Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Haberler (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=203)
-   -   50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=16097)

abircan 21.03.2008 11:35

ZAMANIN SON NUMARASI DOÇENT YAZAR-HOCASINDAN MALESEF UTANIYORUMMMMMM
 
Alevilere küfreden Fethullahçı doçent
21-03-08


YAZAR: RIZA ZELYUT / GÜNES



Zaman Gazetesi, Fethullah Gülen hareketinin karargahıdır. Lakin; içerideki Alevi Müslümanları düşman görürler. Çünkü; Aleviler Türkiye'de laikliğin, cumhuriyetin, demokrasinin ve insan haklarının gönüllü savunucularıdırlar.




Dün, aşağıdaki elektronik mektubu aldım ve okurken bir kez daha insanlığımdan utandım. Yol TV'ye bağlı Yol Haber tarafından gönderilen mektupta şunlar yazıyordu:

'Alevilere yönelik yüzyıllardır devam eden aşağılama ve iftiralara bir yenisi daha eklendi. Bu hakaretlerin sonuncusunun sahibi Doç. Dr. Ibrahim Öztürk adli bir öğretim üyesi.

Istanbul Ticaret Üniversitesi'nde Uluslararasi Ekonomik Kuruluşlar adlı dersin hocası Doç. Dr. Ibrahim Öztürk'ün, 18 Mart Salı günü derste 'Benim ailemin düşüncesine göre Alevi kadınları orospudur' demesi derste bulunan öğrencileri çileden çıkarttı. Derste bulunan öğrencilerden 9'u hemen bir şikayet dilekçesi ile durumu Istanbul Ticaret Üniversitesi Rektörlügü'ne bildirdiler.

Şikayet dilekçesini işleme aldıklarını ve Doç. Dr. Ibrahim Öztürk'ü işten uzaklaştıracaklarını belirten Istanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ateş Vuran'ın 'Bu yapılan insanlık dışıdır; özrü mümkün değildir. Bu adam psikolojik bir vakadır.' dediği ve üniversitesi adına, hakarete uğrayan, rencide edilen öğrencilerden özür dileyeceği belirtildi.

Hakarete uğrayan öğrencilerin, Alevi kadınlara hakeret eden, aşağılayan, onurunu zedeleyen, insanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bu hakaretten dolayı Ibrahim Öztürk'ün üniversiteden derhal kovulmasını ve akademik ünvanlarının geri alınmasını talep ettikleri açıklandı.

Doç. Dr. Ibrahim Öztürk hakkında hakeretten ve bir toplumu rencide etmesinden dolayı suç duyurusunda bulunulacağı da öğrenildi.

ZAMAN GAZETESI'NDE

'Alevi kadınları orospudur!' diyecek kadar gözü dönmüş bu adam; Marmara Üniversitesi'nde çalışıyor. Orada Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi'nin Ingilizce Iktisat Bölümü'nde ders veriyor. Istanbul Ticaret Üniversitesi'ne ise dışarıdan geliyor.

Türkiye'nin sürüklendiği uçurumu görmek istemeyenlere işte bu doçenti yeni bir örnek olarak sunuyorum.

Bu adam; aynı zamanda Zaman Gazetesi'nde ekonomi üzerine yazılar yazıyor.

Zaman Gazetesi, Fethullah Gülen hareketinin karargahıdır.

Fethullah Gülen hareketinin kimliğini, kişiliğini anlamakta Doç. Ibrahim Öztürk iyi bir ipucudur.

Bunlar; Hıristiyanlarla sıkı dost olurlar. Hatta Papa'nın elini bile öperler.

Kendilerini gizlemek için gazetelerinde diyalog ve hoşgörü yazıları yayımlatırlar.

Lakin; içerideki Alevi Müslümanları düşman görürler. Çünkü; Aleviler Türkiye'de laikliğin, cumhuriyetin, demokrasinin ve insan haklarının gönüllü savunucularıdırlar.

Aleviler; gericiliğe karşıdırlar... Tarikatların iktidarı ele geçirmesine asla evet demezler. Bunları; kömürle ve yiyecek paketleri ile kandırmak da mümkün değildir.

Ve bu Aleviler Amerikan emperyalizmine de şiddetle karşı çıkarlar

Fethullah Gülen ise Amerika tarafından beslenir.

Bu yüzden de işte Ibrahim Öztürk gibi Fethullahçılar; Alevilere düşmandırlar. Hoşgörü maskesi takmalarına karşın; bir an gelir ki içlerindeki kini işte böyle bayağı biçimde dışa vururlar.

***

Bugün Alevi toplumunun yaşam damarı olan laiklik; kesilmek isteniyor. Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, bunu görmüş; AKP hakkında kapatma davası açmıştır. Başsavcı Yalçınkaya'ya saldıranların organizasyonu da bu tarikatçıler tarafından yürütülüyor. Alevilere küfreden bu doçent, yazılarında AKP iktidarını göklere çıkarmaktadır. Yani; okyanusötesi ilişkilerle Türkiye içindeki tarikat-siyaset ilişkisi; tam bir işbirliği fotoğrafı sunuyor. Böyle bir dönemde Alevi toplumunun yeniden düşünme zamanı gelmiştir. Alevilerin kendi aralarındaki küçük inançsal ayrılıkları unutup güçlerini birleştirme zamanı gelmiş de geçmektedir.

HAYDI YÖK BAŞKANI!

Türkiye'deki milyonlarca insana; inancı nedeniyle açıkça küfreden Ibrahim Öztürk hakkında soruşturma açması için Istanbul Cumhuriyet Savcısı'nı göreve davet ediyorum. Savcılığın; Türkiye'yi karıştırmaya çalışan, Alevileri açıkça aşağılayan, aşağılamayı bırakın onlara küfreden bu kişiye hukuku göstermesi gerekiyor.

Bir çağrım da YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan'a!

Haydi Sayın Özcan; bu kişi hakkında soruşturma aç ve gereğini yap.

Acaba yapabilecek misiniz?

Rıza ZELYUT

GÜNEŞ – 21 Mart 2008

çiğdem kaya 21.03.2008 12:08

--->: ZAMANIN SON NUMARASI DOÇENT YAZAR-HOCASINDAN MALESEF UTANIYORUMMMMMM
 
[QUOTE=abircan;246819]Alevilere küfreden Fethullahçı doçent
21-03-08


YAZAR: RIZA ZELYUT / GÜNES



Zaman Gazetesi, Fethullah Gülen hareketinin karargahıdır. Lakin; içerideki Alevi Müslümanları düşman görürler. Çünkü; Aleviler Türkiye'de laikliğin, cumhuriyetin, demokrasinin ve insan haklarının gönüllü savunucularıdırlar.




