Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 18.12.2007, 15:31   #20
abircan
Usta Yiğido
 
abircan - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
abircan Şuan abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 21.01.2015 09:55

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 3.258
Tecrübe Puanı: 1099 abircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISI
Standart --->: Fâzıl aabime açık mektup

Meral TAMER
Muhalefet olsaydı, Fazıl Say'ın Türkiye rüyaları devam ederdi


Yeni Anayasa tartışmalarının türban ve mahalle baskısı üzerinde yoğunlaştığı ilk günlerde Başbakan Erdoğan "Kadınlar korkmasın" diye teminat vermeye kalkınca, ben de "Biz kadınlar korkuyoruz Sayın Başbakan" diye bir yazı yazmıştım. Yazı, "Kadınlara mahalle baskısı, büyük kentlerin göbeğine kadar uzanacak olursa bana müsaade... Kızımı da alıp Türkiye'den gitmek zorunda kalabilirim" cümlesiyle bitiyordu. (22 eylül, Milliyet)
Anlayacağınız, Fazıl Say'ın "Kızımı da alıp giderim" çığlığı bana çok tanıdık.
Ben yazdığımda da kendi çapında kıyamet kopmuştu. Tıpkı Fazıl'ınkinde olduğu gibi ben de "Çok ayıp, burada kalıp mücadele etmen gerekir"den "Güle güle, senin gibilerin bir tanesi daha eksilmiş olur"a uzanan farklı tepkilerle karşılaşmıştım.

Fazıl "milliyetçidir"
En içimi acıtan ise benim haykırışımı birebir doğru kabul edip, "Senin imkânın var gidersin, biz imkânı olmayanlar ne yapsın" diye sitem edenler oldu. Çünkü ben kendi adıma değil, ülkenin geleceğinde kendilerine yer olmayacağı endişesini duyan ve beni ağlama duvarı haline getiren kadınlar adına Başbakan'a yanıt vermiştim.
Kendisiyle görüşmedim, ama Fazıl Say'ın da kendinden örnekler verirken, aslında Türkiye'nin geleceğine ilişkin kaygılarını -bu kaygıyı yüreğinde nicedir duyumsayanlar adına- dile getirdiğine eminim.

Sanatçı önsezisi değil
Say'a hoyratça yöneltilen eleştiri oklarına karşı onu savunanların öne sürdüğü en güçlü argüman şu: "Sanatçıların önsezileri daha güçlüdür; toplumun daha sonra duyacağı endişeleri onlar önceden hissederler!"
Tamam doğrudur, ama böylesi bir açıklama Fazıl Say için çok eksik kalır. Tanıyabildiğim kadarıyla Fazıl, sadece dünya çapında bir virtüöz sanatçı değil, aynı zamanda yüreği yurt sevgisiyle dolu, toplumsal/siyasal bilinci çok güçlü, idealleri olan gerçek bir aydındır. 70'li yılların başında Ankara'da solcu bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelmiş olması, Aziz Nesin ve Yaşar Kemal'in Ankara'ya geldiklerinde, yatıya misafir edildikleri bir ev ortamında yetişmesi de, onun kişiliğinin ana çerçevesini belirlemiştir.
Topluma karşı duyduğu sorumluluk bilinci, onu bu noktada böyle bir haykırışa mecbur etmiştir. Bütün söylediklerinin özü, aslında şu tek bir cümlede yatıyor: "Türkiye rüyalarımız biraz öldü!"

Başka aykırı sesler
Evet, hepimizin Türkiye rüyası maalesef son yıllarda biraz öldü; ama bunu öldüren her 2 seçmenden 1'inin oyunu alan AKP değil, solda en ufak bir umut vaat eden muhalefet ışığının bulunmamasıdır. Ve benim algılamama göre Fazıl, bir dönemin külliyen kapanıp, nereye varacağı belli olmayan yeni bir dönemin başladığı şu günlerde "Yepyeni bir sol muhalefet" için bir kıvılcım yakmıştır.
Babası Ahmet Say bile "Türkiye'de kalıp mücadele etmelisin" diyor ama ben, Fazıl'ın çığlığını, bir mücadelenin başlangıcı olarak değerlendiriyorum.
Temennim, önümüzdeki dönemde ülkemizden çok değişik alanlarda ve konularda, Fazıl'ınkine hiç benzemeyen, ama aynı ölçüde yadırgatıcı başka aykırı seslerin de yükselmesidir.
"Başka bir dünya mümkün" olduğu gibi Türkiye'de "başka bir sol muhalefet" de herhalde mümkündür!

mtamer@milliyet.com.tr
__________________
zaman kısa, dünya herkese yeter, mühim olan insanlık
KANIMIZIN KIRMIZISI ALNIMIZIN AKIYLA SİVASSPORLUYUZ
abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif