Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Şiirler (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=38)
-   -   Sabiha Serin Siir Kösesi (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=12579)

Sabiha Serin 02.10.2007 10:02

KALSIN ARTIK MAZİDE
 
KALSIN ARTIK MAZİDE

Kalsın artık mazide o ölümsüz aşkımız,
Hani nerede bizim umudumuz, coşkumuz?
Bilmem ki neden böyle harap gönül köşkümüz,
Kapanır mı zamanla yürekteki bu yara?

Olmasaydı umudum, inanmazdım bu aşka;
Kalbimde yer bulmadı hiç kimse senden başka.
O en güzel anılar sende kalsaydı keşke,
Hasretinle yüreğim düşmezdi böyle dâra.

Yanımda olmasan da yüreğim hep seninle,
Anacağım hep seni o gülen gözlerinle,
Bende yaşayacaksın silinmez izlerinle.
Her köşede sen varsın, kalkışamam inkara...


SABİHA SERİN

SivasLady 02.10.2007 13:03

--->: CANIM SİVAS'IM
 
[B]elinize yüreginize saglik cok güzel bir siir[/B]

Sabiha Serin 04.10.2007 06:07

EFSANE
 
EFSANE


Senden ayrı her anım, eder beni divane
Olmayınca soluğun, bu dünyadan bana ne
Kurumuş bir yaprağım, hazan bana bahane
Bırak kalsın gönlümüzde; bu aşk bizden efsane


Dünyaları veririm, gözlerinin rengine
Baktıkça giderim ben, uzaklarda engine
Dayanır mı ki yürek, bitmeyen bu sevgine
Bırak kalsın gönlümüzde; bu aşk bizden efsane



SABİHA SERİN
Araştırmacı Yazar Şair
SİVAS
[email]sabiha_serin@mynet.com[/email]



Not: EFSANE başlıklı bu şiirim
İnternette bir şiir sitesinin açtığı şarkı sözü
yarışmasında 5000 eser arasından finale kalmıştır.

Ayrıca EFSANE adlı ilk şiir kitabım yeni çıkmıştır.

Bu coşku ve sevincimi sizlerle paylaşmak istedim.
Bu şiir kitabımda her konuda yazdığım şiirlerim
mevcut olup siz saygıdeğer şiir sevenlere sunmuş bulunuyorum.
En çok Sivas,Atatürk,Şehitlerimiz,Aşk ,Sevgi ve Özlem dolu şiirlerimin
tamamı EFSANE adlı şiir kitabımda sizleri dolu dolu duygu deryasına
yudum yudum götürecektir.Şiirlerimi okuyan,beğenen çok değerli
okuyucularımın ısrarı ile Nihayet tüm şiirlerimi sizlerle buluşturmanın
mutluluğu içindeyim.

EFSANE şiir kitabımı okumak isteyenler
aşağıdaki adresten temin edebilirler.
Sivas'tan herkese kucak dolusu selamlar.
sevgiler ve saygılarımla..

EFSANE adlı Şiir Kitabımın
temin edileceği yer:

KÜLTÜR KİTABEVİ
Paşa Kesici
İstasyon Caddesi
50.Yıl Sitesi Karşısı
No: 24 SİVAS
Kültür Kitabevi Tel: 0.346.2242236
Yazar : Sabiha Serin Tel: 0.505.3890270

fratt 04.10.2007 08:40

--->: EFSANE
 
[B][COLOR="DarkSlateGray"]hayırlı uğurlu olsun. darısı uğraşıpta başaramayanların başına :)[/COLOR][/B]

Mert5858 04.10.2007 10:01

--->: EFSANE
 
[B]Ellerine Saglik.

Paylasim Icin Tsk.[/B]

Sabiha Serin 07.10.2007 20:38

NEREDE ESKİ BAYRAMLAR
 
NEREDE ESKİ BAYRAMLAR


İşte yine bu bayram da bitse de,
Konuklar evlere gelip gitse de,
Tatlı ve şeker ikram edilse de,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar
.

Dostluklar oldu, sanki buzdolabı,
Komşuluk oldu, derin dondurucu,
Akrabalık oldu, sanki Sibirya,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar


Öptü mü yavrun, gelip ellerini?
Kutladılar mı, senin bayramını?
Yoksa alıp gitti mi, hediyeyi?
Üzgünüm, nerede, eski bayramlar


Atlatıldı kutlama mesaj ile
Kapılara bırakılan kart ile
Olur mu hiç kutlama bunlar ile?
Üzgünüm, nerede eski bayramlar.


Misafirden korkup, evinden kaçmış,
Zil çalınca kapıyı açmamış,
Vah! demek ki gelenekte kalmamış,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar


SABİHA SERİN

abuç 07.10.2007 21:13

-->: NEREDE ESKİ BAYRAMLAR
 
aaaah ah..........................

Serd@r 10.10.2007 04:39

-->: KALSIN ARTIK MAZİDE
 
[B]Paylaşımınız için sağolun Sabiha Hanım,keşke dediğiniz gibi kalsa herşey ama nerdeee![/B]

Sabiha Serin 12.10.2007 17:42

NEREDE ESKİ BAYRAMLAR
 
NEREDE ESKİ BAYRAMLAR

İşte yine bu bayram da gelse de,
Konuklar evlere gelip gitse de,
Tatlı ve şeker ikram edilse de,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar
.
Dostluklar oldu, sanki buzdolabı,
Komşuluk oldu ,derin dondurucu,
Akrabalık oldu ,sanki Sibirya,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar
.
Öptü mü yavrun, gelip ellerini ?
Kutladılar mı , senin bayramını?
Yoksa alıp gitti mi, hediyeyi?
Üzgünüm, nerede, eski bayramlar
.
Atlatıldı kutlama mesaj ile,
Kapılara bırakılan kart ile,
Olur mu hiç kutlama bunlar ile?
Üzgünüm, nerede eski bayramlar.

Misafirden korkup, evinden kaçmış,
Zil çalınca kapıyı açmamış,
Vah ! demekki gelenekte kalmamış,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar.....


SABİHA SERİN

altuntas58 20.10.2007 20:36

-->: NEREDE ESKİ BAYRAMLAR
 
[QUOTE=Sabiha Serin;216604]NEREDE ESKİ BAYRAMLAR


İşte yine bu bayram da bitse de,
Konuklar evlere gelip gitse de,
Tatlı ve şeker ikram edilse de,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar
.

Dostluklar oldu, sanki buzdolabı,
Komşuluk oldu, derin dondurucu,
Akrabalık oldu, sanki Sibirya,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar


Öptü mü yavrun, gelip ellerini?
Kutladılar mı, senin bayramını?
Yoksa alıp gitti mi, hediyeyi?
Üzgünüm, nerede, eski bayramlar


Atlatıldı kutlama mesaj ile
Kapılara bırakılan kart ile
Olur mu hiç kutlama bunlar ile?
Üzgünüm, nerede eski bayramlar.


Misafirden korkup, evinden kaçmış,
Zil çalınca kapıyı açmamış,
Vah! demek ki gelenekte kalmamış,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar


SABİHA SERİN[/QUOTE]


Bu güzel şiirinizi çok beğendim teşekkürler

altuntas58 07.11.2007 15:00

-->: KALSIN ARTIK MAZİDE
 
Sabiha hanım şiirinizdeki bu anlamlı sözler benide maziye doğru sürükledi paylaşımınız için teşekkür ederim

altuntas58 07.11.2007 15:05

-->: NEREDE ESKİ BAYRAMLAR
 
Atlatıldı kutlama mesaj ile,
Kapılara bırakılan kart ile,
Olur mu hiç kutlama bunlar ile?
Üzgünüm, nerede eski bayramlar.

Misafirden korkup, evinden kaçmış,
Zil çalınca kapıyı açmamış,
Vah ! demekki gelenekte kalmamış,
Üzgünüm, nerede eski bayramlar.....


Çok haklısınız geleneklerimiz şiirlerinizle dile getirerek bize tekrar hatırlattığınız için sağolun

Sabiha Serin 09.02.2008 13:23

EFSANE ( Bestelenmiştir)
 
EFSANE


Senden ayrı her günüm, eder beni divane
Olmayınca yanımda, güller açsa bana ne
Bir kurumuş yaprağım hazan bana bahane
Bırak gönülde kalsın, bu aşkımız efsane


Bu dünyayı verirdim, gözlerinin rengine
Dalıp dalıp giderdim, uzaklara,engine...
Nasıl dayandı yürek, o bitmeyen sevgine
Bırak gönülde kalsın, bu aşkımız efsane


SABİHA SERİN


Not: Yeni çıkan İlk Şiir Kitabımında adı olan EFSANE adlı bu şiirim
Saygıdeğer Bestekarlarımızdan Sayın Ferhat SARMUSAK bey tarafından
Türk Sanat Muziği dalında Muhayyer Kürdi Makamında bestelenmiştir..
Kendilerine sonsuz teşekkür ederim..
.

EFSANE adlı ilk şiir kitabım 2007 Ağustos ayında Ankara Gündüz Yayınevinden çıkmıştır.Şu anda Sivas'ta birçok kitapçılarda satışa sunulmuştur. Temin etmek isteyenler benim e.mail adresim olan [email]sabihaserin@gmail.com[/email] adresime bildirebilir.
EFSANE adlı Şiir Kitabımın içindeki şiirlerimden dört tanesi Türk Sanat Müziği,
bir tanesi Türk Halk Muziği dalında ünlü bestekarlar tarafından bestelenmiştir.
Dinlemek isteyenlere gururla gönderebilirim.

