Orijinalini görmek için tıklayınız : Müstesna Beyitler...
Selam arkadaşlar okuduğum İskender PALA'nın kitaplarından beğendiğim beyitleri sizlerle paylaşıyorum...
Seni seyr etmek için reh-güzer-i gülşende
İki canibde duru serv-i hırâmân sâf sâf ( Bakî )
Mana murat olundukta ; Ey Sevgili! Gül bahçesine giden yolda seni seyredebilmek için salınan serviler, yolun iki yanında saf saf dizilmiş duruyorlar.
Yoluna cânâ revân etsem gerek cânım dedim
Yüzüme bin hışm ile baktı dedi cânın mı var ( Zatî)
Mana murat olundukta; Ey Sevgili! Kabul edersen eğer, canımı yoluna akıtmak arzusundayım, dedim; yüzüme bin hışımla bakıp, ne canın var ki , dedi.
Âh mine'l- aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî ( Şeyh Galip )
Mana murat olundukta; Ah, aşkın elinde ve onun hallerinden; ateşiyle kalbimi yaktı yandırdı.
Öldükte bu ben hasteyi eşk ile yusunlar
Cânâne güzâr ettiği yollarda kosunlar ( Celilî )
Mana murat olundukta; Devasız bir aşk hastası olan beni, öldüğüm zaman gözyaşı ile yıkasınlar ve sevgilinin geçtiği yolların kenarında bir yere defnetsinler.
Çektim fırâkın savmını erdim cemâlin ıydine
Ah leblerin mey-hânesin ney gibi nâlân et beni ( Lâ Edrî )
Mana murat olundukta; Ey Sevgili! Ayrılığın orucunu sonuna kadar tuttum ve cemalini görmekle bayrama erdim. Artık dudaklarının meyhanesini açıver de bir ney gibi sevinç ile işlemeye başlayayım.
Eyitti ol perî bir düşüne girüren bir şeb
Sevincimden nice yıllar geçipdür görmedim uyhu ( Zatî )
Mana murat olundukta; O peri gibi güzel sevgili bir gün bana "Bir gece rüyana gireceğim" dedi. Nice yıllar geçiyor ki bu iyi haberre sevincimden bir türlü gözüme uyku girmiyor.
Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenhâ bulamam
Seni tenhâ bulacak kendimi asla bulamam ( Selikî )
Mana murat olundukta; Sevgilim! Hâlimi yani aşkından dolayı başıma gelenleri ve isteklerimi arz etmek için seni tenha bulamıyorum. Seni tenha bulunca kendimi asla bulamıyorum.
Kılsa vaslında gönül bûsen temennâ etme ayb
Dûstum âdettir eyler cerrini cerrâr-ı îyd ( Aşkî )
Mana murat olundukta; Sevgilim! Gönlüm vuslatını yaşarken, buseni istese onu ayıplama. Bilirsinki bayram dilencisinin dilediğini istemesi âdettendindir.
Benîm gamze tuvânî ki katl-i âmkunî
Neûzübilleh, eger gamze-râ tamâm kunî ( Lâ Edrî )
Mana murat olndukta; Sevgilinin şöyle güzçsüz ve küçücük bir gamze kırıntısı bile âşıklar arasında katliama sebep oldu. Allah korusun, gamze ya bir de tamam olsaydı?!..
Radyolog61
Radyo Hilal den İskender Pala'nın bir kitabını kazanmıştım. Dili çok ağırdı hiçbişey anlamamıştım. Divan edebiyatıydı galiba :)
AŞK İMİŞ ALEMDE NE VAR İSE
İLİM BİR KİLU KAAL İMİŞ ANCAK..
(sevgili İskender Pala , bir de resmini ekleseydin..Türk dili ve kültürü için büyük çaba sarfediyor..Göz aşinalığı olurdu
Siyahnur
11.11.2009, 21:56
Tesekkürler, lügat lazim...:)
Iskender Pala´nin "Askname" kitabini ariyoruz bizde, malesef net´den Almanyaya ürün gönderen site bulmak bi macera...:rolleyes:
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
İskender Pala Divan Edebiyatı'nın günümüzdeki en önemli alimlerinden birisidir.Kitapları da genel itibariyle bu yönedir.Her kitabı okunmaya değerdir.
