sivaslınet
14.03.2012, 10:27
Milliyetçi, Muhafazakar mı Dediniz?...
Milliyetçi, Muhafazakar Yurdumun/Yurdum insanının tipolojisi ne menem bir şeydir bir inceleyelim:
* Düşünmeyi yorucu bulur, derinlemesine sorgulamayla uğraşmaz. Birisini eskaza yaparken dinlerse haklı bulabilir, ama aynı bildiğini okumaya devam eder.
* Kraldan çok kralcıdır. Devletine ve efendilerine laf söyletmez. Nedenler üzerine düşünmeyi sevmediğinden, bunu yapanların doğuştan aymaz ve hain olduğunu düşünmeye meyillidir. Devletin bir aygıt olduğu ve onu elinde tutanların farklı ve özel amaçlar için kullanabileceğini düşünmek istemez.
* Farklılıklardan ve alışkanlıklarının değiştirilmesinden hoşlanmaz. Kendi gibi düşünmeyenler hep düşmandır, dış odaktır, gavurdur. Farklı gördüğü bir şeye saldırıp saldırmama konusunda efendilerinin normalitelerine icap eder. Onların onayladıklarını, bazen mırın kırın etse de kabullenmesi zor değildir.
* Güce aşıktır, güçlüden yana olur. Ezilenlere hep acısa da dürtüleri düşeni tekmelemeyi emreder.
* Birey olarak korkaktır, kendine güvenmez ve ezik hisseder. Küçük de olsa bir topluluk oluşturdukları zaman onun içinde aslan kesilir. Kahramanlık, hikayeleri ve sevgisiz, kof bir pohpohlama ile büyütüldüğünden saldırmayı yakıp yıkmayı linci kahramanlıklarının bir parçası olarak görür. Anlamaya çalışmak, empati kurmak onun için dünyanın en zor şeyidir. Evreninin merkezinde hep kendisi vardır.
* (Pek çoğu için ) Her yerde hayatın sillesini hep yiyendir. Bir kör döğüş içindedir. Net değildir. Hep bir kavga halinde. Öyle bir eziklik hali ki onu savunsanız bile o bunu görmemeyi veya çarpıtmayı uygun bulur. Böyle durumlarda sözlü ve fiziksel şiddetine maruz kalsanız bile kendinizinden çok onun mağdur insan olduğu ile ilgili ikircikli duygular yaşayabilirsiniz.
* Paradan hoşlanır. Müslümanın malının ortak olduğu sadece fakirler arasında dolanan bir efsanedir. Evet, yardım yapmayı sevenleri de vardır. Ama önce birilerinden meşru yollarla çalmaları gerekir ki bu çok normaldir.
* Normal bir sevgi yoktur pek çoğu için. Sevgi de bile hep bir fanatiklik hali vardır: Ölümüne sever. Hayatında değer verdiği herşeyi kutsar. Herkesin de onları, kendisi gibi kutsamasını ister. Bu istediklerini, kendisinden başkalarının da bekleyip isteyebileceğini düşünmez. Düşünse bile bunun onun için anlamı yoktur.
* Sloganları düşünce yapar. Derinlikten hoşlanmaz. Hep bir ezber hali... Ta ki birileri belleğine yeni bir dosya yükleyene kadar.
* Aşırı vatansevicidir ama kendi dilinden bir öykü bir roman okumaz. Şiir yazsa da bunlarda argonun ve fanatizmin icrasından ibarettir. Sanatçıların çoğu onun için zaten tu kaka dır. Türkü dinler. Ancak sadece dinler , onların icra özellikleri, yöreleri, folklorik köken, nitelikleri ile ilgili pek azı fikir edinmek ister. Müzik zevki 2-3 müzik türü ile sınırlıdır.
