yakamozz
08.08.2008, 00:48
Biliyorum ki; sen yine “şeytanın gör dediğini” görecek ve beni “geri kafalılık”la, “yobazlık”la, “bağnazlık”la, “irticacılık”la ve “örümcek beyinli” olmakla suçlayıp, susturmaya çalışacaksın!.. Biliyorum ki; “kuş beyinli” olduğun için, “geçmişte olanları” yine hatırlamayacak ve “aldığın maaşı haketmek” için “Saldır Co” görevini ifade edecek ve yine bana saldırmaya devam edeceksin!..
Saldır, saldırabildiğin kadar!.. “Diş”lerini göster, “ağzından salyalar akıt” ve “kulaklarını dikleştir”, hiç umurumda değil!.. Havla, havlayabildiğin kadar!.. Ama yorulup da, havlamayı kestiğin anda, “dikleşmiş kulak”larını bana çevir ve söyleyeceklerimi dinle!..
Malûm, “17 günahsız küçük kız” ve bir “eğitmen”in can verdiği “Konya’daki patlama”yı konuşuyoruz… Sen diyorsun ki; “Patlamanın sebebi, çarpık dindarlık anlayışı”dır!..
Diyorsun ki;
“Neden tedbir alınmadı?.. Neden denetimsiz kurs açıldı?.. Neden izinsiz işler yaptılar?.. Koruma altında tutulan küçük kızların can güvenlikleri niye sağlanmadı?”
İLK SORU: NİYE İZİN VERİLMİYOR?
Bu soruları, elbette soralım… Ama, şunu bilelim: O yurt, “izinli”dir!.. Velev ki, izinli olmasın!.. O zaman, sorulması gereken ilk soru, şu değil midir;
“Bu ülkede Kur’an eğitimi niye yasak?.. Bale, spor ve yabancı dil gibi her türlü eğitim/öğretim serbest iken, Kur’an eğitimi almak niye yasak?..
çocuklarının Kur’an eğitimi almasını isteyen anne-babalar, niye kaçak-göçek işler yapmak zorunda kalıyor?..”
Heyy “laikçi” vatandaş;Sorulması gereken asıl soru bu değil mi?..
Ama sen ne yapıyorsun?..
“Ortada kuyu var, yandan geç” misali, olayın “bam teli”ne dokunmayıp, etrafında geziniyorsun!..
Erkekçe sorup, desene;
“Nüfusunun yüzde 99′u Müslüman denilen bu ülkede; Hıristiyan ve Musevi çocuklar; hiçbir engellemeye ve hiçbir sınırlamaya tabi olmadan dinlerini öğrenebiliyorlarken; bu hak, Müslüman çocuklarından niye esirgeniyor?”
önce bunu sor!.. Bunu sor ki; “izinsiz kurs” veya “kaçak yurt” meselesini daha sonra konuşalım!..
AZINLIKLARA VAR, MÜSLÜMAN’A YOK!
Ama sen bunu sormazsan, ben sana sorarım: İbrahim Tatlıses’in, “Şanlıurfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” demesi gibi; Türkiye’de “Kur’an kursu serbest”tir de, Müslümanlar mı “kaçağa” yöneliyor?!?..
Heyy “laikçi” vatandaş;
Sen de gayet iyi biliyorsun ki; bu ülkedeki bütün “kanun” ve “yönetmelik” gibi düzenlemeler “azınlıkların haklarını korumaya” yöneliktir!..
“Nüfusunun yüzde 99′u Müslüman” denilen bu ülkede yaşayan insanların “azınlıklar kadar hakları yok”tur!..
Evet, yoktur!..
“Halkı Müslüman” bu ülkede; Museviler için “Cumartesi” günleri, Hıristiyanlar için “Pazar” günleri “tatil”dir ve onlar “havra”larına, “kilise”lerine rahatlıkla gidip “ibadet”lerini yaparlar da, “işçi” veya “memur” olan bir Müslüman, elini-kolunu sallaya sallaya “Cuma Namazı”na gidemez?..
Niye gidemez?..
çünkü, “Cuma günü tatil değil”dir!..