Bestelenen eserlerim:

EFSANE:
Güfte: Sabiha Serin
Beste: Ferhat Sarmusak
Makam: Muhayyer Kürdi

HEP SEN VARSIN
Güfte: Sabiha Serin
Beste: Timur İlikan
Makam:Buselik

BİR KAR TANESİ OLSAM
Güfte: Sabiha Serin
Beste: İlgün Soysev
Makam: Hicazkar

BENİ UNUTMA
Güfte: Sabiha Serin
Beste: Timur İlikan
Makam: Nihavent

HOŞÇAKAL GİDİYORUM
Güfte: Sabiha Serin
Derleyen: Ozan Fedai Koç

Güzel Sivas'ımızdan kucak dolusu selam ve Saygılarımla...

altuntas58 06.03.2008 15:13

-->: EFSANE ( Bestelenmiştir)
 
Sivasımızın çok değerli araştırmacı yazar sayın SABİHA SERİN hanımefendiyi yazmış olduğu bu güzel eserlerinden dolayı kutlarım

Sabiha Serin 10.03.2008 08:48

BİR KAR TANESİ OLSAM
 
BİR KAR TANESİ OLSAM



Bulutlara gizlenip bir kar tanesi olsam
Lapa lapa yağarak dolsam avuçlarına

Şimdi uzaklardayım her dem seni anarım
Suskun gecelerimde hayalinle yaşarım

Figan eder sümbüller ilahi aşkımıza
Aşıklar eşlik eder yeni bir şarkımıza

Şimdi uzaklardayım her dem seni anarım
Suskun gecelerimde hayalinle yaşarım


SABİHA SERİN


Türk Sanat Müziği
Dalında bestelenmiştir


Güfte :Sabiha Serin
Beste :Naim İlgün Soysev
Makam:Hicazkar

Arif Coşkun 10.03.2008 09:20

--->: BİR KAR TANESİ OLSAM
 
Bu başarınızdan dolayı sizi kutlar devamını dilerim. Saygılar.

altuntas58 10.03.2008 09:35

--->: BİR KAR TANESİ OLSAM
 
[QUOTE=Sabiha Serin;242870]BİR KAR TANESİ OLSAM



Bulutlara gizlenip bir kar tanesi olsam
Lapa lapa yağarak dolsam avuçlarına

Şimdi uzaklardayım her dem seni anarım
Suskun gecelerimde hayalinle yaşarım

Figan eder sümbüller ilahi aşkımıza
Aşıklar eşlik eder yeni bir şarkımıza

Şimdi uzaklardayım her dem seni anarım
Suskun gecelerimde hayalinle yaşarım


SABİHA SERİN


Türk Sanat Müziği
Dalında bestelenmiştir


Güfte :Sabiha Serin
Beste :Naim İlgün Soysev
Makam:Hicazkar[/QUOTE]


Bu güzel şiirinizi şimdi şarkılarda dinlemek zevkini bizlere yaşattığın için size çok teşekkür ederim siz Sivasımızın gururusunuz emeğinize sağlık

_DuMaN_58 10.03.2008 17:38

-->: BİR KAR TANESİ OLSAM
 
[B]Ellerine Sağlık Sabiha abla...

[COLOR="Red"]Şimdi uzaklardayım her dem seni anarım
Suskun gecelerimde hayalinle yaşarım[/COLOR][/B]

Sabiha Serin 12.03.2008 13:11

KAHRAMAN SEYİT
 
KAHRAMAN SEYİT


Emine anadan bir yiğit doğdu
Bir ana göğsünden bengisu sağdı
Düşmanın önünde bir yüce dağdı
Kavuştu sılaya kahraman Seyit


On sekiz Mart günü Deniz Savaşı
Niğdeli Ali ve Seyit Onbaşı
Albay Cevat ile Hilmi Yüzbaşı
Birlikte savaştı kahraman Seyit


Rumeli yakası Kilitbahır`da
Mermiyi kaldırmak kaldı bir sırda
Böyle koç yiğitler geldi asırda
Fırlattı gemiye kahraman Seyit


Tarihte şanı var ey koca Seyit
O mahşer anında nasıl da yiğit
Döküldü kanları binlerce şehit
Aldı intikamı kahraman Seyit


Şimşekler çakarken keskin gözünden
Ülkemin kaderi doğdu özünden
Cumhuriyet ilkem çıkmam izinden
Türkün gururudur kahraman Seyit


Son günleri çile ile geçse de
Nice canlar şehitliği içse de
Vatan aşkı ile göçüp gitse de
Nurlar içinde yat kahraman Seyit



SABİHA SERİN

altuntas58 12.03.2008 14:14

--->: KAHRAMAN SEYİT
 
Bu güzel şiiri bizlerle paylaştığın için size çok teşekkür ederim

Sabiha Serin 13.03.2008 09:04

ATAM İZİNDEYİZ
 
ATAM İZİNDEYİZ

Bu vatan hepimizin, kolay elde etmedik
Bir karış toprak için binlerce şehit verdik
Canını siper etti yiğit gazilerimiz
Savundu ülkesini, düşmana yenilmedik.

Kurtuluş Savaşında yavruları sırtında
Kağnısını çekerek mermiler kollarında
Cepheye yetiştiren yüce analarımız
Kurtardı vatanını, asla yenik düşmedik.

Atamızın armağanı has Cumhuriyeti
Demokrasi, Devrimleri, ille Laikliği
Bizlere bıraktığı bütün kazanımlara
Sahip çıkar koruruz, kimseye eğilmedik.

Türk ulusu sadıktır, Atamın izindeyiz
Şanlı bayrağımızı gururla seyrederiz
Ülkümüz Cumhuriyet, onurla yaşatırız
Hepimiz tek yüreğiz, birleştik, bölünmedik.

Türk gençliği çalışın, vatan size emanet
Atatürk`ün çizdiği ilkeleri takip et
Gelecek sizlerindir, hedefini büyük seç
Ülkeni sev, gurur duy, biz sizlere güvendik.


SABİHA SERİN

abircan 13.03.2008 10:02

--->: ATAM İZİNDEYİZ
 
Mustafa Kemal Atatürk (19 Mayıs 1881, Selanik - 10 Kasım 1938, İstanbul), Türk asker ve devlet adamı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı (1923-1938). I. Dünya Savaşı sonrası Anadolu'da başlayan ulusal bağımsızlık mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı'nın askerî ve siyasi önderi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucusu ve ilk genel başkanı.

Atatürk kronolojisi için bkz. önemli olaylarla Atatürk




Konu başlıkları [gizle]
1 Çocukluk ve gençlik yılları (1881 - 1905)
1.1 Atatürk'ün doğum tarihi
2 Erken Meslek Hayatı, 1905-1914
2.1 Şam'da staj ve İttihat ve Terakki Cemiyeti
2.2 Birinci Libya görevi (1908)
2.3 Hareket Ordusu (1909)
2.4 Trablusgarp Savaşı, 1911-1912
2.5 Balkan Savaşları, 1912-1913
2.6 Askerî Ataşe Dönemi, 1913-1914
3 Birinci Dünya Savaşında Hizmetleri, 1914-1918
3.1 Çanakkale Savaşı, 1915-1916
3.2 Kafkasya Cephesi, 1916-1917
3.3 Sina ve Filistin Cephesi, 1917-1918
4 Milli Mücadele dönemi (1919 - 1923)
4.1 Örgütlenme Dönemi, Mayıs 1919 - Mart 1920
4.2 Hakimiyetin sağlanması, Mart 1920 - Mart 1922
4.3 Barışın sağlanması
4.4 Saltanatın Kaldırılması
4.5 Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı, 29 Ekim 1923
5 Cumhurbaşkanlığı Dönemi, 1923-1938
5.1 Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde kurulan hükümetler
5.2 Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde dış politika
5.3 Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde inkılaplar ve iç politika
5.3.1 Siyasal alanda inkılaplar
5.3.2 Toplumsal alanda inkılaplar
5.3.3 Hukuk alanında inkılaplar
5.3.4 Eğitim ve kültür alanında inkılaplar
5.3.5 Çok partili demokrasi denemeleri
5.3.5.1 Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 1925
5.3.5.2 Serbest Cumhuriyet Fırkası, 1930
6 Atatürk'ün son günleri ve ölümü
7 Özel Hayatı
7.1 Evliliği
7.2 Çocukları
8 Yapıtları
9 Medya
10 Notlar
11 İlgili maddeler
11.1 Atatürk'ün söylevleri
12 Ayrıca bakınız
13 Dış bağlantılar



Çocukluk ve gençlik yılları (1881 - 1905)

Kız kardeşi, Annesi, AtatürkMustafa Kemal Atatürk, 1881 tarihinde Selânik, Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi'nde bugün müze olan evde doğdu. 1839 doğumlu olan babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır'a bağlı Debre-i Bâlâ (Yukarı Debre)'dandır. Milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Bu çiftin Fatma (1871/72-1875), Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Mustafa (Kemal Atatürk) (1881-1938), Makbule (Boysan, Atadan) (1885-1956) ve Naciye (1889-1901) adında altı çocukları oldu. Fatma dört, Ahmet dokuz, Ömer sekiz yaşlarında iken, o senelerde salgın olan kuşpalazı (difteri) hastalığından çocuk yaşlarında öldüler. En küçük kardeş Naciye, Mustafa Kemal'in Harp Okulu'nu bitirdiği sene, oniki yaşındayken verem hastalığına yakalanıp hayatını kaybetti. Makbule Hanım 1956 yılına kadar yaşadı.

Öğrenim çağına gelen Mustafa, annesinin isteğiyle Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, daha sonra babasının isteğiyle Mektebi Şemsi İbtidai (Şemsi Efendi Mektebi)'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde Hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selânik'te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi. Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi'ndeki ev, Ragıp Bey'in evidir. Ali Rıza Bey yaşarken, Ahmed Sübaşı Mahallesi'ndeki Sanayi Mektebi karşısındaki evde oturmuşlardı.

Mustafa, Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu ve 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi'ne girdi. Bu okulda Matematik Öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey "Kemal" adını ilave etti. Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey (Yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç Mustafa Kemal'in düşünce yapısına etkiledi. Mustafa Kemal Kuleli Askerî İdadisi'ne girmeyi düşündüyse de ona ağabeylik yapan Selânikli bir subay Hasan Bey'in tavsiyesine uyarak Manastır Askerî İdadisi'ne kaydoldu. 1896-1899 yıllarında okuduğu Manastır Askerî İdadisi'nde Tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik Bey (Bilge), Mustafa Kemal Efendi'nin tarih'e olan merağını güçlendirdi. 1899'da İstanbul'da Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Harp Okulu)'na girerek 1902'de Mülâzim (Teğmen) rütbesiyle mezun oldu. Akabinde Erkan-ı Harbiye Mektebi (Harp Akademisi)'ne devam etti ve 11 Ocak 1905'te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi.


