Orijinalini görmek için tıklayınız : DÜNYAYI KISKANDIRAN PERFORMANS
Türkiye ekonomisi dev ülkelerin krize girdiği 2011'i kıskandıracak bir büyüme performansıyla kapattı. % 8.5 ile Çin'in ardından büyümede dünya ikincisi olan Türkiye, ABD, AB ülkeleri ve Japonya gibi birçok ülkeyi geride bıraktı. GSYH 1.3 trilyona çıktı. Kişi başına milli gelir 10 bin 444 $'a yükselerek yeni bir rekor kırdı.
9 ÇEYREKTİR KESİNTİSİZ BÜYÜYEN EKONOMİ
Dünyanın dev ekonomilerinin krizle boğuştuğu 2011'de Türkiye yeni bir başarı hikâyesi yazdı. Kamu borç stokunu Avrupa'nın kendisinin bile uyamadığı kriterlerin daha da aşağısına çeken, bütçesini denkleştiren, en çok istihdamı sağlayarak işsizlik oranlarını indiren Türkiye, faiz lobisinin dışarıdan ve içeriden tüm olumsuz propagandasına rağmen 2011'de yüzde 8.5 büyüdü. Böylece yüzde 9.3 büyüyen Çin'den sonra dünya liginde ikinci sıraya oturdu. G20'nin dev ekonomileri ABD, Almanya, Fransa ve Japonya gibi birçok ülkeyi geride bıraktı. Türkiye kesintisiz 9 çeyrektir devam eden büyüme performansıyla dünyada gıpta edilen bir ekonomi haline geldi.
DÜNYAYI KISKANDIRAN PERFORMANS
Çin 9.3
TÜRKİYE 8.5
Hindistan 7.7
Endonezya 6.3
Rusya 4.0 Meksika 4.0
Güney Kore 3.7
Brezilya 3.4
Güney Afrika 3.2
Almanya 3.0
Kanada 2.2
Avustralya 1.8
ABD 1.7
Fransa 1.7
Euro Bölgesi 1.4
İspanya 0.7
İngiltere 0.7
İtalya 0.4
Japonya -0.3
Portekiz -1.6
Yunanistan -6.9
sivaslınet
03.04.2012, 08:43
Karşılıksız sıcak para kullanarak gelişim varmış gibi göstermek çok aldatıcı. Bunu ancak Türk hükümetleri yapar.
1- Türkiyede her kişinin yıllık borcu 6.700 TL dir. Dör küşilik aile yılda 26.800 TL ödeyecektir.
2- Dünyanın en pahalı benzin, mazot, ve doğalgazını kullanan ülke TÜRKİYE'dir
3- Dünyanın en yüksek vergisini ödeyen ülke TÜRKİYE'dir.
4- Dünyada kişi başına en az kitap okuyan ülke halkı TÜRKİYE'dir.
Bunlar yeter mi? :)
Karşılıksız sıcak para kullanarak gelişim varmış gibi göstermek çok aldatıcı. Bunu ancak Türk hükümetleri yapar.
1- Türkiyede her kişinin yıllık borcu 6.700 TL dir. Dör küşilik aile yılda 26.800 TL ödeyecektir.
2- Dünyanın en pahalı benzin, mazot, ve doğalgazını kullanan ülke TÜRKİYE'dir
3- Dünyanın en yüksek vergisini ödeyen ülke TÜRKİYE'dir.
4- Dünyada kişi başına en az kitap okuyan ülke halkı TÜRKİYE'dir.
Bunlar yeter mi? :)
bırak bu ezberleri 4.madden ile ilgili bak sana bir araştırmanın sonucunu atayım bilimsellik seviyorsunya böyle olsun demiyorum bunu sadece bilgin olsun diye paylaşıyorum
Önce araştırmanın sonucunu verelim:
ABD 71.681
Almanya 70.400
Japonya 44.224
İtalya 31.762
Fransa 30.193
S. Arabistan 13.579
Türkiye 7.260...
Bu rakamlar ne?
İlköğretim okullarında okutulan ders kitaplarının içerdiği kelime ve kavram sayısı...
Araştırmayı yapan: Ankara üniversitesi TÖMER Dil Öğretim Merkezi...
İlkokulu bitiren bir Amerikan çocuğu 70 bin kelime öğreniyor...
