|
Usta Yiğido
BOUN Şuan
Son Aktivite: 27.12.2014 22:40
Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Yaş: 40
Mesajlar: 810
Tecrübe Puanı: 834 
|
Cevap: Sivas 2009 Yatırım Rotası
‘Top’lu imaj,‘top’lu kalkınma
İDRİS GÜRSOY
Tarih : 01-06-2009
Düne kadar geçmişteki siyasi olaylarla gündeme gelen Sivas, kötü imajını futbolla siliyor. Sivasspor’un başarılarının ardından şehre yatırımlar da arttı.
Kolay değil karları eritmek, kolay değil hep zirvelerde dolaşmak, kolay değil Anadolu’dan çıkıp İstanbul’un üç büyüklerine kafa tutmak. Trabzon’dan sonra bir Anadolu takımı daha bunu yapıyor. Hem de Ege’den, Karadeniz’den, Akdeniz’den değil; daha az gelişmiş bir bölgeden, İç Anadolu’dan bir takım iki yıldır zirveye oynuyor, son haftaya kadar şampiyonluk kovalıyor, ‘şampiyonlukta ben de varım’ diyor.
Sivasspor denince akla hemen Teknik Direktör Bülent Uygun geliyor. Gazete ve televizyonlar onunla yapılan röportajlara geniş yer ayırıyor. Uygun, elbette başarıda büyük pay sahibi ancak “Sivas’ın başarısı”nda onun dışında faktörler de bulunuyor. Sivas’ın başarısının sırları neler? Şehre katkısı ne? Avrupa, Sivas’ın imajını nasıl değiştirecek?
Ligin sondan bir önceki haftasında Gençlerbirliği’ni misafir eden Sivas’ı izlemek üzere Ankara’dan yola çıkıyoruz. Şehre girince kırmızı-beyaz dev bayraklar bizi karşılıyor. Her kimle konuşsanız Sivasspor’u şampiyon diye tanımlıyor. Sivasspor’un başarısını tesadüfler açıklamada yetersiz kalıyor. Yöneticisinden futbolculara, 1. Lig’den bu yana birlikte çalışan bir ekip gerçeği var ortada. Ayrıca 2002’den sonra Sivas’a yapılan yatırımlar, şehrin yüzünü değiştirdiği gibi kulübe de ivme kazandırmış. 16 bin kişilik mütevazı stadyumdaki iki afiş ise bu başarıya derin anlamlar yüklüyor: “Uzun ince bir yolda, omuz omuza destan yazıyoruz”, “Anadolu’nun yıllar süren suskunluğunun çığlığıdır Sivasspor”…
Uzun ince bir yol… Sivaslı Âşık Veysel’in dizelerinden yola çıkarak yazılan bu afiş boşuna değil. Kuruluşu 1967’ye dayanan Sivasspor, düne kadar alt liglerde inişli çıkışlı bir grafik çizerken takıma önce oyuncu, sonra teknik direktör olarak gelen Bülent Uygun ile çıkışa geçiyor. Süper Lig’e çıktıktan sonra orta sıralarda mücadele eden Sivasspor, iki sezondur şampiyonluğu kovalıyor. Zirveye gidişte kulübün aynı kişiler tarafından profesyonelce yönetilmesi, teknik direktörle uyum, oyuncu seçimlerindeki isabet ve amatör ruhla verilen mücadele büyük rol oynuyor. Sivasspor, takım oyunuyla rakiplerini dize getiriyor. Bülent Uygun ve Mecnun Odyakmaz, 1. Lig’den bu yana birlikte çalışıyor. Sivaslıların kulüple bağı sevgiye dayanıyor. Takım üzerinde yönetimin dışında kimsenin yetki ve etkisi yok. Bu da kırmızı-beyazlılar üzerinde bir baskı oluşmasını önlüyor. Sivas, Türkiye’de borcu olmayan tek kulüp. Parası kadar transfer yapıyor.
