerek, mektubu kaptığı gibi çekmecesine koymuş...
sen açık istihbarattan alıntı yapıyosun seni şimdi ii anladım kesin ergene.......

serkanka58
15.03.2008, 09:44
onunda kökeninde yahudiler var ayrıca 20 yıldır cumhuriyeti para verip almadım kardeşimmm
niye illa beni cumhuriyet gazetesi okuru zannediyosun
hergün sabah feto sağolsun 4 gaste bedava bırakıyorlar alıyorum birini
ben aslında zaman abonesiyim nasılsa beleşşşş :)))
parası amerikadan
ondan dolayıdırki bundan sonra senin allah bir dediğinden başkasına inanmayacağım ve forumlarına katılmayacağım.
sen sadece bir hizmetçisin!!!!!!

Dağcı
15.03.2008, 10:10
Zaman gazetesi beleş dağıtılmıyor, her bir gazetenin parası ödeniyor. Bizzat ben abonesiyim. Her ayın 25'ininde tahsilatçı arkadaş -hiç aksatmaz- gelir parasını elden alır gider. Ama siz bunu anlamakta hala direniyorsunuz.

Ne diyeyim; siz istediğiniz gibi düşünmeye devam edin.

Kadir58
20.03.2008, 16:36
Kesinlikle YENICAG

Cunku Ülkücü cizgisini savunan, ve Ülkücü sehitlerimizin isimlerini ve resmini yayinlayan bir gazete.

Ayrica diger gazeteler gibi yalakalik yapmiyor, Yigitce, erkekce türk düsmanlarina meydan okuyor.

Vakiflar Yasasin, ****************, mecliste kabul edilince, bunu ¨Türk Milleti icin iyi bir yasaymis gibi tanitan satilmis medyaya yaziklar olsun.

aspasya58
20.03.2008, 18:06
Türkiye'de gazeteler ben bildim bileli iki türlüdür.Bir kısmının kendine has bir düşünce şekli vardır onu savunurlar ve yazarlarıda genelde aynı fikri paylaşanlardır.İkinci kesim ise iktidar yanlı gazeteler,iktidar kim ise onun fikrindedirler yazarlarıda tabiiki.
Abonesi olduğum gazete MİLLİ GAZETE
ama internet sağolsun bütün gazete yazarlarını okumaya çalışıyorum fikrine güvendiğim.
İktidardan maaş alan gazetecileri köşe yazarlarını protesto ediyorum........
hepimizin ayrı bi fikri var her konuda ama düşünmeye de başlasak iyi olur artık bütün Türk Milleti olarak
sayın başabakanımızın sözlerini çok okuduk ama ben tekrarlamak istiyorum affınıza sığınarak

((((Ben Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanıyım, inşallah bu proje hayata geçer, Diyarbakır da bu projenin yıldızı olur” )))
LÜTFEN BOP EŞBAŞKANLARI VE KELİMEİ ŞAHADETİ BÖLENLER İNANÇLARINI BAZI KÖŞE YAZARLARINA YUMUŞATTIRARK YUTTURMASIN

abircan
21.03.2008, 10:45
bugünde kapımda dörttt adet bedava feto gazetesi vardııııııı
dün de vardııııııııı, evvellsi gündeee vardı, 3 yıl önce 1 adettti, 2 yıl önce 2 adettti, geçen yıl 3 adet beleş feto vardı, son 3 aydır 4 beleş zaman gazetesi varrrrrr
niye , kime , niçin hizmet ediyor
dağıtımcı 700 ytl maaş alıyor gazete beleş dağıtılıyorrrr niçin, niye kime hizmet ediyorrrrrr ?????????????????????????????? ?????????????????????????

abircan
21.03.2008, 11:36
Alevilere küfreden Fethullahçı doçent
21-03-08


YAZAR: RIZA ZELYUT / GÜNES



Zaman Gazetesi, Fethullah Gülen hareketinin karargahıdır. Lakin; içerideki Alevi Müslümanları düşman görürler. Çünkü; Aleviler Türkiye'de laikliğin, cumhuriyetin, demokrasinin ve insan haklarının gönüllü savunucularıdırlar.




