Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 01.07.2008, 21:10   #9
izmirliyiğido
Usta Yiğido
 
izmirliyiğido - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
izmirliyiğido Şuan izmirliyiğido isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 28.03.2013 14:23

Üyelik Tarihi: 08.08.2007
Mesajlar: 713
Tecrübe Puanı: 762 izmirliyiğido BU GIDISLE COK MESHUR OLACAK
Standart --->: TAHRİKLERE KAPILMAYIN

Sivas Olaylari Arif Sag'in oyunumu?
______________________________ __________
Sivas Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Fikret Ünsal, “Madımak olaylarının baş aktörü Arif Sağ, Ermeni kökenlidir... Sivas olayları da, Başbağlar katliamı da, *** kılığına girmiş ASALA’nın işidir” dedi.

Sivas Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Fikret Ünsal, sanatçı Arif Sağ’ın Ermeni kökenli olduğunu, olayların planlayıcısının Ermeni terör örgütü Asala olduğunu iddia etti. 2 Temmuz 1993 yılında yaşanan Sivas olaylarıyla ilgili, dün Cemiyet binasında basın toplantısı yapan Başkan Fikret Ünsal, 1993 yılında yaşanan ve tüm Türkiye’yi sarsan olayların terör Örgütü Asala tarafı ndan düzenlendiğini ve olayların baş aktörü olarak gösterdiği sanatçı Arif Sağ’ın da Ermeni kökenli olduğunu ileri sürdü. Ünsal, Arif Sağ’la ilgili iddialarını uzunca bir süre sanatçının hocalı- ğını yapan ve 12 yaşından beri tanı dığı Hüsnü Aydoğdu’dan öğrendi ğini ifade etti. Ünsal yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü: “Arif Sağ yıllardır Alevilerin dini duyguları nı sömürüyor ve maddi olarak onlardan büyük yarar sağlıyor. Kemani ustası Hüsnü Aydoğdu, 12 yaşından bu yana Sağ ve ailesini yakından tanıyor. Onunla yaptığım bir görüşmede Sağ ve ailesinin Ermeni kökenli olduğunu açıkladı. Onunla birlikte dönemin Aksaray Musıkî Cemiyeti çalışanlarının da Sağ’ın Ermeni kökenli olduğunu çok iyi bildiğini söyledi. Eğer gerçekten Sağ, Türk ise bizim değerimiz olan Türk Bayrağını herkesin önünde öpsün. Arif Sağ, Alevi vatandaş- ları da kullanmaktadır. Sağ, yıllardı r Alevilerin dini duygularını sömürüyor ve maddi olarak onlardan büyük yarar sağlıyor.” 2 Temmuz olaylarının Ermeni terör örgütü Asala tarafından planlandı ğını ileri süren Ünsal, şunları kaydetti: “Bilindiği gibi Asala terör örgütü 1984’den itibaren *** kimliği ile faaliyete geçmiştir. Özellikle, 2 Temmuz olaylarının ardından ***, Sivas kırsalına hızlı bir şekilde yayılmış ve faaliyetlerini hızla yükseltmiştir. Bununla birlikte *** olayları artmıştır. Böylelikle ***, önemli geçiş merkezi olan Sivas kırsalına yerleşmiştir. Bu olayların çıkarılmasındaki önemli sebeplerden biri de ***’nın Sivas kırsalına yerleştirilmesidir. Tarihte de bakıldığında Türkiye’de meydana gelen üzücü olayların tümünün arkasında Asala-*** vardır. Bu bağlamda Başbağlar’da yapılan katliam gibi 2 Temmuz Madımak olayları da Asala terör örgütü tarafından hazırlanmış ve sahnelenmiştir.” Sivaslıların Madımak olayı ile anılmak istemediğini vurgulayan Ünsal, şer güçlerin kendi çıkarları için hazırlayıp Sivas’ta sahneledikleri bu çirkin olayın bir an önce adalet tarafından aydınlatılması gerektiğini belirterek, “Olayları planlayıp sahneye koyanlar başka, cezasını çekenler başka. Sivas Madımak olaylarında bir üs olarak kullanılmıştır. şer güçler emeline ulaşmış, Sivaslılar ise lekelenmiştir. Sivas ve Sivaslı artı k bu kirli oyunun aydınlatılması nı istiyor. Bu olayları ortaya çıkaranlar bir an önce adalet önüne çıkarılmalı. Olayların baş aktörü Arif Sağ da adalet önünde hesap vermeli. Olayda kullandığı silahı adli mercilere teslim etmeli. Böylelikle kamu vicdanını rahatlatmalı. Sağ, kamu vicdanında hâlâ bir katil olarak gözükmekte” diye konuştu.