* Aşırı vatansevicidir ama yurdun çakalı , börtü böceği , uçan kuşu, esen yeli, akan suyu, yok olan ormanı ve toprağı ile ilgili hiç bir çalışmada, hiç bir eylemde, hiçbir savunmada isimini cismini göremezsin. Bunlar sevilip korunmadan, hele ki vatanı paylaştığın insanını, bırakın dünyalı görmeyi, uzaydan gelip her yeri zapt etmek isteyen bir uzaylı gibi gören ezberini kıramayacağın için anlatamazsın.
* Duyarsızlık had safhadadır. Bıçak kemiğe dayanmadan hiçbir şey yapmaz. Sohbetlerde ortaya konan eleştiri, daha çok birşeyleri ya da birilerini çekiştirme biçiminde tecelli eder. Buna karşılık alternatif ürettiği ise pek nadirdir.
* Muhafaza etmeyi sever. Çer çöp ne bulurlarsa her şeyi muhafaza eder. Koksa da rahatsız olmaz, atmaz. Aşırı bağlılık ve bağımlılık duyguları buna engeldir.
* Evrensel değer üretemez. Evrenle çok fazla işi olmaz zaten.
* Bir kahraman üretip onun etrafında kümelenmeyi sever. Biat ederek , dünyevi kaygılardan sıyrılmayı tercih eder çünkü bu onu rahatlatır. Kendisini, ona ve onun etrafında şekillenen değerlere adayarak, en kolay yoldan bir ideale sahip olur.
* Erkeğin egemenliğinden taviz vermez. Kendi hayatındaki kadınlara, kendinin yapacağı her türlü pervasızlığı reva görürken başkalarından gelen en masum tavırları kıskanç bir korumacılıkla engeller. Bu uğurda yapamayacağı yoktur. Söz konusu şahıs kadınsa yerinin evi olduğunu bilir.
* Erkeğinin işine karışmaz. Güvensiz dünyada en rahat yaşama şeklinin bu olduğunu düşünür, düşünmezse düşündürülür.
* ...
Bu kısa değerlendirme yazısında izah edildiği gibi, Onu böyle tanıyor olmamız, bizim suçumuz mu şimdi?
-ALINTI-
Milliyetçi, Muhafazakar Yurdumun/Yurdum insanının tipolojisi ne menem bir şeydir bir inceleyelim:
* Düşünmeyi yorucu bulur, derinlemesine sorgulamayla uğraşmaz. Birisini eskaza yaparken dinlerse haklı bulabilir, ama aynı bildiğini okumaya devam eder.
* Kraldan çok kralcıdır. Devletine ve efendilerine laf söyletmez. Nedenler üzerine düşünmeyi sevmediğinden, bunu yapanların doğuştan aymaz ve hain olduğunu düşünmeye meyillidir. Devletin bir aygıt olduğu ve onu elinde tutanların farklı ve özel amaçlar için kullanabileceğini düşünmek istemez.
* Farklılıklardan ve alışkanlıklarının değiştirilmesinden hoşlanmaz. Kendi gibi düşünmeyenler hep düşmandır, dış odaktır, gavurdur. Farklı gördüğü bir şeye saldırıp saldırmama konusunda efendilerinin normalitelerine icap eder. Onların onayladıklarını, bazen mırın kırın etse de kabullenmesi zor değildir.
* Güce aşıktır, güçlüden yana olur. Ezilenlere hep acısa da dürtüleri düşeni tekmelemeyi emreder.
* Birey olarak korkaktır, kendine güvenmez ve ezik hisseder. Küçük de olsa bir topluluk oluşturdukları zaman onun içinde aslan kesilir. Kahramanlık, hikayeleri ve sevgisiz, kof bir pohpohlama ile büyütüldüğünden saldırmayı yakıp yıkmayı linci kahramanlıklarının bir parçası olarak görür. Anlamaya çalışmak, empati kurmak onun için dünyanın en zor şeyidir. Evreninin merkezinde hep kendisi vardır.