Atatürk'ün doğum tarihi

Atatürk'ün kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Gregoryen takvimi 26 Aralık 1925'ten sonra Türkiye'de kullanılmaya başlanmıştır, doğum tarihi konusundaki karışıklık ise Osmanlı döneminde kullanılan iki takvimden doğmuştur. Bu dönemde kullanılan Hicri takvim ve Rumi takvimin ortak noktaları, Atatürk'ün kaydedilen doğum yılı olan 1296'nın yanında hicri veya rumi olduğunun belirtilmemesi, gregoryen takvimde ay ve yıla bağlı olarak 1880 veya 1881 yılından hangisine denk geldiğinin kesin olarak bulunmasını zor hale getirmiştir. [1] Faik Reşit Ünat araştırmaları sırasında Zübeyde Hanım'ın Selanik'teki komşularını ziyaret etmiş ve bu konuda sorular sormuştur. Aldığı cevaplar çelişmektedir, bazı komşular Atatürk'ün bir ilkbahar gününde doğduğunu söylerken bazı komşular ise kış günü (ocak veya şubat) olduğunu iddia etmişlerdir. Atatürk'ün kendisi, annesinin ona bir bahar gününde doğduğunu söylediğini, kız kardeşi Makbule Atadan ise annesinin ona Mustafa Kemal'in fırtınalı bir gecede doğduğunu söylediğini ifade etmişlerdir. Enver Behnan Şapolyo Atatürk'ün 23 Aralık 1880'de doğduğunu öne sürmüş, Şevket Süreyya Aydemir ise bu tarihin 4 Ocak 1881 olduğunu iddia etmiştir. Şişli Atatürk Müzesi'nde gösterimde bulunan Atatürk'ün son nüfus cüzdanının üzerinde doğum tarihi kısmında 1881 görülebilir haldedir.[1]

Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı kabul edilen 19 Mayıs tarihinin Atatürk'ün doğum günü olarak kabulü tarihçi Reşit Saffet Atabinen'in bir jestinin sonucudur. Atabinen'in ulusun doğuşu üzerine yaptığı bir jest 19 Mayıs'ın önemini iyi şekilde yansıttığı için Atatürk'ün takdirini kazanmıştır. İzleyen günlerde bir öğretmenin, planladıkları “Gazi” günü için Atatürk'ün doğum gününü sorması üzerine Atatürk tam tarihi bilmediğini söylemiş ve Gazi Günü için 19 Mayıs'ı önermiştir. Tevfik Rüştü Aras, Atatürk ile yaptıkları günler süren bir araştırmadan sonra doğum tarihi aralığını 10 Mayıs ve 20 Mayıs arasına daralttıklarını söyler. Atatürk bu araştırmadan sonra “neden 19 Mayıs olmasın” demiştir. Bu tarih resmi olarak halka ve diplomatik kanallarca diğer ülkelere bildirilmiştir. Ancak bu tarih ilginç bir durum yaratmıştır, 1881 yılının 19 Mayıs günü, Rumi takvimde 1297 yılına denk gelmektedir, ancak kaydedilmiş doğum tarihi Rumi 1296 yılıdır. Rumi 1296 yılı 13 Mart 1880 ile 12 Mart 1881 arasında sürmüştür, bu sebeple alternatif olarak Atatürk'ün doğum tarihi 19 Mayıs 1880 olabilir. Bu sebeplerle ne tarih ne de yıl genel kabul görmemiştir. Mustafa Kemal Derneği eski başkanı Muhtar Kumral 13 Mart 1958'deki bir basın konferansında Atatürk'ün doğum tarihini Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'ın sözlerine dayanarak 13 Mart 1881 olarak belirlediklerini söylemiştir.Ancak Gregoryen 13 Mart 1881, Rumi 1 Mart 1297'ye denktir, Atatürk'ün doğum yılı ise 1296 olarak kayda geçmiştir, bu sebeple geçerlilik iddiası zan altındadır.[1]

Atatürk'ün Rumi 1296'da doğduğuna ilişkin kayıt bulunsa da, Atatürk'ün doğum gününü net olarak söyleyebilmek için gerekli miktarda kayıt bulunmamaktadır. Atatürk'ün doğum günü Gregoryen 1880 veya 1881'e denk geliyor olabilir. Atatürk'ün doğum günü, kendi onayıyla resmi olarak 19 Mayıs olarak belirlenmiştir. Bu gün Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı olması sebebiyle önem verdiği bir gündür.[1] Köşe yazarı Yılmaz Özdil, kesin bilgi bulunmamasını eleştirmiştir.[2]


Erken Meslek Hayatı, 1905-1914

Şam'da staj ve İttihat ve Terakki Cemiyeti
1905-1907 yılları arasında Şam'da Lütfi Müfit Bey (Özdeş) ile birlikte 5.Ordu emrinde görev yaptı. 1906 Ekim ayında Binbaşı Lütfi Bey, Dr. Mahmut Bey, Lüfti Müfit Bey (Özdeş) ve askerî tabib Mustafa Bey (Cantekin) ile birlikte 'Vatan ve Hürriyet' adlı bir cemiyeti kurduktan sonra Ordu'dan izinsiz Selânik'e gitti. Selânik Merkez Komutan Muavini Yüzbaşı Cemil Bey (Uybadın)'in yardımıyla karaya çıktı ve orda cemiyetinin şubesini açtı. Bir süre sonra arandığını öğrendi ve ona ağabeylik yapan Albay Hasan Bey, Yafa'ya dönüp oranın komutanı Ahmet Bey'e Mısır sınırında Bîrüssebi'ye gönderildiğini birdirmesini önerdi. Ahmet Bey de Mustafa Kemal Bey'i Bîrüssebi'ye tayin etti ve bir süre sonra topçu staj için tekrar Şam'a gönderildi. 20 Haziran 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu ve 13 Ekim 1907'de 3.Ordu'ya atandı. Ancak Selânik'e vardığında 'Vatan ve Hürriyet'in şubesinin İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne ilhak edildiğini öğrendi. Bu yüzden kendisi de 1908 Şubat ayında İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu (Üye numarası: 322). 22 Haziran 1908'de Rumeli Doğu Bölgesi Demiryolları Müfettişliğine atandı.


Kıdemli Yüzbaşı
Birinci Libya görevi (1908)
23 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra sonbahar aylarında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından, toplumsal ve siyasal sorunları ve güvenlik problemlerini incelemek üzere Trablusgarp (bugünkü Libya'nın bir parçası)'a gönderildi. Burada 1908 devriminin fikirlerini Libyalılara yaymaya ve buradaki nüfusun farklı kesimlerinden gelenleri Jön Türk politikasına kazanmaya çalıştı. [3] Bu siyasi görevin yanısıra bölge halkının güvenliği ile de ilgilendi. Kentin dışında yapılan bir savaş tatbikatında Bingazi garnizonuna önderlik ederek askerlere modern taktikler öğretti.Bu tatbikat süresince isyancı bir şeyhin evini sararak bölgede sistem karşıtı başka güçlü kişilere örnek olması amacıyla onu kontrol altına aldı. Ayrıca hem kentli, hem de kırsal bölge insanlarını korumak için bir yedek asker ordusu planlamaya başladı.[4]


Hareket Ordusu (1909)
13 Ocak 1909'da 3.Ordu'ya bağlı Selânik Redif Fırkası'nın Kurmay Başkanı oldu ve 13 Nisan 1909'da Meşrutiyete karşı başlayan 31 Mart Hadisesi'ni bastırmak üzere Selânik ve Edirne'den yola çıkarak Mirliva Mahmut Şevket Paşa komutasında 19 Nisan 1909'da İstanbul'a girecek olan Hareket Ordusu'na bağlı birinci kademe birliklerinin kurmayı başkanı oldu. Daha sonra 3.Ordu Kurmaylık, 3.Ordu Subay Talimgâhı Komutanlık, 5.Kolordu Kurmaylık, 38.Piyade Alay Komutanlık görevlerinde bulundu.

Mustafa Kemal Bey 12-18 Eylül 1910'de Fransa'da düzenlenen Picardie Manevraları'na gönderildi ve deneme uçuşuna davet edildiyse de korkundan uçağa binemedi ve hayat boyunca binmeyecekti. Dönüşte 27 Eylül 1911'de İstanbul'da Genelkurmay Karargâhında görev aldı.


Trablusgarp Savaşı, 1911-1912

Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemalİtalyanların Trablusgarp'a saldırısıyla 29 Eylül 1911'de başlayan Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemal Bey de diğer İttihatçı arkadaşlarıyla birlikte 18 Ararlık 1911'de Bingazi'ye hareket etti. Bu arada 27 Kasım 1911'de Binbaşı oldu. Tobruk yakınında küçük bir zaferi kazandıktan sonra 11 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.



Balkan Savaşları, 1912-1913
Mustafa Kemal Bey Balkan Savaşı'nın patlak vermesiyle 24 Ekim 1912'de İstanbul'a hareket etti ve 24 Kasım 1912'de karahgâhı Bolayır'da bulunan Bahr-i Sefit Boğazı (Akdeniz Boğazı) Kuvayi Mürettebesi Harekât Şubesi Müdürlüğüne atandı. General Stilian Georgiev Kovachev komutasındaki Bulgar 4.Ordusu tarafından yenildi. Haziran 1913'da başlayan İkinci Balkan Savaşı'nda Dimetoka ve Edirne'ye girdi.


Askerî Ataşe Dönemi, 1913-1914
27 Ekim 1913'te Sofya Askerî Ataşesi'ne atanarak yakın arkadaşı Sofya Sefiri (Elçisi) Fethi Bey (Okyar)'in altında çalıştı. Ek görev olarak Belgrat ve Çetine Askerî Ataşeliğini de yürüttü. Bu görevde iken 1 Mart 1914'te Kaymakam (Yarbay)lığa yükseldi. Savaştan sonra Harbiye Nazırı General Kovachev'in kızı Dimitrina (Miti) Kovacheva'ya yanaşarak General'in de güvenini kazanmayı başardı.

Bulgaristan, Mustafa Kemal'in hayatında en büyük etki yapan ülke olmuştur. Bulgaristan'da geçen hayatı incelendiği zaman yapacağı devrimlerin birçoğunu yıllar önce Sofya'da görev yaptığı sırada düşündüğü ve şekillendirdiği görülür.[kaynak belirtilmeli]

Mustafa Kemal Bey'in Sofya'ya geldiği günlerde Bulgar siyasi yaşamı çok hareketliydi. Sobranya (Bulgar Parlamentosu) için yapılan seçimler iktidardaki Radoslovov'un partisi için başarısız geçmiş ve iktidar partisi parlamentoda sandalye kaybetmişti. Kabine kurma görevinin, parlamentoda çoğunluğa sahip olmamasına rağmen yeniden Radoslovov'a verilmesi gibi siyasi olaylar Atatürk'ü derinden etkilemiştir.[kaynak belirtilmeli]


Birinci Dünya Savaşında Hizmetleri, 1914-1918
Daha çok bilgi için: Osmanlı Cephesi (Birinci Dünya Savaşı)
Askerî Ataşe görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada 28 Temmuz 1914'de I.Dünya Savaşı başlamış, 29 Ekim 1914'de Osmanlı Devleti de savaşa girdi. 20 Ocak 1915'de Mustafa Kemal Bey 3.Kolordu emrinde Tekfurdağı'nda kurulacak olan 19.Fırka Komutanlığına atandı.


