--->: ÇİFTE MİNARE ONARILACAK
Aaşağıda 2003 yılında hemşerimiz Sayın Yusuf Kaplan'ın yaptığı Sivas ziyaretinden geriye kalan izlenimleri ve özellikle bu izlenimlerin tarihi eserlerimizle ilgili olan kısmını sizinle paylaşmak istedim. Allah'a şükür o günden bugüne çok şey değişti. Başta Sayın Abdüllatif Şener ve eski valimiz Sayın Hasan Canpolat'ın önderliğinde geçen beş yılda tarihi eserlerimiz bir bir ayağa kaldırıldı ve halen de çalışmalar devam ediyor. Sivaslılara düşen görev ise bu eserleri göz bebeğimiz gibi korumak ve bu eserlerin tanıtımını yapmak. Lafı fazla uzatmayalım, buyurun 2003 yılında yazılmış olan bu yazıyı okuyun:
Sivas'a Memur-Sen'in daveti üzerine gittim. Başta Memur-Sen'in Sivas Genel Başkanı Esat Tektaş olmak üzere, tüm diğer dostlara, Sivaslı hemşehrilerime gösterdikleri nazik evsahipliğinden, kardeşâne ve samîmî ilgiden ötürü teşekkür ediyorum.
Sivas'taki kardeşlerimin heyecanının beni de heyecanlandırdığını itiraf etmeliyim: Sivas'ın en büyük salonlarından biri, tıka basa dolmuş, sadece Sivas'tan değil, Sivas'ın Susehri, Şarkışla ve diğer ilçelerinden de gruplar halinde dostlar konferansı izlemeye gelmişti. Suşehri'nden gelen arkadaşlarla Tarım İl Müdürlüğü'nün nezih konukevinde sabah namazına kadar yaptığımız beyin fırtınasının tadı hâlâ damağımda. Bu arada, konukevini pırıl pırıl döşeyen, Sivas'ın kalkınması için proje üstüne proje geliştiren konukevinin genç müdürü kardeşimin rüyalarının bir gün gerçek olması için dua ettiğimi hatırlatır, ilgililerin bu tür genç ve dinamik yöneticilere sahip çıkmalarını öneririm.
Memur-Sen Başkanı Esat Bey ve arkadaşlarının Sivas'a hayat ve hayatiyet kazandıran işlere imza attıklarını burada zikretmemi bir kadirşinaslık olarak değerlendirin lütfen!
Sivas'ı, iki cins, üretken, kabına sığmaz dostla, Hasan Coşkun ve Ahmet Dağ kardeşlerimle birlikte gezdik. Gökmedrese kaderine terkedilmiş, bir harabeye dönüşmüş! Buruciye Medresesi kapatılmış! Gerekçesi, bilinmiyor! Selçuklu sanatı'nın ve medeniyetinin zirve eserlerinden İnce Minareli Medrese, Selçuklu medeniyetinin ruhuna ters bir amaçla, üniversitenin "savrulmuş" "sev-genç"lerinin fink attıkları, şehrin kültürel dokusunu, kimliğini, kişiliğini ve ahlâkî yapısını içerden bozdukları, neo-pagan postmodern popüler kültürün Sivas halkının ve Selçuklu medeniyetinin ruhunu ve hayatını kirlettiği bir yokoluş mekânına dönüştürülmüş adetâ!
Selçuklu medeniyetinin en parlak mekânlarından biri olan Sivas'ın bu acınası hâlini görünce ağlamamak için kendimi zor tuttum. İlgili-ilgisizlere Ulucami'de kahrettim bolca...
Yeni bir medeniyet tasavvurunun neden ve nasıl geliştirilebileceğini anlatmaya çalıştığım konferansı verirken bir medeniyetin yağmalanışının, tahrip edilişinin kareleri gözümün önünden hiç gitmedi. Bu ne yaman çelişkiydi Yarabbi, benim ve oradakilerin yaşadığı!
Sivaslı hemşehrilerim, o heyecanlarını ve dinamizmlerini bu yaman çelişkileri ortadan kaldırmak, yeniden Selçuklu'nun ruhuna uygun, esaslı bir medeniyet tasavvurunun geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi için sorumluluklarını yerine getirmek zorundalar.
Sadece Sivas'ta değil, dolaştığım Anadolu'nun bütün büyük şehirlerinde ben bu heyecana bizzat şahid oldum. Bu heyecanın yarın, genç kuşakları, öncü kuşakları uzun soluklu bir yolculuğa hazırlayacak bir kıvılcım çaktıracağından kuşku duymuyorum...
__________________
|