Aynı yaştaki bir Türk çocuğu ise 7.000 kelime...
Biz büyükler de Amreika'nın edebiyatını, bilimini, tekniğini kıskanıyoruz.
Adamlar yapmış abi...
''BİR MİLLETE YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK, ONUN DİLİYLE OYNAMAKTIR.''
Bu söz Goethe'ye aitti galiba.
Sözün doğruluğundaki dehşete bakın ki, onu türkçeye çevirince: 'Adamın kucağına oturup diliyle oynamak' gibi bir anlam çıkıyor.
Neden?
Çünkü lisan'ı katlettiler.
Ve bağırıyorlar:
Yaşasın harf devrimi!
Üstad Necip Fazıl diyor ki:
-Bu işin saikini, amilini, illetini bir müessire bağlayamamamın sebebi nedir?
Şimdi yeni dil ile yazalım:
-Bu işin nedenini, nedenini, nedenini bir nedene bağlayamamamın nedeni nedir?
Yaşasın kuş beyinli on milyon genç.
Evet, insan kelimelerle düşünür.
Siz onun kelimelerini çalarsanız salaklaşır, düşünemez.
Yahudiler ölü dilleri İbranice'yi canlandırır...
Biz de öz dilimizi öldürürüz.
Ne diyelim?
( bunları savunuyorsunuz inkılaplara karşı çıkıyorsunuz gibi laflar duymak istemiyorum cevaplarınızda onlara dikkat ederseniz sevinirim başta yazdım zaten)
sivaslınet
03.04.2012, 09:07
Sadece 4. maddeye cevap verme cesaretini göstermişsin ama onu da yanlış anlamışsın. :)
Ben öğrencilerin öğrendiği kelime sayısını vs. söylemedim ki. Halkın okuduğu kitap sayısını söyledim. İstersen istatistiki rakkamları koyayım buraya.
Ama asıl olan ekonomik rakkamlardır. Zira ülkede manevi değerler de dahil olmak üzere her şeyi ekonomik durum belirler.
Sen istatistiki rakkam koyacaksan ilk üç madde hakkında rakkam koy.
Alibaba58
03.04.2012, 10:36
Türkiye'de Başbakan'dan korkan ekonomi yazarları gerçekleri yazamazken, piyasa uzmanları raporlarında Türkiye'nin ekonomisinin içler acısı durumunu yazmaktan çekinmiyorlar.
EFG Istanbul Securities, Türkiye'de işlem yapan Yunan sermayeli bir menkul değerler şirketi. Bu şirketin büyük yabancı müşterilerine hitaben 27 Ocak'ta yayınlanan piyasalar raporunda şöyle deniliyor:
Türkiye - "Jack Çevik Ol, Jack Çabuk Ol" -- Bir gözünüzü Lira'dan ayırmayın. Yapması gerekeni henüz yapmadı. Merkez Bankası'nın faiz oranlarını düşürmesinden sonra piyasada reel para çıkışları oldu. Gösterge bonolarda faizler 23 baz puan arttı. Bugünkü Wall Street Journal'ın Avrupa baskısının 8. sayfasına bakın ne yazıyor: "Tüm gezegende bir gerçek, yiyecek, enerji ve diğer emtiaların fiyatlarının artması fakir halkın elindeki nakitin düşmesine neden olduğudur..." Peki öyleyse, Türkiye'de fakir insanlar mı yok veya biz bu gezegenden değil miyiz? İşin doğrusu, enflasyon iyi olmaya devam ediyor. Çekirdek enflasyon hareketleniyor. Fakat, fiyat baskısının en ufak bir esintisi yatırımcıların tepelere tırmanmasına yol açabilir. Öyleyse, hikayenin anlamı? Gerilla yatırım taktikleri; "Jack Çevik Ol, Jack Çabuk Ol..."
"Jack be nimble, Jack be quick" veya Türkçe çevirisiyle "Jack Çevik Ol, Jack Çabuk Ol" bir çocuk şarkısı. Şarkının devamında "Take the money, get out quick" yani "Parayı al, çabuk kaç oradan" deniyor. Bu rapordan sonra bugün piyasalarda yatırımcıların yoğun olarak bir Türk Lirası satışı yaptığını ve yabancı paralara geçtiğini görüyoruz. 27 Ocak'ı 1,5763'ten kapatan 1 doların bugünü 1,6125'ten kapattığını görüyoruz. Bir günlük artış %2,3. Yıllık mevduat faizlerinin %7'lerde olduğunu düşünürsek, dövizdeki bir günlük bu artış çok dramatik.
