Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 01.07.2009, 15:31   #55
abircan
Usta Yiğido
 
abircan - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
abircan Şuan abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır
Son Aktivite: 21.01.2015 10:55

Üyelik Tarihi: 03.08.2005
Mesajlar: 3.258
Tecrübe Puanı: 1079 abircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISIabircan COK SEVILEN BIR KISI
Standart HERKES BİZ YAPMADIK DEDİ...ÖYLEYSE KİM YAPTI?

HERKES BİZ YAPMADIK DEDİ...ÖYLEYSE KİM YAPTI?
Yazar : Onur Gültekin / SİVAS POSTASI


Tarih : 01 Temmuz 2009 13:50



2 Temmuz tarihi yaklaşınca şehrin üzerine sanki koca bir kara bir bulut çökmüş gibi her yer,herkes bir tuhaf olur. ''Hah işte yine 2 Temmuz geldi ne olacaksa bir unutmadılar gitti.'' deriz. ''Tamam oldu bir kere ama ,biz yapmadık ki artık bu kara laneti üzerimizden çeksinler,Sivas'ı böyle anmasınlar'' diyen pek çok sesi duyar gibiyim. Her ne kadar isyan etseniz de yine Alevi Dernekleri ya da Halk Evleri toplanıp şehrimize gelecek,yine otelin önünde sloganlar atarak içlerinde yıllardır dinmeyen feryatları ve ''ne suçları vardı ?''diyen haykırışları yapıp gidecekler..Kimi evladının can verdiği otel odalarında dolaşacak ve için için ağlayacak.,kimi acaba hiç kurtarılamazlar mıydı diye yıllardan sonra gözleriyle çıkış yolları arayacak. Kimi de belki ''keşke göndermeseydim buralarda ne işleri vardı diyerek ''iç geçirecek. Ne için işte ne için?Sonuçta ölenler öldü, kalan sağlar bizimdir denilmeyecek mi?

Ben o tarihi çok iyi hatırlıyorum. Günler öncesinden Kültür Müdürlüğü'nden afişler dağıtılmıştı. Biz de dahil herkes altında BAKANLIK damgası olan bu afişleri çekinmeden camlarına asmıştı. Ama benim bir dost arkadaşım dükkana gelerek bu afişi çıkarmamı söyledi. Neden? Diye sorduğumda ''Nedeninisorma çıkar'' demişti. Hatırlıyorum da, şehirde de yüzlerini pek tanımadığım , kıyafetleri dikkatimi çeken bazı gruplara ait insanlar türemişti. Saçlarının arkasında kısa örgüleri vardı. Şehir olduğundan kalabalıktı. Hatta bizler sanırım şenliklere geldiler diye sadece garip garip bakıyor aklımızca da iyi ev sahipliği yapmaya çalışıyorduk. Medresenin içinde açılan standları gezerken hiç huylanmamıştım ama Marks ya da Lenin' in ne işi var diye de düşünmemiş değildim.Aziz Nesin ha bire konuşuyor bu ilin düşünce olarak ne kadar olgun yapıda olmasına rağmen ufak bir kıvılcımla parlayabileceğini düşünmüyordu. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi sözleri nereye çarpacak farkında değildi belki de ..Gelen grupların içinde bizimde çok sevdiğimiz türkü severler vardı. Onların rahat yemek yemesi için o zamanlar esnaflık yaptığım dükkanımızın karşısındaki lokantayı ayarlamıştık. Kültür Merkezi'ndeki semah gösterileri esnasında yaşanan arbede herkesin yüreğini ağzına getirmişti. Koltuklar havada uçmuştu. İçerisi tıklım tıklım doluydu. Çoluk çocuk herkes dışarıdan salona gelen haykırışlarla inanın ölüyoruz dalgasına takılmışlardı. Ben de oradaydım ve bu saldırının neden olduğunu anlamadım. Sahnedekiler gencecik ve bir kültürün inanışın oyununu oynuyorlardı. Döne döne..Saz vurdukça coşmuşlardı. Sadece oyundu,sadece birkaç konuşmaydı. Şehrimizin düşünür insanlarındandı Pir Sultan Abdal..Heykeli getirilip Kültür Merkezi'nin bahçesindeki yere konulmuştu. Ne olurdu ya onun heykeli dursa ne olurdu?. Şehri aleviler mi bastı zannetmişti heykelin oraya konulmasına karşı çıkanlar...Sökülmesini neden çok istiyorlardı bilemedim. Sonuçta Kültür Merkezi 'nden çıkarken tekrar hayata dönmüş gibi sevinerek çıktık