Çanakkale Savaşı, 1915-1916
Daha çok bilgi için: Çanakkale Savaşları

Çanakkale Savaşları sırasında19.Fırka, 23 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komtanlığı emriyle Eceabat bölgesinde ihtiyata alındı. 25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na İtilaf Devletleri'nin yaptığı çıkartmalarıyla Çanakkale Savaşı başladı. 3.Kolordu komutanı Mehmet Esat Paşa'nın emrinde savaşan Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey Arıburnu'na çıkan ANZAC (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu) birliklerinin yarımada içine ilerlemesini Conkbayırı'nda durdurdu. Bu başarı üzerine 5.Ordu kumandanı Müşir (Mareşal) Liman von Sanders Paşa'nın takdirini kazandı ve 1 Haziran 1915'te Miralay (Albay)lığa yükseldi. İngilizlerin Ağustos ayında Suvla Körfezi'ne yaptığı ikinci çıkartmadan sonra, 8 Ağustos akşamı Liman von Sanders Anafartalar mevkiinde bulunan birliklerinin komutasını verdi ve 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi'ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe ve 21 Ağustos'ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Miralay (Albay) Mustafa Kemal Bey, Ruşen Eşref Bey (Ünaydın) başta olmak üzere İstanbul basın tarafından "Anafartalar Kahramanı" olarak kamuoyuna tanıtıldı.



Kafkasya Cephesi, 1916-1917
Daha çok bilgi için: Kafkasya Cephesi
1916'da önce Edirne ve sonra Diyarbekir'de görev aldı. Anafartalar'daki başarıları dolayısıyla muharebe kıdem zamları verilerek 1 Nisan 1916'da Mirlivalığa yükseldi ve Paşa ünvanını aldı. Rus kuvvetleriyle yapılan savaşlar sonucunda Muş ve Bitlis geri alındı. 7 Mart 1917'de karargâhı Diyarbekir'de bulunan 2.Ordu Koumtan Vekililiğine atandıktan sonra Hicaz Kuuveyi Seferiyesi Komutanlığına getirilmek istendi. Ancak bunu kabul etmeyerek 5 Temmuz 1917'de Yıldırım Orduları Grubu emrindeki 7.Ordu Komutanlığına atandı.


Sina ve Filistin Cephesi, 1917-1918
Daha çok bilgi için: Sina ve Filistin Cephesi ve Nablus Hezimeti

Sina ve Filistin CephesindeBu görevi sırasında Ahmet Cemâl Paşa ile birlikte, savaşta ülkeyi felakete sürüklediğine inandığı Başkumandan Vekili Enver Paşa'ya karşı bir askerî darbe hazırlamakla suçlandı.[kaynak belirtilmeli] Görevinden alınarak İstanbul'a çağırıldı.

15 Aralık 1917 ile 5 Ocak 1918 tarihler arasında Veliaht Vahdettin Efendi'nin maiyetinde Almanya'ya giderek Keiser II.Wilhelm, Genel Karargâhı ve Elsass bölgesini ziyaret etti.

1918 Haziran ayında Viyana ve Karlsbad'a giderek tedavi gördü. Sultan Reşat'ın vefatı ve Vahdettin'in cülûsu üzerine 2 Ağustos'ta İstanbul'a döndü. 15 Ağustos 1918'de 7. Ordu Komutanı olarak Suriye cephesine atandı ve ardından "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" (Padişahın Onursal Yaveri) ünvanı verildi.

19 Eylül 1918'de Allenby komutasındaki İtilaf kuvvetleri genel taarruza geçerek üç ordudan oluşan Yıldırım Orduları Grubu'nu ağır bir hezimete uğrattılar. 1 Ekim'de Şam, 25 Ekim'de Halep düştü. "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa, VI.Mehmet (Vahdettin)'in başyaveri Naci Bey (Eldeniz)'e bir tel çekerek Yıldırım Orduları Grubu'nun savaş gücünün kalmadığını bildirerek mütareke istemesini önerdi. Ayrıca yeni hükümette kendisinin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili olarak görevlendirilmesini istedi.

30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandı ve ertesi gün öğle vaktinde yürürlüğe girdi. Mondros Mütarekenamesi 19.maddesi gereğince, Yıldırım Orduları Grubu kumandanı olan Liman von Sanders Paşa'nın görevden alınması üzerine "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa bu göreve getirildi. Ancak 7 Kasım'da Yıldırım Orduları Grubu ile 7.Ordu lağvedildi.

10 Kasım'da Yıldırım Kıt'aatının komutasını 2.Ordu Komutanı Nihat Paşa'ya bırakarak Adana'dan İstanbul'a haraket etti ve 13 Kasım'da İstanbul'a Haydarpaşa Garı'na ulaştı. Fethi Bey (Okyar) ile birlikte Ahmet İzzet Paşa (Furgaç) yanlısı ve Ahmet Tevfik Paşa (Okday) karşıtı bir tavrı koyan 'Minber' gazetesini çıkararak siyasi girişimlerde bulundu.


Milli Mücadele dönemi (1919 - 1923)
Daha çok bilgi için: Türk Kurtuluş Savaşı

TBMM Başkanı Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa
Örgütlenme Dönemi, Mayıs 1919 - Mart 1920
Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu'da milisler (Kuvayı Milliye) şeklinde örgütlenen direniş hareketleri başladı. "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa, Padişah VI.Mehmet (Vahdettin) tarafından olağanüstü yetkilerle donatılarak Vilayet-i Sitte (Alti Vilayet)'yi "Büyük Ermenistan" ve "Bağımsız Kürdistan" projelerinden korması için görevlendirildi. 19 Mayıs 1919'da Refet Bey (Bele), Kâzım Bey (Dirik), 'Ayıcı' Mehmet Arif Bey, Hüsrev Bey (Gerede)lerle beraber Samsun'a çıktı.


22 Haziran 1919'da Rauf Bey (Orbay), Kâzım Karabekir Paşa, Refet Bey (Bele) ve Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile birlikte Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan etti. Kâzım Karabekir Paşa tarafından Erzurum'da toplanan Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Kongresine (Erzurum Kongresi) katıldı. Kongre üyelerinin ısrarıyla Osmanlı ordusundan istifa etti ve Kongre başkanlığına seçildi[kaynak belirtilmeli]. 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi'ni toplayarak ulusal direnişi yönetecek olan siyasi yapılaşmayı kurdu. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. Osmanlı Meclis-i Mebusan'ın Mart 1920'de işgal güçlerince basılması ve önde gelen vatanperverane mebusların tutuklanması üzerine 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasını sağladı. Erzurum mebusu sıfatıyla Meclis ve Hükûmet Başkanlığına seçildi. T.B.M.M., bir kurucu meclis gibi çalışarak Milli Mücadele'yi yürütecek olan Anadolu hükumetinin altyapısını kurdu.


Hakimiyetin sağlanması, Mart 1920 - Mart 1922

24 Mart 1923 tarihli Time dergisinin kapağı
Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa,Kocatepe'de.(26 Ağustos 1922)Merkezi denetimden uzak bulunan Kuva-yı Milliye örgütleri dağıtılarak düzenli bir ordu oluşturuldu. Milli Mücadele'nin en kanlı çatışmaları, düzenli orduya katılmayı kabul etmeyen Kuva-yı Milliye gruplarına karşı verildi. (Bak. Çerkez Ethem Bey).

Ulusal direnişin yayılması ve Sevr Antlaşması'nın direnişle karşılaşması üzerine İtilaf Devletleri, Yunan ordusunu Anadolu'nun içlerine sürdü.[kaynak belirtilmeli] Yunan ordusu İsmet Bey kumandasındaki düzenli birliklerce I.İnönü (6-10 Ocak 1921) ve II.İnönü (23 Mart-1 Nisan 1921) Muharebelerinde geri çevirildi. Ancak Yunanlılarının Karahisar istikametinden büyük hücumunun yapılacağını tahmin edemeyerek Kütahya-Eskişehir (10-24 Temmuz) Muharebelerinde 4. Fırka Kumandanı Yarbay Mehmet Nâzım Bey'in şehit düşmesi gibi ağır şekilde mağlubiyete uğradı ve Sakarya nehrinin doğusuna çekilmek zorunda kaldı.

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında Büyük Millet Meclisi içinde iktidara yani Mustafa Kemal Paşa'ya karşı tepkiler artmaya başladı.Bu muhalefeti yöneltenler ordunun başına geçmesi için Mustafa Kemal Paşa'ya baskı yapmaya başladılar.Gerçek niyetleri ise O'nu Ankara'dan uzaklaştırmak ve Enver Paşa'nın iktidarını sağlamaktı.Mustafa Kemal Paşa,4 Ağustos 1921 günü Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmayla başkumandan olmayı kabul ettiğini ancak başkumandanlığının faydalı olabilmesi için Meclis'in ordu ile ilgili yekilerini üç ay süreyle kendisinde toplayacak bir kanun çıkartılması gerektiğini açıkladı.Paşa'nın başkumandanlığını isteyenlerin bu şekilde hayalleri suya düşürülmüş oldu.5 Ağustos 1921 günü oybirliği ile çıkartılan yasa ile Mustafa Kemal Paşa,TBMM Orduları Başkumandanlığı'na getirildi.[5]

Mustafa Kemal Paşa,Başkumandanlığa geçmesinin hemen ardından yayınladığı Tekalif-i Milliye Emirleri ile halkı ordunun donatılması için seferberliğe çağırdı.12 Ağustos'ta Polatlı'da teftiş yaparken attan düştü ve kaburga kemiği kırıldı. 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihlerinde yapılan Sakarya Meydan Muharebesi'nde Yunan Ordusu'nun hücum gücü tükendi.Bu savaşın kazanılmasında Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'nın o güne kadar tüm dünyada uygulanan savaş tekniklerini altüst eden taktiği büyük önem taşımaktadır.[6] Bu zaferden sonra 19 Eylül 1921'de Büyük Millet Meclisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'ya Müşir rütbesi ve Gazi ünvanı verdi.

Sakarya Zaferi'nden bir yıl sonra ,26 Ağustos 1921 sabaha karşı saat 5.30'da Afyon'un güneyinden başlayan topçu ateşiyle Büyük Millet Meclisi Orduları,Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz'u başlattı.Yunan Cephesi bu taarruz ile yarıldı ve Dumlupınar Ovası'na atılan düşman kuvvetleri 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar Meydan Muharebesi sonucunda imha edildi.Bu muharebede Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa ordunun başında bizzat savaşa katıldığı için Dumlupınar Meydan Muharebesi,Başkumandanlık Meydan Savaşı olarak da anılmaktadır.En sonunda 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtulması ve Yunan Ordusu'nun imha edilmesi neticesinde "Büyük Zafer" kazanılmış oldu.[7]


Barışın sağlanması
Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Lausanne (Lozan) kentinde imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Bu antlaşma ile Sevr Antlaşması yürürlükten kalkmış, Türkiye Cumhuriyeti Lozan Antlaşması temelleri üzerine kurulmuştur.