Evet evet;
Musevi için Cumartesi, Hıristiyan için Pazar günleri tatildir ama, Müslümana Cuma günleri tatil olmadığı için; “işçi” veya “memur” olan bir Müslüman, “şef, amir, müdür veya patron”un önünde iki büklüm eğilip, “Cuma Namazı için izin istemek” mecburiyetindedir!..
Verirlerse, ne âlâ!..
Vermezlerse, “Cuma Namazı”na gidemezler!..
Hele söyle bana “laikçi” vatandaş;
“Halkı Müslüman bir ülke”de, bir Müslüman’ın “namaz izni” istemek gibi “şapşalca bir uygulama”ya boyun eğmek zorunda kalması, abesle iştigal değil midir?
27 MAYIS, ÖYLE BİR İHTİLAL Kİ!
Gel, otur dizimin dibine… Otur da, sana biraz “tarih” biraz da “insanlık dersi” vereyim!..
Hani, geçenlerde aktarmıştım ya… Hani, “1961 Anayasa’sının nasıl ve hangi şartlarda kabul edildiği”ni Kurmay Albay Talat Aydemir şöyle anlatıyordu ya;
“Giresun’da Garnizon kumandanıyken, jandarmaya, vatandaşların göğüslerinde sigara söndürterek zorla kabul ettirdiğim Anayasa’yı ihlal ettiğim iddiasıyla yargılanıyorum!”
“Vatandaşların göğüslerinde sigara söndürülerek, zorla kabul ettirilen” 1961 Anayasası için, Danıştay Başsavcısı Tansel çölaşan, hâlâ; “Halkın coşkuyla karşıladığı bir devrim!!!” ifadesini kullanıyordu ya…
Hepsi bir yana da;
“Kanlı 27 Mayıs ihtilâli”ni yapıp, “bu milletin seçtiği Başbakan ve iki bakanını idam edenler” daha başka ne yaptılar biliyor musun?..
Tek cümleyle ifade ediyorum;
“Musevi çocuklarının, hem de sinagoglarda dinî eğitim almalarını serbest bıraktılar!”
Evet, evet;
“Müslümanların çocukları”nın Kur’an eğitimi almasına “yaş sınırlaması” getiren zihniyet, “Musevi çocukları”nın önünü açtı!..
29 HAZİRAN 1960 TARİHLİ BELGE
Nasıl mı?.. Al sana belge:
Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu; bundan 48 yıl önce, yani 21 Haziran 1960 tarihinde “17 sayılı” bir karar almış…
“Musevi çocukların dinî eğitimine izin” verilen bu karar, 29 Haziran 1960 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanmış!..
Dönemin Millî Eğitim Bakanı tarafından da “uygun” bulunup onaylanan “karar” aynen şöyle:
“İlkokullara devam eden Musevi çocuklarına; okul programları ve kanunen okula devam mecburiyeti işi aksattırılmamak şartıyla, sinagoglarda değişik müfredata göre din dersleri verilmesi hususu Vekâlet Yüksek Makamı’nın tasvibine arz olundu.”
Haa, unutmadan hatırlatayım:
Dönemin Millî Eğitim Bakanı tarafından, altına “uygundur” imzası atılan yukarıdaki karar, “Hahambaşılığın 2 Şubat 1960 tarihli ve 34-M-28 sayılı talebi üzerine” alınmış, iyi mi?.. Ve bu karar, halen “yürürlükte”dir!..
Anladın mı aslanım?..
Gördün mü “zihniyeti?”
“Vay beee!” diyecek misin şimdi;
“Vay beee!.. 27 Mayıs darbesi, Musevîlerin Tevrat’ını serbest bırakmış, 28 Şubat darbesi de Müslümanların Kur’an öğrenmesini yasaklamış!!!”
Heyy laikçi hödük;
Şimdi anladın mı, “Konya’daki patlama”nın altında yatan sebepleri?.. Bu ülkenin “yüzde 99′luk dilimi” içinde yer alan “Müslüman”ların niye “izinsiz” iş yapmak zorunda kaldıklarını, şimdi kavradın mı?..
“Kur’an öğrenmek bir ihtiyaç” ise ve bu ihtiyacın önü “laikçi zorbalar” tarafından kesilmiş ise, ne yapacak bu insanlar?..