Dün, aşağıdaki elektronik mektubu aldım ve okurken bir kez daha insanlığımdan utandım. Yol TV'ye bağlı Yol Haber tarafından gönderilen mektupta şunlar yazıyordu:

'Alevilere yönelik yüzyıllardır devam eden aşağılama ve iftiralara bir yenisi daha eklendi. Bu hakaretlerin sonuncusunun sahibi Doç. Dr. Ibrahim Öztürk adli bir öğretim üyesi.

Istanbul Ticaret Üniversitesi'nde Uluslararasi Ekonomik Kuruluşlar adlı dersin hocası Doç. Dr. Ibrahim Öztürk'ün, 18 Mart Salı günü derste 'Benim ailemin düşüncesine göre Alevi kadınları orospudur' demesi derste bulunan öğrencileri çileden çıkarttı. Derste bulunan öğrencilerden 9'u hemen bir şikayet dilekçesi ile durumu Istanbul Ticaret Üniversitesi Rektörlügü'ne bildirdiler.

Şikayet dilekçesini işleme aldıklarını ve Doç. Dr. Ibrahim Öztürk'ü işten uzaklaştıracaklarını belirten Istanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ateş Vuran'ın 'Bu yapılan insanlık dışıdır; özrü mümkün değildir. Bu adam psikolojik bir vakadır.' dediği ve üniversitesi adına, hakarete uğrayan, rencide edilen öğrencilerden özür dileyeceği belirtildi.

Hakarete uğrayan öğrencilerin, Alevi kadınlara hakeret eden, aşağılayan, onurunu zedeleyen, insanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bu hakaretten dolayı Ibrahim Öztürk'ün üniversiteden derhal kovulmasını ve akademik ünvanlarının geri alınmasını talep ettikleri açıklandı.

Doç. Dr. Ibrahim Öztürk hakkında hakeretten ve bir toplumu rencide etmesinden dolayı suç duyurusunda bulunulacağı da öğrenildi.

ZAMAN GAZETESI'NDE

'Alevi kadınları orospudur!' diyecek kadar gözü dönmüş bu adam; Marmara Üniversitesi'nde çalışıyor. Orada Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi'nin Ingilizce Iktisat Bölümü'nde ders veriyor. Istanbul Ticaret Üniversitesi'ne ise dışarıdan geliyor.

Türkiye'nin sürüklendiği uçurumu görmek istemeyenlere işte bu doçenti yeni bir örnek olarak sunuyorum.

Bu adam; aynı zamanda Zaman Gazetesi'nde ekonomi üzerine yazılar yazıyor.

Zaman Gazetesi, Fethullah Gülen hareketinin karargahıdır.

Fethullah Gülen hareketinin kimliğini, kişiliğini anlamakta Doç. Ibrahim Öztürk iyi bir ipucudur.

Bunlar; Hıristiyanlarla sıkı dost olurlar. Hatta Papa'nın elini bile öperler.

Kendilerini gizlemek için gazetelerinde diyalog ve hoşgörü yazıları yayımlatırlar.

Lakin; içerideki Alevi Müslümanları düşman görürler. Çünkü; Aleviler Türkiye'de laikliğin, cumhuriyetin, demokrasinin ve insan haklarının gönüllü savunucularıdırlar.

Aleviler; gericiliğe karşıdırlar... Tarikatların iktidarı ele geçirmesine asla evet demezler. Bunları; kömürle ve yiyecek paketleri ile kandırmak da mümkün değildir.

Ve bu Aleviler Amerikan emperyalizmine de şiddetle karşı çıkarlar

Fethullah Gülen ise Amerika tarafından beslenir.

Bu yüzden de işte Ibrahim Öztürk gibi Fethullahçılar; Alevilere düşmandırlar. Hoşgörü maskesi takmalarına karşın; bir an gelir ki içlerindeki kini işte böyle bayağı biçimde dışa vururlar.

***

Bugün Alevi toplumunun yaşam damarı olan laiklik; kesilmek isteniyor. Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, bunu görmüş; AKP hakkında kapatma davası açmıştır. Başsavcı Yalçınkaya'ya saldıranların organizasyonu da bu tarikatçıler tarafından yürütülüyor. Alevilere küfreden bu doçent, yazılarında AKP iktidarını göklere çıkarmaktadır. Yani; okyanusötesi ilişkilerle Türkiye içindeki tarikat-siyaset ilişkisi; tam bir işbirliği fotoğrafı sunuyor. Böyle bir dönemde Alevi toplumunun yeniden düşünme zamanı gelmiştir. Alevilerin kendi aralarındaki küçük inançsal ayrılıkları unutup güçlerini birleştirme zamanı gelmiş de geçmektedir.

HAYDI YÖK BAŞKANI!

Türkiye'deki milyonlarca insana; inancı nedeniyle açıkça küfreden Ibrahim Öztürk hakkında soruşturma açması için Istanbul Cumhuriyet Savcısı'nı göreve davet ediyorum. Savcılığın; Türkiye'yi karıştırmaya çalışan, Alevileri açıkça aşağılayan, aşağılamayı bırakın onlara küfreden bu kişiye hukuku göstermesi gerekiyor.

Bir çağrım da YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan'a!

Haydi Sayın Özcan; bu kişi hakkında soruşturma aç ve gereğini yap.

Acaba yapabilecek misiniz?

Rıza ZELYUT

GÜNEŞ – 21 Mart 2008[/QUOTE]

ilk once fethullahcılar falan dıyerek karalanan kesım haksızlıga ugramaktadır bunu acıklamak ısterım fethullah gulenın su acıklamasını dıkkatle okuyup bakıs acısını gormenızı ısterım:
Fethullah Gülen Hocaefendi, 'mum söndürme' söylentisinin Aleviler'e büyük bir iftira olduğunu söyledi. Hocaefendi [url]www.herkul.org[/url] sitesinde Alevilikle ilgili bir soruyu cevaplandırırken, şöyle dedi: "Eline, beline, diline sahip ol!" anlayışına bağlı Alevî meşrep insanlarımızın bu telakkiye tamamen zıt 'mum söndürme ayini' gibi bazı uygulamalarla itham edilmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu cevaplandıran Gülen, "Eline, beline, diline sahip ol! telakkisine bağlı yaşayan ve namusları uğruna çok defa mücadele vermiş bulunan insanların iffetlerini görmezden gelerek, onları gönülden yaralayacak isnatlarda bulunmak ve iftiralara ortak olmak; değil Müslümanlığa, insanlığa dahi sığmayacak bir kötülüktür." Hz. Ali döneminden başlayan kasıtlı yorumların kavga vesilesi yapılarak kardeşin kardeşe düşürüldüğünü vurgulayan Gülen, "Vicdanı çürümemiş bir kimse, böyle bir iftiranın gerçek olabileceğine asla ihtimal veremez." diye konuştu. Açıklama, Alevi çevrelerinde memnuniyetle karşılandı.

ayrıca abırcanın ıddıa ettıgı yukarıda kı gazetecının yazısını okuyunca dehsete dustum ve hemen yazara bır maıl attım.bakın bana ne cevap verdı.
Merhaba.

