![]() |
Baba gİtmesen olmaz mi?
[COLOR=dimgray][FONT=Comic Sans MS]Kamyonlar uçsuz bucaksız çöllerin ortasında kendilerine eşlik eden yüklü bir toz bulutuyla el ele ilerliyordu. Konvoy az sonra büyük çadırların bulunduğu bir kamp yerine ulaştı. Etrafta binbir güçlükle dolaşan zenci kadınlar görülüyordu. Neredeyse iskelet halini almış yüzlerce insan bu çadırların arasında ne yapıyor olabilirdi?[/FONT][/COLOR]
[FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Duran araçların birinden, genç ve güzel beyaz kadın kucağında zenci bir çocukla indi. Bembeyaz elbisesi ve beyaz teniyle tezat oluşturan kucağındaki çocukla etrafına “yardım edin” diye seslendi. Kamptakiler “yardım edin” feryadını çok duyduklarından olsa gerek oralı bile olmadılar.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Az sonra aynı arabadan iki adamın sürükleyerek getirdikleri zenci kadının çığlıkların da dönüp bakan olmadı. Bu, beyaz kadının kucağındaki zenci çocuğun annesi olmalıydı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Beyaz kadının heyecanlı ve ısrarlı talebi sonunda karşılık buldu. Afrikalılar için kurulan bu sahra hastanesinin genç doktoru kadının yanına geldi. Rahat hareketlerle önce çocuğun, sonra annesinin nabızlarını kontrol etti ve yapılacak bir şey olmadığını söyleyerek oradan uzaklaşmak istedi.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Henüz ölmemişlerdi ve çocuk belki de ilk kez bu kadar sıkı kucaklanmıştı. Kadın tekrar seslendi; “Ne olur, onlara yardım edin.” Geri dönen doktor; “Çok zayıf düşmüşler, hastalık ilerlemiş ölecekler. Vaktimizi harcayamayız” deyiverdi. Kadın yıkılmıştı ama “Buna sen mi karar veriyorsun?” diye çıkışınca doktor, arkadaşlarına ilgilenmelerini söyleyip ayrıldı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Birkaç saat sonra zenci kadın çadırda ameliyata alındı. Beyaz kadın meraktan içeri girdi. Zenci anne masanın üzerinde, karın bölgesi açılmış, iç organları gözüktüğü halde yatıyordu. Sadece insanlar aç değildi bu bölgede. Sinekler de açık olan karın bölgesinden nasiplerini almaya çalışıyorlardı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Zenci kadının gözleri aralandı, inliyordu. Başında bekleyen beyaz genç kadın, doktora, “Acı çekiyor, uyuşturamaz mısınız?” dedi. Doktor alaycı bir ifadeyle, “Var da sanki işkence olsun diye uyuşturmuyoruz. Anlamıyor musunuz, hiç uyuşturucumuz kalmadı.” Sonra yanındaki Afrikalıya dönerek, “Sor bakalım, kadın acı çekiyor muymuş?” dedi.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Afrikalı adam sordu, karnı açılmış zenci kadın doktora baktı ve şöyle dedi “Açlıktan duyduğum acının yanında ameliyatın acısını hissetmiyorum bile.”[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Film devam ediyordu, eşi oturma odasına gelmiş, sofra örtüsü serilmişti. Kulakları uğulduyordu, kendisine seslenen eşini hiç duymuyordu.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Bu bir filmdi. Angelina Jolie rolünü başarılı oynamıştı. Clive Owen zaten doktor bile değildi. Ekranın sağ alt köşesinde “Sınırların Ötesinde - Beyond Borders” yazıyordu ama… Gördüğü çocuklar bu film için kurgulanmış birer figüran olamazdı. Angelina Jolie, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği iyi niyet elçiliğine seçilmişti. Dünyadaki 9 iyi niyet elçisinden birisinin de Türkiye'den Muazzez Ersoy olduğu biliyordu.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Afrika ile ilgili çok şey dinlemiş, hatta bazı fotoğraflar da görmüştü ama bu kez seyrettiği olay, yüreğine dokunmuş, canını acıtmıştı. Kesin kararını vermişti İbrahim Bey. Bu acılı insanların ülkesine gidecekti. Kurban Bayramı da yaklaşmıştı. Belki bir şeyler yapabilirim diye düşündü.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Her Kurban Bayramı'nda Hicaz'ın yanık çöllerinden çaresiz bir kadının mecalsiz sesi gelirdi kulaklarına. Hazret-i İbrahim, atına atlamış son sürat koşturmakta, ardına bile bakmadan uzaklaşmaktadır. Hacer anamız, ardından avazı çıktığı kadar bağırır:[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]-Ey İbrahim, bizi kime bırakıp gidiyorsun?