* (Pek çoğu için ) Her yerde hayatın sillesini hep yiyendir. Bir kör döğüş içindedir. Net değildir. Hep bir kavga halinde. Öyle bir eziklik hali ki onu savunsanız bile o bunu görmemeyi veya çarpıtmayı uygun bulur. Böyle durumlarda sözlü ve fiziksel şiddetine maruz kalsanız bile kendinizinden çok onun mağdur insan olduğu ile ilgili ikircikli duygular yaşayabilirsiniz.
* Paradan hoşlanır. Müslümanın malının ortak olduğu sadece fakirler arasında dolanan bir efsanedir. Evet, yardım yapmayı sevenleri de vardır. Ama önce birilerinden meşru yollarla çalmaları gerekir ki bu çok normaldir.
* Normal bir sevgi yoktur pek çoğu için. Sevgi de bile hep bir fanatiklik hali vardır: Ölümüne sever. Hayatında değer verdiği herşeyi kutsar. Herkesin de onları, kendisi gibi kutsamasını ister. Bu istediklerini, kendisinden başkalarının da bekleyip isteyebileceğini düşünmez. Düşünse bile bunun onun için anlamı yoktur.
* Sloganları düşünce yapar. Derinlikten hoşlanmaz. Hep bir ezber hali... Ta ki birileri belleğine yeni bir dosya yükleyene kadar.
* Aşırı vatansevicidir ama kendi dilinden bir öykü bir roman okumaz. Şiir yazsa da bunlarda argonun ve fanatizmin icrasından ibarettir. Sanatçıların çoğu onun için zaten tu kaka dır. Türkü dinler. Ancak sadece dinler , onların icra özellikleri, yöreleri, folklorik köken, nitelikleri ile ilgili pek azı fikir edinmek ister. Müzik zevki 2-3 müzik türü ile sınırlıdır.
* Aşırı vatansevicidir ama yurdun çakalı , börtü böceği , uçan kuşu, esen yeli, akan suyu, yok olan ormanı ve toprağı ile ilgili hiç bir çalışmada, hiç bir eylemde, hiçbir savunmada isimini cismini göremezsin. Bunlar sevilip korunmadan, hele ki vatanı paylaştığın insanını, bırakın dünyalı görmeyi, uzaydan gelip her yeri zapt etmek isteyen bir uzaylı gibi gören ezberini kıramayacağın için anlatamazsın.
* Duyarsızlık had safhadadır. Bıçak kemiğe dayanmadan hiçbir şey yapmaz. Sohbetlerde ortaya konan eleştiri, daha çok birşeyleri ya da birilerini çekiştirme biçiminde tecelli eder. Buna karşılık alternatif ürettiği ise pek nadirdir.
* Muhafaza etmeyi sever. Çer çöp ne bulurlarsa her şeyi muhafaza eder. Koksa da rahatsız olmaz, atmaz. Aşırı bağlılık ve bağımlılık duyguları buna engeldir.
* Evrensel değer üretemez. Evrenle çok fazla işi olmaz zaten.
* Bir kahraman üretip onun etrafında kümelenmeyi sever. Biat ederek , dünyevi kaygılardan sıyrılmayı tercih eder çünkü bu onu rahatlatır. Kendisini, ona ve onun etrafında şekillenen değerlere adayarak, en kolay yoldan bir ideale sahip olur.
* Erkeğin egemenliğinden taviz vermez. Kendi hayatındaki kadınlara, kendinin yapacağı her türlü pervasızlığı reva görürken başkalarından gelen en masum tavırları kıskanç bir korumacılıkla engeller. Bu uğurda yapamayacağı yoktur. Söz konusu şahıs kadınsa yerinin evi olduğunu bilir.
* Erkeğinin işine karışmaz. Güvensiz dünyada en rahat yaşama şeklinin bu olduğunu düşünür, düşünmezse düşündürülür.
* ...
Bu kısa değerlendirme yazısında izah edildiği gibi, Onu böyle tanıyor olmamız, bizim suçumuz mu şimdi?
-ALINTI-