Ben 15 senedir Tuncelil'i bir Kürt ve Alevi bayanla evliyim. Iftira atmak her yerde mümkündür. Ancak arayıp gerceği öğrenmek de sizin gibi arkadasların görevi ve duyarliligi olmalı.
Ben alevilerin ve kürtlerin haklarini savunurken kendi eşimin yüzüne bakamaz hale düşürüldüm. "Işte Türkiye" diye her halde buna demek lazim.

40 Yaşındaki bir doçentin bunu nasıl telaffuz dahi edebileceğine ihtimal verilebiliyor...

Şimdi sizin bana ulaşıp hakkimi helal ettirmeniz gerekecek.

NOT: Aşağıda konuyu detaylı olarak acıklığa kavuşturdum.

Çok yazık

Selamlarımla.

Doç.Dr. Ibrahım Ozturk

*********************************************

KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Kamuoyunun Dikkatine,



Çeşitli medya organlarında alevi bayanlarla ilgili yakışıksız, mesnetsiz ve suç teşkil eden, toplumsal barışımızı zedeleyecek tarzda ağır birtakım sözler kullandığım iddia edilmiştir.

Ben, İbrahim Öztürk, 1994 yılından beri Alevi ve Kürt bir bayanla evliyim. Bunu tesadüfen ve baskı altında değil, karşılıklı rıza ile yaptık ve bu evlilikten mutlu bir yuvamız ve iki çocuğumuz vardır.

Bu meyanda gazetecilik etiğini hiçe sayarak, iddia ve iftiraları derhal benimseyip, benimle irtibata geçip bir kere bile sormayan, bazıları ancak yayınladıktan sonra, yani iftirayı attıktan sonra benimle iletişime geçen, bu şekilde konuyu kullananlar ve buna ortam hazırlayarak şahsımı ve mensup olduğum kurumları karalayanlarla yargı önünde hesaplaşacağım.

Ancak bu vesile ile olayın ne olduğunu aşağıda dikkatinize sunuyorum:



İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Uluslar arası İlişkiler Bölümünde, 2. sınıfta olan öğrencilere Uluslar arası Ekonomik Kuruluşlar adlı bir ders vermekteyim.

18 Mart Salı günü yapılan derste konumuz Gümrük Birliği ve bu meyanda AB idi.

AB ile Türkiye arasında daha çok Fransa ve Almanya eksenli olarak yaşanan sıkıntıların dile getirilmesi üzerine;

“Fransa İngiltere’nin de geçmişte AB üyeliğine zorluk çıkardı, veto etti. Buna rağmen İngiltere süreci iyi idare ederek ortak çıkar alanlarını artırıp, zaman içinde başarılı bir politika ile birliğe girebildi. Bilindiği üzere Avrupalılar kendi aralarında daha önce Yüzyıl Savaşlarını, 20. yüzyılda ise yine kendi aralarında Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını çıkartmış ve yaşamıştır. Buna rağmen ortak akıl, bilim ve ortak çıkar alanlarını çoğaltarak bu gün artık “tek bir devlet” konumuna gelmişlerdir. Buradan yola çıkarak Türkiye’nin “kriz ve sorun idaresi” konusunda büyük dersler çıkartması gerekmektedir.



…..



Türkiye’nin bu konuda komşu devletlerle ve hatta kendi vatandaşları ile sorunları vardır.



…..



Örneğin 1980’lere kadar ülkemizde bir Kürt sorunu yoktu. Belki bazı yerele sorunlar vardı ancak bunlar iyi idare edilerek kangren olmadan ortadan kaldırılabilirdi. Şimdi ise sorun katlanarak büyüdü ve çözmek istendiği halde nereden nasıl başlanacağı kestirilememektedir.







Bu meyanda farlılıklarımıza “bölücülük” ve “ayrımcılık özlemi” odaklı değil, zenginliğimiz olarak bakıp, sorun çözmek odaklı yaklaşmalıyız.



….



Empati yapamama, iletişim kurmama, tanımama sorununu ortadan kaldırmak için ön yargısız olmalıyız.

Birçok insan bilirim belik gerçek şehrini söylemekten çekiniyor, bazı yakışıksız yakıştırmalara muhatap olmamak için. Örneğin benim kendi ailemde de yaşadığım çok üzücü, kaygı verici tecrübelerim var. Bazıları ne yazık ki tabir yerinde ise Alevi deyince adeta ‘orospu’ damgasını vurabiliyor.

Türkiye bu vahim cehaletten, aymazlıktan ve karşı tarafı kaynaksız ve önyargıyla sürekli ötekileştirmekten biran önce kurtulmalıdır.”



Konuşmanın kapsamlı özeti bu şekildedir.



Bunun üzerine sınıfta bulunan ve dersimi her zaman çok dikkatte dinlemiş olan ve aslında ders anlatırken bile bu yüzden sürekli kendisiyle göz teması kurduğum bir bayan öğrenci



“Bu dedikleriniz kabul edilemez hareketler içeriyor. Ben Alevi ancak orospu değilim” dedi.



Hemen şefkatle ve üzüntüyle kendisine yanlış anladığını ifade ettim. Hatta “madem şu yada bu şekilde üzüldünüz, ben derhal sizden ve sınıftan özür dilerim, keşke yaşadığım ve acısını çektiğim bu örneği vermeseydim” dedim. O sınıfta 40’tan fazla öğrenci var. Tekrar takrar açıkladım. Buna rağmen desten çıktı.

Dersin sonunda tekrar çağırdım, tekrar açıklama yaptım. “Alevi olduğunuzu siz söylediğimiz için öğrendim, sizi ve sizin gibi hırpalanan insanları savunurken lütfen tam tersini nasıl anlarsınız” dedim.



İkna oldu, “peki hocam” dedi ve ayrıldı.



Olayın böyle olduğunu sınıftaki bütün öğrenciler bilmektedir. Buna rağmen bazıları bir araya gelerek imza toplayıp üniversite rektörlüğüne, bazı basın-yayın organlarına kadar olayı iftira kampanyası şeklinde yansıttıkları anlaşılmaktadır. Bu kişileri tespit edip, arkalarında bu kişileri yönlendiren çeşitli kişi ve kurumlar varsa Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde hakkımı arayacağım.