[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Cevap yoktur. Hacer anamız cevap alamayacağını anlamıştır. İbrahim (a.s.) ses mesafesini geçmeden sorusunu değiştirir bu defa:[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]-Bizi bu ıssız çölde yapayalnız bırakmayı sana Allah mı emretti?[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Hazreti İbrahim ardına dönmeden cevap verir:[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]-Evet.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Hacer anamız bunun üzerine derin bir nefes alır:[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]-Öyleyse O (c.c.) bizi korur.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Onlar ıssız çölde yalnız kalmasalardı, Kabe de bugünkü kutlu kalabalıklar olmazdı. Safa ve Merve'de insanlar koşmaz, Zemzem'e kanmazdı. Bütün bunlar tamamdı ama İbrahim (a.s.) neden ardına bakmadan uzaklaşmıştı hanımı Hacer ile oğlu İsmail'den? İbrahim Bey, her bayram beyninde bu soruya cevap arar fakat bulamazdı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Atatürk Havaalanı... Bir günde binlerce ayrılığın bir o kadar da vuslatın yaşandığı, her an gözyaşlarının sel olup aktığı yer. Her anons yeni bir ayrılığın habercisidir. Son defa birbirine sarılanlar, el sallayanlar, hasretle bakanların harman olduğu yer.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Anons, Kongo'ya gidecek yolculara son çağrıyı yapıyordu. Hanımı sessizce ağlıyordu. Bakışlarındaki hasret kıvılcımları gönül harmanını yangın yerine çevirmişti. Çocuklarına tek tek sarıldı, ipek saçlarını okşadı, doya doya kokladı. Kızı Nilüfer boynunu bükerek;[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]-Baba gitmesen olmaz mı? dememiş miydi, o an yıkılmıştı. Ayakta zor duruyordu. Gözleri kararır gibi oldu. Beklemediği bir anda almıştı öldürücü darbeyi en sevdiği sürmeli meleğinden. İçinden “Bu soruyu sormasan olmaz mıydı be yavrum?” dedi. En küçüğü de bacağına sarıldı, babasını bırakmıyordu.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]İbrahim Bey, kendini bırakmak, hislerine yenilmek istemiyordu. Hanımıyla son defa göz göze geldi. “Ne olur bana yardımcı ol” der gibiydi. Çocuk bırakmıyordu babasını. Annesi, 'gel yavrum' diye güç bela alabildi bacaklarından.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Hiç ardına bakmadan yürüdü son geçiş noktasına doğru. “Arkama dönersem dayanamaz, geri dönerim” diye geçirdi içinden. Ama o sırada birden bacağını sımsıcak bir şeyin sardığını hissetti.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Nasıl da sessizce gelmişti! Annesinden nasıl kurtulmuştu küçük meleği! Bittiği andı. Salıverdi kendini. Başladı hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Geriye dönüp baktı yaşlı gözlerle. Her biri bir yere çökmüştü. Her zamanki gibi fedakârlık yine hanımına düştü. Geldi aldı İbrahim Bey'in kucağından yavrusunu. “Baba, baba!” feryatları yeri göğü inletse de küçük Nurefşan'ın, kara kıtanın kara yüzlü çocukları onu çağırıyordu. Çantasını aldı yerden, başını önüne eğdi ve yürüdü.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Uçakta yığıldı koltuğuna. Şimdi anladı Hz İbrahim'in (a.s.) niye ardına dönüp bakmadığını. Kahramanların hayatında “karar anlarının” olduğunu da. Uçak bulutların üstünde bir kuğu gibi süzülürken, İbrahim Havvas'ı hatırladı. Bizans'ın karanlık saraylarından “İbrahim Havvas!” diye haykıran çaresiz bir kadın sesi çınladı kulaklarında. İbrahim Havvas'ın hep o sese yürümesi gibi o da, kara kıtadan gelen çaresiz ve umutsuz seslere doğru süzülüyordu.