Orijinalini görmek için tıklayınız : Dokumacının Gözyaşları
Bağdat'ta bir dokumacı, dokuduğu kumaşı satmış ama daha sonra o kumaş parçasında bir kusur görüldüğü için müşteri kumaşı geri getirmiş, ödediği parayı da geri istemişti.
Bu durum karşısında, adamcağız kumaşı tezgaha öylece bırakıp, ağlamaya başladı.
Bu durum karşısında, müşteri, adamın maddi açıdan zor durumda olduğunu düşündü. Adam, durumu çok sıkışık olduğu için, kumaşa karşılık aldığı parayı hemen kullanmıştı da, şimdi parayı ödeyemez durumda mıydı yoksa?
İyi kalpli müşteri:
"Niye ağlıyorsun?" diye sordu. "Kumaşı geri verdik diyeağlıyorsan, dert etme. Kumaşı geri götürürüm, parayı da geri istemem."
Dokumacı:
"Hayır." dedi. "Kumaş için ağlamıyorum. Kumaşın bir kusuru görüldü de, geri çevrildi. Peki ya ömür boyu yaptıklarım Allah'ın (c.c) huzuruna arzolunduğunda böyle bir kusur yüzünden geri çevrilecek olursam, ne olur benim halim? Siz kumaşı iade ederken aklıma bu geldi de bunun için ağladım.
Hayat bir kumaş gibi değil ki, düzeltilsin yahut tekrar dokunsun."
alıntı
barikat58
07.05.2009, 11:27
çok güzel bir paylaşım hakan teşekkürler
ErdalGüler
07.05.2009, 13:22
İnsanların ne kadar günahı olursa olsun Allah'ın Rahmeti sonsuzdur...
Sadece gözünün şükrüne yetti
Cebrail (a.s.), Peygamber Efendimizin (a.s.m.) yanına geldi ve şöyle dedi:
– Ya Muhammed! Seni hak olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, bizler şöyle bir olaya şahit olduk. Önceki ümmetler içinde bir kul vardı. Allahü Teala’ya bir adada beş yüz sene ibadet etti. Cenab-ı Hak, o adada onun için tatlı bir su çıkardı, bir de nar ağacı yarattı.
Ağaç her gece bir nar bitiriyordu; o da bu su ve nar ile gıdalanıyordu. Böylece ibadetine devam ediyordu. Bu kulun eceli yaklaşınca Allah’a ruhunu secde halinde alması için dua etti. Allah da duasını kabul buyurdu.
Bizler yeryüzüne inince ona uğruyorduk. Ruhu alındıktan sonra göğe yükseldiğimizde İlâhî ilimde bu kulun kıyametteki halini şöyle bulduk. O, Aziz ve Celil olan Allah’ın huzurunda durdurulur. Allah meleklerine:
– Kulumu rahmetimle cennete koyun, der. Adam:
– Ya Rabbi, beni amelimin karşılığı olarak cennetine koy, der.
Bu konuşma tam üç kez tekrarlanır. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, meleklerine:
– Bu kuluma verdiğim nimetlerle yaptığı ibadetleri bir ölçün, diye emreder. Melekler ölçerler, kulun yaptığı beş yüz senelik ibadet ancak gözünün görme nimetine karşılık gelir. Vücudunun diğer azaları şükürsüz kalır. Bunun üzerine Allah, meleklerine:
– Verdiğim nimetlere karşı şükretmeyen bu kulu ateşe atın, diye emreder. Melekler kulu ateşe doğru sürüklerler. O zaman kul:
– Ya Rabbi! Beni rahmetinle cennetine koy, diye yalvarır. Allah da meleklerine:
– Onu geri getirin, emrini verir. Kul İlâhî huzura getirilir. Allah:
– Ey kulum, sen hiçbir şey değilken seni kim yarattı, diye sorar. Adam:
– Sen yarattın ya Rabbi, der.
– Bu senden mi kaynaklandı, yoksa benim rahmetimle mi oldu?
– Benden değil, senin rahmetinle oldu.
– Sana beş yüz sene ibadet etme kuvvetini kim verdi?
– Sen verdin ya Rabbi.
– Diğer bütün nimetleri kim verdi?
– Sen verdin ya Rabbi.
– Evet, bütün bunlar Benim rahmetimle olmuştur; nihayet bunu anladın, seni de rahmetimle cennetime koyuyorum. Ey meleklerim bunu rahmetimle cennete koyun. Ey kulum sen bundan önce güzel bir kuldun, buyurur ve onu cennetine koyar.
Sonra Cebrail Aleyhisselâm şöyle der:
– Ey Muhammed(s.a.v), gördüğün gibi her şey ancak Allah’ın rahmetiyle olmaktadır.
Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları
"Hayat bir kumaş gibi değil ki, düzeltilsin yahut tekrar dokunsun."
Gerçekten çok güzel bir yazi kardeş
Ellerine ve emegine saglik her anın kıymetini bilmiyoruz bazen; hayatın gerçekten çok ama çok kısa olduğunu çok daha iyi anladım
Rabbim yardımcısız olsun.
MİKAİLOGLU
14.11.2009, 04:23
– Ey Muhammed(s.a.v), gördüğün gibi her şey ancak Allah’ın rahmetiyle olmaktadır.
PAYLAŞIMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
vBulletin v3.8.3, Copyright ©2000-2025, Jelsoft Enterprises Ltd.