İlgililere saygıyla duyurulur.



Bakın bu herhangı bır gazetedekı her hangı bır yazarın kısısel gorusu degıl adamın bızzat verdıgı cevaptır.Artık kım neye ısterse ona ınansın.ama vıcdan lutfen.hem ayrıca bu adam bunu bılerek ve ısteyerekte yapmıs olsa dahı calıstıgı kurumun tamamına bunu mal etmek cok yanlıstır.mantıkla bakan herkes bunu gorebılır.

abircan 21.03.2008 12:47

--->: 50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI
 
PSAKD : O Doçent Müsveddesi olsa olsa bir KERBEROStur !....

BASINA ve KAMUOYUNA

Doçent Müsveddesi ağzından çıkanı duymak durumundadır.
Eğitimin, cahilliği de almadığının göstergesi olan bu KERBEROS (*), Bilim yuvası olması gereken üniversitelerden derhal ilişkisinin kesilmesi gerekmektedir.
Halkı birbirine karşı kışkırtan bu sünepe hakkında savcıları göreve davet ediyoruz.
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde ’Uluslararası Ekonomi Kuruluşları” dersini okutan Doç. Dr.(!) İbrahim Öztürk’ün, 18 Mart Salı günü üniversitede ders anlatırken ’Benim ailemin düşüncesine göre Alevi kadınları orospudur’ demiştir. Bu konuda 9 öğrenci dersi terk ederek şikayetçi olmuş ve basına yansıyan haberlere göre bu olay Üniversitenin rektörü Prof. Dr. Ateş Vuran tarafından da doğrulanmıştır.

Akademik bir kimlik taşıyan ve bilim adına bir üniversitede çalışma yürüten bu zavallının, üniversiteden uzaklaştırılması yeterli değildir. Türkiye Toplumu’nun kadim gerçeklerinden olan Alevi Kültürüne ve inancına küfür eden böylesi bir insan (!) için yapılacak en önemli şey onun, bilim insanlığı kimliğini kirletmesine izin vermemek ve bu kimliğini iptal etmektir. Çünkü ağza dahi alınamayacak, hiçbir ahlak ölçüsüne sığmayacak bu aşağılık tabiri kullanan birisinden akademisyen, bilim insanı değil olsa olsa KERBEROS olur. Bu güne kadar kültürümüze ve inancımıza inanılmaz hakaret ve karalamalarda bulunuldu. Hakaret sahipleri cehaletin dehlizlerinde yitip gittiler ama Alevi kültür ve inancı balkıyan güneş gibi yolumuzu aydınlatmaya devam etti. İbadethanelerimize, yol ulularımıza nice küfür ve hakaretler edildi. Ama insanlık onurunun yürek ve beyin emeğinin imbiğinden süzdüğü inanç ve kültürümüz berraklığını her zaman korudu. Çünkü biz yolda bir kervancı idik ve ereğimiz yüce insanlığın toplumsal barışına ve özgürlüğüne yönelmiş geri dönülmez bir yürüyüştü, her çemkirene dönüp baksak yol yürüyemezdik.

Şimdi bilim dünyasının yüz karası bu KELP kadınlarımıza dil uzatıyor. Ser Çeşmemiz Hünkar Hacı Bektaş Veli der ki;

ERKEK DİŞİ SORULMAZ MUHABBETİN DİLİNDE,
HAKKIN YARATTIĞI HER ŞEY YERLİ YERİNDE.
BİZİM NAZARIMIZDA KADIN ERKEK FARKI YOK,
NOKSANLIK DA, EKSİKLİK DE SENİNGÖRÜŞLERİNDE.

Bizim kültürümüzün ve inancımızın savunmaya ihtiyacı yoktur. Sözü söyleyen, Anadolu halk deyişi ile “kendi mayasını belli etmiştir” Erkek egemen anlayışın zavallı hezeyanlarından birisi olan bu söylemin sahibinin derhal üniversite ve bilim dünyası ile ilişkisi kesilmelidir.

Anadolu’nun kadim inancına ve inancın sahiplerine küfür edene yönelik olarak Cumhuriyet savcılarını göreve çağırıyor ve yasal yollara başvuracağımızın da bilinmesini istiyoruz. Saygı ile kamuoyunun bilgisine duyurulur. 19.03.2008

Av. Kazım GENÇ
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Genel Başkanı

(*) Kerberos : Yunan mitolojisinde, Hades'in yönettiği, ölülerin bulunduğu yeraltının kapısında bekçilik yapan üç başlı köpek.. Kuyruğu bir yılan olan ve sırtında sayısız yılanbaşı bulunan, ısırıkları zehirli bu köpek Herakles'ün 12 görevi arasında yer alır. Yarı kadın yarı yılan Ekhidna ile dev Typhon'un oğlu olan Kerberos'un kardeşi Orthros'tur. Dev zincirlerle bağlı olan bu köpeğin görevi yer altına giren ölülerin tekrar yeryüzüne çıkmalarını önlemektir.

Abdurrahman 58 21.03.2008 12:50

-->: 50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI
 
MADEM ALINTILARLA YÜRÜTÜYORSUNUZ İŞİ
_________________________________________________

Bir savaş sonrasında Ümmü Hallâd isminde bir kadın Hz. Peygamber'in (s.a.v) yanına geldi. Yüzü dahil her tarafı kapalıydı. Savaşa giden çocuğunu soruyordu. Çocuğu şehid olmuştu. Haberini alınca, edebini ve halini hiç bozmadı. Ashaptan biri kadının bu haline şaşırdı ve kadına,
"Allah Resûlü'ne gelmiş şehid düşen çocuğundan bu halde haber mi soruyorsun?" dedi. Bunu duyan kadın,
"Çocuğumu kaybettiysem hayâmı da kaybetmedim ya!" dedi.
(Ebû Davud, Cihâd, 8)


Örtünme Nedir?
Dinimizde erkeğin ve kadının avret yerlerini örtmesi konusu tartışma götürmeyecek derecede açık, kesin ve şekli bilirli bir hükümdür. Fakat son zamanlarda değişik sebeplerle tartışma konusu yapılmaya başlanmıştır. Biz de bu konudaki şüpheleri gidermek için bu temel farzın ne olduğunu değişik yönleri ile ele alacağız.

Örtünme Farz Bir Emirdir
Avret yerlerini örtmek farzdır. Bu konudaki ilâhî emir kesindir. Bu emir her mümine verilmiştir ve kıyamete kadar geçerlidir. Yüce Allah namaz gibi örtünmeyi de kesin hükme bağlamış, bunu insanların keyfine ve tercihine bırakmamıştır. Örtünme şekli, şahsa ve duruma göre az çok değişse de hüküm değişmez. Böyle olması rahmettir. O, aynı zamanda örtünmenin bir insan, aile ve cemiyet için ne kadar gerekli olduğunu da göstermektedir.

