PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kendini aldatma sayın generalim!


seva
09.10.2008, 17:17
Dün pek çoğumuz şehit ailelerinin resimlerine bakamadı. Irak sınırı Aktütün köyü terörist saldırısı şehit ailelerine iki defa acı çektirdi, birincisi evlat acısı idi. İkincisi Genelkurmayın açıkladığı parasızlık gerekçesi ile karakolun değiştirilememe nedeniyle çocuklarını kaybetmelerini öğrenmeleri şoku idi.

Gaflet mi dersiniz, özrü kabahatinden büyük mü dersiniz? En azından hiç empati yok. Kendisini Mehmetçiğin yerine koyma kaygısı yok. Orduevlerinin bir günlük masrafı ve Genelkurmayın bir günlük kantin geliri ile beş karakol rahatlıkla yapılırdı.

TSK hiç bu kadar aciz duruma düşmemişti. Cumhurbaşkanı, Başbakan programını değiştiriyor Jandarma Genel Komutanı olay yerine gitme zahmetinde bulunmuyor. Para değil motivasyon azlığı var.

Askeri bürokrasi hiç iyi durumda değil. Çocuğu askerde olan vergi mükellefleri demokratik tepkilerini göstermeliler. TBMM'yi göreve çağırmalılar.

Çoğu dostum ve silah arkadaşım olan generallere bir şeyler söyleme sorumluluğum var. Çünkü general arkadaşlarım maalesef kendilerini aldatıyorlar.

Sayın generalim, golf oynamaya devam edecek misin yoksa kışladan çıkıp halkın değerleri ile barışacak mısın? Bilimsel çözümleri dinleyecek misin? O halde aşağıda yazdıklarımı okumalısın.

Basından öğrendiğimize göre iki orgeneralimiz karakol baskını olduğu saatlerde İstanbul dükalığının zenginleri ile Antalya'da golf oynuyordu. Acaba hemen Karpuzkaldıran kampından işlerinin başına döndüler mi?

Yoksa terörle ilgili bitmeyen senfoniyi mi yazıyorsun paşa olamamış sayın generalim?

Paşa olamamış diyorum çünkü azınlıkta da olsa bir general prototipi var ki halkın değerlerine yabancıdır. Paşa kelimesinden, Türk Halk müziğinden, sağ elle yemek yemekten, "Selamüm Aleyküm" demekten, başörtüsünden rahatsız olur.

Bu prototip general bir zamanlar şehit cenazesinin arkasında namaza durmayı irticai eylem olarak tanımlıyordu. Sonradan fikrini değiştirdi, ürkek ürkekte olsa cenaze namazına katılıyor. Şimdi de değiştirmeyi düşündüğü yanlışları sorgulayacak mı merak ediyorum?

Terör konusunda da değiştirmeyi düşündüğü tutumlar var mı? Mesela halkın arasına girerken 'Selamün Aleyküm' demek, vatandaşın evine girerken ayakkabıyı çıkarmak gibi. Yoksa halka tepeden bakarak 'bidon kafalı' demeyi, salon subayı olmayı mı tercih edecek, eve ayakkabı ile girmeyi ilericilik olarak mı görecek sayın General?

Güneydoğu insanının sevgi ve güvenini kazanmayı önemseyen kişiler önce onları anlamaya çalışır, değer verir, kabul eder. Van halkı Genelkurmay Başkanımızı nasıl kucaklamıştı? Kışladan çıkmayı başaran, halkla frekansları tutan subaylar teröre giden gençlerin önünü kesebilir.

Çözüm olarak karakolun yerinin değiştirilmesi düşünülmüş. Eğer bu gerekli idiyse o karakol 44 şehit verdi 30'un üzerinde baskın yedi, önce neden önlem almadın? Eğer toplumun tepkisinden çekiniyorsan artık öyle rüşvet-i kelamla susan toplum yok. Açık net olacaksın.

Şehidini 'Vatan sağ olsun' diye yolcu edecek ama işini iyi yapmayanın da yakasına yapışacak bir toplum var artık. Kusura bakma sayın generalim. Jandarma korkusu ile toplumu hizaya getireceğini düşünüyorsan artık toplum erişkin oldu. Boşuna kendini aldatma.

Terörle ilgili sorunun kökeni olarak sadece 'yoksulluk ve işsizliği' sorumlu görüyormuşsunuz. Anadolu'da çok yer, Kastamonu dağları, Kayseri yaylası, Domaniç kırsalı aynı yoksulluk ve işsizlikle karşı karşıya. Oralarda neden terör yok? Bu görüşünüzü bilimsel bir araştırmaya dayandırıyor musunuz?

Bay provokatör iş başında ama artık ciddiye alan yok. Kırsalda PKK, şehirde Ergenekon Türk-Kürt çatışmasından besleniyor.

Sayın generalim sana da provokasyon yapılıyor, bu iki grubun hukuksuzlukta eşit olduğunu zarar vermede birbirlerinden farkı olmadığını itiraf et artık.