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Kongo Havaalanı… Her taraf siyah renkli insanlarla doluydu. Beyazlardan çok çekmişlerdi. Hiçbir beyaz siyahlar için iyilik düşünmezdi onlara göre. Bu beyaz da, o 'şeytanlardan' olmalıydı. Uçağa bindirip geri göndermeyi düşündüler. İbrahim Bey, onların neler düşündüğünü çok sonraları öğrense de, havaalanından çıkar çıkmaz acı gerçekle yüz yüze gelmişti. Fanatik siyahlar elleriyle boğazlarını işaret edip “beyazlara ölüm” diyordu.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]İlk işi 'sizi seviyorum' demesini öğrenmek oldu. Elini boğazına götürüp 'beyazlara ölüm' diyenlere o, 'sizi seviyorum' diyordu. Yürüdüğü sokaklarda herkes kendisine nefretle bakıyordu.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Yaklaşan Kurban Bayramı'nın büyük bir fırsat olduğunu düşündü. Çaresizdi bu insanlar. Aç, hasta ama tok gözlüydüler. Türkiye'den cömertliğini yakından tanıdığı Veysel Bey'i aradı. Kongo'daki insanların çaresizliğini anlattı. Veysel Bey kendine yakışanı yaptı. Sonra Sadık Bey'i aradı. O da boş çevirmedi İbrahim Bey'i.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]“Bu çok iyi” dedi, hasılat tam 63 tosun. Listeleri tanzim etti. En başa da Peygamberimizin (s.a.v.) adını yazmıştı. Veysel Bey öyle istemişti.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Yorulmuştu, uzandı mütevazı yatağına.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Bayram sabahı tekbirler getiriliyor, tosunlar kurban saatini bekliyordu. Biraz sonra kalabalık yarıldı. Elinde listeyle Peygamberimiz çıkageldi.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]-Ya Rasulallah, buraya da geldiniz demek, diyerek Ona (sav) koştu İbrahim. Siyah yüzlü, çekik karınlı insanlar doldurmuştu etrafı. En karanlık gecede ansızın doğuvermişti “Ay yüzlü”. Umutsuzluktan karamış yüzlere yansıdı ay ışığı. Peygamberimiz (sav) başladı listeyi okumaya: Veysel, Sadık… Yedişer yedişer 63 kişilik listeyi tek tek okudu….[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Kan ter içinde uyandı İbrahim Bey en güzel uykudan. Yanaklarından yaşlar süzülürken 'işte geldi' dedi. “Adımın anıldığı her yere giderim” demişti. Şimdi buralarda da bizim başımızı okşuyor diye düşündü. “Buralarda çok az biliniyorsun ya Rasulallah” diye inledi.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Yaz geceleri kısa olur ama o bitmek bilmez bir yaz gecesinin tam ortasındaydı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Kongolular, bu beyaz adamın yaptıklarına hala inanamıyorlardı. Bir beyaz, nasıl olur da siyahlar için kurban keserdi? Günlerce et yüzü görmemiş insanlar sıraya giriyor, poşetlere doldurulan etlerini alıp evlerine gidiyorlardı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Ülkenin en meşhur pop sanatçıları da olayı duyup gelmiş, dağıtım işine yardımcı oluyorlardı. Siyah yüzlü, kara gözlü, sıska çocukların et poşetini aldıklarında sevinç reveransları görülmeye değerdi. Bir çocuğunun elinden tutmuş, diğerini kucağına almış çaresiz kadınların eti aldıklarında, o umutsuz siyah yüzlerine düşüveren mutluluğun fotoğrafı görülmeğe değerdi.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Az ilerde boynu bükük, sevimli bir siyah çocuk gördü İbrahim Bey. Kucağına aldı, öptü, kokladı onu. Kendi çocukları geldi aklına. “Ha beyaz, ha siyah. Hepsi bizim güllerimiz bunlar, bizim umutlarımız” dedi içinden. Onun eline de bir et paketi tutuşturdu. Çocuk koştu annesine. Sevinçle bir şeyler söylüyordu. [/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]İbrahim Bey 'poşete çok sevindi galiba' dedi kendi kendine. Tercüman çocuğun sözlerini tercüme etti. Meğer çocuk ete sevinmemiş. “O beyaz adam başımı okşadı, sevdi beni” diyormuş annesine.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]İç savaşta 3.5 milyon insan ölmüş, bir o kadar da yaralı, yetim ve öksüz kalmıştı burada. Her tarafta yetimhaneler. 