Cuma namazı esnasında çok sessizlik vardı etrafta..Yemek yemeğe gelen grupları bir grup polis alıp otele götürdü. Ne oluyor dedik HİÇÇÇ dediler..Belliydi her şey sanki de hazırlık yapılıyordu. Bir kaç kişiydiler,çok kişi oldular..Seyretseniz şaka gibi oyun gibiydi her şey...Asker bir garipti ,polis bir garipti. Zamanın Valisi masa altına gizlenmiş ''ne yapacağız?'' diyordu. Halk galeyana gelmişti de neyin galeyanıydı hala yıllar geçmesine rağmen anlamış değilim. Bu sırada artan kalabalığa hem ''dağılın'' diyen hoparlör sesi geliyor hem de ''bakın heykel söküldü,yere indirildi,tamam bitti işte ''deniliyordu. Ben heykeli caddede sürüklenirken gördüm. Ağladım. Çünkü yerdeki insan heykeli bu gün bile deyişleriyle dilden dile dolaşan kişiydi. Çevresindeki çoluk çocuk sanki düşmanmış gibi öyle bir tekme atıyor öyle bir parçalıyordu ki şaştım kaldım..Nihayet heykel bitti. Kalabalık ha bire artıyordu. İçerdekiler ne yapıyordu acaba diyorduk. Ara sıra kafamızı caddeye uzatıyor bakıyor artan kalabalığın neyi ne için protesto ettiğini bile bilmeden kaçıyorduk. Bu sıra kameralar çok çektiler çok ,ama şimdi hiç biri yok..Sonuçta devrilen araba tutuşan perde ve alevler...Otele tırmanan bir cahil adam ne için söyleyin ya ne için?Silah sesleri sıkılan su ve olay sona erdi. Halk korkudan öyle bir kaçtı ki..Heyt be bu kadar kolaydı da bu kalabalığı dağıtmak neden beklediniz ki?..Askerler polisler nerdeydiniz ki? Devlet neredeydi ki?YOKKKKKKK. Kalabalıktan arta kalan Birkaç fanatik grup dükkanların camlarını kırdılar. O kadar..Otelden yayılan duman ölümün sessizliğini de şehrin üzerine yaymıştı. Yanık ten kokuları duyulmadı .Olsaydı belki de acısı daha derin olurdu. Herkes Azizi Nesin i merak ediyordu. O sağ salimdi ama giden gençler şairler ozanlar...Hepsi bir cuma gününün beş altı saatlik parçasında bizleri terk etti gitti. Tansu Çiller bir şey yok derken tam 37 can bu dünyadan bence bir hiç uğruna göç etti. Ellerinde ağaç parçaları merdivende ölümü beklediler..Belkide ölümle alay ettiler. Bilinmez ki..Morgtaki cesetler üst üste ve boğulmaktandı ölüm izleri..Yüzlerinde ölümle alayın gülümsemeleri vardı.. Hala semahta hala sazdaydılar..Tabii ki her yıl gelir aileleri..Sorgulamaya anmaya..Kime kızgınsalar da kızgınlar..Ama düşününce hiçte kolay değil canından can kopması..Kolayına mı dünyaya geliyoruz ve yetişiyoruz?.

Yine geldiler gelecekler..Otel ne olursa olsun gelecekler...Ne yüzümüzü asalım ne de gelip gittiler ne oldu diyelim. Biliyorum ki benim Sivas'ım saygılıdır. Her ne kadar biz bir şey yapmadık desek de engel olmakta da biraz seyirci kaldık..Bazen kızıyorum da Tayyip Bey' e helal olsun adama ..Bakışlar her ne kadar kin doluysa da Alevi-Sünni de , yinede yalandan dost yapmayı başardı.

