![]() |
Cevap: Dini Konular
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]sayın Altuntaş özele burdan cevap vermek istedim çok konu açmak kirlilik oluyorsa bu son konumdu emin olun birdaha konu açmıycam sizleri konularım la yorduğum için Özür dilerim kaba bir tabir olmuş bana hitafınız ben buraya bilği almak ve vermek için geldim yanlış yapmışım selametle........[/FONT][/COLOR]
|
Cevap: Dini Konular
[QUOTE=gülrüba;508404][COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]sayın Altuntaş özele burdan cevap vermek istedim çok konu açmak kirlilik oluyorsa bu son konumdu emin olun birdaha konu açmıycam sizleri konularım la yorduğum için Özür dilerim kaba bir tabir olmuş bana hitafınız ben buraya bilği almak ve vermek için geldim yanlış yapmışım selametle........[/FONT][/COLOR][/QUOTE]
GÜLRUBA YORUMLARINDAN BİZLERİ MAHRUM ETME.İNAN YORUMLARINI ZEVKLE OKUYORUM.EĞER SEN YOKSAN BENDE YOKUM.ALLAH YARDIMCIN OLSUN. |
Dini Konular
[RIGHT][FONT=Comic Sans MS][B][IMG]http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/kapi-300x300.jpg[/IMG][/B][/FONT]
[/RIGHT] [B][FONT=Comic Sans MS] Eski zamanlarda bir zat, seyahati sırasında çok ilginç bir olaya şahit olur.. Çölde, eşkiyaların bir kervana saldırdıklarını, ne var ne yoksa zorbaca gasbettiklerini korkuyla seyreder uzaktan.. Biraz sonra bakar ki, soygun yapan eşkiyaların reisi bir kenarda abdest alıp, namaza duruyor.. Adam hayretlerdedir..Dayanamaz, namazdan sonra yanına varır ve sorar ona; - “Merak ve hayretler içindeyim” der.. - “Yaptığın iş zalimce ve haram..Günahlar içindesin..Sonra da kalkıp, o yaptıklarını men’edenin huzuruna varıyorsun! Bu nasıl iştir?” Eşkiyaların reisi olabildiğince hüzünlü, şu ilginç ve ibretli cevabı verir; - “Ey yolcu! Ben yıllardır şeytana ve ayartıcı benliğime uyarak, [COLOR=DimGray]Rabbimle aramda faraza 100 kapı varsa, 99 unu kapattım İstiyorum ki hiç değilse BİR KAPI AÇIK KALSIN!”[/COLOR] Aradan zaman geçer, o zatın yolu, nasip olur Kabe’ye düşer.. Tavaf esnasında bir de bakar ki, yıllardır hiç unutamadığı o eşkiya reisi de orada!.. Kabe’ye sarılmış, huşu ile dua etmekte, hıçkırıklarla ağlamaktadır.. Yine hayretlerdedir o zat.. Yanına varır selamlar onu, kendini tanıtır ve sorar; - “Oradan buraya…Nasıl oldu bu iş? Nedir bunun hikmeti?” Tebessüm eder tövbekar adam ve ışıl ışıl gözleri, boynu bükük der ki; - [COLOR=DimGray]“Sana demiştim ya hani; Hiç değilse BİR KAPI AÇIK KALSIN O’nunla aramda..İşte ben, tüm acizliğim ve samimiyetimle o kapıyı hep açık tuttum.. Rabbim de rahmetiyle, muhabbetiyle lutfetti tüm kapıları açıverdi.[/COLOR] [/FONT][/B] |
Cevap: Kapi Acik Kalsin . . .
çokk güzeldi dilsadcım sagollll.......
|
<<<ŞİİR,KASİDE>>>
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı ögrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladim sevdiklerimi. .. Ağladım. Yaşamayı ögrendim. Dogumun, hayatın bitmeye başladığı an oldugunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar oldugunu ögrendim. Zamanı ögrendim. Yarıştım onunla... Zamanla yarışılmayacagını, zamanla barışılacağını, zamanla ögrendim... Insanı ögrendim. Sonra insanların içinde iyi!ler ve kötüler oldugunu... Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim. Sevmeyi ögrendim. Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı oldugunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kuruldugunu ögrendim. İnsan tenini ögrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulundugunu. .. Sonra da ruhun aslında tenin üstünde oldugunu ögrendim. Evreni ögrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını ögrendim. Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektigini ögrendim. Ekmeği ögrendim. Sonra barış için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini. Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim. Okumayı ögrendim. Kendime yazıyı ögrettim sonra... Ve bir süre sonra yazı, kendimi ögretti bana... Gitmeyi ögrendim. Sonra dayanamayıp dönmeyi... Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi... Dünyaya tek başına meydan okumayı ögrendim genç yaşta... Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektigine aydım. Düşünmeyi ögrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi ögrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yikarak düşünmek oldugunu ögrendim. Namusun önemini ögrendim evde... Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu; gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el sürmemek oldugunu ögrendim. Gerçegi ögrendim bir gün... Ve gerçegin acı oldugunu... Sonra kararında acının, yemege oldugu kadar hayata da lezzet kattığını ögrendim. Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim. Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim. Olur ya ... Kalp durur ... Akıl unutur ... Ben dostlarımı ruhumla severim. O ne durur, ne de unutur ... MEVLANA |
Dini Konular
[B]Burada her türlü şiiri,kasideyi, paylaşabilirsiniz.