7.8 büyüklüğündeki son depremde çok büyük can kaybı yaşanmıştı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]“İyi ki gelmişim buralara” diye geçirdi içinden. “Beyazlara ölüm” işaretiyle tehdit edilirken, İbrahim Bey bir anda siyah insanların ak gönüllerine taht kurmuştu.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Ama işleri daha bitmemişti.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Kano denilen küçük bir kayıkla uzaktaki bir kabileye et götürüyorlardı. Dört saat süren tehlikelerle dolu nehir yolculuğundan sonra bir kabileye varıyorlar. Kabile reisi, yardımdan son derece memnun oluyor. İlk defa bir beyazdan ve bir Müslüman'dan yardım görüyorlarmış. Reis bırakmıyor İbrahim Bey ve arkadaşını. Onları uzun uzun dinliyor. Sorularına aldığı cevaplar onu sonu gelmez güzelliklere alıp götürüyor. Gül seriyorlar İbrahim Bey'in yollarına. Bütün kabile dökülüyor yollara, kalabalığın sevgi gösterilerinden saatlerce ulaşamıyorlar kayıklarına. Reis, “Bize bunca güzellikleri bundan sonra kim anlatacak? Bizi kime bırakıp da gidiyorsunuz” diye bağırıyor arkalarından. Bütün kabile el sallıyor.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]İbrahimler yanmaktan, İsmailler kurtuluyordu kurban olmaktan.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Nitekim Kazan Türklerinden Abdürreşid İbrahim, çocuklarının;[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]-Babacığım, bizi kime bırakıp gidiyorsun? feryatları arasında ayrılmamış mıydı Kazan'dan? Perişan alem-i İslam'ı ve bütün Asya'yı baştan başa dolaşan bu müthiş seyyah İstanbul'a uğradığında, merhum Akif'in ifade gücünü görünce ona: [/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]-“Sen bütün Asya'yı, Afrika'yı dolaşmalısın. Buzlu steplerde, kızgın çöllerde yaşayan Müslümanların ahvalini yakından görmelisin. Senin şiirlerin ilkbaharın feyzi gibi, donmuş ruhlara yeniden hayat verir. Onları görmeli, dinlemelisin. Onlar da seni görmeli ve dinlemeli” dememiş miydi? İşte Akif “Vaiz kürsüde” şiirinde onu anlatır.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Akif bütün bir Asya'yı dolaşamadı ama “Asım'ın Nesli” kıtalar arşınlıyor.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Ölümsüz sultanlar, tacı tahtı terk etmesini, nefsini kurban etmesini bilenler değil midir?[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Not: Gurbetleri vatan, nefislerini kurban kılanlara bayram ola…[/COLOR][/FONT] |
Son moda eşarp..
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Orta yaşlı bir hanım,şehrin en lüks mağazasında beğendiği döpiyesi giyip ayna karşısında birkaç defa döndükten sonra:
-Ben üniversitede öğretim üyesiyim,dedi.Modern bir kıyafet almak ve özgürce giyinmenin tadına varmak istiyorum. Kadınla ilgilenen tezgahtar kız: -Sizi iyi tanıyorum efendim, dedi, Çok şık giyindiğinizi de biliyorum.Fakat Fransız modasına göre elbisenizi bir eşarpla tamamlamalısınız. Kadın: -Eşarp mı? diye burun kıvırdı.Demek güncel ha!... Ama Fransa gibi bir moda merkezinden geliyorsa,dedikleri doğrudur. Tezgahtar kız,raftaki eşarpları müşterinin önüne sedikten sonra: -Pahalı olmasına rağmen en modern mallarımız bunlar, dedi.Size yakışacaktır. Kadın,eşarpları tek tek incelerken: -Hepsi de birbirinden güzel ama ben sizin başınızdakini beğendim,dedi.Şimdi hatırlamıyorum ama,geçen gün aynı eşarbı birinde daha görmüştüm. Genç kız,saygılı bir ifadeyle: -O gördüğünüz bendim hocam,diye gülümsedi.sizin öğrencinizim.kıyafetimden dolayı beni dersinizden atarken,basımda bu esarp vardı !!! [/FONT][/COLOR] |
Babam seyredİyor
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Ortaokulda okuyan ve kısa bir süre önce annesini kaybeden genç, babasıyla birlikte yaşıyordu. Babasıyla aralarında çok güzel bir dostluk vardı. Genç, okulun futbol takımındaydı. Takımdaydı ama, ufak-tefek yapısı ve tecrübesizliği nedeniyle hocası ona bir türlü maçlarda görev vermiyordu. Bu yüzden, her maçta yedek kulübesinde oturuyordu. Buna rağmen, babası hiçbir maçı kaçırmaz ve hep ayağa kalkıp tezahürat yapardı.