Wall Street Journal'daki "Tüm gezegende bir gerçek, yiyecek, enerji ve diğer emtiaların fiyatlarının artması fakir halkın elindeki nakitin düşmesine neden olduğudur..." ifadeye atıfta bulunulan rapor, aslında Türkiye'deki bu ekonomik gerçeklerin sanki Türkiye, başka bir gezegende bir ülkeymiş gibi gözardı edildiğini söylüyor ve müşterilerine, artık enflasyondaki küçük artışların dahi, piyasalarda tozu dumana katacağını söyleyerek Türk Lirası'ndan çıkmanın vakti olduğunu söylüyor.
Türkiye, göz göre bir ekonomik krize mi giriyor? Yoksa, şimdiye kadar devam eden Lale Devri bitti de, Fetret Devrine mi giriyoruz.
Sadece 4. maddeye cevap verme cesaretini göstermişsin ama onu da yanlış anlamışsın. :)
Ben öğrencilerin öğrendiği kelime sayısını vs. söylemedim ki. Halkın okuduğu kitap sayısını söyledim. İstersen istatistiki rakkamları koyayım buraya.
Ama asıl olan ekonomik rakkamlardır. Zira ülkede manevi değerler de dahil olmak üzere her şeyi ekonomik durum belirler.
Sen istatistiki rakkam koyacaksan ilk üç madde hakkında rakkam koy.
gerçekten aka kara diyen kişilere laf anlatmak çok zor ilk üç maddenide şöyle analiz edelim
söylediğine göre yıllık 6700 lira ise bu borcun karşılığında ne sahibi oluyor doğru borçlanma olur adam beğenmez arabasını lüksüne biner 2 odalı evi beğenmez 3-4 odalı eve çıkar nede olsa bunları karşılayabileceği para var eğer bunlar yok diyorsan kafanı evinin camından çıkar çok rahatlıkla görebilirsin yanlız gözlüklüysen gözlüğünü çıkarman gerekebilir sen bu 10 yıllık süreçle ondan önceki 40-50 yıllık süreci kıyasla bakalım
2- zaten bu madde türkiye yi doğrudan ilgilendirmiyor çünki bu maddeler bizim ülkemizden çıkarılmıyor dışa bağımlıyız ama şunu söyleyebilirim araştır sende bu hükümet geldiğinde önceki hükümetler tarafından rusya ile azerbaycan ile doğalgaz anlaşması yapılmış uzun süreli ne oldu biliyormusun yapılan anlaşmalar yeniden düzenlendi %17-%20 arasında indirime gidildi
3 peki bundan önceki dönemlerde nasıldı onuda söyle millet vergiyi azmı veriyordu ne hizmet alabiliyordu ne ay sonunu denk getirebiliyordu
4 2002- öncesi ve 2002 den sonraki dönemin analizinide versene artışmı var azalmamı son olarak sana güzel bir analiz daha sunayım
1940'ta Ülkede okuma yazma oranı % 20 iken
CHP'nin oy oranı % 80 idi.
------------------------------------------
Yıl 2012 Ülkenin okuma yazma oranı % 95
Chp'nin oy oranı % 26
sivaslınet
03.04.2012, 11:45
Gözlüğümü falan bırak. Tartışıyorsan demagoji yapmadan tartış. Ben böyle şeylerden hoşlanmam. Hep bilgi yaz.. Sadece "anlamıyorsun" de o kadar.
Kaldı ki kim anlamıyor.. Ben dış borçları yani sıcak parayı kastettim. Okumak lazım.
Bir de enerjilerde %60 vergi var. Bu vergi malı götürenlerin cebine gidiyor. Halka dönmüyor. Bak Sivas'ın haline..