Bihamdülillah Gafur ismi var iken Aglama ey gönül gül ferah ferah Esmasindan Settar ismi var iken Akitma göz yasi sil ferah ferah Eger umar isen Hak´tan cenneti Sofiye yalvarip etme minneti Gece gündüz terk eyleme sünneti Bes vakit namazini kil ferah ferah Eger umar isen lutfunu Hakkin Aduyi nefsine yanasma yakin Dilini haramdan kiybetten sakin Gecersin sirati yol ferah ferah Hulisi kalp ile birle Allah´i Seni nara yakmaz hemi billahi Bülbül ol metheyle Rasululklahi Acilsin bahcende gül ferah ferah Her derede sögüt olmaz RUHSATI Her anadan yigit olmaz RUHSATI Bundan güzel yigit olmaz RUHSATI Aklin basta ise al ferah ferah[/B] |
Cevap: Dini Konular
[CENTER][B][FONT=Comic Sans MS][IMG]http://img2.blogcu.com/images/h/i/c/hicazyolu/1227286836signaturedl5bl5nc9ds4ebes6.jpg[/IMG][/FONT][/B]
[/CENTER] [B][FONT=Comic Sans MS] Güzel bir bayram günü, bayramlar bayram.. Sahabiler Allah Rasulü (s.a.v.)'in ardında bayram namazını kılmışlar, neşeyle evlerine dağılıyorlar.. Efendimiz (s.a.v.) de mescidden çıkıyor. Çocukları görüyor. Neşe, sevinç içinde rengarenk, yepyeni bayramlıklarıyla oyunlar oynuyor çocuklar. O en merhametli insan.. O hayatı en ince, en dikkatli yaşayan.. Neşeler, sevinçler, gülücükler içinde, bir bayram gününde O (s.a.v.), mahzun bir çocuğu farkediyor.. Çocuk bir duvarın dibine çömelmiş, elbiseleri perişan, ağlamaklı.. Çocuğun yanına varıyor, soruyor: - Yavrum neyin var, neden böyle üzgünsün? Niçin arkadaşlarınla birlikte oynamıyorsun? Ve, Allah Rasulü (s.a.v.) çocuğun Uhud şehidi bir babanın yetimi olduğunu öğreniyor. Gözleri doluyor, gönlü Uhud gününe akıyor.. Çocuğun ellerinden tutuyor, başını okşuyor, gönlünü alıyor. Sevindirici bir haber veriyor: - Ağlama..Ben baban olayım. Aişe annen, Fatıma kardeşin olsun. İstemez misin? Çocuk sevincinden uçacak gibidir. - Nasıl razı olmam, nasıl istemem.. Efendimiz (s.a.v.) çocuğu alır, evine götürür. Yedirir, içirir, üstünü başını giydirir. Çocuğun ismi Buceyr'dir.. Efendimiz (s.a.v.) bu ismi değiştirerek ona Beşir ismini verir. Artık karnı tok, güvende olan Beşir güle oynaya arkadaşlarının yanına gider. Arkadaşları sorar: - Biraz önce ağlayıp duruyordun. Şimdi ne oldu? Beşir cevap verir: - [I]Açtım, doydum; çıplaktım, giyindim; yetimdim, Rasulullah babam, Aişe annem oldu.[/I] Bunun üzerine diğer çocuklar ona gıpta ederek, [COLOR=Green]" Keşke bizim babamızda Uhud'da şehit olsaydı da, biz de böyle bir babaya kavuşmuş olsaydık." [/COLOR]derler. Beşir b. Akra (r.a.) Efendimiz (s.a.v.)'in vefatına kadar O'nun yanında kaldı. O vefat ettiğinde asıl yetimliği başlamıştı. Şöyle ağlar dururdu: [COLOR=Red] " İşte şimdi yetim kaldım. İşte şimdi garip oldum."[/COLOR][/FONT][/B] |
| WEZ Format +2. ?uan Saat: 16:27. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.