Akıllı olup bulûğa eren her erkek ve kadın emredilen yerlerini örtmekle yükümlüdür. Erkek ve kadına göre avret bölgelerinin nereler olduğu aşağıda açıklanacaktır.

Örtünme, Kur'an ve Sünnet’te açıkça emredilmiş, kimlerin ne zaman, nerede, ne şekilde örtüneceği bildirilmiştir. Bütün İslâm âlimleri örtünmenin farz olduğu konusunda görüş birliği içindedir.

Örtü âyeti indikten sonra bütün müslüman kadınlar bu emri istenen şekilde uygulamaya başlamışlardır. Son asır hariç, hiçbir devirde müslüman kadının örtünmesi tartışma konusu yapılmamıştır.

Örtünme bir âdet değil ibadettir. Âdet olduğu için örtünenler de vardır. Fakat her mümin kadın, örtünün yüce Allah'ın emri olduğunu bilerek örtünmeli, böylece âdeti ibadete çevirmelidir.

Kur'an ve Sünnet’te örtü için ölçüler verilmiş fakat tek tip kıyâfet belirlenmemiştir. Bunun için her kadın, verilen ölçülere uymak şartıyla maddî imkânına, iş durumuna, iklim ve çevre şartlarına göre bu emri yerine getirebilir.

Yüce Allah erkeklere şu emri vermiştir:

"Mümin erkeklere söyle: Gözlerini harama bakmaktan çeksinler ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için daha temizdir." (Nûr 24/30)

Yüce Allah kadınlara da şöyle emretmiştir:

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar. Irzlarını korusunlar. Görülmesi tabii olan yerler hariç ziynet yerlerini açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynet yerlerini izin verilenler dışında kimseye göstermesinler. Bir de ayak bileklerine taktıkları gizli süsler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, (önceki kusurlarınızdan dolayı) hepiniz Allah'a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nâil olursunuz." Nûr 24/31

Elmalılı Hamdi Yazır (rah) meşhur tefsirinde der ki:

“Bu âyette emredilen şudur: Kadınlar başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını ve göğüslerini açık tutmayıp anlatıldığı gibi güzelce örtünsünler. Bunun için onu temin edecek baş örtüsü kullansınlar. Cahiliye (İslâm öncesi) kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerini bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açık olurdu, ziynetleri görünürdü.

İslâm önce açıklığı yasaklamıştır. Sonra, kadınların başlarını örtüp başörtülerini yanları ve göğüsleri üzerine sarkıtmasını emretmiştir. Böylece sadece tesettürün farz oluşu değil, aynı zamanda onun ne şekilde olacağı da gösterilmiştir. Kadın edep ve nezaketinin en güzel ifadesi bundadır.”

Kadınlara örtüyü emreden ikinci âyet şudur:

"Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, evlerinin dışına çıkarken cilbâblarını (dış elbiselerini) üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur. Allah çok affedici ve çok esirgeyicidir." Ahzâb 33/59

Cilbâb, bütün bedeni örten elbiseye denir. Kadınların vücutlarını tamamen örttükleri her türlü elbise cilbâb yerine geçer.
Örtünmenin farz olduğu ikinci yer mescid ve namazdır. Bu konuda âyette şöyle buyrulmuştur:

"Ey âdemoğulları! Her mescide (namaza) gelişte elbiselerinizi giyin (avret yerlerinizi örtün)." A‘râf 7/31

Âyetteki hüküm, Kâbe'de yapılan tavafı ve namaz için mescide gelmeyi de içine alır. Buradaki ziynetten maksadın "elbise ve giysi" olduğu belirtilmiştir. Böylece İslâm namaz ve tavaf gibi ibadetlerde avret yerlerinin örtülmesinin farz olduğunu bildirmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.v) örtünme ile ilgili âyetlerin tefsirini yapmış ve onların nasıl uygulanacağını göstermiştir. Bu konuda çeşitli hadisler vardır. Biz ikisini nakledeceğiz:

Hz. Âişe (r.ah) anlatır:

Bir gün Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ ince bir elbise ile Resûlullah'ın (s.a.s) huzuruna girmişti, Hz. Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu:

"Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca onun şu yüzü ve elleri hariç diğer yerlerinin görülmesi helâl değildir." Ebû Davud, Libâs, 31.

Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

"Allah Teâlâ erginlik çağına girmiş bir kadının namazını başörtüsüz kabul etmez." Ebû Davud, Salât, 84.

Örtünmenin Hedefi

Örtünmeden maksat edeptir. Edebin hedefi insanı terbiye etmek ve ona şeref vermektir. Örtü ve edep içindeki insan sürekli ibadet halindedir, rahmet altındadır; kulluk yapmaktadır ve sevap almaktadır. Edepli insan hem günahlardan korunur hem de ateşten. Sonuç yüce Allah'ın rızâsıdır. Onun bir kulundan razı olmasından daha büyük hangi saâdet vardır?

İnsandaki edep ve hayâ duygusu örtünmeyi gerektirir. Ancak mümin erkek ve kadınların örtünmede asıl gayesi yüce Allah'ın rızâsını kazanmaktır. Çünkü Allah Teâlâ'nın emir ve yasaklarına uymak bir ibadettir. Namaz ve oruç gibi ibadetleri emreden yüce Allah ibadetin içinde ve dışında örtünmenin şekil ve sınırlarını da belirlemiştir.

Bazıları, örf ve âdetinden dolayı örtünür. Örtünmenin yüce Allah’ın farz bir emri olduğunu bilmez. Bu kadınlar örtünün farz olduğunu bilip bundan sonra Allah’ın emrini yerine getirmek için örtünmeye devam etmelidir.

Bazıları örtüyü bir süslenme aracı olarak kullanırlar. Değişik desen ve modellerdeki kıyâfetlerle kendilerini daha cazip bir hale getirir, dikkat çeker, çekmek isterler. Bu yanlıştır. Helâl değildir.

Örtünmenin ibadet olması için şunlara dikkat etmelidir:

1. Örtünme ile yüce yaratıcının emrine yerine getirmeye niyet etmeli ve O'nun rızâsı için giyilmelidir.
2. Örtü dinimizin öğrettiği ölçülerde olmalıdır.

Kadın örtünmekle ayrıca kocasının hakkını koruduğunu, nikâh akdine vefa gösterdiğini ve böylece büyük bir hayır yaparak sevap aldığını bilmelidir.