Dün, aşağıdaki elektronik mektubu aldım ve okurken bir kez daha insanlığımdan utandım. Yol TV'ye bağlı Yol Haber tarafından gönderilen mektupta şunlar yazıyordu:

'Alevilere yönelik yüzyıllardır devam eden aşağılama ve iftiralara bir yenisi daha eklendi. Bu hakaretlerin sonuncusunun sahibi Doç. Dr. Ibrahim Öztürk adli bir öğretim üyesi.

Istanbul Ticaret Üniversitesi'nde Uluslararasi Ekonomik Kuruluşlar adlı dersin hocası Doç. Dr. Ibrahim Öztürk'ün, 18 Mart Salı günü derste 'Benim ailemin düşüncesine göre Alevi kadınları orospudur' demesi derste bulunan öğrencileri çileden çıkarttı. Derste bulunan öğrencilerden 9'u hemen bir şikayet dilekçesi ile durumu Istanbul Ticaret Üniversitesi Rektörlügü'ne bildirdiler.

Şikayet dilekçesini işleme aldıklarını ve Doç. Dr. Ibrahim Öztürk'ü işten uzaklaştıracaklarını belirten Istanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ateş Vuran'ın 'Bu yapılan insanlık dışıdır; özrü mümkün değildir. Bu adam psikolojik bir vakadır.' dediği ve üniversitesi adına, hakarete uğrayan, rencide edilen öğrencilerden özür dileyeceği belirtildi.

Hakarete uğrayan öğrencilerin, Alevi kadınlara hakeret eden, aşağılayan, onurunu zedeleyen, insanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bu hakaretten dolayı Ibrahim Öztürk'ün üniversiteden derhal kovulmasını ve akademik ünvanlarının geri alınmasını talep ettikleri açıklandı.

Doç. Dr. Ibrahim Öztürk hakkında hakeretten ve bir toplumu rencide etmesinden dolayı suç duyurusunda bulunulacağı da öğrenildi.

ZAMAN GAZETESI'NDE

'Alevi kadınları orospudur!' diyecek kadar gözü dönmüş bu adam; Marmara Üniversitesi'nde çalışıyor. Orada Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi'nin Ingilizce Iktisat Bölümü'nde ders veriyor. Istanbul Ticaret Üniversitesi'ne ise dışarıdan geliyor.

Türkiye'nin sürüklendiği uçurumu görmek istemeyenlere işte bu doçenti yeni bir örnek olarak sunuyorum.

Bu adam; aynı zamanda Zaman Gazetesi'nde ekonomi üzerine yazılar yazıyor.

Zaman Gazetesi, Fethullah Gülen hareketinin karargahıdır.

Fethullah Gülen hareketinin kimliğini, kişiliğini anlamakta Doç. Ibrahim Öztürk iyi bir ipucudur.

Bunlar; Hıristiyanlarla sıkı dost olurlar. Hatta Papa'nın elini bile öperler.

Kendilerini gizlemek için gazetelerinde diyalog ve hoşgörü yazıları yayımlatırlar.

Lakin; içerideki Alevi Müslümanları düşman görürler. Çünkü; Aleviler Türkiye'de laikliğin, cumhuriyetin, demokrasinin ve insan haklarının gönüllü savunucularıdırlar.

Aleviler; gericiliğe karşıdırlar... Tarikatların iktidarı ele geçirmesine asla evet demezler. Bunları; kömürle ve yiyecek paketleri ile kandırmak da mümkün değildir.

Ve bu Aleviler Amerikan emperyalizmine de şiddetle karşı çıkarlar

Fethullah Gülen ise Amerika tarafından beslenir.

Bu yüzden de işte Ibrahim Öztürk gibi Fethullahçılar; Alevilere düşmandırlar. Hoşgörü maskesi takmalarına karşın; bir an gelir ki içlerindeki kini işte böyle bayağı biçimde dışa vururlar.

***

Bugün Alevi toplumunun yaşam damarı olan laiklik; kesilmek isteniyor. Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, bunu görmüş; AKP hakkında kapatma davası açmıştır. Başsavcı Yalçınkaya'ya saldıranların organizasyonu da bu tarikatçıler tarafından yürütülüyor. Alevilere küfreden bu doçent, yazılarında AKP iktidarını göklere çıkarmaktadır. Yani; okyanusötesi ilişkilerle Türkiye içindeki tarikat-siyaset ilişkisi; tam bir işbirliği fotoğrafı sunuyor. Böyle bir dönemde Alevi toplumunun yeniden düşünme zamanı gelmiştir. Alevilerin kendi aralarındaki küçük inançsal ayrılıkları unutup güçlerini birleştirme zamanı gelmiş de geçmektedir.