KULÜP ŞEHİRLE YÜKSELDİ
Kulüple şehrin aynı anda ivme yakalaması dikkat çekiyor. Sivas’ta 2002’den bu yana âdeta seferberlik var. Yatırımlar teşvik ediliyor, Sivas silkinip uyanıyor. Organize sanayide faaliyet gösteren 35 iş yeri sayısı, 80’i aşıyor. Keçilerin otladığı kapalı havaalanı açılıyor. Şimdi haftada 14 uçak inip kalkıyor ve hepsi dolu. Altyapı çalışmaları şehrin çehresini değiştiriyor. Sivas Milletvekili Selami Uzun, “Sivasspor’un başarısı, şehrin kalkınma hamlesinin sonucudur.” diyor. Şehir yöneticileri, Sivasspor’a inanıyor ve büyük destek veriyor. İsmet İnönü Konağı’nda Aksiyon’a konuşan Sivas Valisi Veysel Dalmaz, Sivasspor’un başarısının arkasındaki en büyük etkenlerden birinin şehirdeki birlik ve beraberlik ruhu olduğunu söylüyor. Dalmaz’a göre sahadaki oyuncudan teknik direktöre, kulüp başkanından şehir yöneticilerine kadar herkesin başarıda payı var. Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Çimen de takım için belediyenin seferber olduğunu söylüyor.
SİVAS’TA IRKÇILIK YOK
Yerli ve özellikle de yabancı futbolcular gördükleri ilgiden memnun. Bu da performansı olumlu etkiliyor. Yabancılar birer kahraman gibi görünüyor. Musevi asıllı Balili dâhil hiçbir futbolcu din ve ırkından dolayı ayrımcılık veya baskıya uğramıyor. Milletvekili Uzun, “Yabancı futbolcular çok seviliyor. Balili yeri gelince Türkçe konuşuyor. Sivas’ta ırkçılık, ayrımcılık hiç olmaz. Onlar bizim yüzümüzü ağartan insanlar.” diye konuşuyor.
Sivas-G.Birliği maçında seyircinin kalitesi dikkat çekiyor. 90 dakika boyunca tribünlerden hiç küfür duyulmuyor. Sivaslı oyuncular oyunu çirkinleştirmeden, iyi niyetle mücadele veriyor. Kötü tezahürata seyirci kendi içinde müdahale ediyor. Selami Uzun, “Sahamızda olay olmuyor. Fanatik var ama herkes birbirini terbiye ediyor.” diyor.
Sivasspor, iki yıldır şampiyonluğa oynuyor; geçen sene İntertoto’ya gitti, bu sene Avrupa’da oynayacak. Sivasspor’un bu başarısı şehre nasıl bir katkıda bulundu? Şehrin önde gelen yöneticileri bu soruya cevap verecek kelimeler bulmakta zorlanıyor. Şehrin tanınması ve ekonomiye getirdiği canlılık bir yana Sivas’ın imajının düzelmesine yaptığı katkı herkesin üzerinde ittifak ettiği bir husus. Madımak provokasyonu, 1980 öncesi Sivas olayları, Ergenekon iddianamesinde geçen bir Ermeni’ye suikast düzenleneceği haberleri Sivas’ın imajını olumsuz etkiliyor. Selami Uzun, Sivas’a dışardan bakışı anlatırken başından geçen şu örnekleri veriyor: “Kızılay’a kan verme kampanyasına katıldım. Sivaslı olduğumu öğrenen bir hemşire dedi ki ‘İzmirliyim, Sivas’ta dört yıl çalıştım. Sivas’a giderken ağlayarak gittim, dönerken de ağlayarak döndüm.’ Yine bir bayan öğretmen, tayini Sivas’a çıkınca üzülüyor. Orada görev yaptığını öğrenen arkadaşları, ‘Sen Sivas’ta nasıl yaşıyorsun? Seni kesmiyorlar mı?’ diyor.”
Uzun, Sivasspor’un başarısının bütün bu kötü imajı sildiğini belirtiyor: “Bizim bunu parayla, reklamla veya başka bir şeyle sağlamamız mümkün değildi. Takımın centilmen olması, herkesin şehre sempati duymasını sağladı. Bütün Türkiye ‘Biz bu sene Sivas’ı tutuyoruz’ diyor.”
Milletvekili Uzun ve takımın yöneticileri, Sivas’taki birlik ve beraberliği bozma çalışmalarına da dikkat çekiyor. Bundan sonra provokatörlerin işinin zor olduğunu anlatıyor: “Sivasspor, Sivas’ta birliği sağladı, Sivaslılar Sivaslı olduğunu hatırladı. Sivas’tan çıkmış, Sivas’a gelmeyen insanlar vardı, şimdi herkes Sivaslı oldu.”