Ne diyelim bir 2 Temmuz daha geçti...Bir kırmızı karanfil iki avuçta alkış...O kadar...Allah bir daha yaşatmasın..Artık bıktık.ta doğrusu ''Yakanlardan mısın ,yananlardan mısın?''...Tamam bende yılardır kim sorsa ,biz yapmadık diyorum da peki biz yapmadıysak kim yaptı? İşte onun cevabını bulamıyorum......

memlekethaber.com
sivas haberleri

Sivas 01.07.2009 12:57

'Sivas katliamını unutmayın'

CHP'li Sav: 16 yıl önceki katliamı unutmak, unutturmak yeni katliamlara yol vermek olur.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Sivas olaylarına ilişkin olarak, ''16 yıl önceki katliamı unutmak, unutturmak yeni katliamlara yol vermek olur. Göstermelik dostluk, kardeşlik ve acıları bölüşme sözleri sık sık dile getiriliyor ama uygulamada hiçbir somut belirti görülmüyor'' dedi.

Sav, Sivas olaylarının 16. yıl dönümü nedeniyle yayımladığı mesajda, 2 Temmuz 1993'ün cumhuriyet tarihinin en acılı ve üzüntülü günlerinden birisi olduğunu belirtti.

Olayların, mahkeme ve Yargıtay kararlarında, ''Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışma eylemi'' olarak belirlendiğini kaydeden Sav, ''Sivas katliamı, laikliğe, cumhuriyete ve demokratik hukuk devletine başkaldırı olarak nitelenmiştir'' görüşünü ifade etti.

Üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen olayların belleklerdeki acısını ve tazeliğini koruduğunu ifade eden Sav, ''35 insanın yakılarak öldürülmesinin faillerinin yargı önüne çıkarılan 124 kişi ile sınırlı olmadığını'' savundu.

Önder Sav, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
''Yargılananlar, kaçıp yargılanamayanlar, ceza alanlar, sonradan af niteliğindeki uygulamalarla bir bir salıverilenler, bir buzulun görünen kesimidir. Suyun altında kalanlar, görünmeyenler ya da saklandıklarını sananlar arasında sanıkları azmettiren kimi siyasetçiler, yöneticiler, yazılı ve görüntülü basın yayın organlarının temsilcileri vardır. Onlar yargı kararları ile değil fakat tarih önünde, kamu vicdanında mahkum olmuşlardır.

Sivas'ta eşlerini, çocuklarını, sevdiklerini, yakınlarını, canlarını yitirmiş olanlar, yıllardır acılarını içlerinde taşıyorlar ama bir öç alma duygusunu yaşatmıyorlar. Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunması, dini siyasete alet etme heveslerinin yıkılması ve benzer olayları düşünebilecek olanlara uygulanacak yaptırımların netleşmesi açılarından Sivas olayları bir ibret dersi olmalıdır.

16 yıl önceki katliamı unutmak, unutturmak yeni katliamlara yol vermek olur. Göstermelik dostluk, kardeşlik ve acıları bölüşme sözleri sık sık dile getiriliyor ama uygulamada hiçbir somut belirti görülmüyor. Sivas Madımak Oteli'ni kebapçı dükkanı olmaktan çıkarıp, Alevi kültürünün korunmasına katkı sağlayacak çerçevede 'Hoşgörü Müzesi'ne dönüştürme istek ve çabalarına gerekli önem verilmeli ve zaman yitirilmeden gerçekleşmesi sağlanmalıdır.

CHP olarak Sivas'ta yakınlarını yitirmiş olanların acılarını bir kez daha bölüşüyoruz. Yüreğinde dostluk, kardeşlik, barış ve insan sevgisi olanları, demokrasi ve Cumhuriyetin kazanımları, birikimleri ve demokratik laik Cumhuriyet için halkımızın esenliği için uyanık olmaya çağırıyoruz.''

memlekethaber.com
sivas haberleri

Sivas 01.07.2009 12:57

'Sivas katliamını unutmayın'

CHP'li Sav: 16 yıl önceki katliamı unutmak, unutturmak yeni katliamlara yol vermek olur.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Sivas olaylarına ilişkin olarak, ''16 yıl önceki katliamı unutmak, unutturmak yeni katliamlara yol vermek olur. Göstermelik dostluk, kardeşlik ve acıları bölüşme sözleri sık sık dile getiriliyor ama uygulamada hiçbir somut belirti görülmüyor'' dedi.