Liseye girdiğinde sınıfının en sıska öğrencisiydi gencimiz. Fakat babası onu hep futbol oynamaya teşvik etti; bununla birlikte, istemezse oynamayabileceğini de belirtti. Delikanlı futbolu seviyordu ve takımda kalmaya karar verdi. Her idmanda elinden geleni yapıyor ve takımın as oyuncularından bir olmaya çalışıyordu. Bütün lise hayatı boyunca hiçbir idmanı veya maçı kaçırmadı. Ama sürekli yedek kulübesinde oturmaktan kurtulamadı. İnançlı babası her zaman ki gibi tribünlerde yerini alıyor ve oğlunu destekleyici tezahüratlarda bulunmaya devam ediyordu. Genç, üniversiteye başladığında futbol onun için önemini kaybetmeye yüz tuttu, ama yine de elinden geleni yaptı. Herkes onun okul takımına giremeyeceğinden emin olsa da, bunu başardı. Takımın antrenörü onu listeye dahil ettiğini, çünkü her idmanda yüreğini koyduğunu ve takımın diğer üyelerini de şevke getirdiğini itiraf etti. Takıma girebildiği haberi onu o denli heyecanlandırdı ve sevindirdi ki, soluğu en yakın telefon kulübesinde aldı ve babasına müjdeyi verdi. Onun bu mutluluğunu paylaşan babası, kendisine maçların sezonluk biletlerini göndermesini istedi. Üniversitedeki dört yıl boyunca hiçbir idmanı kaçırmayan genç, ne yazık ki hiçbir maçta oynayamadı. Futbol sezonunun sonlarına doğru, büyük bir eleme maçının idmanı için sahaya çıkmaya hazırlanan gencin yanına, elinde bir telgrafla antrenörü geldi. Delikanlı telgrafı okuyunca ölüm sessizliğine büründü. Güçlükle yutkunarak hocasına şunları söyleyebildi: - ”Bu sabah babam ölmüş. İzninizle bugünkü idmana gelmesem?”. Hocası kolunu şefkatle omzuna doladı ve : - “Bu hafta dinlen evlat” dedi, - ”cumartesi günkü maça gelmeyi de aklından geçirme.” Cumartesi geldi çattı, ama okul takımının durumu hiç de iyi değildi. Maçın sonlarına doğru, bir kişi soyunma odasına sessizce girdi, formasını ve futbol ayakkabılarını giyip saha sahanın kenarına çıktı. Babası ölen ufaklıktı bu! Antrenör ve oyuncular azimli arkadaşlarını bu kadar kısa sürede tekrar aralarında görmekten dolayı son derece şaşırmışlardı. Hocasının yanına giden genç: - ”Lütfen izin verin oynayayım” dedi. - ”Bugün oynamak zorundayım.” Hocası önce onu duymamış gibi davrandı. Böylesine zor bir eleme maçında takımın en kötü oyuncusunu sahaya çıkarmasına imkan olmadığını düşünüyordu. Ama genç o kadar ısrar etti ki, sonunda ona acıyan hocası razı oldu: - ”Pekala oyuna girebilirsin.” Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemişti ki, hem hoca, hem oyuncular, hem de maçı izleyenler gördüklerine inanamadılar. Daha önce hiç oynamamış olan bu meçhul ufaklığın her hareketi harika, attığı her pas isabetliydi. Karşı takım oyuncuları onu durduramıyordu. Koşuyor, pas veriyor, savunmaya yardım ediyor ve maçın yıldızı olarak parlıyordu. Sonunda, gencin takımı aradaki farkı kapattı, nihayet atılan bir golle de beraberliği yakaladı. Ve son saniyelerde ufaklık topu tek başına sürükleyip herkesi geçti ve galibiyet golünü attı. Maç bitmişti. Okulunun taraftarları sevinç çığlıkları atıyor, arkadaşları onu omuzlarında taşıyordu. Seyirciler tribünü terk ettikten, oyuncular duşlarını alıp soyunma odasını boşalttıktan sonra, takımın hocası gencin köşede tek başına sessizce oturduğun fark etti. Yanına gidip: - “Evlat, inanamıyorum. Bugün bir harikaydın” dedi. - “Sana ne oldu,bunu nasıl yaptın,anlat bana! “ Genç hocasına baktı,gözlerine yaşlar doldu ve şöyle dedi: - “Babamın öldüğünü biliyorsunuz.Peki onun gözlerinin görmediğini biliyor muydunuz?” Delikanlı zorlukla yutkundu,gülümsemeye çalıştı: - ”Babam bütün maçlarıma geldi,çünkü görmediğim halde beni desteklemek istiyordu. Ve ilk defa bugün beni oynarken görebilirdi. Ben de bu fırsatı kullanmak ve oynayabildiğimi ona göstermek istedim.[/FONT][/COLOR] |
Çok Hoş Bir ÖykÜ
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Bu olay 14 ekim 1998 de kıtalar arası bir uçuş esnasında gerçekleşmiş.