Saltanatın Kaldırılması
Milli Mücadele sonrasında Türkiye'de iki başlı bir yönetim ortaya çıkmıştı.[kaynak belirtilmeli]. TBMM 1 Kasım 1922'de Osmanlı saltanatını lağvedip Vahidettin'i tahttan indirerek İstanbul hükümetinin hukuki varlığına son verdi. 16 Ocak 1923'de İzmit'te Hünkâr Kasrı'nda İstanbul'dan gelen gazetecilerle mülakat yapıldığında Vakit başyazarı Ahmet Emin Bey (Yalman)'in Kürt meselesi hakkında sorusuna karşı 'Başlı başına bir Kürtlük tasavvur etmektense, bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince zaten bir tür mahalli muhtariyetler teşekkül edecektir' diyerek Kürtlere özel statü tanımamak için ihtiyatlı davrandı.[kaynak belirtilmeli].


Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı, 29 Ekim 1923
8 Nisan 1923'te yayımlanan Dokuz Umde ile Gazi Mustafa Kemal yeni rejimin temelini oluşturacak olan Halk Fırkası'nın (daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası, Cumhuriyet Halk Partisi, ) temellerini attı. Nisan ayında yapılan İkinci Meclis seçimlerine sadece Halk Fırkası'nın katılmasına izin verildi. Mebus adayları fırkanın genel başkanı sıfatıyla Gazi Mustafa Kemal tarafından belirlendi.

25 Ekim 1923 günü aynı anda hem Başbakanlık hem de İçişleri Bakanlığı görevlerini yürüten Fethi Bey,İçişleri Bakanlığını bıraktığını açıkladı.Aynı gün Meclis İkinci Başkanlığı görevini yapan Ali Fuat Paşa'da ordu müfettişliğine atandığı için görevinden ayrıldı.Bu iki boş koltuk için yapılan seçimleri Gazi Mustafa Kemal'e muhalif olan milletvekilleri kazandı.Meclis İkinci Başkanlığına Rauf Bey,İçişleri Bakanlığına Sabit Bey seçildiler.Bu durumdan hoşnut olmayan Gazi Mustafa Kemal,26 Ekim 1923'te Başbakan Fethi Bey'den "Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti Vekili" Fevzi Paşa'nın dışında hükümetin istifa etmesini ve istifa edenlerin yeniden seçilirlerse görevi kabul etmemesini istedi.Böylece bir hükümet krizi yaratılmış oldu.Yeni bakanlar kurulu üyelerinin 29 Ekim günü seçileceği duyuruldu.

Bu gelişmeler üzerine "Cumhuriyet İlanı" ile işi kökünden çözmeye karar veren Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim 1923 gecesi Çankaya'da İsmet Paşa ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz." diyerek kararını açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet Paşa'yı alıkoydu ve birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar. 29 Ekim 1923 Pazartesi günü Halk Fırkası Meclis Grubunda, Bakanlar Kurulunun oluşturulması konusunda tartışıldı. Sorun çözülemeyince, Gazi Mustafa Kemal'den düşüncelerini açıklaması istendi. Gazi Mustafa Kemal, bunalımdan çıkış yolunu Anayasanın değiştirilmesi zorunluluğu ile açıkladı. Cumhuriyetin ilanını hedefleyen tasarıyı da grubun bilgisine sundu.Tasarının parti grubunda kabulünden sonra aynı akşam saat 18.00'de TBMM Genel kurul toplantısı başladı.Anayasa Komisyonu'nun değişiklik ile ilgili rapor ve önergesi genel kurulun onayına sunuldu ve 29 Ekim 1923 Pazartesi akşamı saat 20.30'da milletvekillerinin alkışları ve "Yaşasın Cumhuriyet" sadâları ile Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.Hemen ardından geçilen cumhurbaşkanlığı seçiminde oylamaya katılan 158 milletvekilinin tamamının oyları ile Ankara milletvekili Gazi Mustafa Kemal,Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.[8]


Cumhurbaşkanlığı Dönemi, 1923-1938

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk,TBMM'den çıkarken (29 Ekim 19301924 Anayasası gereğince [9] TBMM 29 Ekim 1923'teki cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra üç defa daha (1927, 1931, 1935 yıllarında) Gazi Mustafa Kemal'i tekrar cumhurbaşkanlığına seçti. 1927'de kabul edilen CHF Tüzüğü ile Gazi Mustafa Kemal partinin "değişmez genel başkanı" ilan edildi ve milletvekili adaylarını seçme yetkisi, kaydı, hayatı boyunca kendisine tanındı.

Gazi Mustafa Kemal sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. Ancak 1918 yılından sonra hiçbir resmi veya özel ziyaret için yurt dışına çıkmadı.

15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara'da toplanan CHF ikinci kurultayında Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan Nutuk'u (Söylev) okudu.[10] Kurtuluş Savaşı'nın Gazi'nin bakış açısıyla anlatımını içeren Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Mücadeleye ilişkin resmi görüşünün esasını oluşturur ve Milli Mücadeleyi Mustafa Kemal Paşa ile birlikte başlatan ve yürüten askerî ve siyasi şeflere karşı (Rauf, Karabekir, Refet Bele, Mersinli Cemal Paşa, Cafer Tayyar Eğilmez, "Sakallı" Nurettin Paşa, Celalettin Arif Bey vb.) bir polemik niteliği de taşır.[11]

29 Ekim 1933'te Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal,Türkiye Cumhuriyeti'nin onuncu kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşmada ülkenin kuruluş temelini ve gelecek vizyonunu yalın bir dille tüm dünyaya ve Türk Milleti'ne anlatmıştır..[12]


Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde kurulan hükümetler
Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde (1923-1938) üç kişi başbakanlık yapmıştır. Bu isimler İsmet İnönü, Fethi Okyar ve Celal Bayar'dır.Bu dönem içersinde en fazla süre görevde kalan ve en fazla hükümet kuran isim (tam yedi hükümet kurmuştur) İsmet İnönü'dür. Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı süresince kurulan hükümetler şöyledir:


Atatürk, İsmet İnönü ile birlikte
Cumhurbaşkanı Atatürk Başbakan Celal Bayar ile birlikteI. İnönü hükûmeti (30.10.1923 - 06.03.1924)
II. İnönü hükûmeti (06.03.1924 - 22.11.1924)
Fethi Okyar hükûmeti (22.11.1924 - 03.03.1925)
III. İnönü hükûmeti (03.03.1925 - 01.11.1927)
IV. İnönü hükûmeti (01.11.1927 - 27.09.1930)
V. İnönü hükûmeti (27.09.1930 - 04.05.1931)
VI. İnönü hükûmeti (04.05.1931 - 01.03.1935)
VII. İnönü hükûmeti (01.03.1935 - 01.11.1937)
I. Celal Bayar hükûmeti (01.11.1937 - 11.11.1938)

Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde dış politika
1930'lu yıllarda Balkan ülkelerinde yaygınlaşan revizyonist siyasi görüşlere karşı Atatürk "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesiyle karşı çıkarak, Birinci Dünya Savaşı ertesinde Neuilly ve Lozan antlaşmalarıyla kurulan uluslararası statükoyu savundu.[kaynak belirtilmeli]. 1930 yılında Yunan başbakanı Elefterios Venizelos'u Türkiye'ye davet ederek Milli Mücadele'nin düşmanı Yunanistan'la barışın temellerini attı. 1934'de Venizelos tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi (Ancak Nobel Ödül Komitesi değerlendirmeye almadı).

Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı dönemindeki dış politika konularını şu şekilde sıralayabiliriz:

Irak sınırı ve Musul sorunu
Nüfus mübadelesi
Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne girişi (18 Temmuz 1932)
Balkan Antantı (9 Şubat 1934)
Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)
Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937)
Hatay Sorunu

Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı döneminde inkılaplar ve iç politika
Daha çok bilgi için: Atatürk İnkılapları

Atatürk,CHP IV.Kurultayı'nda,(Mayıs 1935)Gazi Mustafa Kemal, kendi deyişiyle Türkiye'yi "muasır medeniyet seviyesine çıkarmak" amacıyla bir dizi radikal dönüşüme imza attı. Sözkonusu düzenlemeler başlangıçta Osmanlıca "reform" veya "dönüşüm" anlamına gelen "inkılap" adıyla anıldılar. 1960'lı yıllarda, inkılap karşılığı olarak Öztürkçe "devrim" kelimesi kullanıldı. Ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, "devrim", kanlı bir düzen değişikliğini (Fransızca: révolution) ve sol dünya görüşünü çağrıştırdığı gerekçesiyle resmi kullanımda yeniden "inkılap" sözcüğü benimsendi.[kaynak belirtilmeli].


Siyasal alanda inkılaplar
Halifelik ve saltanatın birbirinden ayrılması,Osmanlı saltanatının kaldırılması ve Osmanlı Devleti'nin hukuki varlığının sona ermesi (1 Kasım 1922).
Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923).
Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılması (3 Mart 1924).
Devletin dinine ilişkin maddenin anayasadan çıkartılması ve Laiklik ilkesinin anayasaya eklenmesi (1928)
Atatürk İlkeleri'nin tamamının anayasaya girmesi (5 Şubat 1937)

Toplumsal alanda inkılaplar

Gazi Mustafa Kemal'in Atatürk soyadını aldıktan sonraki imzasıŞapka Kanunu (25 Kasım 1925)
Tekkelerin, zaviyelerin ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
Kadınlara belediye seçimlerinde (1930) ve genel seçimlerde (1935) seçme ve seçilme hakkı tanınması
Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)
Efendi, Bey, Paşa gibi lakab ve ünvanlarin kullanımının yasaklanması (26 Kasım 1934)
Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerinin kabulü (1925-1931)

Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Latin alfabesini tanıtıyor, Sivas, 20 Eylül 1928
Hukuk alanında inkılaplar
İslam vakıflarının devlet idaresine alınması (1924)
İsviçre Medeni Kodundan çevrilerek hazırlanan Medeni Kanun'un kabulü (1926).
İtalyan Ceza Kanunu'ndan çevrilerek hazırlanan Türk Ceza Kanunu'nun kabulü (1927).

Eğitim ve kültür alanında inkılaplar
Öğretimin Birleştirilmesi Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) ile devlete bağlı olmayan ilköğretim kurumlarının kapatılması (3 Mart 1924)
Yeni Türk harflerinin kabulü ve arap alfabesiyle her türlü yayın ve eğitimin yasaklanması (1 Kasım 1928)
Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1932)
Dil Devrimi ve Güneş Dil Teorisinin benimsenmesi (1932-1938)
Darülfünun'un kapatılıp İstanbul Üniversitesi adıyla yeniden kurulması (31 Mayıs 1933)

Çok partili demokrasi denemeleri

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 1925
Daha çok bilgi için: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
Cumhuriyetin ilanından sonra, Milli Mücadeleyi başlatan beş kişilik kadronun Mustafa Kemal dışındaki dört üyesi (Rauf Bey, Karabekir Paşa, Refet Paşa ve Ali Fuat Paşa) muhalefete geçerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdular. 1925 Martı'nda çıkan Genç Hâdisesi (Şeyh Sait İsyanı, Doğu İsyanı) üzerine sıkıyönetim ilan edilerek TpCF kapatıldı. Partinin lider kadrosu tutuklanarak önde gelenleri idam edildi.


