PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Güzel Türkçemiz ve deyimler..


LaEdri
17.09.2009, 16:58
Şüphesiz deyimler dilimizin vazgeçilmez ögelerinden ve hepsinin değişik ortaya çıkma hikayeleri var.Bu başlıkta deyimler,açıklamaları,hangi durumlarda kullanıldıkları gibi bilgileri paylaşalım.Sivasımıza özgü deyimler de var..Tecrübeli hemşehrilerimizden bu deyimleri de bekleriz...Ben başlayayım..

Buz üstüne yazı yazmak:

1. Birine etkisi olmayan sözler söylemek.

2. Etkisi ve süresi çok kısa olan bir iş yapmak. "Evet çocuklar, beni buz üstüne yazı yazan bir adam konumuna getirmeyin!"

Cley
17.09.2009, 17:06
Cin atına bindirmek

Sinirlendirmek, kızdırmak.
Örn: Koşuşturmayın beni cin atına bindirmeyin ( kaynak : anneannem)

goramaz
12.11.2009, 15:34
İt oldum ürüdüm: Çok uğraştım yoruldum ama bir sonuca varamadım

sadece sivasta duydum bu deyimi ben de..

sandalli
12.11.2009, 16:33
Lök gibi oturmak: Bir yere bütün ağırlığıyla çökmek.

LaEdri
12.11.2009, 17:21
İflahı kesilmek-Takati,gücü kalmamak

goramaz
14.11.2009, 22:15
bugün bir tane dah öğrendim: it'e dökerim..yani benim için çok değersiz

LaEdri
14.11.2009, 22:29
Akıllı desem aklllı değil,deli desem niye dağlarda gezmiyor.:)

Çok açık bir tabir,Sivas'tan..

goramaz
14.11.2009, 22:39
zor it babam bacaya çıhacan

sandalli
14.11.2009, 23:21
Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş

goramaz
14.11.2009, 23:28
gejgereye dönmek: çok zayıflamak:)

LaEdri
14.11.2009, 23:32
Malamat olmak/etmek : Zor durumda kalmak/bırakmak

LaEdri
14.11.2009, 23:35
İt taştan yılar gibi yılmak: Bir şeyden yılmak,usanmak..

Mis gibi Sivas kokuyor bu deyimelr..:)

sandalli
14.11.2009, 23:48
İtin ayağını taştan esirgememek: Zorunlu olmadığı halde müdahale etmemek.

goramaz
14.11.2009, 23:53
şikar olmak: yok denecek kadar az

yiğidoturan
15.11.2009, 00:42
itiğe dök çok çok olan çok bulunan

YiGiDo_58_06_nl
15.11.2009, 02:25
DEYİMLER

Akıl elden fikir emanet: Onun bunun aklıyla yaşayan

Dizlerime kara sular indi: Yorulmak

Toprak benim başıma: Ne yapsam ne etsem

Ocağım battı: Mahvolmak

Gözlerimin feri tükendi: Gözlerin yorulması

Beni cin atına bindirme: Kızmak, sinirlenmek

Beynim patladı: Gürültüden başın ağrıması

Eşek sudan gelinceye kadar döverim: Zamanı belli olmayan dayak



Çubuk gibi boyu var: İnce ve uzun boylu

Maşallah tosun gibi: Sağlıklı

Et kütüğüne dönmüş: Aşırı şişmanlık

Aslan gibi adam: Güçlü ve kuvvetli

Ortada sipsivri kaldın: Çaresiz ve yalnız kalma

Adama yan camız gibi bakma: Başkasına kötülük düşünme

Kazık gibi dikilip durma: Lüzumsuz yere ayakta durma

Dilini yut: Sesini kes, konuşma

Camız gibi höğrüp durma: Hoşa gitmeyen, lüzumsuz bağırma

İflahım kesildi: Takatsiz kalma

Mum gibi yandım, çıta gibi söndüm: Bitmek, tükenmek

Kağnı dayağı gibi sürünüyorum: Sıkıntıyla, dertle uğraşıp durma.

İki heybe bir yastık.

Aldık duvara astık: Bir işi çabucak bitirme,

Kaş yapayım derken göz çıkarma: Bir işi karma karışık etme

İşkembeden konuşma: Patavatsız, yalan, lüzumsuz konuşma

Eşeği sattım çü demeden kurtuldum: Bir işi yoluna koyma

İçerim alaf (ateş) gibi yanıyor: Üzüntü, yangın

Altın adımı pul ettin: Birini kötüleyici eylemde bulunma

El deliye ben akıllıya hasretim: İşlerin tersine gitmesi.