Örtünme İşinde Kocaya Düşen Sorumluluk

Evli kadınların örtünmesinden başlarındaki kocaları sorumlu olduğu gibi, kız çocuklarının evleninceye kadar örtünme ile ilgili problemlerinden de birinci derecede babası sorumludur. Çocukla uzun süre birlikte olan, onun eğitim ve terbiyesiyle yakından ilgisi bulunan anne de ikinci derecede sorumlu olur. Âyette şöyle buyrulur:

"Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun." Tahrîm 66/6.

Ateşten korumanın ancak iman ve edeple olacağı bildirilmiştir.

Şu hadislerin uyarısı da önemlidir:

"Sizin hepiniz birer çobansınız ve hepiniz yönettiğiniz kişilerden sorumlusunuz. Erkek ailesinin çobanıdır ve kıyamet gününde onlardan sorumlu olacaktır. Kadın da kocasının evinden ve çocuklarından sorumludur." Buhârî, Ahkâm, 1.

"Çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır." Müslim, Sıyâm, 182.


Örtünme Emanettir

Her farz gibi örtü de yüce Allah'ın bir emanetidir. Kadın ve erkeğe örtüyü yüce Allah emanet etmiştir. Onu koruyanı Allah dünyada fitneden, âhirette ateşten korur. Onu ihmal eden hesaba çekilir ve kendisine, "Niçin avret yerlerini yabancıların yanında açtın?" diye sorulur. Bunun hesabını vermek kolay değildir.
Namus, erkek ve kadın için imandan sonra en büyük emanettir.

Mümin namusunu korumak için can verse şehid olur; cenneti bulur. Kadın kocasının, koca da kadınının namusudur. Biri diğeri için elbise yapılmıştır. Birbirlerini örterler, süslerler, korurlar, tamamlarlar.

Tedavi gibi bir zaruret yokken evinin dışında, yabancıların yanında örtüsünü çıkaran bir kadın, iki kimseye vefasızlık yapmış olur. Biri vücudun sahibi yüce Allah, diğeri de nikâh emanetini taşıyan kocası. Sonra bu kadın kendisi başta olmak üzere herkese zarar vermiş olur.

Koca medeniyet zannedip kadınından örtü perdesini açmasını istese bile kadın Allah için açmamalıdır. Allah korusun, şeytana uyulup örtü açılırsa ortaya güzellikler değil, bir sürü çirkinlikler çıkar. Yüce yaratıcımız bu konuda hepimizi şöyle uyarmaktadır:

"Ey âdemoğulları! Sakın şeytan ilk anne babanız Havva ile Âdem'e yaptığı gibi (haram şeyleri süsleyerek) sizi de fitneye düşürmesin. Şeytan onların ayıp yerlerini göstermek için elbiselerini çıkartıp cennetten çıkmalarına sebep oldu." A‘râf 7/27.

"Ey âdemoğulları! Sizin için çirkin yerlerinizi örtecek ve giyip süsleneceğiniz elbiseler yarattık. (Onlarla örtünün. Şunu da unutmayın ki) takvâ elbisesi daha hayırlıdır." A‘râf 7/26.

Örtünme Emniyettir

Örtü bir emniyettir. Örtüyü giyen de gören de emniyette olur. Örtülü bir kadınla karşılaşan kimsenin gözü ve gönlü haramdan korunur. Örtünen de vebalden kurtulur. Bir kötü işi yapmamak gibi ona sebep olmamak da farzdır. Dinimiz, kötü işlerden önce ona giden yolları da kapatmıştır. Bunun için zina gibi en çirkin işe düşülmesin diye, bir sürü tedbir almıştır. Bunların başında örtünme gelmektedir.

Örtünen kadın önce kendisini koruma altına almış olur. Sonra kendisine bakan yabancı kimseyi nefsinin vesvesesinden ve kötü düşüncelerinden kurtarır. Bu durumda şeytan istese de kalbi bozmaya yol bulamaz. Böylece örtü, harama karşı bir siper olur. Onu giyen sevap aldığı gibi, örtüye hürmet eden de sevap alır.

Örtü hem güzelliği hem de çirkinliği örter. Örtü ile kadın güzelliğin âfetinden korunduğu gibi, çirkinliğin de ezikliğinden kurtulur.

Örtü ile kadınlar arasında zengin-fakir, zayıf-şişman, kültürlü-kültürsüz ayırımı ortadan kalkar; herkes sade bir örtü içinde müslüman kadın olarak tanınır. Böylece zengin gözüküp şımarma ve fakir bilinip utanma tehlikesi olmaz.

Mümin için kalp Cenâb-ı Hakk'ın nazar ettiği özel bir mahaldir. Orası ilâhî aşkın bulunduğu, tadıldığı ve meyvelerinin alındığı yerdir. Bunun için devamlı temiz ve huzurlu olması gerekir. Yoksa yüce aşk tadılamaz; insan ağzına koyduğu aş tadıyla kalır.

Velîlerden Şiblî hazretlerine (k.s), "Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınlar" âyetinin mânası nedir?" diye sorulduğunda şöyle demiştir:

"Bunun mânası şudur: Onlara söyle; baş gözlerini haramdan, kalp gözlerini de Allah'tan gayri şeylerden çeksinler."

Göz gönüle açılan bir penceredir. Kalp ehli için göz ve bakışlar çok önemlidir. Yüce Allah'a âşık bir mümin için en önemli iş gönlünü ve gözünü haramdan korumaktır. Dünya ehli bunu anlamaz.

Şeytanın erkeğe karşı en birinci silâhı kadındır; avlamak istediğini onunla vurur. Şeytan örtü içindeki kadınla hedefine kolay ulaşamaz. Bunu bilir ve kadını örten elbiseyi çıkartmak için bin türlü vesvese verir. Bunu tek olarak başaramazsa, insan şeytanlarından yardım ister. Bunun için yüce Peygamberimiz (s.a.v) kadınları şöyle uyarmıştır:

"Kadın örtülmesi gereken bir varlıktır. Kadın dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker (onu günaha nasıl alet edeceğini hesap eder)." Tirmizî, Radâ, 18.

Bazıları, örtünen kadınların içinde nice kötü kadınların bulunduğunu, örtünün onlara bir fayda vermediğini söyler. Böyle kadınlar bulunabilir. Örtü ona bir fayda vermese de ona bakan ve örtülü olduğu için haramdan korunan kimselere fayda verir. Örtülü olup kötülük niyetinde olan bir kadın ancak onu yakından tanıyanlara ve kendisi gibi kötülük peşinde olanlara zarar verir.