Serbest Cumhuriyet Fırkası, 1930
Daha çok bilgi için: Serbest Cumhuriyet Fırkası
12 Ağustos 1930'da İsmet Paşa'nın hükumetine alternatifleri sunmak amacıyla çok partili demokratik hayata kavuşmak için Gazi Mustafa Kamal Paşa'nın yakın arkadaşı Fethi Bey (Okyar)'e Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kurdurarak kız kardeşi Makbule Hanım (Boysan, Atadan), çocukluk ve okul arkadaşı Nuri Bey (Conker)'leri de üye yaptırdı. Ancak 17 Kasım 1930'da rakibi istemeyen İsmet Paşa'nın baskısı ve İslâmcıların aleti olma endişesinden dolayı partiti fesh etti. Bu demokrasi denemesinin biraz önce, ordu'nun siyasete müdahale etmesinin demokrasiye zarar verebileceğini öngören Gazi Mustafa Kemal Atatürk,[kaynak belirtilmeli]. Askerî Ceza Kanunu (22 Mayıs 1930 tarih ve 1632 Sayılı Kanun)'nu meclisten geçirdi. Bu kanunun 148.maddesine Ordu mensubunun siyasi toplantılar ve gösterilere katılmasını siyasi partiye üyesi olmasını, siyasi maksatlarla şifahi telkinatta bulunmasını, siyasi makale yazmasını ve siyasi nutuk söylemesini yasaklanan hükumu koydurdu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bundan yaklaşık 30 yıl sonra 27 Mayıs 1960'de ileri görüşlülüğünü bir daha kanıtlayacaktı.[kaynak belirtilmeli].





Atatürk'ün son günleri ve ölümü
Daha çok bilgi için: Atatürk'ün son günleri ve ölümü
Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.Kendisine 1938 yılı başlarında siroz teşhisi konuldu.Avrupa'dan doktorlar getirildi.Türk ve yabancı doktorların tedavileri sonuç vermedi.Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Atatürk,10 Kasım 1938 perşembe sabahı saat 9,05'te İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayatını kaybetti.Cenazesi büyük bir törenle Ankara'ya uğurlandı ve Atatürk 21 Kasım 1938 günü Ankara'da yapılan büyük bir törenle Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu.Bundan onbeş yıl sonra da 10 Kasım 1953'te kendisi için yaptırılan Anıtkabir'deki ebedi istirahatgahında toprağa verildi.


Özel Hayatı

Atatürk ve manevi çocuklarından Sabiha Gökçen
Atatürk bir vatandaşın derdini dinlerkenKitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi, uçuş seyretmeyi ve yüzmeyi severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan keyif alırdı. Sakarya adlı atına ve köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Devlet adamlarının, sanatçıların, bilim adamlarının, dostların davet edildiği, ülke sorunlarının da konuşulduğu akşam yemekleri Çankaya Köşkü'nde sık rastlanan bir durumdu. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, modern tarıma geçiş yolunda yürütülen çalışmalara bizzat katılırdı. İleri derecede Fransızca ve az Almanca biliyordu.

İzmir'de Yunanlıları bozguna uğrattıktan sonra İzmir'e girerken Yunan komutanının Türk bayrağını çiğnemesine ithafen basması için önüne serilen Yunan bayrağını yerden alması bilinen bir olaydır.


Evliliği

Mustafa Kemal ve eşi Latife HanımMilli Mücadele döneminde Ankara İstasyon Binasında ve eski Çankaya köşkünde Fikriye Hanım ile birlikte yaşıyordu.[13] Fikriye hanımı Almanya'ya gönderdikten sonra 29 Ocak 1923'te İzmir'in sayılı zenginlerinden Uşakizade Muammer Bey'in kızı Latife Hanım'la evlendi. 1924'de yapılan Sonbahar Seyahatı sırasında çift kavga etti[kaynak belirtilmeli]. ve Mustafa Kemal Paşa Erzurum'dan İsmet Paşa'ya telegraf çekerek boşanacağını bildirdi. Ancak az sonra Salih Bey (Bozok) ve Kılıç Ali Bey'in aracılığıyla boşanmasından vazgeçti. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. 1922-1934 yılları arasında Gazi Mustafa Kemal veya sadece Gazi ünvanıyla anılan Mustafa Kemal'e Soyadı Kanunu ile birlikte TBMM tarafından çıkarılan 24 Kasım 1934 tarihli ve 2587 sayılı kanun ile [14] ile kendisine "Türklerin Atası" anlamına gelen Atatürk ismi verilmiştir.



Çocukları
Çocuğu olmayan Atatürk, savaş yıllarından başlayarak birçok çocuğun hamiliğini üstlenmiş, birçoğunu da evlat edinmişti. Atatürk'ün manevi evlatları, Afet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Nebile Hanım, Rukiye Erkin, Zehra Aylin, Sığırtmaç Mustafa, Abdurrahim Tuncak, İhsan'dır.

1916 yılında Bitlis Rus işgalinden kurtarıldığı yıllarda 16 Kolordu Komutanı Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal Paşa, savaşta bütün aile fertlerini kaybeden ve kimsesi kalmayan Abdurrahim'i evlatlık edindi. Abdürrahim bakılması için İstanbul'a annesi Zübeyde hanım ve kızkardeşi Makbule'nin yanına gönderildi.


Yapıtları
Tâbiye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih
Takımın Muharebe Talimi (Almanca'dan çeviri - 1908)
Cumalı Ordugâhı - Süvari: Bölük, Alay, Liva Talim ve Manevraları (1909)
Tâbiye ve Tatbikat Seyahati (1911)
Bölüğün Muharebe Talimi (Almanca'dan çeviri - 1912)
Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (1918)
Nutuk (1927)
Vatandaş İçin Medeni Bilgiler (Manevi kızı Afet İnan adıyla yayımlandı) (1930)
Geometri (isimsiz yayımlandı) (1937)
Atatürk'ün ayrıca, 1915-1918 yılları arasında Anafartalar, Doğu Cephesi ve Karlsbad'daki hatıralarını yazdığı günlükleri de bulunmaktadır. Bunlardan Anafartalar Muharebatı'na Ait Tarihçe, Türk Tarih Kurumu tarafından kitap olarak yayımlanmıştır. 1908-1938 yılları arasında Mustafa Kemal'in imza attığı, yazdığı, söylediği kişisel notları dahil her şeyin toplandığı Atatürk'ün Bütün Eserleri adlı bir ansiklopedi de Kaynak Yayınları tarafından hazırlanmaktadır.

sivaslıgenç 13.03.2008 10:07

-->: ATAM İZİNDEYİZ
 
Ama malesef kendini Atatürkçüyüm diye tanımlayan çoğu kişi Atatürkle uzaktan yazkından alakaları yok, üzüntü verici bir olay bu.

Arif Coşkun 13.03.2008 10:15

--->: ATAM İZİNDEYİZ
 
Atatürk, okuduğu kitaplardan edindiği bilgileri ve gözlemlerini kendi seziş yeteneği ile kaynaştırıp, amacı doğrultusunda yararlanırdı. Ayrıca çok yüksek bir muhakeme gücüne sahipti. Aldığı kararlarda, hiç yanılmayışında, bu niteliklerinin önemli rolü olmuştur.

Bugün, Atatürk’ün ilkelerine, devrimlerine ve özellikle yanlış yorumlanan “Lâiklik” ilkesine karşı çıkanlar, O’nu yeterince tanımayanlar ve yaptıklarını iyi anlayamayanlardır.

Cumhuriyetimizin sonsuza kadar yaşamasını istiyorsak, onun yaptıklarını, ilkelerini ve ülküsünü, Cumhuriyeti emanet ettiği gençliğe çok iyi öğretmek zorundayız.

Türk Toplumu, yani bizler, bugünkü yaşam düzeyimizi O’na borçluyuz. Bunu hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekir.

Arif Coşkun 13.03.2008 10:47

--->: ATAM İZİNDEYİZ
 
ATATÜRK'TEN SON MEKTUP





Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u" diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz .
Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl'i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar...
Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...


Siz beni halâ anlayamadınız .

Arif Coşkun 13.03.2008 11:24

--->: ATAM İZİNDEYİZ
 
ATATÜRK’Ü ANLAMAK




Önce Tandoğan’da sonra Çağlayan’da milyonu aşkın insan toplanıyor. Aslında alanlar dar geliyor da toplanamıyor. Meydanları dolduruyor, sonra da sel gibi taşıyor.

29.04.2007 tarihindeki manzara şöyle: Çağlayan Meydanı denilen yerde bulunan insan sayısı toplananların yarısı bile değil. Genç, yaşlı, kadın, erkek, okumuş, cahil, başörtülü (türbanlı değil), başı açık, çocuk, büyük, milyonu aşkın insan toplanmış. Sanatçılar, siyasiler, sağcılar, solcular, milliyetçiler, sosyalistler, devletçiler, liberaller, zenginler, fakirler, el ele vermişler.

Ne yapıyor bu insanlar? Yoksa delirdiler mi? Nedir bu çılgınlık? Halkın üzerindeki yılgınlık ne oldu da gidiverdi? Ne oluyor da Hûkümet bu kadar şiddetle ve ağır bir biçimde istifaya davet ediliyor? Üstelik bu sefer, “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” yerine “lüzumsuzsa ampulü söndürmek” üzere toplanmış olan bu insanların amacı ne? Bu işin sonu nereye varacaktır?

Ben merak ettim de sordum kendime. Ya Hûkümetten kimse sordu mu bu soruları? Biz yıllardır Atatürk’ü anlamak yerine O’na düşman olduk, O’na düşmanlar yetiştirdik; ama hâlâ O’nun peşinde koşan bunca insan mı akılsız yoksa biz mi diye hiç sordular mı kendilerine?