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez]
Bu kitabı çok güzel,akıcıdır.Günümüzde kullandığımız deyimlerin tarihte nasıl ortaay çıktığını çok güzel bir dille anlatıyor.Erzurumda okumuştum,tekrar okumak için Sivas'ta 3-4 kitapcıya sordum ama bulamadım malesef.Bulanalr kesinlikle okumalı
" Sanma şahım /herkesi sen / sadıkane / yar olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
Sadıkane / belki ol / alemde bir / dildar olur
Yar olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur "
Yavuz Sultan Selim Hana ait bir beyit. Dizelerin ilk kelimeleri yukarıdan aşağıya okunduğunda aynı dizeyi verir.Bu tarzda yazılan ilk beyit olduğu söylenmektedir. Divan edebiyatında bu özelliğe vezni aher denir.
“Keşke toprak olsaydım” anlamına gelen “yâ leytenî küntu türâbâ”, Divan şiirinde en çok iktibas edilen âyetlerdendir. Ve belki de en güzel kullanıldığı yer de şâiri bilinmeyen şu beyittir:
Hâk-i pâyin olduğum gördü didi kâfir rakib
Taş ile bağrın döğüp “yâ leytenî kuntu türâb”
Şâir diyor ki, kâfir rakip senin ayağının toprağı olduğumu görünce, kıskançlıktan bağrını döğerek “keşke ben de toprak olaydım” dedi
Divan şairleri, gündelik hayatlarındaki sıradan konuşmalarında bile âyet ve hadis kullanmayı bir meziyet kabul ederlerdi. Öyle ki yeri geldiğinde bunları birer mizah ve hazır cevaplık unsuru olarak bile kullanırlardı. Bununla ilgili olarak şu örnek verilebilir:
Fâtih; musahip, mahbub ve bendelerini seçerken şiirden anlayan, hakikatleri nükte ile yoğuranları tercih edermiş. Vezirleri arasında Mahmud ve Ahmet Paşalar gibi divan tertip etmiş şâirler olduğu bilinmektedir. Rivayete göre Fâtih bir gün, at üzerinde, bendeleriyle seyrana çıkmış. Sağanak geçen bir nisan mevsimi olsa gerek, yolda atının ayağından sıçrayan bir çamur katresi hemen ardındaki bendesinin yanağına yapışmış. O sırada Ahmet Paşa, mahbubun gül yanağı üzerine sıçrayan çamuru görüp,
“Yâ leytenî kuntu turâbâ” deyivermiş. Bu ibâre Nebe Suresinin 40. âyetinde geçer ve meâlen “Keşke toprak olsaydım” demeye gelir. Fâtih, Pâşa’nın bu mırıldanışını işitince sûret-i haktan görünüp bendesine “Ne diyor?” diye sormuş. Mahbubun verdiği cevap pek muhteşem ve muhteşem olduğu kadar da yalın ve gündelik. Meğer mahbub, cevap olarak söz konusu âyetin tamamını okumakla yetinmiş: “Ve yekûlu’l-kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ” yani “kâfir diyor ki; keşke toprak olsaydım.” (Bk. İskender PALA, Âh minel-aşk, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1999, s.37)
Güllü dibâ giydin emmâ korkarım âzâr seni
Nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dibâ seni (NEDİM)
(Ey sevgili,üzerinde gül işlemeli motifler bulunan bir elbise giydin; fakat korkarım ki o elbisenin gülünün dikeninin gölgesi seni incitir)
Ruh inceliği..
KARAMELLL58
11.11.2009, 22:07
teşekkürler çok güzel beyitler ellerine sağlık
Bende yok sabru sükûn, sende vefadan zerre,
İki yoktan ne çıkar fikredelim bir kerre.(Nâ-bi)
bu beyiti çok seviyorum çok anlamlı geliyo
"Lale Devri" döneminde Şair Nedim ve arkadaşları dolaşırlarken yanlarından yaşmaklı, genç ve güzel hanımlar geçer... Nedim'in arkadaşları şairden, o güzellerden birine laf atmasını isterler... Bu talep üzerine Şair Nedim güzellerden birine yanaşır ve ince bir tevriye san' atı ile şöyle seslenir:
"Görmemiştir kimseler canın tenden gittiğini
Ben gözümle gördüm, işte şu giden canım benim."