İki sitil bir mitil: Bomboş, tam takır

Ardıç kadı, çam müftü: İkisi de birbirini mizacına uygun kişi

Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş: Birbirine uygun.

Dikeni çıkardım: Sıkıntıdan ya da önemli bir işten kurtulma.

Sırtın kaşınıyor: Dayağı hak etme

Kırk dereden su getiriyor: Bir şey için türlü bahaneler bulma.

Sırra kadem bastı: Ortalardan kaybolmak.

Baba minderi ateştir. Her evlat onda oturamaz.

Sarı samanın altından su yürütür: Bizli kapaklı iş yapma.

yiğidoturan
15.11.2009, 02:33
tencere dibin kara seninki benden kara

sütünü yere sağmak (boş konuşma )

goramaz
24.10.2010, 11:28
Sultan 2. Mahmut zamanındabir Tıkandı Baba varmış. Adam çok nasipsizmişherkesona bu ismi vermiş.

Sultan Mahmut da adamı araştırmış bir tane görevli tayin etmiş Tıkandı Babayı zengin etmek için.

Bir tepsi baklava hazırlatmış ve bu baklava dilimlerinin her birinin altına bir altın yerleştirtmiş.

Görevli akşam üzeri Tıkandı Baba'nın yoluna çıkmış ve baklavayı ona vermiş.

Tıkandı Baba da demiş ki : Baklava benim çoluğumun çocuğumun işine yaramaz en iyisi ben bunu satayım' demiş ve Yahudi'ninbirine satmış. Bu durum bir ay böyle devam etmiş tabi uyanık Yahudi tepsinin içinde altınların olduğundan Tıkandı Babaya hiç bahsetmemiş.

Görevli sormuş Tıkandı Baba ya baklavaları ne yaptın diye. Bir ay boyunca Yahudiye sattığını öğrenince Sultan Mahmut a durumu anlatmış.

İkinci birçare olarak Sultan Mahmut bunu bir araziye götürmüş ve demiş ki : Buradan birtaş al. Sultan Mahmut'un amacı Tıkandı babanın aldığı taşı attığı yere kadar olana arziyiona bağışlamakmış. Tıkandı Baba heyecanlanmış gözünün gördüğü en büyük taşı almış ve onu da çok uzağa atamamış.

En sonunda Sultan Mahmut dayanamamış almış bunu hazineye götürmüş. Eline debirkürek vermiş. Demiş ki: Küreği daldır ne kaadar altın küreğine dolarsa hepsi senin.

Tıkandı Baba çok heyecanlanmış heyecandan küreği ters daldırmış altınların içine küreğin üstündeki altınlar birer birer dökülmüş.

En sonunda Sultan Mahmut dayanamamış bu nasipsizliğe demiş ki:

VERMEYİNCE MABUD NEYSESİN SULTAN MAHMUT.

Siyahnur
24.10.2010, 16:13
Ilginc,cogunu hic duymamistim...


-Aba´yi yakmak
"Yıllar önce tekke de dervişler,kalın deriden yapılmış aba giyerlerdi.Soğuk bir kış günü sohbet dinleyen dervişlerden biri,ocağa yakın oturuyordu.Şeyhi Allah aşkından bahsediyordu.Derviş o kadar kendinden geçmiş bir halde dinliyordu ki abasının ocağın ateşi ile tutuştuğunun farkına varmadı.Yakınındaki diğer dervişlerin yardımı ile abası söndürüldü.Zamanınsa Allah aşkına anlatan deyin,bugün herhangi birine aşık olmak anlamında kullanılmaktadır."

goramaz
24.10.2010, 17:18
İskender Pala'nın İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK isimli eseri var kardeşim orda da senin anlattığın gibi bu deyim anlatılmıştı.teşekkür

erhan 58
24.10.2010, 17:50
**Ağzında bakla ıslanmamak : Sır saklayamamak.

Fink Atmak : Gönlünce gezmek, eğlenmek, çok neşelenmek, hoplayıp zıplamak.:)

mansur58
24.10.2010, 19:46
Oturduğu yer ahır sekisi,
Çığırdığı İstanbul türküsü.

(Eldeki imkanlar neyse ona göre hayal kurmak)

Bacağında donu yok,
Hasan dağına oduna gider.

(imkanın neye el veriyorsa onu yap)