Sormadılarsa ben hemen yanıtını vermeye çalışayım. Siz, hiç Atatürk’ü anlamak istediniz mi? Belki de anlamak istemediniz. İşinize de gelmemiş olabilir. Çünkü;

Atatürk’ü anlamak demek, Türk tarihini anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Türk dilini anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Anadolu’yu anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Türk insanını anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, gerçek İslam dinini anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, insan haklarını anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, cumhuriyet rejimini anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, temek hak ve özgürlükleri anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, ekonomik gücün ne olduğunu yaşamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, bilimi tercüme etmemek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, bilgiyi kullanmak değil satmak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, ayrımcılığa değil bütünleşmeye yönelmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, tam bağımsızlık demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, egemenliğin ulusa nasıl verildiğini yaşamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, adaletli olmak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, vatan söz konusu olunca gerisini ayrıntı görmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, emperyalizmle mücadele demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, yabancı üs ve askerleri ülkeden kovmak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, borç sarmalına neden olan fon ve bankaları kovmak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Türkiye’de Türk Lirası kullanabilmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, yurt dışında gümrüklerde utanmadan Türküm diyebilmektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Avrupa Birliği kapılarında dilenci olmamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, seçilebilmek için ABD’den icazet almamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, din simsarı olup dindar insanları kandırmamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, kadın haklarını bilmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, çıkarlar uğruna kadınları kullanmamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, her türlü sanatı sevmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, sanatçıya değer vermek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, ince ruhlu olmak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, çevreci olmak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, vatan toprağını kaderine terk etmemek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, çalışanın hakkını gözetmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, makamların değil halkın kölesi olabilmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, çocuk haklarını bilmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, gençliğin sesine kulak vermek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, çocuklarımıza ve gençlerimize çağdaş uygarlığın ilerisinde bir ülke hazırlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, günlük çalışma süresi kavramını yok etmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, alkol, sigara ve uyuşturucu ile köklü mücadele demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, asayiş demektir

Atatürk’ü anlamak demek, yurtta barış dünyada barış demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, ulus ve ülke çıkarı ne ise onun gereğini yapmak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, kadını ile erkeği ile halkın eğitimi ve bilinçlenmesi için çaba sarf etmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatabilecek şekilde çalışmak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, kendini anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Tandoğan’daki Çağlayan’daki halkı anlamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Atatürk devrimlerine karşı devrimci olmamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, başka uluslara uşaklık yapmamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, tören Atatürkçüsü olmamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, bu ulusun bağrından çıkan ordusunu da sevmek demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, Atatürkçüyüm dedikten sonra ülke çıkarları ile bağdaşmayan eylemler yapmamak demektir.

Atatürk’ü anlamak demek, “Ne Mutlu Türküm” diyebilmektir

Atatürk’ü anlamak demek, Türk’ü anlamak demektir.

Siz Atatürk düşmanları:

Kaç kez bunları anlamak için uğraştınız?

Kaç kez ülkeniz için bir şey yaptınız?

Kaç kez ulusunuzun refahı için bir şey yaptınız?

Siz bunları yapmadıysanız ne hakla Tandoğan’dan ve sonra da Çağlayan’dan çağlayan bu güzel insanları yönetmeye talip olabiliyorsunuz? Siz bilmez misiniz ki, bu millet ne zaman kendisini yok etmek isteyenler çıkmıştır, o zaman onları yok etmekten bir an bile geri kalmamıştır.

Sonuç olarak;

Atatürk’ü anlamamak demek, “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” demektir

Arif Coşkun 13.03.2008 16:16

--->: ATAM İZİNDEYİZ
 
ATATÜRK'ÜN BİR ANISI !
KEYİFLE VE DUYGULANARAK OKUYACAKSINIZ...

Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.
Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.
-Merhaba nine.
Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
-Merhaba dedi.
-Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın şöyle bir duralayıp,
-Neden sordun ki, dedi. Buraların saabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
-Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
-Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
-Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
-Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey..
-Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti.
-Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim Vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı.Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan?Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi.
Bana dönerek,
-Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.
İkisi de ağlıyordu.İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;
-Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.
Oradakilere şu emri verdi;
'Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin.
Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.'

altuntas58 13.03.2008 16:24

--->: ATAM İZİNDEYİZ
 
Atam her zaman her yerde izindeyiz bu konu hakkında şiirleriyle yorumlarıyla katılan bütün site arkadaşlarımı tebrik ederim hepinizinde emeğine sağlık sağolu var olun

altuntas58 13.03.2008 16:26

--->: ATAM İZİNDEYİZ
 
[QUOTE=Sabiha Serin;243860]ATAM İZİNDEYİZ

Bu vatan hepimizin, kolay elde etmedik
Bir karış toprak için binlerce şehit verdik
Canını siper etti yiğit gazilerimiz
Savundu ülkesini, düşmana yenilmedik.

Kurtuluş Savaşında yavruları sırtında
Kağnısını çekerek mermiler kollarında
Cepheye yetiştiren yüce analarımız
Kurtardı vatanını, asla yenik düşmedik.

Atamızın armağanı has Cumhuriyeti
Demokrasi, Devrimleri, ille Laikliği
Bizlere bıraktığı bütün kazanımlara
Sahip çıkar koruruz, kimseye eğilmedik.

Türk ulusu sadıktır, Atamın izindeyiz
Şanlı bayrağımızı gururla seyrederiz
Ülkümüz Cumhuriyet, onurla yaşatırız
Hepimiz tek yüreğiz, birleştik, bölünmedik.

Türk gençliği çalışın, vatan size emanet
Atatürk`ün çizdiği ilkeleri takip et
Gelecek sizlerindir, hedefini büyük seç
Ülkeni sev, gurur duy, biz sizlere güvendik.


SABİHA SERİN[/QUOTE]

Sabiha hanım atamız için yazmış olduğunuz şiir çok güzel beğenerek okudum teşekkürler

Abdurrahman 58 13.03.2008 16:29

-->: ATAM İZİNDEYİZ
 
şiiri yazan ablamıza teşekkür ediyorum.emeğine sağlık diyorum

gfb34 13.03.2008 16:35

-->: ATAM İZİNDEYİZ
 
CUMHURİYET ŞEHRİ SİVAS

Aşkın mayalanmış iliklerimde
Sevdası serimden gitmeyen şehir
Bu nasıl tutsaklık bileklerimde
Yazılmış sayfalar bitmeyen şehir.

Coşku yüreğimde yalnızlık tende
ATATÜRK gelmişti o kutlu günde
Kurdu cumhuriyeti ilimde fende
Vatana ihanet etmeyen şehir

4 eylül yapıldı alındı karar
Milletin birliği cihanı sarar
Düşmanlar girecek delikler arar
Savaşta barışta yatmayan şehir

Pir sultan abdalı Aşık Veyseli
Çağlıyor Ruhsati bir duygu seli
Kültüre beşiktir yoktur emsali
Şemsi ufuklarda batmayan şehir

Yeraltı madenler bakır ve demir
Üretim çoğalır gelirse emir
BİR ZAMAN ÜSTÜNE ATTILAR ÇAMUR
Kimseye kin nefret gütmeyen şehir

Ayıklar,Öztürkler,Yerlikayalar
Dünyada şampiyon aldı payeler
Adına zirvede isim koyalar
Şanlı mazisine çatmayan şehir

Kızılırmak yine almıdır yüzün
Can verdin canlara bazende hüzün
Ne zaman bitecek ŞEHİT VE GAZİN
Yandı ciğerimden tütmeyen şehir

Yedi kapı saydım biliyor gezen
Yazları sıcaktır kışları üzen
Gün ışır seherde okunur EZAN
Viranda baykuşu ötmeyen şehir


Seçkini bu vatan olunca konu
Kim ölür kim kalır düşünme sonu
Çifte minareler Gök medreseler kanıtlar bunu
Tarihine yalan katmayan şehir

AŞIK SEÇKİNİ-HASAN BASRİ GÜNGÖR
(SİVAS AŞIKLAR BAYRAMINDA 1.LİK ALAN ŞİİR)

Sabiha Serin 14.03.2008 10:40

ŞİKAYETİM VAR ATAM
 
ŞİKAYETİM VAR ATAM


Atam neredesiniz hemen uyanıp gelsen
Ülkem kimlere kaldı bir halimizi görsen
Anayasa’da neler olacak bunu bilsen
Laiklik elden gitti şikayetim var Atam


Ulusun uyuyor ki hem de derin uykuda
Düşünmezler yarını ne olacak bu yurda
Amaç çoktan bellidir o fesat kafalarda
Milliyetçilik bu mu? şikayetim var Atam


Bazısı bu vatanı toprak ya da taş sanır
Satılır mı bu toprak insan olan utanır
Türk Ulusu susmayın sonra çok geç kalınır
Emanet hıyanet de, şikayetim var Atam


Bir karış toprak için onca yiğitlerimiz
Bunun için mi kanlar döktü şehitlerimiz
Ülkemizi yıkacak bu yetkililerimiz
Devrimler unutuldu şikayetim var Atam


Ay Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağım tehlikede
İnsan hakları bitti, kanunlar ne hallerde
Demokrasi kalmadı, halkımız suskun evde
Halkçılık hani nerde ? şikayetim var Atam


Ülkem elden gittikçe, bakar yanar yüreğim
Kim bilir bu gidişle ne günler göreceğim
Cumhuriyet ilkemiz ,yolunda gideceğim
İhanet ediyorlar şikayetim var Atam
,

Ulus gaflet içinde, ne zaman uyanacak?
Ülkemiz tehlikede hiç mi yok anlayacak?
Ulu önder Atamın kemiği sızlayacak
Gelecek karanlıkta şikayetim var Atam


Ülkemiz hepimizin asla kimse bölemez
Cumhuriyet ilkemiz, kimse zedeleyemez
Bu ışık hep yanacak asla söndürülemez
Sahip çıkan azaldı , şikayetim var Atam



SABİHA SERİN

_DuMaN_58 14.03.2008 15:12

-->: ŞİKAYETİM VAR ATAM
 
[B]Türkiye Cumhuriyetine Kimse Zarar vermemiştir. Veremez.

Biz; Yeni Nesil, Cumhuriyetimizi şuana kadar Koruduk, Korumaya devam ediyoruz...