Futboldaki başarı şehirde barış rüzgârları estiriyor. Alevi ve Sünnilerin ortak bir hedefleri daha oluyor. Halk kulüp etrafında kilitleniyor. Sivasspor şehre iş adamlarının ilgisini artırıyor. Sportif başarının devamı için altyapıya önem veriliyor. Sivas Valiliği ile TOKİ arasında stat projesiyle ilgili görüşmeler sürüyor. Sivas milletvekillerinden şampiyon güreşçi Hamza Yerlikaya ise “Arsa alınıp TOKİ’ye teslim edildikten sonra inşaat başlayacak. Kayseri’deki stadın daha güzeli olacak. Mimarları geldi, oradaki hataları burada tekrarlamayacağız, dediler. Amatör branşlara yöneleceğiz. Başarıların arkası gelecek.” diyor. Başarının mimarlarından 6 yıl önce Sivas’a oyuncu olarak gelen ve son üç yıldır teknik direktörlük yapan Bülent Uygun da tesisleşmeye önem veriyor.
Sivas Selçuk Park âdeta bir açık hava müzesi. Çifte Minareli Medrese, Şifahiye ve Buruciye medreseleri, 4 Eylül Kongre’sinin yapıldığı Sivas Atatürk ve Etnografya Müzesi ile Kale Camii tarihte yolculuk yaptırıyor. Kaplıcalar, dünyada benzeri olmayan sedef hastalığının tedavisinde kullanılan Balıklı Göl, Japonların bile ilgi odağı olmuş. Üniversite, belediye ve valilik Sivas’ın yüzünü güldürecek büyük projeler için kolları sıvamış. Ankara-Sivas karayolu ile hızlı tren projesi hızla yol alıyor. Dünyaca ünlü oteller zinciri Hilton, Sivas’ta beş yıldızlı bir otel yapacak. Sivasspor böylesine verimli, gelecek vadeden bir zemin üzerinde yükseliyor. Milletvekili Uzun’a göre bu başarı diğer Anadolu şehirlerini de kamçılayacak.
Sivasspor’un başarısı topyekûn bir şehrin başarısı. Eğer yükseliş sürerse Sivas beşinci büyük olacak. Bir tarih daha yazılacak. Anadolu’dan başka takımlar da kırmızı-beyazlıları takip edecek.
AKSİYON
------------------------------------------------------------------------------------------------
Milli Mücadele'nin ilk karar yeri Sivas'tan
ASKERİ Tıbbiye öğrencisi Orhan Boran'ın babası Hikmet Bey, "Paşam, lakin siz de mandayı kabul ediyorsanız veya mandadan yanaysanız, sizi de mensubu bulunduğum tıbbiye öğrencileri adına vatan kurtarıcı olarak değil, vatan batırıcı olarak ilan ediyorum" diyor.
Ve Mustafa Kemal Paşa'nın yanıtı şöyledir:
"Elbette manda (İngiltere veya ABD) kabul edilmeyecektir; gençliğimle iftihar ediyorum, ya istiklal ya ölüm!"
Bu tartışma Atatürk'ün daveti üzerine Sivas Kongresi'nde olmaktadır. 38 yaşındadır henüz.
İstanbul ve Anadolu işgal altındadır.
Samsun'a 19 Mayıs 1919 günü gelmiştir Atatürk. Oradan Amasya'ya geçmiş ve 22 Haziran'da ünlü 'Amasya Tamimi' yayınlanmıştır.
27 Haziran'da da ilk kez Sivas'a geçmiştir. Burada bir gün kaldıktan sonra hemen Erzurum'a hareket etmiş; ertesi gün 'Erzurum Kongresi' toplanmıştır.
Atatürk, 29 Ağustos'ta yeniden Sivas'a yola çıkar ve 2 Eylül 1919'da Sivas'a gelir.
4 Eylül'de Sivas Kongresi'ni toplar. Kongre 7 gün sürer. 'Milli Mücadele'nin başkenti'nde tam 108 gün kalır. Yabancı heyetler, Atatürk'le görüşmek için Sivas'a akın ederler.