“Teslim” mi olacaklar,
Yoksa “ölümüne” direnecekler mi?..
Hele de;
Kendisinin “çoğunluk” olduğu bir ülkede, “azınlıklar kadar bile hakkı yok”sa ve “parya” muamelesi görüyorsa!!!
Saldır, saldırabildiğin kadar!.. “Diş”lerini göster, “ağzından salyalar akıt” ve “kulaklarını dikleştir”, hiç umurumda değil!.. Havla, havlayabildiğin kadar!.. Ama yorulup da, havlamayı kestiğin anda, “dikleşmiş kulak”larını bana çevir ve söyleyeceklerimi dinle!..
Malûm, “17 günahsız küçük kız” ve bir “eğitmen”in can verdiği “Konya’daki patlama”yı konuşuyoruz… Sen diyorsun ki; “Patlamanın sebebi, çarpık dindarlık anlayışı”dır!..
Diyorsun ki;
“Neden tedbir alınmadı?.. Neden denetimsiz kurs açıldı?.. Neden izinsiz işler yaptılar?.. Koruma altında tutulan küçük kızların can güvenlikleri niye sağlanmadı?”
İLK SORU: NİYE İZİN VERİLMİYOR?
Bu soruları, elbette soralım… Ama, şunu bilelim: O yurt, “izinli”dir!.. Velev ki, izinli olmasın!.. O zaman, sorulması gereken ilk soru, şu değil midir;
“Bu ülkede Kur’an eğitimi niye yasak?.. Bale, spor ve yabancı dil gibi her türlü eğitim/öğretim serbest iken, Kur’an eğitimi almak niye yasak?..
çocuklarının Kur’an eğitimi almasını isteyen anne-babalar, niye kaçak-göçek işler yapmak zorunda kalıyor?..”
Heyy “laikçi” vatandaş;Sorulması gereken asıl soru bu değil mi?..
Ama sen ne yapıyorsun?..
“Ortada kuyu var, yandan geç” misali, olayın “bam teli”ne dokunmayıp, etrafında geziniyorsun!..
Erkekçe sorup, desene;
“Nüfusunun yüzde 99′u Müslüman denilen bu ülkede; Hıristiyan ve Musevi çocuklar; hiçbir engellemeye ve hiçbir sınırlamaya tabi olmadan dinlerini öğrenebiliyorlarken; bu hak, Müslüman çocuklarından niye esirgeniyor?”
önce bunu sor!.. Bunu sor ki; “izinsiz kurs” veya “kaçak yurt” meselesini daha sonra konuşalım!..
AZINLIKLARA VAR, MÜSLÜMAN’A YOK!
Ama sen bunu sormazsan, ben sana sorarım: İbrahim Tatlıses’in, “Şanlıurfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” demesi gibi; Türkiye’de “Kur’an kursu serbest”tir de, Müslümanlar mı “kaçağa” yöneliyor?!?..
Heyy “laikçi” vatandaş;
Sen de gayet iyi biliyorsun ki; bu ülkedeki bütün “kanun” ve “yönetmelik” gibi düzenlemeler “azınlıkların haklarını korumaya” yöneliktir!..
“Nüfusunun yüzde 99′u Müslüman” denilen bu ülkede yaşayan insanların “azınlıklar kadar hakları yok”tur!..
Evet, yoktur!..
“Halkı Müslüman” bu ülkede; Museviler için “Cumartesi” günleri, Hıristiyanlar için “Pazar” günleri “tatil”dir ve onlar “havra”larına, “kilise”lerine rahatlıkla gidip “ibadet”lerini yaparlar da, “işçi” veya “memur” olan bir Müslüman, elini-kolunu sallaya sallaya “Cuma Namazı”na gidemez?..
Niye gidemez?..
çünkü, “Cuma günü tatil değil”dir!..
Evet evet;
Musevi için Cumartesi, Hıristiyan için Pazar günleri tatildir ama, Müslümana Cuma günleri tatil olmadığı için; “işçi” veya “memur” olan bir Müslüman, “şef, amir, müdür veya patron”un önünde iki büklüm eğilip, “Cuma Namazı için izin istemek” mecburiyetindedir!..