Sav, Sivas olaylarının 16. yıl dönümü nedeniyle yayımladığı mesajda, 2 Temmuz 1993'ün cumhuriyet tarihinin en acılı ve üzüntülü günlerinden birisi olduğunu belirtti.

Olayların, mahkeme ve Yargıtay kararlarında, ''Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışma eylemi'' olarak belirlendiğini kaydeden Sav, ''Sivas katliamı, laikliğe, cumhuriyete ve demokratik hukuk devletine başkaldırı olarak nitelenmiştir'' görüşünü ifade etti.

Üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen olayların belleklerdeki acısını ve tazeliğini koruduğunu ifade eden Sav, ''35 insanın yakılarak öldürülmesinin faillerinin yargı önüne çıkarılan 124 kişi ile sınırlı olmadığını'' savundu.

Önder Sav, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
''Yargılananlar, kaçıp yargılanamayanlar, ceza alanlar, sonradan af niteliğindeki uygulamalarla bir bir salıverilenler, bir buzulun görünen kesimidir. Suyun altında kalanlar, görünmeyenler ya da saklandıklarını sananlar arasında sanıkları azmettiren kimi siyasetçiler, yöneticiler, yazılı ve görüntülü basın yayın organlarının temsilcileri vardır. Onlar yargı kararları ile değil fakat tarih önünde, kamu vicdanında mahkum olmuşlardır.

Sivas'ta eşlerini, çocuklarını, sevdiklerini, yakınlarını, canlarını yitirmiş olanlar, yıllardır acılarını içlerinde taşıyorlar ama bir öç alma duygusunu yaşatmıyorlar. Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunması, dini siyasete alet etme heveslerinin yıkılması ve benzer olayları düşünebilecek olanlara uygulanacak yaptırımların netleşmesi açılarından Sivas olayları bir ibret dersi olmalıdır.

16 yıl önceki katliamı unutmak, unutturmak yeni katliamlara yol vermek olur. Göstermelik dostluk, kardeşlik ve acıları bölüşme sözleri sık sık dile getiriliyor ama uygulamada hiçbir somut belirti görülmüyor. Sivas Madımak Oteli'ni kebapçı dükkanı olmaktan çıkarıp, Alevi kültürünün korunmasına katkı sağlayacak çerçevede 'Hoşgörü Müzesi'ne dönüştürme istek ve çabalarına gerekli önem verilmeli ve zaman yitirilmeden gerçekleşmesi sağlanmalıdır.

CHP olarak Sivas'ta yakınlarını yitirmiş olanların acılarını bir kez daha bölüşüyoruz. Yüreğinde dostluk, kardeşlik, barış ve insan sevgisi olanları, demokrasi ve Cumhuriyetin kazanımları, birikimleri ve demokratik laik Cumhuriyet için halkımızın esenliği için uyanık olmaya çağırıyoruz.''

MADIMAK MÜZE OLMALIDIR, OLACAKTIR
SİVAS’DA MADIMAK ÖNÜ’NDE …
İSTANBUL’DA KADIKÖY MEYDANI’NDA…
ANKARA’DA KOLEJ MEYDANI’NDA…
İZMİR’DE GÜNDOĞDU MEYDANI’NDA…
BURSA’DA KENT MÜZESİ ÖNÜ’NDE…
BURHANİYE’DE CUMHURİYET MEYDANI’NDA…
“MADIMAK MÜZE OLACAK”