Ancak iyi niyetli bir kadın açık olsa ve bu şekilde dışarı çıksa, hiç kimseye zarar verme derdi de olmasa, o bu pozisyonu ile kendisine kötü niyetle bakana zarar verir, kötü niyetli olana kapı açmış olur. Kendisi hiç harama bulaşmadan evine dönse bile, kendisine kötü niyetle bakıp harama düşen bir sürü insan bulunur. Sebebi de bu kadın olur.
Bu nedenle örtü, kadın ve erkek için her yönden emniyettir. O, iyilere de kötülere de fayda verir. Yüce Allah örtünmenin faydasını anlatırken şöyle buyurmuştur:
"Mümin kadınlara söyle örtünsünler; çünkü bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur." Ahzâb 33/59.


Örtünme Dinî Bir Alâmettir

Allah için giyilen örtü kalpteki imanın ve edebin alâmetidir. Bunun için örtüye bürünen mümin kadın bu iman ve edebi korumak için elinden geleni yapmalıdır.
Kur'an ve Sünnet’e göre yapılan örtünme İslâm dininin alâmetidir. müslüman kadın örtüsü ile tanınır, bilinir ve ona göre tavır alınır. Bu örtü, bütün müminlerin ortak emanetidir. Örtüyü giyen de onu gören de örtüye dinin öğrettiği edebe göre davranmalıdır. Örtüyü dünya menfaatleri için kullananlar ve onun şerefini zedeleyenler mesul olurlar.

İnsanı hayvandan ayıran en önemli farklardan biri de utanmadır. Buna hayâ denir. Hayâ kadının en kıymetli sermayesi ve en güzel süsüdür. Bir kadın hayâsını korumak için hayatını verse değer; çünkü hayâ gidince elde etten ve kemikten başka bir şey kalmaz.
Örtü edebe, edep cennete götürür. Yüce Allah örtüsünü ve edebini koruyan erkeklerle kadınlara affını, cennetini ve cemâlini müjdelemiştir. Ahzâb 33/35.
Bu müjdeye ulaşanlara ne mutlu!


Örtünmenin Sınırı

Örtünmenin amacı bakılması haram olan yerleri kapatmaktır. Bu yerler kadınlarda el ve yüz dışında bütün bedenidir. Zor durumda ayaklar için de ruhsat vardır. Kadın namazda veya yabancı erkeklerin yanında eli ve yüzü hariç bütün bedenini örtmelidir. Örtü altından sarkan saçların da örtülmesi gerekir.

Başın yüz kısmı hariç, diğer bütün yerleri örtülmelidir. İç elbise üzerine giyilen dış örtü ayak topuklarına kadar inmelidir. Kollar da el bileklerine kadar kapalı olmalıdır.
El ve yüzün namazda ve namaz dışında örtülmesi gerekmez. Ayaklar için de ruhsat vardır fakat zaruret yoksa örtülmesi daha güzeldir. Ayakların açık kalması hacetten kaynaklanınca, bir günah olmaz.

Nitekim, "Kadınlar süslerini (yabancı erkeklere) açmasınlar" Nûr 24/31. âyetinde "kendiliğinden görünen yerler müstesnadır" ifadesiyle bedenden bazı yerlerin açık kalabileceğine işaret edilmiştir.

Âyetlerdeki emre bakılınca örtünmede kadın için iki parçalı bir giysi şekli ortaya çıkar. Birincisi saç, boyun ve göğüsleri örten ve omuzlara doğru yakaların üstüne salınan baş örtüsü; ikincisi ise dış giysidir.


Dış giysi de iki şekilde olabilir:

1. Baş örtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça giysi.
2. Baş örtüsünün altında boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi.

Örtünmenin gayesi, avret yerlerini örterek kendini ve karşıdakini haramdan korumaktır. Bunun için önemli olan giyilen elbiselerin parçası değil, özelliğidir. Şimdi bu özellikleri kısaca açıklayacağız.


Kadının Elbisesinde Ölçü

Elbise İnce ve Dar Olmamalı

Kadının dış elbisesinin sık dokunmuş ve altını göstermeyen kalınlıkta olması gerekir. Cildin rengini gösterecek derecede ince olan giysi ile kadın örtülmüş sayılmaz. Bu yüzden derinin beyazlığı veya kırmızılığı belli olan elbise ile namaz geçerli olmaz ve bununla örtünme gerçekleşmez. Eğer giysi kalın olmakla birlikte uzvu belli ederse ve hacmi ortaya koyarsa, bu çirkin görülmekle birlikte namaz geçerli olur. Şâfiîler’e göre vücut hatlarını belli eden böyle bir dar giysi ile namaz kılmak kadınlar için mekruhtur, erkeklerin de dar giysiyi terketmesi daha uygundur.

Kadın buna dikkat etmelidir. Giysinin geniş ve altını göstermeyen nitelikte olması gereklidir. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ'nın (r. ah) ince giysilerle Peygamber Efendimiz’in yanına gelince Allah Resûlü ondan yüz çevirerek onu şöyle uyarmıştır:

"Bir kadın erginlik çağına girdiğinde onun elleri ve yüzü dışında bir yerinin yabancı erkeklerin yanında açması helâl olmaz." Ebû Davud, Libâs, 31

Hz. Peygamber'e (s.a.v) Mısır yapımı bir elbise hediye edilmişti. Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) onu Hz. Üsâme'ye (r.a) verdi. O da hanımına verdi. Resûlullah (s.a.v) elbiseyi Hz. Üsâme'nin üzerinde göremeyince, ne yaptığını sordu; o da hanımına verdiğini söyledi. O zaman Hz. Peygamber (s.a.v),

"Eşine söyle, altına bir gömlek giysin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım" Ahmed, Müsned, 5/205. buyurdu. Zira elbisenin kumaşı sık dokunmuş olmakla birlikte altını belli edecek derecede ince idi.

Âlimler bu hadisin açıklamasında şöyle demiştir:

"Bu hadise göre, kadınların bedenlerini vücut hatları belli olmayacak şekilde bir giysi ile örtmeleri gerekir. Avret yerini örtmek için bu şarttır. Giysinin altına ayrıca bir gömlek giyilmesinin emredilmesi, onun ince olması ve vücut hatlarını göstermesi yüzündendir."

Şu hadis-i şerif de ince elbisenin tehlikesini haber vermektedir:

"Ümmetimin son dönemlerinde öyle kadınlar çıkar ki onlar görünürde giyinmişlerdir, fakat (elbiselerinin inceliği, darlığı ve kısalığından) çıplak hükmündedirler. Onlar saçlarını toplayıp öyle şekil verirler ki başları deve hörgücüne benzer. Onlar cennete giremez ve cennetin kokusunu bile alamazlar." Müslim, Libâs, 125.