"Bir kadın, uçakta zenci bir adamın yanında oturuyordu. Durumdan rahatsızlığını belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öylesine antipatik birinin yanında oturamazdı. Hostes, tüm uçağın dolu olduğunu fakat birinci sınıfta yer olup olmadıına bakacağını söyledi. Diğer yolcular şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlardı, bu kadının sadece terbiyesizliğine değil, bir de birinci sınıfta yolculuğu devam edeceğine şahit oluyorlardı. Zavallı adamcağız çok kötü bir durumda olmasına rağmen cevap vermemeyi tercih etti. Bu yüksek tansiyondaki durumda kadın, birinci sınıfta ve o adamdan uzak uçabileceğinden tatmin olmuş, hostesin dönmesini bekliyordu. Birkaç dakika sonra geri gelen hostes, kadına: "Çok özür dilerim geciktim.Birinci sınıfta bir yer buldum… Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu. 'Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz' dedi ve bu izni verdi." Diğer yolcular kulaklarına inanamıyorlardı, bu esnada kadın da bir zafer kazanmış gibi yerinden kalkmaya hazırlandı. Aynı anda hostes, oturmakta olan zenciye dönerek: "Beyefendi, sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürmem için beni takip eder misiniz lütfen? Seyahat firmamız adına kaptan pilotumuz sizden böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bırakıldığınız için çok özür diliyor." Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler. O yıl, kaptan pilot ve hostes uçaktaki davranışlarından dolayı ödüllendirildiler. Aşağıdaki mesaj, tüm ofislere personelin görebileceği bir biçimde iletildi: "İNSANLAR ONLARA NE SÖYLEDİĞİNİZİ UNUTABİLİRLER. İNSANLAR ONLARA NE YAPTIĞINIZI DA UNUTABİLİRLER. AMA İNSANLAR, ONLARA KENDİLERİNİ NASIL HİSSETTİRDİĞİNİZİ ASLA UNUTMAZLAR." [/FONT][/COLOR] |
DİNİ HİKAYELER
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]BAŞÖRTÜLÜ BİR GENÇ KIZ ÜNİVERSİTE DE OKUYORMUŞ.TABİ O ZAMANLAR BAŞÖRTÜSÜ SERBEST.
BİR GÜN BİR BAYAN HOCA ONUN BU HALİNİ GÖRÜYOR VE SİNDİREMİYOR. TAHMİN EDERSİNİZ...VE ÇIKIYOR ORTAYA BAŞLIYOR BAĞIRMAYA... BİR SÜRÜ ÜNİVERSİTELİ GENÇ SUSMUŞ PÜR DİKKAT DİNLİYOR... -SİZİN YÜZÜNÜZDEN BU HALLERDEYİZ.., GERİ KAFALILARIN YÜZÜNDEN İLERLEYEMİYORUZ.... VESAYİRE VESAYİRE.... O ZAMANA KADAR SUSKUN DURAN KIZIN O MÜTHİŞ CEVABI İSE ŞÖYLE OLUYOR: -HOCAM !! TÜRKLER MARSA UZAY GEMİSİ GÖNDERDİ DE BENİM BAŞÖRTÜME Mİ TAKILDI?........... [/FONT][/COLOR] |
Cevap: Son moda eşarp..
[I]Buda benden olsun... (:[/I]
[FONT=Comic Sans MS][I]Sadri abimiz Istanbul"da bir minibuse biner, ön koltuklarin birine oturur.Arka dortluyede giyimiyle tum dikkatlerini uzerine ceken 3-4 tane bayan oturur.Bu bayanlar makyajlarina falan oldukca dikkat etmis, yaz mevsimininde vermis oldugu rehavetle birazda rahat giyinmisler. Neyse bunlarin onune sakalli bir dedemiz ve carsafli hanimi oturur.Genc ve alimli bayanlardan birtanesi dayanamamis atilmis dedemize: -Amca, amca demis, sen boyle rahat rahat kisa kollu gomlegini giyinmis geziyorsun,pekii bu kadincagizin cani yokmu ki carsafla gezdiriyorsun? Her tarafini kapatiyorsun? Haklisin demis dedemiz -Simdi sana sevgilinden bir mektup gelse,postaci bunu kutunuza biraksa,mahallenin genc delikanlilari da bu mektubu ordan alip okusa, elden ele dolassa senin hosuna gidermiy di? -Olur mu ole sey yaa, [U]o benim ozelim! [/U]onu benden baska kimse okuyamaz!.[/I][/FONT] |
Cevap: BiR GeNç KıZıN CeVaBı...
braavo kardeşime çok güzel bi cevap vermiş aferin sizede çok teşekkürler kardeşim paylaşım için.
|
Cevap: Son moda eşarp..
bak seen o hanımefendinin özeli ha oda dedemin özeli buda benim özelim dememişmi dedem
paylaşım için teşekkürler canlarım harikesiniz gız |
Cevap: Çok Hoş Bir ÖykÜ
gülrubacım bu gün döktürüyosun gı maşallah bacım ağzına yüreğine sağlık .
|
Cevap: Çok Hoş Bir ÖykÜ
gercekden cok güzel bir öykü.HELAL olsun Hostes´e ve Pilot´a.Iste böyle önyargisiz bir dünya görmek dileliyle.........