Verirlerse, ne âlâ!..
Vermezlerse, “Cuma Namazı”na gidemezler!..
Hele söyle bana “laikçi” vatandaş;
“Halkı Müslüman bir ülke”de, bir Müslüman’ın “namaz izni” istemek gibi “şapşalca bir uygulama”ya boyun eğmek zorunda kalması, abesle iştigal değil midir?
27 MAYIS, ÖYLE BİR İHTİLAL Kİ!
Gel, otur dizimin dibine… Otur da, sana biraz “tarih” biraz da “insanlık dersi” vereyim!..
Hani, geçenlerde aktarmıştım ya… Hani, “1961 Anayasa’sının nasıl ve hangi şartlarda kabul edildiği”ni Kurmay Albay Talat Aydemir şöyle anlatıyordu ya;
“Giresun’da Garnizon kumandanıyken, jandarmaya, vatandaşların göğüslerinde sigara söndürterek zorla kabul ettirdiğim Anayasa’yı ihlal ettiğim iddiasıyla yargılanıyorum!”
“Vatandaşların göğüslerinde sigara söndürülerek, zorla kabul ettirilen” 1961 Anayasası için, Danıştay Başsavcısı Tansel çölaşan, hâlâ; “Halkın coşkuyla karşıladığı bir devrim!!!” ifadesini kullanıyordu ya…
Hepsi bir yana da;
“Kanlı 27 Mayıs ihtilâli”ni yapıp, “bu milletin seçtiği Başbakan ve iki bakanını idam edenler” daha başka ne yaptılar biliyor musun?..
Tek cümleyle ifade ediyorum;
“Musevi çocuklarının, hem de sinagoglarda dinî eğitim almalarını serbest bıraktılar!”
Evet, evet;
“Müslümanların çocukları”nın Kur’an eğitimi almasına “yaş sınırlaması” getiren zihniyet, “Musevi çocukları”nın önünü açtı!..
29 HAZİRAN 1960 TARİHLİ BELGE
Nasıl mı?.. Al sana belge:
Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu; bundan 48 yıl önce, yani 21 Haziran 1960 tarihinde “17 sayılı” bir karar almış…
“Musevi çocukların dinî eğitimine izin” verilen bu karar, 29 Haziran 1960 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanmış!..
Dönemin Millî Eğitim Bakanı tarafından da “uygun” bulunup onaylanan “karar” aynen şöyle:
“İlkokullara devam eden Musevi çocuklarına; okul programları ve kanunen okula devam mecburiyeti işi aksattırılmamak şartıyla, sinagoglarda değişik müfredata göre din dersleri verilmesi hususu Vekâlet Yüksek Makamı’nın tasvibine arz olundu.”
Haa, unutmadan hatırlatayım:
Dönemin Millî Eğitim Bakanı tarafından, altına “uygundur” imzası atılan yukarıdaki karar, “Hahambaşılığın 2 Şubat 1960 tarihli ve 34-M-28 sayılı talebi üzerine” alınmış, iyi mi?.. Ve bu karar, halen “yürürlükte”dir!..
Anladın mı aslanım?..
Gördün mü “zihniyeti?”
“Vay beee!” diyecek misin şimdi;
“Vay beee!.. 27 Mayıs darbesi, Musevîlerin Tevrat’ını serbest bırakmış, 28 Şubat darbesi de Müslümanların Kur’an öğrenmesini yasaklamış!!!”
Heyy laikçi hödük;
Şimdi anladın mı, “Konya’daki patlama”nın altında yatan sebepleri?.. Bu ülkenin “yüzde 99′luk dilimi” içinde yer alan “Müslüman”ların niye “izinsiz” iş yapmak zorunda kaldıklarını, şimdi kavradın mı?..
“Kur’an öğrenmek bir ihtiyaç” ise ve bu ihtiyacın önü “laikçi zorbalar” tarafından kesilmiş ise, ne yapacak bu insanlar?..
“Teslim” mi olacaklar,
Yoksa “ölümüne” direnecekler mi?..
Hele de;
Kendisinin “çoğunluk” olduğu bir ülkede, “azınlıklar kadar bile hakkı yok”sa ve “parya” muamelesi görüyorsa!!!