[COLOR="Red"]Atamızın İzindeyiz...[/COLOR][/B]

Sabiha Serin 20.03.2008 07:43

GİT BAŞIMDAN SİGARA
 
GİT BAŞIMDAN SIGARA


Bir zaman dost idik dostça beraber
Yüzümdeki çizgi bu harabeler
Sağlık gitti elden senden ne haber
Durma git başımdan git be sigara

Mevsimler değişti bense karardım
Derdime bin türlü çare aradım
Defolup git diye az mı yalvardım
Durma git başımdan git be sigara

Kapanmaz bir daha açtığın yara
Hem sağlığım aldın hem cepten para
Umutlarım artık dünyam kap kara
Durma git başımdan git be sigara

Nefretim sözüm çok tarif edemem
Eşime dostuma gelme istemem
Artık dayanamam kahrın çekemem
Durma git başımdan git be sigara

Bir zaman su diye zehir içerdin
Gençliğimi alıp benden geçirdin
Sihirbaz mı nesin nasıl becerdin
Durma git başımdan git be sigara

Duysun cümle âlem duysun erenler
Şu yalan dünyadan gelip geçenler
Beni ibret alsın zehir içenler
Durma git başımdan git be sigara



SABİHA SERİN


Not: Bu şiirim ile Sakarya da SİGARA yarışmasına
katıldım. Sigara kullananlara diyorum ki
Lütfen içmeyiniz.Kendinizi düşünmüyorsanız
yavrularınızı, geride bıraktıklarınızı düşününüz

Sweetgirl 20.03.2008 15:41

--->: GİT BAŞIMDAN SİGARA
 
[B][I][CENTER][COLOR="Magenta"]yüregine saglik ablacigim
insallah icenlerde birakirrrrrr[/COLOR][/CENTER][/I][/B]

_DuMaN_58 20.03.2008 18:57

-->: GİT BAŞIMDAN SİGARA
 
[B]Bu nasıl bir zehirdir ki şiirlere dahi konu olmuş?[/B]

Sabiha Serin 29.03.2008 08:30

SİVASSPOR İÇİN SLOGANLAR
 
SİVAS SPOR İÇİN SLOGANLAR


CUMHURİYET KENTİ COŞACAK BUGÜN
YİĞİDO GOLLERİ ATACAK BUGÜN
GALİBİYET BİZİM OLACAK BUGÜN
DÖRT EYLÜL STADI GÜLECEK BUGÜN


ANAMIZ ABLAMIZ SİZ HOŞGELDİNİZ
STADYUMA PEMBE GÜLLER SERDİNİZ
HEPİMİZE BUGÜN MORAL VERDİNİZ
BEKLERİZ HAFTAYA YİNE GELİNİZ



VURUN DAVULLARA YER GÖK İNLESİN
SİVAS’IN SESİNİ DÜNYA DİNLESİN
HAYDİ SİVAS SPOR GOLLERİN GELSİN
ÜLKEMİZ HEP SENİ ÇOK TAKDİR ETSİN


BUGÜN DÜĞÜN BAYRAM OLACAK BİZE
ŞAMPİYONLUK BİZİM VERMEYİZ SİZE
İŞTE YUMRUK OLDUK GELDİK DİZ DİZE
SİVASSPOR KRAL GELMESİN GÖZE


YAŞA BÜLENT HOCA İYİ Kİ VARSIN
YİĞİDO GOL ATSIN GÖNLÜMÜ SARSIN
DALGA DALGA RAKİPLERİ SARARSIN
YAŞA BÜLENT HOCA İYİ Kİ VARSIN


KIRMIZI BEYAZDIR RENGİMİZ BİZİM
ÜÇ YILDIZ BAYRAKTIR ŞANIMIZ BİZİM
BUGÜN GÜLECEKTİR YÜZÜMÜZ BİZİM
ALKIŞLASIN SENİ BÜTÜN TÜRKİYE




SABİHA SERİN
Araştırmacı Yazar Şair
SİVAS

[email]sabiha_serin@mynet.com[/email]


Saygıdeğer üyelerimiz Sivasspor'umuzun gerek kendi sahasında ve gerekse bütün deplasman maçlarında siz taraftarlarımızın
Sivasspor maçlarında coşku ile söylemeniz için
bu sloganları yazdım.Umarım beğenirsiniz.
Yüreğimdeki Sivasspor sevgimi mısralarıma sığdıramam.
Bütün Sivasspor taraftarlarımızın bu mısralarımı maçlarda okuması bana sonsuz gurur verecektir.

Saygıdeğer yiğidolarımız Sivasspor-Beşiktaş maçı için öyle heyecanlıyım ki ben şimdiden yüreğimden geçenleri slogan olarak okuyasınız diye yazdım,hazırlanıyorum.Bu yazdığım sloganları çoğaltıp maça getireceğim bayanlarımıza dağıtacağım.Orada bayanlarda susmayacağız.Çevremdeki bütün bayanları Sivasspor Beşiktaş maçına getirmek için çoktan bayanlardan söz aldım.Allah nasip ederse Sivas bayanları gümbür gümbür Sivasspor-Beşiktaş maçına geliyoruz inşallah..Lütfen sizlerde ailenizdeki bayanları getiriniz .Bütün dünya Sivasspor taraftarını ve Sivasspor'umuzun başarısını alkışlasın.

Yiğidin harman olduğu Sivas'ımızdan
kucak dolusu selam ve saygılarımla..

Sabiha Serin 29.03.2008 08:32

SİVASSPOR MARŞI
 
SİVASSPOR MARŞI


HAYDİ SIVASLILAR YER GÖK İNLESİN
YİĞİDO SESİYLE STAD ÇINLASIN
SIVASIN MARŞINI DÜNYA DİNLESİN

HAYDİ SIVASLILAR ELLER HAVAYA
BİRLİKTE KOŞALIM ŞAMPİYONLUĞA

BİNLERCE SIVASLI TEK YÜREK BUGÜN
YİĞİDO SAHADA DÜĞÜN VAR BU GÜN
HAKKINDIR YİĞİDOM,HAKKINDIR ÖĞÜN

HAYDI SIVASLILAR ELLER HAVAYA
BİRLİKTE KOŞALIM ŞAMPİYONLUĞA

KİM GELİRSE GELSİN YENİLMEYİZ BİZ
ÜÇ BÜYÜK BEŞ BÜYÜK EZER GEÇERİZ
BÜLENT HOCAMIZDAN ALIRIZ FEYİZ

HAYDİ SIVASLILAR ELLER HAVAYA
BİRLİKTE KOŞALIM ŞAMPİYONLUĞA

KIRMIZI,BEYAZ RENGİMİZ BİZİM
VARMI Kİ FUTBOLDA DENGİMİZ BİZİM
ŞAMPİYONLUK İÇİN CENGİMİZ BİZİM

HAYDI SIVASLILAR ELLER HAVAYA
BİRLİKTE KOŞALIM ŞAMPİYONLUĞA

YİĞİDOM GOLLERİN PEŞ,PEŞE GELSİN
SENİ SEVENLERİN YÜZLERİ GÜLSÜN
SIVAS SPORUMUZ ŞAMPİYON OLSUN

HAYDI SIVASLILAR ELLER HAVAYA
BİRLİKTE KOŞALIM ŞAMPİYONLUĞA

SIVASLIM HAYKIRSIN DAVULLAR VURSUN
TÜM TAKIMLAR SANA SELAMA DURSUN
YİĞİDOLAR KİMMİŞ TÜM DÜNYA GÖRSUN

HAYDI SIVASLILAR ELLER HAVAYA
BİRLİKTE KOŞALIM ŞAMPİYONLUĞA

SEVİNCİMİZ SENSİN,GURURUMUZ SEN
GÖNÜLLER SULTANI,ŞAMPİYONSUN SEN
KUPAYLA TUR ATIP,GÜLECEKSİN SEN

HAYDI SIVASLILAR ELLER HAVAYA
BİRLİKTE KOŞALIM ŞAMPİYONLUĞA



SABİHA SERİN
Araştırmacı Yazar Şair
SİVAS

[email]sabiha_serin@mynet.com[/email]




Saygıdeğer üyelerimiz Sivasspor'umuzun gerek kendi sahasında ve gerekse bütün deplasman maçlarında siz taraftarlarımızın
Sivasspor maçlarında coşku ile söylemeniz için
bu marşı yazdım.Umarım beğenirsiniz.
Yüreğimdeki Sivasspor sevgimi mısralarıma sığdıramam.
Bütün Sivasspor taraftarlarımızın bu mısralarımı maçlarda okuması bana sonsuz gurur verecektir.

Yazdığım bu Sivaspor Marşının bestelenmesini çok isterdim.

Saygıdeğer yiğidolarımız Sivasspor-Beşiktaş maçı için öyle heyecanlıyım ki yüreğimden geçenleri marş olarak Sivasspor maçlarımızda okuyasınız diye yazdım,ben şimdiden Sivasspor-Beşiktaş maçı için hazırlanıyorum.Bu yazdığım marşı çoğaltıp maça getireceğim bayanlarımıza dağıtacağım.Orada bayanlarda susmayacağız.Çevremdeki bütün bayanları Sivasspor Beşiktaş maçına getirmek için çoktan bayanlardan söz aldım.Allah nasip ederse Sivas bayanları gümbür gümbür Sivasspor-Beşiktaş maçına geliyoruz inşallah..Lütfen sizlerde ailenizdeki bayanları getiriniz .Bütün dünya Sivasspor taraftarını ve Sivasspor'umuzun başarısını alkışlasın.

Yiğidin harman olduğu Sivas'ımızdan
kucak dolusu selam ve saygılarımla..

Abdurrahman 58 29.03.2008 08:39

-->: SİVASSPOR MARŞI
 
-SİVASSPORA-

Sana olan sevdamızı bilirsin
Bu sezon bir başka can sivasspor
Kırk yıllık dostluk var ordan gelirsin
Al beyaz gülümüz kan sivasspor.

Üç yıldızlar yakışıyor döşüne
Adın yazdık zirvelerin başına
Yiğidolar yine düştü peşine
Bakılırmı sana yan sivasspor

Daha imrenmek yok başka illere
Mazin tertemizdir baktık yıllara
Erimiz pirimiz düştük yollara
İnme tepelerden kon sivasspor

Ne fener ne cimbom nede beşiktaş
Sanadır sevdamız anla arkadaş
Elimizde bayrak dillerde gardaş
Her yöne dağılsın şan sivasspor

Odyakmaz'a Uygun futbolcun usta
Gösterdin gücünü düşmana dosta
Sen bize sevdalı biz sana hasta
Böyle başımızda dön sivasspor

Seçkini der Anadolu beyidir
Bu sevinçler Yiğitlerin payıdır
Yiğidoluk bizce böyle iyidir
Bitermi methiyen son SİVASSPOR.

AŞIK SEÇKİNİ
H.BASRİ GÜNGÖR 21.11.2007
SİVAS

Abdurrahman 58 29.03.2008 08:40

-->: SİVASSPOR İÇİN SLOGANLAR
 
-SİVASSPORA-

Sana olan sevdamızı bilirsin
Bu sezon bir başka can sivasspor
Kırk yıllık dostluk var ordan gelirsin
Al beyaz gülümüz kan sivasspor.

Üç yıldızlar yakışıyor döşüne
Adın yazdık zirvelerin başına
Yiğidolar yine düştü peşine
Bakılırmı sana yan sivasspor

Daha imrenmek yok başka illere
Mazin tertemizdir baktık yıllara
Erimiz pirimiz düştük yollara
İnme tepelerden kon sivasspor

Ne fener ne cimbom nede beşiktaş
Sanadır sevdamız anla arkadaş
Elimizde bayrak dillerde gardaş
Her yöne dağılsın şan sivasspor

Odyakmaz'a Uygun futbolcun usta
Gösterdin gücünü düşmana dosta
Sen bize sevdalı biz sana hasta
Böyle başımızda dön sivasspor

Seçkini der Anadolu beyidir
Bu sevinçler Yiğitlerin payıdır
Yiğidoluk bizce böyle iyidir
Bitermi methiyen son SİVASSPOR.

AŞIK SEÇKİNİ
H.BASRİ GÜNGÖR 21.11.2007
SİVAS


WEZ Format +2. ?uan Saat: 12:57.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.