HAYDI YÖK BAŞKANI!

Türkiye'deki milyonlarca insana; inancı nedeniyle açıkça küfreden Ibrahim Öztürk hakkında soruşturma açması için Istanbul Cumhuriyet Savcısı'nı göreve davet ediyorum. Savcılığın; Türkiye'yi karıştırmaya çalışan, Alevileri açıkça aşağılayan, aşağılamayı bırakın onlara küfreden bu kişiye hukuku göstermesi gerekiyor.

Bir çağrım da YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan'a!

Haydi Sayın Özcan; bu kişi hakkında soruşturma aç ve gereğini yap.

Acaba yapabilecek misiniz?

Rıza ZELYUT

GÜNEŞ – 21 Mart 2008

leblebi82
21.03.2008, 12:00
Bazı arkadaşların tarafsız dediği Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara temsilcisi televizyon programlarında Chp'nin avukatlığını yaparken bugün de İmtiyaz Sahibi Ergenekon Operesyonu kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile birlikte göz altına alınıyor. Şimdi bu gazetelerin tarafsız olduğuna , yazdıklarının gerçek oldduğuna nasıl inanmamızı bekliyorsunuz ?

aspasya58
21.03.2008, 22:25
EĞRİ OTURUP DOĞRU KONUŞALIM BU ÜLKEDE OLUP BİTENLERİ HALK OLARAK BİZ BİLMİYORUZ ÇÜNKÜ PERDE ARKASINDA YAŞANIYOR HERŞEY
ADI GEÇEN DAVADAKİ İSİMLERDEN BİRİ 97 Lİ YILLARDA SAMANYOLU TELEVİZYONUNDA PROGRAM YAPMIŞ SONRASINDA AKŞAM GAZETESİNDE ÇALIŞMIŞ,ŞİMDİLERDE KANADADA DA YAŞAYAN HATTA EV ARKADAŞI MOSAD AJANI OLDUĞU İÇİN TUTUKLANMIŞ
BUNU AKŞAM HABERLERİNDE DİNLEDİM
CUMHURİYET, AKŞAM ,ZAMAN, NE KADAR FARKLI OYSAKİ
BENİM AKLIM ARTIK ALMIYOR
AMA GERÇEK ŞU Kİ ABD BİZİ SÖMÜRGELİŞTİREMEDİ HALA RESMİ DİLİMİZ TÜRKÇE ÇOK ŞÜKÜR AMA SÖMÜRGE YAPAMADIĞI ÜLKELERDE OYNADIĞI OYUNU TUTTURDU
KAVRAMLAR FİKİRLER PROBLEMLER İÇİÇE KARMAKARIŞIK VE KORKU VERİYOR HER KESİMDEKİ İNSANA
Bİ OF ÇEKESİM VARKİİİİİİİİİİ
SİVASI ÇOK ÖZLEDİMMMMMMMMMMMM

ofgurleyuk78
21.03.2008, 22:31
Bazı arkadaşların tarafsız dediği Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara temsilcisi televizyon programlarında Chp'nin avukatlığını yaparken bugün de İmtiyaz Sahibi Ergenekon Operesyonu kapsamında İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile birlikte göz altına alınıyor. Şimdi bu gazetelerin tarafsız olduğuna , yazdıklarının gerçek oldduğuna nasıl inanmamızı bekliyorsunuz ?

Eeee sen altındaki oyunları anlamadıysan ne yapalım. Onları hemen suçlama kanunlar var yargı var. Onların suçlu olup olmadığına mahkeme karar verir. Senin mantığınla gidersek Akp dekilerin feryatlarına bakılırsa mahvoldular. Hiç kurtuluşları yok. Mantıklı ol. Davaların sonuçlanmasından sonra kim suçlu kim suçsuz göreceğiz. Okumuyorum ama Cumhuriyet çok ciddi bir gazete. Onu okumak belli bir kültür düzeyini gösterir. Magazini olmayan gazete beni seni sıkar.