Türksan |
Cevap: Son moda eşarp..
[QUOTE=Dilsad Hatun;503015][I]Buda benden olsun... (:[/I]
[FONT=Comic Sans MS][I]Sadri abimiz Istanbul"da bir minibuse biner, ön koltuklarin birine oturur.Arka dortluyede giyimiyle[/I][/FONT] [I][FONT=Comic Sans MS]tum dikkatlerini uzerine ceken 3-4 tane bayan oturur.Bu bayanlar makyajlarina falan oldukca dikkat etmis,[/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS]yaz mevsimininde vermis oldugu rehavetle birazda rahat giyinmisler. Neyse bunlarin onune sakalli bir dedemiz[/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS]ve carsafli hanimi oturur.Genc ve alimli bayanlardan birtanesi dayanamamis atilmis dedemize:[/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS]-Amca, amca demis, sen boyle rahat rahat kisa kollu gomlegini giyinmis geziyorsun,pekii bu kadincagizin cani yokmu ki carsafla gezdiriyorsun? Her tarafini kapatiyorsun?[/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS]Haklisin demis dedemiz[/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS]-Simdi sana sevgilinden bir mektup gelse,postaci bunu kutunuza biraksa,mahallenin genc delikanlilari da[/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS]bu mektubu ordan alip okusa, elden ele dolassa senin hosuna gidermiy di?[/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS]-Olur mu ole sey yaa, [U]o benim ozelim! [/U]onu benden baska kimse okuyamaz!.[/FONT][/I][/QUOTE] [COLOR=red]Hah demiş dedemiz:[/COLOR] [COLOR=red]- O'da benim özelim, BENDEN BAşKASI OKUYAMAZ!.. [/COLOR] [COLOR=#ff0000][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=dimgray]Değerli yorumun ve bu güzel menkıbe için sağolasın canım ..[/COLOR][/FONT] |
Cevap: Son moda eşarp..
[QUOTE=ayten58;503018]bak seen o hanımefendinin özeli ha oda dedemin özeli buda benim özelim dememişmi dedem
paylaşım için teşekkürler canlarım harikesiniz gız[/QUOTE] [COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Harika olan sensin ayten Değerli yorumun için sağolasın canım ...[/FONT][/COLOR] |
Cevap: Çok Hoş Bir ÖykÜ
[QUOTE=ayten58;503022]gülrubacım bu gün döktürüyosun gı maşallah bacım ağzına yüreğine sağlık .[/QUOTE]
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Teşekkür ederim ayten seninde gözüne gönlüne sağlıkolsun canım ...[/FONT][/COLOR] |
Cevap: Çok Hoş Bir ÖykÜ
[QUOTE=Türksan;503052]gercekden cok güzel bir öykü.HELAL olsun Hostes´e ve Pilot´a.Iste böyle önyargisiz bir dünya görmek dileliyle.........
Türksan[/QUOTE] [COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]İnşAllah İnşAllah Türksan değerli yorumun için sağolasın ...[/FONT][/COLOR] |
Cevap: BiR GeNç KıZıN CeVaBı...
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]ben teşekkür ederim değerli yorumunuz için sağolasınız....[/FONT][/COLOR]
|
Cevap: Son moda eşarp..
[B]güzel paylaşımlarınız için teşekkürler..[/B]
|
Cevap: BiR GeNç KıZıN CeVaBı...
[B]cevap çok güzel ve mantıklı.
paylaşım için teşekkürler..[/B] |
Cevap: Son moda eşarp..
Siz buna Modern mi diyorsunuz ben buna Modern değil Yükseklerde görme derim baksana Kadın o kadar Modern ki öğrencinin yüzünü göremez olmuş yazık....
|
Cevap: Dua Almak ( güzel bir Hikaye okumaya değer )
Dua almak gerçektende çok önemli Allah Dua eden ettiren insanlardan eylesin....
|
Cevap: zenginlik,başarı ve sevgi
Sevgi zenginliktir zaten....
|
Cevap: zenginlik,başarı ve sevgi
[B] Nerede Sevgi varsa, orada Basari ve Zenginlik de vardir!
paylaşım için teşekkürler.. [/B] |
Cevap: Cimriliğin bu kadarı
Allah'ın bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar Hayır; bu onlar için şerdir; kıyamet günü cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır Allah yaptıklarınızdan haberi olandır (3/180)
|
Cevap: Ama bu imkansız"mı?
İmkansız diye bir şey yok...
|
Cevap: Baba gİtmesen olmaz mi?