MEZARLAR AÇILSIN!
Bazı gazetelerde her 2 Temmuz’da, olayların kulaktan dolma bilgilerle ısıtılıp ısıtılıp yanlı bilgilerle yayınlandığını söyleyen Ünsal, ‘’Sivas olaylarını anma gösterilerini Asala kökenlilerin ardından KADEK’liler kontrol altında tutuyor, herkes Alevi ve Sünnilerin kardeş olduğunu bilsin, biz bu oyuna gelmeyeceğiz’’ dedi. Sivas olaylarına kaşıyanların Asala terör örgütü kökenliler oldu ğunu iddia eden Fikret Ünsal, açıklamasını şöyle tamamladı: ‘’Sivas’ta önemli bir Alevi-Sünni çatışması çıkarılmak isteniyordu, olmadı. Bu açıklamalarda Sivaslıların suçsuz olduğunu dü- şünüyorum. Bizim istediğimiz; adaletin, gerçeğin ortaya çıkması. Gerekirse ölenlerin mezarları tekrar açılsın. Teknoloji ilerledi, kaç kişinin silahla öldürüldüğü anlaşılsın.’’ Case Western Reserve Üniversitesi Weatherhead School of Management Örgütsel Davranış Bölüm Başkanı, duygusal zekâ uzmanı Prof. Richard Boyatzis, meditasyon ve benzeri uygulamalar sayesinde vücudun rahatladığını ve daha iyi verim alındı ğını ifade ederek, ‘’Bu, Müslümanlar için çok daha kolay. Namaz kılarak vücutlarını rahatlatıyorlar. Namaz, vücudun kortizon seviyesini düşürdüğü için rahatlatıyor’’ dedi. Richard Boyatzis, Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi- EDU (Executive Development Unit) PERYÖN işbirliği ile düzenlenen konferansta, başarılı liderlerin çalışanları harekete geçiren, seferber edebilen, yani duygulara hitap edenler olduğunu söyledi. Çalışanları duygusal anlamda harekete geçirebilmek için etkileşimin önemli olduğuna işaret eden Boyatzis, 1980’li yıllarda yaptığı araştırmalar sonucunda, şirket yöneticilerinin yüzde 50’sinin çalışma ort***** değer katmadıklarının ortaya çıktığını kaydetti. Richard Boyatzis, yapılan araştırmalara göre stres altındaki vücudun sinir sistematiğinde değişiklikler olduğunu ve beynin belli kısımlarının düşünmeye kapandığını söyledi. Boyatzis, ‘’Stres olduğunda hormonlar harekete geçiyor ve 48 saat boyunca bağışıklık sistemimiz kapanıyor ve vücudumuz kendi kendini yiyor’’ dedi. Özellikle negatif iş ortamında strese giren insanların meditasyon ve benzeri uygulamalarla vücutlarını rahatlattı klarını anlatan Boyatzis, ‘’Bu Müslümanlar için çok daha kolay, çünkü 5 defa namaz kılıyorsunuz. Müslümanlar namaz kılarak vücutlarını rahatlatı yorlar. Namaz, vücudun kortizon seviyesini düşürdüğü için rahatlatıyor’’ diye konuştu. Vücudun rahatlatılmasının yanı sıra şefkatli bir ortamın da gerekli olduğunu vurgulayan Richard Boyatzis, 20-30 yıl önce etkin bir liderin erken öldü ğü yönünde inanış bulunduğunu, bu inanışın günümüzde yerini doğru ve ahenk oluşturan liderlerin daha uzun yaşadığı düşüncesine bıraktığını söyledi. Boyatzis, bir liderin ahenge dayalı etkinliği için bütün taraşarın duygusal zekâsını kullanması gerektiğini ifade etti. Sivaslı bir Alevi büyüğü olan Ali Rıza Salman, 10 yıldır gizlenen olayların perde gerisini Vakit’e açıkladı: “Bari Cuma vakti davul çalmayın dedik, dinletemedik... Amaçları; Alevî-Sünnî çatışması çıkarıp, kitlesel ölümlere yolaçmaktı!”