Onların duygularını ifade etme şekillerine aşık oluyoruz sadece..
Ya Râb belâ-yı aşk ile kıl âşina beni
Bir dem belâ-yı aşktan kılma cüdâ beni. ( Fuzûlî )
İskender Pala'nın bir kitabında geçiyordu ama hangisinde hatırlayamadım
dokuz doğurmak:
osmanlı zamanında geceleri 10 kafadar içip dolaşmaktadır. adamın birisinini de hanımı bu arada doğum yapmaktadır ama adam gece sefasında..
neyse gece bekçileri bunları tutukluyor hepsinin ifadesini alıyor..bizimkisinin de elinde bir fener onuncu sıradadır..hepsi de birer yalan uyduruyor kimseye inanmıyorlar tabii..hepsinin tek tek ifadesini alıyorlar içeri tıkıyorlar.. bu arada dokuz kişinin ifedesi btene kadar bizimkisi düşünüyor taşınıyor sıkılıyor bir yalan uyduruyor hapse girmemek için..sıra ona gelince diyor ki'' hanım doğum yapacaktı fener almaya komşuya gitmiştim o yüzden dışardaydım'' ... neyse inanıp salıveriyorlar...
eve geldiğinde hanımı doğumunu yapmış sitem ediyor.. ''sen nerdesin ben doğum yaptım yalnız bıraktın beni''diye kızıyor eşine..
bizimki de diyor ki' sus hanım sus .. sen 1 doğurdun ben 9 dokuz doğurdum''
İSKENDER PALA'DAN
Gül,gül dedi bülbül güle;gül gülmedi gitti
Bülbül güle, gül bülbüle yâr olmadı gitti
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan muradım şem’i yanmaz mı
Bir bûse mi bir gül mü verirsin dedi gönlüm
Bir nîm tebessümle o âfet gülü verdi
Zâtî
Gönlüm [o güzele] bir öpücük mü, bir gül mü verirsin diye sordu. O âfet sevgili ise yarım bir tebessümle gülü verdi...
KARAMELLL58
14.11.2009, 22:18
Bir bûse mi bir gül mü verirsin dedi gönlüm
Bir nîm tebessümle o âfet gülü verdi
Zâtî
Gönlüm [o güzele] bir öpücük mü, bir gül mü verirsin diye sordu. O âfet sevgili ise yarım bir tebessümle gülü verdi...
bu çok güzelmiş anlamı
Cehlimi bilmeyecek mertebe câhil değilim;
Bilirim rütbe-i noksânımı kâmil değilim.
-Yenişehirli Avni-
bu çok güzelmiş anlamı
Çok ince ...
Mecnun ile bir mektebi-i aşk icre okuduk
Ben Mushaf'ı hatmettim, o Leyli de kaldı
Fuzuli
Bir nihânîce tebessüm de mi sığmaz cânâ
Söyle billâh dehenün o kadar teng midür
(NEDÎM)
Ey Sevgili! Söyle, dudağın o kadar mı küçüktür? Gizli bir tebessüm de mi sığmaz...
*AHISKALI*
19.11.2009, 23:03
Bende mecnundan füzun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık benim mecnunun ancak adı var
(Fuzuli)
Cânımı isterse cânân,minnet cânıma,
Cân nedir ki,anı fedâ kılmayam cânânıma.
(FÜZÛLÎ)
Övebilmiş değilim sözlerimle Muhammed'i
lakin sözlerim Muhammed'le değerlendi (sas)
(İmam Rabbani)
*AHISKALI*
19.11.2009, 23:07
Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?
“Târih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
-Mehmet Âkif-
Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen (Şeyh Galip)
Kendine iyi bak çünkü sen alemin özüsün (zübde bir şeyin en önemli kısmı demektir. bu da öz sözcüğüyle karşılanır.) şeklinde açıklanır Şeyh Galip dizesi...Genel olarak insana hitap etse de,insanın da özü yani zübdesi Muhammed olarak hitap edilmiştir.