Ölümsüz sultanlar, tacı tahtı terk etmesini, nefsini kurban etmesini bilenler değil midir?
|
Cevap: Gözyaşı...
Allah rızası için gözyaşı dökenlerden oluruz İNŞŞALLAH..."
İnşallah... |
Cevap: Babam seyredİyor
işte böyle babalarda var insan her şeyin kıymetini iyi bilmeli
|
Cevap: Çok Hoş Bir ÖykÜ
Kadının yüzünü görmek isterdim....
|
Cevap: BiR GeNç KıZıN CeVaBı...
İlerlemek ilaki başı açık olmak değildir başörtüsüyle ilgilide yenilikler var korkmayın :)
|
Cevap: Çok Hoş Bir ÖykÜ
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Bende görmek isterdim ..
değerli yorumun için sağolasın seva..[/FONT][/COLOR] |
Cevap: BiR GeNç KıZıN CeVaBı...
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Değerli yorumlarınız için ben teşekkür ederim ..[/FONT][/COLOR]
|
Cevap: Babam seyredİyor
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]sağolasın seva..[/FONT][/COLOR]
|
Cevap: Babam seyredİyor
anne ve baba sevgısını ne alabılırkı....kaybetmeden önce ıyı sahıp cıkın derım....bızım sansımız kalmadı maalesef :(:(
|
Cevap: BiR GeNç KıZıN CeVaBı...
biz Turklerın ıcındekı münafıklar yokolmadıgı sürece bu ulke sacma sapan konularla meşgul olmaya devam edecek.....muslumanız bırakında yasayalım ....
|
camı ve kilıse
Hazreti Fatih İstanbul'u fethettikten sonra, Avrupada fütuhata devam ediyordu. Bir seferinde Sırbistan hududuna gelmiş ve Sırbistan'ın fethi artık an meselesi idi. Sırp Kralı Brankoviç bir yanda Macaristan bir yanda da Türkler olduğu için arada zor durumda kalmıştı. Her iki büyük devletten birine sığınmak, ondan yardım istemek düşüncesiyle, her iki tarafa da elçiler gönderdi.
"Sırbistan elinize geçer ve burayı fethederseniz nasıl muamele edeceksiniz?" diye fikirlerini öğrenmek istedi. Sırplılar ortodoks mezhebine mensup olduklarından, katolik Macar Kralı Hünyad tarafından şu cevabı aldı: -Eğer Sırbistan bizim elimize geçer ve biz oraları istilâ edersek, bütün Sırplıları katolik edinceye kadar mücadele ederiz ve bütün kiliseleri yıkar, yerlerine katolik kilisesi inşa ederiz... Fatih Sultan Mehmet Hazretlerine giden elçi şu cevapla dönmüştü: -Biz Sırbistan'ı alırsak, İslâmiyetin Allah indinde tek din olduğunu ilân ederiz. Ve bu arada hiç kimseyi, kendi dininden dönmeye zorlamayız. İsteyen eski dininin icabı olan kiliseye gider, isteyen Allah indinde tek din olan İslâmiyeti seçer, dünya ve ahiret selâmetine kavuşur. |
Cevap: BiR GeNç KıZıN CeVaBı...
güzel cevap vermiş be
|
Cevap: BiR GeNç KıZıN CeVaBı...
insanların artık bi şeylerin peşini bırakıp önüne bakmaları gerekiyor.önce zor olanı başarıp sonra ufak konuları tartışmaları gerek. hayat insanı en zor yerinden vuruyor ve bende başı kapalı bayandım ama mesleğime engel oldu ve istemediler.insanların bişeyleri görmeleri gerekiyor artık. kıyafetle diğil kişilikle bakmaları gerekiyor ama bizim toplum geri yani Türkiye ve gerçekten güzel cevap vermiş
|
Cevap: Son moda eşarp..
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Değerli yorumlarınız için sağolun ...[/FONT][/COLOR]
|
Cevap: Dua Almak ( güzel bir Hikaye okumaya değer )
[QUOTE=seva;503134]Dua almak gerçektende çok önemli Allah Dua eden ettiren insanlardan eylesin....[/QUOTE]
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Aminnn Allah c.c razı olsun seva kardeşim değerli yorumun için sağolasın .....[/FONT][/COLOR] |
Cevap: zenginlik,başarı ve sevgi
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]sevgi herşeyin ana kaynağı ...
Değerli yorumlarınız için sağolun ...[/FONT][/COLOR] |
Cevap: Cimriliğin bu kadarı
[COLOR="DimGray"][FONT="Comic Sans MS"]Yorumun ve değerli katkın için sağolasın seva...[/FONT][/COLOR]
|
| WEZ Format +2. ?uan Saat: 18:23. |
Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.