Vakit, Sivas’ta provokasyonun izlerini sürdü.
2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta meydana gelen olaylarla ilgili olarak bugüne kadar söylenen iddialar, Alevi vatandaşların önde gelenleri tarafı ndan da artık yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. “Bizim susmamız sadece Sünnilere değil, hatta en büyük zararı Alevilere veriyor. Bu yüzden konuşma vakti geldi” deyip, 2 Temmuz Sivas olaylarıyla ilgili Vakit’e çarpıcı açıklamalarda bulunan Sivas’ın çok sayılan ve sevilen tanınmış Alevi simalarından Ali Rıza Salman, Pir Sultan Abdal Derneği başta olmak üzere tahrikçi dernek ve vakıflar ile Murtaza Demir, Ali Balkız ve Arif Sağ hakkında bildiklerini 10 yıl sonra bütün ayrıntısıyla anlattı. Sivas olayları sırasında Cem Vakfı’nın Sivas şubesi Başkanı olan ve halen Cem Vakfı üyeliği devam eden 60 yaşındaki Ali Rıza Salman, o günkü tertip heyetinin önde gelen isimlerinden Arif Sağ, Murtaza Demir ve Ali Balkız’a sayısız kere uyarılar yapmalarına rağmen, bu uyarılarının dikkate alınmadığını açıkladı. Salman, bu kişilerin agresif tavırlarıyla adeta olaylara davetiye çıkardıklarını belirtti. AMAÇLARI ALEViLERi

