18.3.2009 TARİHLİ KÖŞE YAZIMDIR.
[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
ANILARDA KALAN SİVASIMIZ
Sivas'ın kent meydanı ile Selçuklu ( Cıbıllar) Parkı içerisinde bulunan tarihi eserleri bütünleştirmek amacıyla Selçuklu Parkı ve Tarihi Kent Meydanı Düzenleme Projesi gerçekleştirildi. Ama milyarlar harcanan bu proje kaç tane Sivaslıyı mutlu etmiştir. Tüm Sivas “ Cıbıllar parkı cıbıl oldu” diyor çokta haklılar.
Zaten bu proje hayata geçirilmeden önce tarihi eserlerimizin onarımı esnasında da tarihi eserlerimiz eski doğal görünümünü kaybetmiştir. Cumhuriyet, kültür, sanat ve ozanlar diyarı Sivas’ımız ne yazık ki Sayın Sivas yetkilileri sayesinde eski doğal güzelliğini kaybetmiş, Sivas halkının anıları taş yığınlarının altında kalmış ve anılarda kalan Sivas olmuştur.. Saygıdeğer Sivas halkımızın hüzünlü ve çaresiz bakışları olmasına rağmen Sivas Meydanı sözüm ona güzelleştirilecek derken kupkuru bir çöl ve beton yığını olmuştur. Sivas kent meydanı sözüm ona Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemini bünyesinde barındıran çok önemli bir meydana dönüşecek diye Meydan ve İstasyon Caddesinde, Cıbıllar parkında ağaç bırakılmayıp güzelim ağaçlar hiç acımadan kesilmiştir. Bir ağaç kolay kolay büyümüyor, bir çiçeği dahi koparmaya kıyamadığımız doğada bunca ağaç hangi mantıkla insafsızca yok edilmiştir.
Sivas meydanında ve İstasyon Caddesinde boydan boya ağaç bırakılmayıp acımasızca kesilmesi hangi vicdana uyar. Yazın gölgesinde oturulacak bir dikili ağaç kalmadı. İnsanların soluk alacağı bir yudum çay içeceği mekân bırakmadılar.
Şimdi Hükümet meydanından her geçişimde acı bir hüzün yaşıyorum. Kesilen yok edilen her ağacın sanki gözyaşlarını görüyorum hayalimde, yok edilen çimenlerin kokusunu hissediyorum damarlarımda. Cıbıllar parkında oturan nur yüzlü yaşlı dedelerimin ellerinde tespih taze simitle çaylarını içtikleri,
mısır, kestane ve çekirdek ile ağaç gölgesinde çimenlere uzanan serinlemeye çalışan gençlerin mutlu yüzleri, Cıbıllar parkı önünde akşama bir lokma ekmek parasını alın teri ile kar kış demeden kazanmaya çalışan, ayakkabı boyacıları geliyor gözlerimin önüne. Meydanda yıkım çalışmaları esnasında yüreğimde çaresiz hüznüm ile gözlerim buğulanarak bol bol anı kalsın diye resim çekerken boyacının birisi bana nasıl da ağlamaklı “ Çek abla çek yakında burası virane olacak “ dediğinde içindeki acıyı nasılda anlatıyordu. Meydandaki bilim yuvası Kütüphanenin kepçeler ile yıkıldığı günlerde benim Buruciye Medresesinde EFSANE adlı şiir kitabıma imza günüm olmuştu. Kütüphaneye vurulan her darbenin balyoz sesini duydukça kahroldum, o balyoz kütüphaneye gelip kitap okuyan herkesin kafasına vuruluyordu sanki. Kütüphane yıkımında halkımızın yıkımı iç çekerek üzüntülü bakışlarla ve çaresizce izlemeleri gözlerimin önünden hiç gitmeyecek. Ne oldu? Şimdi Kütüphanenin yeri Belediye’ye kar getirsin diye garaj oldu.
Ben eski Sivas’ımı her şeyi ile özlüyorum ve eski, Sivas’ımı seviyorum. Sivas’ta sözüm ona tamir derken cadde ve sokaklarımız hem doğallığını kaybetmiş, tarihi görünümleri silinmiş, itfaiye ve ambulans nasıl yol bulup ta geçecek diye düşünülmeden daracık yollar yapılmıştır.
Güya Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet dönemini bünyesinde barındıracağız diyenler Roma dönemini andıran ışıklandırmayı neden tercih ettiler anlamak zor.
Sivas’ta tek yıkılıp virane edilmeyen Sivas Kalesi kaldı zaten. Sivas’taki Sayın yetkililerimiz orayı da yakında inşallah harabe etmezler diye dua edelim. Sizi bilmem ama ben yinede gidip orada bol bol anı kalsın diye resim çekmeyi düşünüyorum. Çünkü bir sabah uyandığımda Sivas Kalesindeki anılarımızda kepçe darbelerinin altında her an kalabilir. Bize de yine meydan projesinde olduğu gibi iç çekerek seyretmek kalır…
CANIM SİVAS’IM
Seni çok özledim göresim geldi
Burnumda tütersin canım Sivas’ım
Hasretin bağrımı ok gibi deldi
Sevdadan betersin canım Sivas’ım
Dört Eylül başımda bir altın tacım
Ata’mın izinde bal olur acım
Göğümde meşalem, derde ilacım
Sen bana yetersin canım Sivas’ım!
Sen bu güzel yurdun narin şehrisin
Yurda kem bakanın keskin zehrisin
Ozanların yüreğinde bahrisin
Veysel’ce tütersin canım Sivas’ım
Kubbeler kasırlar canlı şahitler
Uğruna can verdi nice yiğitler
O civan balalar, şanlı şehitler
Şana şan katarsın canım Sivas’ım!
Dağlarında süzgün rüzgârın eser
İnsanın düşküne yardımı sever
En sıcak en cömert, misafirperver
Kalbimde atarsın canım Sivas’ım!
Kepenek suyunla yüreğim sönsün
Madımak silkinip çiçeğe dönsün
Çifte minarede mahyalar yansın
Cana can katarsın canım Sivas’ım!
SABİHA SERİN