Bir milletin kurtuluşunu Atatürk, Nutuk'ta ayrıntılı şekilde anlatıyor.
(Mazhar Müfit Kansu'nun anılarında bu konuda ayrıntılı bilgiler yer alıyor.)
Milli Mücadele'nin başladığı ulusal Sivas Kongresi'nde çok önemli kararlar alınır.
Erzurum Kongresi'nde alınan kararlar Sivas'ta aynen kabul edilmiştir.
Mustafa Kemal'in liderliği kesinleşiyor.
Bir anlamda Milli Misak sınırlarımız burada çizilmiştir.
Ve manda reddedilmiştir; bir daha gündeme gelmemek üzere...
Sivas Kongresi'nin toplandığı bina 1892 yılında Sivas Valisi Memduh Paşa'nın yaptırdığı Sivas Sultanisi'nde gerçekleşiyor.
Bugüne gelirsek...
Mandayı o zaman reddedenlerin bugün kemikleri sızlamakta mıdır acaba?
SİVASLILARIN HEYECANI
Bütün bunları Sivaspor'un bayrakları ile donatılmış, 'Selçuklu Kent Meydanı'nı gezerken düşündük.
Bir tarafta 1884 yılında "Gidemediğin yer senin değildir" diyen Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa'nın yaptırdığı Hükümet Konağı... Onu takip eden 1900 yılında yapılmış Jandarma binası... Sağında 1892'de Memduh Paşa'nın inşa ettirdiği Sivas Sultanisi... Kongre binasının karşısında ise 1580'de yapılan Kale camisi var... Önünde cami hamamının kalıntısı ve 1271 tarihli Selçuklu dönemine ait Buruciye Medresesi...
Ve bu alandaki iki önemli eser; 1217 tarihli Selçuklu Sultanı İzzetten Keykavus'un yapılmasını emrettiği Anadolu'nun en büyük Darüş'şifahanesi, onun da karşısında 1271'de Mehmet Şemsettin Cüveyni'nin yaptırdığı Çifte Minareli Medrese (Darül'hadis) ve en ünlüsü de bir başka mekanda Gök Medrese...
EŞİ OLMAYAN BİR MEYDAN
Bu yerleri Sivas'ın kültür adamı, Dr. Burhan Bilget'le geziyoruz. Sivas Koruma Kurulu üyesi, ÇEKÜL'ün Sivas temsilcisi olan Bilget "İşte hocam da burada" diyor. Hocası dediği ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen'le karşılaşıyoruz. Tarihi bilimle buluşturan 'Tarihi Kentler Birliği'nin önderi Sözen'e, ÇEKÜL'ün bu restorasyon ve ortaya yeni çıkarılan projeleri için
Sivas'a kaç kez geldiğini artık kendisi de unutmuş... Selçuklu Meydanı'nı göstererek "İşte şu gördüğünüz tarih ve kültür içeren ve Anadolu'da ikinci bir eşi olmayan tek bir meydandır. ÇEKÜL olarak Ortaçağ'dan (13 ile 16. yüzyıl, yani Selçuklu, Osmanlı ve geç Osmanlı eserlerinin yoğunluklu olarak) bugüne taşınmıştır."
Selçuklulardan beri yoğun dinsel ve deneysel bilimlerin okutulduğu bir ortam olmuş Sivas... Osmanlı yapılarını getirmiş... Cumhuriyet'in ilk doğuşu da burada gerçekleşmiş.
Gece gündüz algılanacak bir düzenleme yapılıyor bu meydana.
Sivas 'müzeler kenti' olarak yeni bir işleve sahip oluyor: Cumhuriyet'in simge müzesi Kongre binası, Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, Halı Müzesi, Bilim Müzesi, Sanat Merkezi ve İnönü Müzesi...
Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla restorasyon ve yenileme çalışmaları için trilyonlar harcanıyor.
Ama bazı sıkıntılar da var; vakıflarla olan kaynak sorununu Sivas Valisi Veysel Dalmaz çözeceklerini söylüyor.
Yalçın Bayer Hurriyet
__________________
Konu BOUN tarafından (13.06.2009 Saat 18:09 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Arka Arkaya Mesajlar Yazdığınızdan Dolayı Flood Önleyici Devreye Girdi.Mesajlar Sistem Tarafından Otomatik Olarak Birleştirilmiştir..
|