SOKAĞA DÖKMEKTi AMA BAşARAMADILAR
Salman, Sivas’taki olaylarda asıl amaçlanan şeyin Aleviler ile Sünniler arasında kitlesel kıyım meydana getirmek olduğunu belirterek, “Aslında düşünülen amaç başkaydı, Alevi-Sünni çatışması çıkartıp kitlesel ölümler tertiplenmek isteniyordu. O gün dışardan gelen, Sivaslı olmayan yüzlerce kişi vardı. Bunu Alevisi Sünnisi herkes biliyor. Daha sonra da bu kişiler üzerinde resmi olarak hiçbir şekilde durulmadı ve Sivaslı insanlar yargılandı. Bu insanlar toplum psikolojisinden de yararlanarak bazı insanları da yanlarına çekip 2 Temmuz katliamı- nı yaptılar. şayet 2 Temmuz’un ertesi günü, yani 3 Temmuz’da Alevi halk meydana inseydi, işte o zaman amaçlanan olacaktı ve binlerce insan ölecekti. Çünkü Alevi önderlerinin sağduyulu davranması, olayların çıkış sebebinin bir provokasyon olduğunun bilinmesi, asıl amaçlanan şey olan Sivas’ta Alevi-Sünni çatışmasını önlemiştir” diye konuştu. Sivas olaylarıyla ilgili yazılan kitaplarda bütün Sivas halkının aşağılanmasına tepki gösteren Salman, şöyle konuştu: “Anadolu’yu tanımayanlar, Anadolu’nun Sivas’ını tanımayanlar, kendi kafalarına göre birtakım senaryolar yazı yorlar. Sivas’a gelenler, bu yazılanlar, anlatılanlar yüzünden korkarak geliyorlar. Ama gelince bu önyargılar hemen dağılıyor. Burda mesela okullararası spor müsabakaları yapılıyor ve çocuklarını Sivas’a göndermek istemeyen velilerin olduğunu duyduk. O ateist tandanslı kişilerin kafalarında oluşturdukları senaryoların yansıması yüzünden Sivas’a karşı böylesi önyargılar kemikleşiyor.”
TERTiP KOMiTESiNDE BiZ YOKTUK
Sivas’taki etkinlikle ilgili kendilerinin de görüşünün alınmasını beklediklerini kaydeden Salman, bu konuda şunları anlattı: “Etkinlikler başlamadan önce bize de danışılmasını, görüşümüzün alınmasını doğrusu bekledik. Etkinlikten bir gün önce Banaz’daki dernek başkanı ‘bize destek verin’ diye gelmişti. Dedik ki, ‘Bakın Hacıbektaş ilçemiz bize 300 kilometre uzaklıkta. Her yıl Belediye Başkanı ve Tertip Komitesi Başkanı bize aylar öncesinden mektup yazar ve Ağustos ayında düzenleyecekleri etkinlikler için katılımcı olup olmayacağımızı sorar. Biz de o günkü şartlarımıza göre bir cevap veririz. Halbuki Banaz’la benim aramda şurda 45 kilometre var ve sen bana haftalar öncesinden geleceksin ki, ben de neler yapılacağını bileyim ve neler üzerinde mutabık kaldığımızı anlayayım. Çünkü bunları bilmek zorundayı m. Kaldı ki bu seneki etkinlikler (1993) ilk kez Banaz yerine Sivas’ta yapılacak. Ben burda binlerce insanın temsilcisiyim.’ O nedenle biz kabul etmedik. Murtaza Demir’ler böyle yaptılar. Ki, ilk defa Pir Sultan şehre iniyordu, ilk defa Banaz yerine Sivas’ta kutlamaların yapılması kararlaştırılmıştı ve bu büyük bir hadiseydi. O halde bunun en geniş katılım ve açıklıkla tartışılıp, Sivaslı Alevilerin de onayı ve bilgisi alınarak, eğer illa yapılacaksa, bu şekilde yapılması icab ederdi. Zaten bize etkinliklere iştirak etmemiz için haber verdiklerinden üç gün önce camilerde bildiriler dağıtılmıştı. Eğer biz işin içinde olsaydık, bu işe en başından dahil edilseydik en azından bunun için iyi niyetli birtakım önlemler alınabilirdi, bir diyalog kurulabilirdi. Sivaslı askerine, polisine saygılıdır ve yasalar karşısında da korku duyar. Olaylar sırasında, daha işler çığırından çıkmadan eğer havaya iki el ateş edilse zaten bütün bunlar olmazdı ve kalabalık dağılırdı. Yani o günün Sivas Valisi, Emniyeti de bunu yapmamı ştır. Bu basiret gösterilmedi ve gösterilemedi ği için de olayların önü alınamadı.”
CUMA VAKTiNDE DAVUL ÇALDILAR
Salman, 2 Temmuz 1993’te ilk defa Sivas’ta yapılacak Pir Sultan Abdal etkinliklerinin Sivas dışından insanlar tarafından organize edildiğini, ancak etkinliklerin bütün Sivaslı Aleviler adına yapılıyormuş gibi sunulduğunu belirterek, bunun çok önemli bir çarpıtma olduğunun altını çizdi. Salman, Sivaslı Aleviler ve Sivaslı Alevi kuruluşları olarak organizasyona dahil edilmeleri halinde her şeyin çok başka şekilde cereyan edece ğini belirterek, şunları kaydetti: “Biz de dahil edilmiş olsaydık kesinlikle böyle olmazdı, her şey değişirdi. Dışardan gelen ve etkinlikleri tertipleyen bu kişiler Sivas’ın yapısını bilmiyorlar, Sünni Cemaatin hassasiyet noktalarını bilmiyorlar. Mesela Sünni vatandaşların en çok kızdığı olay, Cuma namazında ezanlar okunurken, adeta camiye karşı davul zurna çalınıyor ve halaylar çekiliyor. Biz Sivas’ı bildi ğimiz için en azından bunu yaptırmazdık. Nitekim uyarılar yapıldı, ancak dinletilemedi. ‘Bakın burası Sivas, insanların hassasiyetleri var, zaten günler öncesinden bildiriler dağı- tılmış, ortam gergin, neden böyle yapıyorsunuz, şu pankartları bari indirin’ dendiyse de aldırış edilmedi.”

YILLARDIR, BURNUMUZ BiLE KANAMADI
Pankartlarımı açmam, Cuma vakti millet namazdayken davul zurna çalıp halay çekmem, giderdim Kültür Merkezi’ne etkinliğimi yapardı m ve hatta ve hatta Sünni vatandaşların bile desteğini alacak saygınlıkta bir tutum ve davranış içinde olurdum. Bakın biz yıllardır burda Hızır Lokması yapıyoruz, Muharrem ayında aşure yapıyoruz ve bütün bunlara Sünni hemşehrilerimizi de çağırıyoruz. Hatta belediye başkanı, şehrin önemli simaları da geliyor. Bizim yaptığımız bu organizasyonlarda bir ayrım yok, Alevi de Sünni de birlikte yapı- yoruz. Hatta onların büyük bir desteğini de alıyoruz. Bu yıllardır böyle. Eğer illa Pir Sultan Banaz’dan Sivas’a indirilecekse, biz onu da kavgasız gürültüsüz yapabilirdik. Bize danışılsaydı, bizi, yani Sivaslı Alevileri dinleselerdi kavgasız gürültüsüz bu etkinlik de yapılabilirdi. Ama bu yol seçilmedi
izmirliyiğido isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif