Alıntı:
ÖnceVatan_58 Nickli Üyeden Al?nt?
Yanıldığınız çelişki şu,
İran'da, tek bir kişi başı açık sokaklarda dolaşamaz hiç bir yerde çalışamaz !
Türkiye'de (Resmi kurum hariç) her yerde açığıda kapalısıda rahatlıkla dolaşır.
Türkiye'deki baskı değil, yönetim anlayışına ters düştüğü için resmi kurumlarda istemiyor, devletin temel yapısı bunu gerektirirdiğinden. Belki de Türkiye'de rejime yönelik tehditler, türbanı siyasi harakete malzeme yapmasalardı, ülkeye şeriaat getireceğiz diye mollalar türemeseydi belki bugün yaşanan bu tür sıkıntılarda olmayacaktı, tıpkı 15-20 sene önce rahatlıkla okulunda okuyan öğrenciler gibi devam edecekti.
Bunların hepsi birer siyasi malzemelerdir, bugün bunun mücadelesini eden kesimlere bir bakalım ülkenin kaymağını afiyetle yemekteler, bizlerede sadece çene yormak tan başka birşey düşmüyor malesef.
|
Farkındaysan 28 şubat darbesini hatırlattı Necmettin Erbakan, indirmek için şeriat yürüyüşleri vs vs yapmadılar mı bunlar bahane kardeş o zamanlar şeriat diye bi yokken siz hala oraya takılıp kalmışız belçikada Belçika başörtülü bir aday milletvekili olurken bizim geri kafalı yobazlar başörtülü diye kamu ters diyorlar iyi valla çok ayıp...
Alıntı:
club7house Nickli Üyeden Al?nt?
Arkadaşım İmam hatip liseleri, Din görevlileri yetiştirilmek üzere kurulmuş. Burda suçu kanunlarda aramak biraz tuhaf değilmi ? İmam hatipli amcamın kızının edebiyat öğretmenliğini kazanmasıda keyfi engellemelerin olacağı kuşkusunu bende ortadan kaldırıyor.
Başbakan'da İktisadi ve Ticari İlimler yüksek okul mezunu , yetenekli , başarılı her insan dilediği makama oturur.
|
E muhtirayı hatırlatırım Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.
Bu bağlamda;
Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.