Baş Örtüsünde Ölçü

Baş örtüsü, başı tamamen örtmelidir. Bu örtü, kadının bütün saçlarını, boyun ve göğüs kısımlarını örtecek ve bunlardan hiçbir şey göstermeyecek şekilde olmalıdır.
Başa örtülen şeyin maddesi ve şekli kadının maddî durumuna, yaşadığı iklime, alıştığı örfe ve çalıştığı işe göre değişik olabilir. Maksat, örtülmesi gereken yerleri örtmektir.
Başörtüsünde dikkat edilecek bir önemli husus, kadının saç şeklini ve modelini belli etmemesidir. Hz. Peygamber (s.a.v), bazı kadınların başlarını örttüğü halde, örtü altındaki saçlarına verdikleri tuhaf şekiller yüzünden lânete uğradıklarını, Ahmed, Müsned, 2/223. bu şekilde kıldıkları namazların bile kabul edilmediğini haber vermiştir. Bezzâr, Müsned, nr. 3015.

Hz. Âişe'nin (r.ah) huzuruna altını gösteren ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Onu şöyle uyardı:

"Nûr sûresine inanan bir kadın bunu örtünmez."

Başa örtülen şey, sırf erkeklere ait bir giysi olmamalıdır. Bir de diğer bâtıl din veya görüşlerin özel alâmeti olan giysilerden sakınmalıdır.

Örtü ile de güzellik gösterisinde bulunmak, dikkat çekmek ve şehveti tahrik etmek mümkündür. Hatta kadın bazan cazibeli bir örtü içinde daha dikkat çekici olabilir. Örtü bunlara alet edilmemelidir.

Örtü bir ibadettir. İbâdet Allah rızâsı için yapılmalıdır. Örtü edebince yapılırsa ibadet olur; yoksa âfete dönüşür.
Bir kadının kötü niyetli de olsa örtülü olması, iyi niyeti olup açık gezmesinden daha hayırlıdır.

sensetik 21.03.2008 13:05

--->: 50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI
 
bu kaos ve kargaşa ortamına bizleri sürükleyen, birlik ve beraberlik için kurulmuş bu site elemanlarını bile birbirine düşürmeyi başaran, EMPERYALİST GÜÇLERİN UŞAĞI iktidarımıza tebriklerimi sunuyorum....

ülkemizde işsizlik dizboyuyken, millet yiyecek ekmek bulamazken, zengin yüküne yük katmış alıp başını giderken bu tezgahlarla insanımızın kafasını meşgul eden bu zeki ama aynı zamanda sinsi insanların biranönce TEMİZLENMESİNİ diliyorum..

başörtüsü benim, alevi vatandaş benim, sağcısı solcusu, ihanetten korkan kürdü ....hepsi benim...

SİZİN BU KONUDA YAPTIĞINIZ GİBİ, FİKİRLERİNİZİ BİRBİRİNİZE DAYATARAK HİÇBİRŞEYİ ÇÖZEMEYECEĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORUM.....

benim görüşümmü??
bu şekilde hakaretlerle tartışılacaksa benim bir görüşüm yok...

ZAMAN BİRLİK ZAMANIDIR.......
KUTUPLAŞMALARA ENGEL OLALIM...
VE DUYARLI (MEZHEBİ DİNİ IRKI NE OLURSA OLSUN) VATANDAŞLARIMIZA ALKIŞ TUTALIM....

HEPİNİZİ SEVİYORUM....
SAYGILAR...............

sensetik 21.03.2008 13:12

--->: -->: 50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI
 
[QUOTE=serrrkan;246854]MADEM ALINTILARLA YÜRÜTÜYORSUNUZ İŞİ
_________________________________________________

Bir kadının kötü niyetli de olsa örtülü olması, iyi niyeti olup açık gezmesinden daha hayırlıdır.[/QUOTE]

HOCAM MERAK ETTİM SADECE SON YAZDIĞIN CÜMLE SENİN FİKRİNMİ YOKSA BİR ALİMİN FİKRİMİ........

lütfen uzun alıntılar yapmadan kısa ve öz bir cevap........
ben bu cümleden şunu anlıyorum : açık ama iyi niyetli olmak yerine kötü niyetler besleyin ama kapanın .........

yanlış anlama benim annem ve kardeşlerimde kapalıdır ama garip ve yanlış anlamalara müsait bir cümle kurmuşsun ..........

Abdurrahman 58 21.03.2008 13:15

-->: 50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI
 
bir alimin fikri hocam o benmde garibime gtti çok karmaşık bir cümle haklısın.

xwst 21.03.2008 14:27

--->: 50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI
 
[I][COLOR="Red"]Alevi orgutlerinin faşist bir lideri ziyaret etmesi en ilginci heralde.Maraş katliamını unuttular sanırım.Ankara'daki toplantıda Pir Sultan Abdal derneginin katılımı gerceklesmezse o topalntıya zaten alevi toplantısı denmez ki Pir Sultan Abdal Dernegi uyesiyim katılmayacak die biliyorum.Bakalım bakalım ne olacak.Bu sistemin bizleri yani alevileri de değiştirmeye gucu yetecek mi?![/COLOR][/I]

AYDIN70 17.09.2008 09:30

--->: -->: 50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI
 
[QUOTE=ceylankimya;240913][B][COLOR="Blue"]Öyle diyorlar ama Başörtüsüne şiddetle karşı çıkan CHP'ye oy veriyorlar...Şimdi destekliyorlar mı anlamadım ve anlamak zor kendileri ile çelişiyorlar[/COLOR][/B][/QUOTE]

Bu site de okuduğum en cahilce bir yorumdu.

Başörtüsüne en çok sahip çıkan partilere oy verenler ne aldı sonunda !

İnsanları bölmeyin gençler, her partiye her türlü oluşumdan oy vardır.

*Malatya&Sivas* 17.09.2008 09:36

Cevap: --->: -->: 50 ALEVİ DERNEĞİNDEN ÇAĞRI
 
[QUOTE=AYDIN70;311178]Bu site de okuduğum en cahilce bir yorumdu.

Başörtüsüne en çok sahip çıkan partilere oy verenler ne aldı sonunda !

İnsanları bölmeyin gençler, her partiye her türlü oluşumdan oy vardır.[/QUOTE]


Daha ne cahilce yorumlar var abi bir görsen dinsizmi olmadık kafirmi olmadık Allahın düşmanımı olmadık bizi sindiremiyorlar. hala bizi yakıp yıkabileceklerini zannediyorlar ama onlar artık tarih oldu kendimize geçte olsa geldik.


WEZ Format +2. ?uan Saat: 03:34.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.