700 TL asgari ücret. 1.000 TL açlık sınırı. Yani, 700 TL açlık sınırı değil, artık ÖLDÜREN sınırı olmuş durumda..
3.100 TL almayan insan yoksul..
Neyse anlaşılmıyor bırakalım bari..
destan58
03.04.2012, 11:47
arkadaşım bizde oy verdik ama,bu büyüdü etti olayları tamamen hikaye yahu,avrupa birliği kredileriyle,hibeleriyle,tarım da büyüme yaratılıyor,istihdam arttırılıyor,sanayii de %90 dışa bağımlı bir ülke,en basiti fransız muhabbetinde renault&peugeot tamam kardeşim üretimi durduruyorum dese %5-10 ihracat kesintiye uğrar.
iran doğalgazı vermiyorum dese neler olabilir biliyormusunuz?
1-elektrik üreten kurumların çoğu doğalgaz kullandığı için,geniş çaplı elektrik kesintileri başlar,ortalama 8*14 saat arası
2-elektriğin olmadığı yerde kamusal alan&sosyal yaşam gitgide çöküntüye uğramaya başlar
peki ya askeri gücümüz?
tamamen yabancı imkanlarla donatılan ve teknolojisinin sadece yüzde beşi yerli olan(mermi kovanı,barut,patlayıcı madde v.s) bu halde olan bir devlete hala büyüyor demek,abesle iştigaldir,%20 doğalgaza yüzde bilmem kaçta 3 haftada benzine zam yapan hükümetin ellerinden öpmeye devam edin,kusura bakmayın ama ben öpmeyeceğim ve elimden geldiğince de öptürmeyeceğim
sivaslınet
03.04.2012, 12:18
Teğet Geçirdiler...
Zamlar güzel oldu...
Biraz az olmakla birlikte iyi...
*
Kimsenin sesi çıkmadığına göre, demek ki teğet geçirdiler...
*
Tepki gösterenler var tabii...
Tüketiciler ara sokaklarda toplandılar... Kadınlar maşaları aldılar ellerine... Erkekler kazma saplarını...
Çıktılar caddeye...
Öbür sokaklardan gelenlerle birlikte meydana indiler...
Polis kızdı:
“Ne istiyorsunuz?..”
“Zamlar geri alınsın...”
O an polis de zam yapanlara kızdı:
“Kim ki bu zammı yaptıysa, taaaa...”
O da yürüdü...
Zam yapan bakanı çarşafa sokup bakanlığın arka kapısından içeri aldılar ki, tüketiciler tarafından tanınmasın...
İktidar bir çare arıyor şimdi...
Pakistan’da...
*
Geçiyorum bu yana...
Kadının birisi çocuğunu götürüp Başbakanlığın önüne bıraktı...
Anne yüreğidir, fazla uzaklaşamadı, karşı köşeye oturdu...
Ağladı...
İnternette bu duyulunca tam bir milyon insan evinden çıktı o gün...
Yunanistan’da...
*
İkisinin ortası Türkiye’de, dünyanın en pahalı benzinini kullanmak yetmiyormuş gibi yine zam yaptılar, kimsenin sesi çıkmıyor...
Elektriğe zam bir yana, kaçak elektrik kullananların faturasını da namuslu insanlardan alıyorlar, utanmadan ve çekinmeden faturaların altına “K/K” diye yazıyorlar da...
“Tık” yok...
Doğalgaz zammı; yüzde 18.7...
Davul getirdiler Kızılay Meydanı’na, belki zamlara canı sıkılıp da biraz gelen olur...
Kimse gelmedi...
Türkiye’de...
*
İnsanların çağdaş yaşam standardı ellerinden alınamadığı için, kimi devletler ekonomide kriz yaşıyor...
Türkiye; dünyanın en pahalı benzini, en pahalı elektriği, en pahalı gazı ile krizi işte böyle hane ve kişi başına dağıttığı için, biz buna ne diyoruz:
“Teğet geçti...”
*
Bu zamlar teğet geçirme yani...
Biraz az oldu ya...
Daha gelir...
Siz susun...
-Bekir COŞKUN-
Gözlüğümü falan bırak. Tartışıyorsan demagoji yapmadan tartış. Ben böyle şeylerden hoşlanmam. Hep bilgi yaz.. Sadece "anlamıyorsun" de o kadar.
Kaldı ki kim anlamıyor.. Ben dış borçları yani sıcak parayı kastettim. Okumak lazım.
Bir de enerjilerde %60 vergi var. Bu vergi malı götürenlerin cebine gidiyor. Halka dönmüyor. Bak Sivas'ın haline..