*AHISKALI*
19.11.2009, 23:18
Ka'be ki bünyad-ı Halil-i Azerest
Dil nazargah-ı Celil-i Ekberest"
(Kabe Azerin oğlu Halil yani ibrahim (A.S)'ın yaptığı bir binadır.Ama insanın gönlü Allah'ın nazar kıldığı bir yerdir)
_Mesnevi'den(Farsça)_
Kıldı zülfün tek perişan hâlimi hâlin senin
Bir gün ey bî-derd sormazsın nedir hâlin senin
Ellerle o zevk etti ben ateşlere yandım,
Çektim o kadar cevr-ü cefâsın ki usandım,
Derlerdi kabul etmezdim şimdi inandım,
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.
Of offff
Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenhâ bulamam
Seni tenhâ bulacak kendimi asla bulamam
( Selikî )
Çaresizlik ancak bu kadar güzel anlatılabilir.
Bin yol olsa ömrümün her anı ömr-i Nuhca,
Hiç handan olmasam bir lahza, her an ağlasam.
Bilindiği gibi Nuh Peygamber'in ömrü 950 yıl civarıydı.Şair her anım,saniyem Nuh'un ömrü yani 950 yıl olsun ve her an ben üzüleyim yanayım,işte o kadar sevdalandım,yandım diyor EMRİ..:)
Nice arz edem hele saz-ı dili dildara ben
Name göndersem kebuter iletemez biryan olur..
"Gönlümün aşk ateşiyle neler çektiğini sevgiliye hele nasıl arz edeyim?Ona halimi anlatan bir mektup göndersem;güvercin onu iletemez,yanıp kebaba döner."
Yok böyle bir ifade şekli.Günümüzdeki aptalca aşk sözleriyle,yüzyıllar önceki ifadelere bakınız ve kıyası siz yapınız..:)
Bu gamlar kim benum vardır bairin başına konsa
Çıkar kafir cehennemden güler ehl-i azab oynar..
K... Devamını Görısaca..Allah bir ayette "Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler var ya,onlara gök kapıları açılmaz ve deve iğne değiliğinden geçinceye kadar(hiçbir zaman) cennete giremezler" buyuruyor..
Fuzuliyse beyitinde gulüv yani abartma yaparak "eğer bendeki dertler bir deveye yüklense,deve o yüklerin altında öyle inceleceğini,öyle küçüleceğini varsayıp sonunda iğne değiliğinden geçeceğini ifade ediyor.Deve iğne değiliğinden geçince de ayete istinaden kafirlerin azaptan kurtulup bayram edeceklerini söylüyor..Pes ..:)
Cehlimi bilmeyecek mertebe câhil değilim;
Bilirim rütbe-i noksânımı kâmil değilim.
Yenişehirli Avni
sandalli
14.04.2010, 21:32
Siyahın En Güzeli
Gıpta ile seyrederken beyzayı
Gözüm hep takılır
Siyahın bendeki sevinişine
Gözlerin karın düştüğünü hiç gördümü Bilal?
Öyle düşerde dilinden Ahad
Sözcükler kıskanırdı
Dile bu kadar yakışan kelamı
Siyahın en güzelini
Seyrederdi semavat
Neydi Bilal
Sokak çocuklarına seni bir dinara
Taşa tutturan
Gövden kan içinde sabit kılan neydi
Kimi gördünde kara
Üstünde bu kadar beyaz durdu.
Kimdi Bilal kim köleyi efendisinden
Üstün kıldı
Kızgın güneş gölge ederde
Gögsündeki taş senden çok inler
Bir çağrı düşer dilinden
Asırlar tekrar eder
Şimdi anlıyorum
Bülbüller neden Ahad der
Ve Aklıma şimşek olur
Bir Ahad kaç kırbaç eder
Bir sıddıkın avuçlarında
Beyaz bir güvercinsin artık
Hürriyet ikiyüz dinar
Kanatların kırılana kadar uç
Belliki düştüğün yer
Cennettir.
Mustafa Doğan
................
Ayıttı ol perî bir gün düşüne girüren bir şeb
Sevincimden nice yıllar geçiptir görmedim uyku
Zâtî
O periler güzeli, "Günün birinde, bir gece rüyana gireceğim!" diye söz verdi... Bu sözün sevinciyle nice yıllar geçiyor ki gözüme uyku girmedi!
Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır
Fazilet hissi insanlardaAllah korkusundandır
Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havfı Yezdan'ın
Ne irfanın kalır tesiri ne de vicdanın (M.A. ERSOY)
vBulletin v3.8.3, Copyright ©2000-2025, Jelsoft Enterprises Ltd.