Bilimsel analizler terör sorununun kökeninde "Doğu insanının kimlik krizi" gerekçesini çıkaracağı için yüzleşmekten mi korkuyorsunuz?

Basından askere yağ çeken yazıları değil çözüm üreten yazıları okumalısınız sayın generalim. Size yağ çekeni akredite yap içinde öneri olan eleştiri yapanı güvenilmez kabul et, bu tutum artık çok sırıtıyor.

Sayın generalim, hem eski bir asker olarak ben, hemde içinden çıktığınız toplum ve silahlı kuvvetlerdeki sessiz çoğunluk, sizden bu soruların cevabını bekliyor.

Toplumun bir üyesi olarak ben ve toplumumuz ordusunu çok seviyor. Lütfen siz de topluma layık olunuz. Toplumun değerlerini tehdit olarak görmezseniz terörün süratle bittiğini hep beraber gözlemleyeceğiz.















--

Arif Coşkun
09.10.2008, 17:30
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez] Kararlılık mesajı çıktı ya daha ne istiyorsunuz?


Eğip bükmeden soralım...

*

Son 5-6 yılda...

PKK’lı mı tıktık içeri?

Subay-astsubay mı?

*

Eli silahlı teröristlere habire af çıkarırken; İstiklal Madalyası sahibi Jandarma Genel Komutanı’nı hapse atıp, beyin kanaması geçirene kadar içerde tutmadık mı?

PKK’ya yataklık yaptığı için hapiste yatan kadını, çıkarıp, Meclis’e sokarken, Cumhurbaşkanı’nın masasına davet ederken; 1’inci Ordu Komutanı’nı "terör örgütü kurmak"tan içeri tıkmadık mı?

Şehide "kelle" dediği için tazminat ödemeye mahkûm olan, "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir canım kardeşim" diyen Başbakan’a, "Bravo, aynen devam" deyip, yüzde 47 oy vermedik mi?

PKK, hastalanmaması için serçe parmağının tansiyonu bile ölçülen Abdullah Öcalan’ın saçı kesildi diye, kalkışma provası yapıp, Diyarbakır’ı yakıp yıktığında, polisin-askerin elini tutup, "Cana geleceğine mala gelsin" diyen Diyarbakır Valisi’ne "aferin" deyip, Başbakanlık Müsteşarı yapmadık mı?

Kafamızda Amerikan çuvalıyla gezerken, koordinatör saçmalığı icat edip, "Amerika bizi çok seviyor, istihbarat verecek" demedik mi?

"Amerika istedi diye harekátı kısa kestik, içerde parça bıraktık, o kampları tutmamız gerekirdi" dediği için, neredeyse "vatan haini" ilan edilen Deniz Baykal, o kamplardan gelen teröristler önceki gün Aktütün’ü bastığında haklı çıkmadı mı?

Irak’taki hacivat "Kedi bile vermem" derken; yaralı PKK’lıların tedavi edildiği Kuzey Irak’taki hastaneyi bile kendi ellerimizle yapmadık mı?

Vatandaşa zam üstüne zam geçirirken, PKK’yı koynunda besleyen Barzani’ye, Talabani’ye yarı fiyatına elektrik vermiyor muyuz?

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de kadınları çocukları havaya uçurduklarında; besleme medyadaki arkadaşlar utanmadan, "Ne malum PKK’nın yaptığı" demedi mi?

Şehit çocukları çıplak ayakla gezerken, tabut başındaki karnı burnunda tazeler Allah’ıyla baş başa kalmışken; fitreleri zekátları Mehmetçik Vakfı yerine, Almanya’da din-iman hortumcusu olduğu alenen tescillenen Deniz Feneri’ne vermiyor muyuz?

Gariban ailelerin çocukları şakır şakır şehit düşerken, subay-astsubay çocukları oradan oraya tayin edilip, lise mezunu olana kadar 28 tane şehir değiştiriyor; yaşadıkları travma nedeniyle üniversite kazanamıyor ve onlara hiçbir ayrıcalık tanınmıyorken; "Babamın parası var, benim de b...k..m..da boncuk var, onun için yurtdışında okuyorum" diyenler askerlikten yırtmıyor mu?

Bir zamanlar bu memlekette askerlik yapmayana kız bile verilmezken, "Popomda sivilce çıktı, bak bu da raporu" diyenler, askerlikten sıyırmıyor mu?

*

Genelkurmay, 68 kere basılan 46 şehit verdiğimiz gecekondudan bozma dandik karakolu, parasızlık nedeniyle 100 metre ileriye taşıyamadığımızı açıklarken; Genelkurmay eski Başkanı’na, korgeneral refakatinde askeri uçakla taşıyarak, 1 trilyon liralık zırhlı Audi almadık mı?

Neymiş efendim, terör zirvesi toplanmış, kararlılık mesajı çıkmış...

Yerim ben sizin o kararlılık diyen dillerinizi, yerim.