ofgurleyuk78
21.03.2008, 22:52
Arkadaşlar ben hergün Vatan gazetesi okurum. Diğer gazeteleri ise internetten takip ederim. Gazeteyi ele alıp okumanın tadını hiçbirşey vermiyor. Yazılanların tümünü okudum. Maşallah herkes 3, 4 , 5 gazete okuyor. Arkadaşlar yazılarınızı okuyunca sizlerin bu kadar gazete okuduğunuza inanmıyorum.(Kusura bakmayın) Gazete okuyan hemde (iki üç tane) insanın biraz dünyadan haberi olur. Bir gazete okumak en az 1,5-2 saatimi alıyor. O kadar gazete nasıl okunur bilmiyorum. Haa başlıklara bakıp bırakmaksa birşey demiyorum. Bir de merak ettiğim bir konu Abircan arkadaşımın yazduğı gibi Zaman gazetesini bizim girişe de bırakıyorlar. Allah aşkına bedava olarak tüm binalara bırakılan bu gazete bu parayı nerden buluyor. Bunu bilen varsa Allah rızası için açıklasın.

1967 dernek serkan20
21.03.2008, 23:40
bu topici açan arkadaş neden VAKİT gazetesini eklememiş
şu ülkede olaylara en doğru gözle bakan ve anlatan VAKİT gazetesidir
ben gazeteci olduğum için hergün evime VAKİT YENİŞAFAK YENİASYA MİLLİ GAZETE alırım
ve hepsinin yazarlarıda kalitelidir

serkanka58
22.03.2008, 10:43
valla o kadar çok işkembeden sallanıyorki artık bazı kişilere karşı içimden ağzımı bozmak geçiyor ancak kendime yakıştıramıyorum.özellikle bazıları onlar kendilerini çok ii bilir hep bi yerden tutup sallıyolar.
tek diyeceğim şey kaşınmayın kaşınmayınnnnnnnnnnnn

leblebi82
22.03.2008, 10:47
Eeee sen altındaki oyunları anlamadıysan ne yapalım. Onları hemen suçlama kanunlar var yargı var. Onların suçlu olup olmadığına mahkeme karar verir. Senin mantığınla gidersek Akp dekilerin feryatlarına bakılırsa mahvoldular. Hiç kurtuluşları yok. Mantıklı ol. Davaların sonuçlanmasından sonra kim suçlu kim suçsuz göreceğiz. Okumuyorum ama Cumhuriyet çok ciddi bir gazete. Onu okumak belli bir kültür düzeyini gösterir. Magazini olmayan gazete beni seni sıkar.

Gülüyüm mü, ağlayım mı ? Gazete okumak beni sıkmaz merak etme. Ben zaten gazeteciyim. :)

serkanka58
22.03.2008, 10:49
artık bu forumlar şahsen beni germeye başladı. forum dediğn fikirlerin tartışıldığı fikir yürütülen yarler olmalı hep belli yerlere saldırı ve alıntılarla ve başka şeylerle kendi görüşünü karşı tarafa baskı şeklinde benimsetme olmamalı.
bu gün ülkenin içinde olan olaylar belli belkide bu aysberg in görünen kısmı.
hani derler zenginin malı züğürdün dilini yorarmış.
ülkede o kadar şey olurken bizim gibilerde böle ayrıntılarla uğraşım bir anlamda asıl rantçıların isteğine hizmet etmiş oluyoruz.
daha önceleride dediğim gibi bu ergenekonun mutlaka bitirilmesi gerekli.
iğnenin ucu dokundukça millet bağırıyo.
bırakın kardeşim bu vatan bizim tek devlet tek vatan varmı ötesi.

sonbahar5803
22.03.2008, 11:53
Gülüyüm mü, ağlayım mı ? Gazete okumak beni sıkmaz merak etme. Ben zaten gazeteciyim. :)

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]


Anket hangi gazete okunuyor diye soruyor ama her zamanki gibi konu yine bazı kesimlere saldırma işine dönüşmüş!

Zaman gazetesi çok okunuyor, bazılarının iftira attığı gibi bedava değil; para verilip de alınıyor!

Her şeye gözleri kapalı baktıkları için, her olayı aynı yorumluyorlar. Kalpleri tarafsız olamıyor maalsef.

“Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa onların kinlerini Allah’ın aslâ dışarı vurmayacağını mı sandılar?” (Muhammed: 29)