Sivaslilar.Net
08.03.2009, 15:10
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
8 Mart Dünya Kadınlar günü öncesinde Sivas Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu tarafından basın açıklaması yapıldı. Baro başkanlığında komisyon üyelerinin katılımı ile gerçekleştirilen açıklamada Türkiye'de kadın erkek eşitliğinin tam olarak sağlanamadığına dikkat çekildi. Açıklamada; “Dünya bizimle renkli, çocuklarımız, ailelerimiz bizimle var. Geleceği biz yaratıyoruz. Ülkenin yüzde 50'si biziz. Biz mutluluğuz. Biz umuduz" ifadeleri ön plana çıktı.
Komisyon adına açıklamada bulunan Av. Asude Karakoç, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle, milletimizin teminatı çocuklarımızın cefakâr ve vefakâr annesi, yuvalarımızın mimarı, çalışma hayatımızın tüm zorluklarını yaşayan dünya ve Türk kadınlarının içinde yaşadığı sıkıntıları yürekten paylaşıyor, başta Türk kadınları olmak üzere dünya kadınlarının bu önemli gününü kutluyoruz” dedi. Kadın ve kadın hakları konusunda Türkiye'de çözüm üretilmesi gereken birçok sorun varken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilgili maddeleri ile oyun oynar gibi hareket edildiğini belirten Karakoç, bu şekilde hareket edenlerin tarih önünde Türk kadınına cevap vermek zorunda kalacaklarını söyledi.
Karakoç sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Günümüz Türkiye'sinde, eğitim gören 100 kadından sadece iki tanesi yüksek öğrenim görüyor. Kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 27'lerde bulunuyor. Türkiye'de 850 kaymakamın sadece 17'sini, Cumhuriyet Savcısı ve Hâkimlerin ise yüzde 18'ini kadınlar oluşturmaktadır. Meclisteki 550 milletvekilinin 24'ü kadın. Belediye Başkanlarının ise sadece binde 5'i kadınlardan oluşuyor. Türkiye'deki kadınların yüzde 35'i bazen, yüzde 16'sı ise sık, sık aile içi tacize uğruyor.
Bu ve bunun gibi çoğaltabileceğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzere, kadın-erkek eşitliğinin tam anlamıyla sağlanabilmiş olduğunu söylemek mümkün değildir. Hak ve özgürlüklerini kullanamayan birçok kadınımız, ayrımcılığa, baskı ve şiddete uğramakta, töre cinayetlerine kurban gitmektedir" "Dünyaya biz can veriyoruz. Toprağa can veren su gibi… Bir mucizenin "bir canlı dünyaya getirmenin tanıklarıyız biz" sözleri ile kadınların önemine vurgu yapan Karakoç; "Dünya bizimle renkli. Çocuklarımız, ailelerimiz bizimle var. Geleceği biz yaratıyoruz. Ülkenin yüzde 50'si biziz. Biz mutluluğuz. Biz umuduz. Erkek dünyasının savaşlarında en çok yıpranan olsak da, geride veya ileride olmak değil önemli olan. Yan yana anlamlıyız.
Bağımlı bile olsak özgür ruhluyuz. Kalıpların bizim için çizilen biçimlerin içine sığdırılamayız. Biz kadınlar içimiz yanınca ağlayabiliriz. Biz kadınlar içimiz dolunca haykırabiliriz. Ve biz ülkede Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın kadına verdiği özgürlükleri sürdürerek, Türk kadınları olarak, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde ülke ve ülke gündemine sahip çıkmaya devam edeceğimizi bir kez daha dünyaya haykırıyoruz" şeklinde konuştu.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladıklarını dile getiren Av. Asude Karakoç, bugünün kadına yönelik ulusal ve küresel hukuksuzluğun üzerine önemle ve özenle gitme zorunluluğunun hatırlanması için bir hareket noktası olmasını dilediklerini söyledi.
8 Mart Dünya Kadınlar günü öncesinde Sivas Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu tarafından basın açıklaması yapıldı. Baro başkanlığında komisyon üyelerinin katılımı ile gerçekleştirilen açıklamada Türkiye'de kadın erkek eşitliğinin tam olarak sağlanamadığına dikkat çekildi. Açıklamada; “Dünya bizimle renkli, çocuklarımız, ailelerimiz bizimle var. Geleceği biz yaratıyoruz. Ülkenin yüzde 50'si biziz. Biz mutluluğuz. Biz umuduz" ifadeleri ön plana çıktı.
Komisyon adına açıklamada bulunan Av. Asude Karakoç, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle, milletimizin teminatı çocuklarımızın cefakâr ve vefakâr annesi, yuvalarımızın mimarı, çalışma hayatımızın tüm zorluklarını yaşayan dünya ve Türk kadınlarının içinde yaşadığı sıkıntıları yürekten paylaşıyor, başta Türk kadınları olmak üzere dünya kadınlarının bu önemli gününü kutluyoruz” dedi. Kadın ve kadın hakları konusunda Türkiye'de çözüm üretilmesi gereken birçok sorun varken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilgili maddeleri ile oyun oynar gibi hareket edildiğini belirten Karakoç, bu şekilde hareket edenlerin tarih önünde Türk kadınına cevap vermek zorunda kalacaklarını söyledi.
Karakoç sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Günümüz Türkiye'sinde, eğitim gören 100 kadından sadece iki tanesi yüksek öğrenim görüyor. Kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 27'lerde bulunuyor. Türkiye'de 850 kaymakamın sadece 17'sini, Cumhuriyet Savcısı ve Hâkimlerin ise yüzde 18'ini kadınlar oluşturmaktadır. Meclisteki 550 milletvekilinin 24'ü kadın. Belediye Başkanlarının ise sadece binde 5'i kadınlardan oluşuyor. Türkiye'deki kadınların yüzde 35'i bazen, yüzde 16'sı ise sık, sık aile içi tacize uğruyor.
Bu ve bunun gibi çoğaltabileceğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzere, kadın-erkek eşitliğinin tam anlamıyla sağlanabilmiş olduğunu söylemek mümkün değildir. Hak ve özgürlüklerini kullanamayan birçok kadınımız, ayrımcılığa, baskı ve şiddete uğramakta, töre cinayetlerine kurban gitmektedir" "Dünyaya biz can veriyoruz. Toprağa can veren su gibi… Bir mucizenin "bir canlı dünyaya getirmenin tanıklarıyız biz" sözleri ile kadınların önemine vurgu yapan Karakoç; "Dünya bizimle renkli. Çocuklarımız, ailelerimiz bizimle var. Geleceği biz yaratıyoruz. Ülkenin yüzde 50'si biziz. Biz mutluluğuz. Biz umuduz. Erkek dünyasının savaşlarında en çok yıpranan olsak da, geride veya ileride olmak değil önemli olan. Yan yana anlamlıyız.
Bağımlı bile olsak özgür ruhluyuz. Kalıpların bizim için çizilen biçimlerin içine sığdırılamayız. Biz kadınlar içimiz yanınca ağlayabiliriz. Biz kadınlar içimiz dolunca haykırabiliriz. Ve biz ülkede Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın kadına verdiği özgürlükleri sürdürerek, Türk kadınları olarak, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde ülke ve ülke gündemine sahip çıkmaya devam edeceğimizi bir kez daha dünyaya haykırıyoruz" şeklinde konuştu.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladıklarını dile getiren Av. Asude Karakoç, bugünün kadına yönelik ulusal ve küresel hukuksuzluğun üzerine önemle ve özenle gitme zorunluluğunun hatırlanması için bir hareket noktası olmasını dilediklerini söyledi.