700 TL asgari ücret. 1.000 TL açlık sınırı. Yani, 700 TL açlık sınırı değil, artık ÖLDÜREN sınırı olmuş durumda..
3.100 TL almayan insan yoksul..
Neyse anlaşılmıyor bırakalım bari..
cleye tembihlemek lazım bir devede benim için bulsun
Eğilme Bekir
Bekir Coşkun, uzun süredir "gündemden düşmüş", adı anılmayan bir adam. Yazılarını da okuyan yok, çalıştığı gazeteyi de.
Bunun sıkıntısı içinde, kendini kamuoyuna hatırlatmak için birtakım atraksiyonlara girişti. Önce, işe yaramadığı ya da aldığı yüksek maaşı haketmediği için işten çıkarılan birçok gazeteci gibi "beni başbakan mahvetti" tezini bir süre savundu, söktüremedi. (İlk gazetesinden kovulmamış, kendisi "heyheylenip" tüymüştü.)
Ancak Internet'in "yolcu pisliğiyle geçinen hancı tavuğu" misali basın dedikoduları üzerinden ekmek sağlayan birtakım sitelerinde yankı bulabildi yani... Ama bunların da müşterisi belli ve sınırlıydı, sıradan vatandaş ilgilenmiyor, izlemiyordu.
Belki de hatayı, "küçük olsun bizim olsun" felsefesiyle, az satan gazetede "İlhan Selçuk postuna oturmayı" tercih etmekle yapmış, arkadaşlarının "buraya gel, sana yakışan yer burasıdır" çağrısına uyup cazgırlık ve edepsizlikle satış sağlayan daha etkili "bulvar gazetelerine" gitmemekle iyi etmemişti... Kendi dar çevresinde havası vardı da kitlede etkinliği yoktu.
Bir süre bekledi, baktı ki hepten unutulup gidecek, günün modasına uyup başbakana küfür etmeyi denedi, "belki bana da dava açar" umuduyla... Başbakan aldırmadı, onu Ahmet Altan'ı aldığı kadar ciddiye almamıştı.
Bunun üzerine, son çare olarak, "başıma bir şey gelecek diye ödüm kopuyor, beni öldürecekler, korkuyorum" dümenine yattı.
Nitekim, yalnızca kendi çevresinde bile olsa, beklediği tepkiyi hemen gördü. Onunla aynı kafada gidenler hemen gözyaşları içinde reklamını yapmaya koyuldular.
Eh, biz de bugün burada adını anarak kendisine yardımcı olalım, okurlarımıza "sahi yahu, böyle bir adam vardı" dedirtelim. Birbirimize destek olmalı, meslek dayanışmasına girmeliyiz, öyle değil mi? Düşeni yerden kaldırmak bir görevdir.
Bu da fazla etkili olmazsa, televizyon tartışma programlarına katılıp, bu yolla şöhret bulan bazı kişiler gibi ciyak ciyak cazgırlık ederek ilgi toplamak da bir çözüm olabilir ama Coşkun ekran sevmiyor, "aksanı varmış", onun için halkın karşısında Türkçe konuşmak istemiyor.
Bekir Coşkun, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı gibi öldürülmekten korkuyormuş.
Sözünü ettiği kişileri kontrgerilla öldürdü.
Vallahi, suçu "İslamcılara" yıkabilmek için Coşkun'u da yapar mı yapar, hani şu ünlü Danıştay baskını gibi!... İşin kötüsü, kayıtları da silerler, kimvurduya gider.
Ya da tetikçi giderken şöyle "yaşasın şeriat" diye bir bağırsa hani...
Sonra yakalanınca da "Bekir ağabey Kemalistmiş, bilmiyordum, özür dilerim" diyerek rengini ve kime çalıştığını belli etse salak tetikçi...
Ya da gazeteye yeni bir bomba... Ama atacak olan görevliye eskisi gibi tembih etsinler, bomba fazla hasar vermesin, şöyle güm diye sesi çıksın yeter, ne de olsa gazete yabancı yer değil!
Sayın Coşkun gerçekten korkuyorsa önce kendi arkadaşlarına dikkat etsin, arkasını dönmesin. Örneğin, yerde yirmi beş kuruş görürse sakın eğilip almaya kalkmasın.
İmza: Bir dost.
Engin ARDIÇ
vBulletin v3.8.3, Copyright ©2000-2025, Jelsoft Enterprises Ltd.