TALEBİ İLE TÜM YURTTA SOKAKLARDAYIZ


2 Temmuz 1993 yılında Sivas’a Kültür Şenliği ve Pir Sultan Abdal’ı anmak amacı ile giden şair, yazar, sanatçı ve semah yürüyen canlarımız önceden planlanmış, gerici, şeriatçı güçler tarafından Madımak Oteli’nde abluka altına alındılar. “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak” diyerek ve cumhuriyetimizin temel değerlerine saldırmak sureti ile canlarımızı göz göre göre yakıldılar. Bu katliam, televizyonlarda sekiz saat boyunca canlı olarak yayınlandı. Devletin güvenlik kuvvetleri, saldırgan gerici, şeriatçı güçlere yerinde ve zamanında gerekli müdahaleleri ve engellemeleri yapmayarak canlarımızın yakılmasına seyirci kaldılar. Dünya tarihinde eşi ve benzeri görülmemiş bu katliam, Türkiye Cumhuriyeti’nde ve dünyada insan hakları ve temel özgürlüklerden yana olan, inanç ve ibadet özgürlüğünü temel bir insan hakları ilkesi sayan inancı ve felsefesi düşüncesi ne olursa olsun her insanın vicdanını yaraladı.


Bu katliam Halkımızın ve burada yakınlarını, çocuklarını yitiren canlarımızın ruhunda ve bedeninde giderilmesi imkânsız travmalara yol açtı. Madımak Oteli’ne saldırarak canlarımızı yakan faillerin bir kısmı yakalanmış, yargılanıp cezalara çarptırılmış iken, failleri bir kısmı da yakalan(a)mamış, yeterince takip dahi edilmemiştir.


Madımak Oteli’nde Cumhuriyete ve onun savunucularına karşı gerici ve şeriatçı güçlerce gerçekleştirilen katliamın bir kez daha yaşanmaması için, insanlık tarihine yazılması ve insanlığın ortak vicdanında mahkûm edilmesi, hafızalardan silinmemesi gerekmektedir. Bu katliamın yaşandığı sırada devlet güçlerinin müdahale etmemesi ve asıl katillerin bugüne kadar yakalanmaması devleti zan altında bırakmıştır.


Madımak Oteli satın alınarak kamulaştırılmalı, otelin müze olması yönünde gerekli çalışmaları hemen yapılmalıdır.


Böyle bir girişim, insanlarımız arasında düşmanlıkları arttırmaz. Gerçekle yüzlemek ve insanlık suçlarını birlikte mahkûm etmek, farklı kültürleri, inançları, kimlikleri daha da yakınlaştırır.


Hiç şüphe yok ki Madımak Müze olmalıdır, olacaktır. Bu talep sadece Alevilerin talebi değildir. Bu talep çağdaşlıktan ve laiklikten yana olan tüm kesimlerin ve insanlığın vicdanına ait bir sestir. Bu talep, emperyalizme, faşizme, gericiliğe, cinsiyet ayrımcılığına, faili meçhullere, haksız gözaltılara, IMF ve Dünya Bankası politikalarına, özelleştirmelere, neoliberal politikalara karşı bağımsızlık, emek, demokrasi, barış, halkların kardeşliği, insan hakları, eşitlik, özgürlük mücadelesi veren herkesin talebidir. Bu talep, her türden sömürüyü devam ettirmek için dini ve etnik köken ayrılıklarını kullanan ırkçı ve gerici çevrelere karşı direnen herkesin talebidir.


Bu talep, karanlığa karşı aydınlığı savunanların talebidir.


Bu duygu ve düşüncelerle tüm topluma sesleniyor ve diyoruz ki: Bu utancı daha fazla büyütmeyelim, vicdanları sızlatmayalım, Madımak Oteli Müze olsun...


Ve, birgün karanlıklar aydınlığa kavuşuncaya, Sivas, Maraş, Gazi, Ümraniye, 1 Mayıs katliamlarını planlayanların gerçek yüzleri ortaya çıkıncaya kadar bu Pir Sultan direnişi de bu talep de sürecektir.


Ve o güne kadar;


Sivas Katliamı unutulmayacak, unutturulmayacaktır. Her yıl olduğu gibi bu yılda Sivas’ta Madımak Oteli’nin önünde olacağız. Ankara’da 'da Kolej, İstanbul’da Kadıköy, İzmir’de Gündoğdu, Burhaniye’de Cumhuriyet Meydanı’nda, Bursa’da ise Kent Müzesi önünde buluşacağız.


BAŞTA PİR SULTAN ABDAL ÖRGÜTLÜLÜĞÜ OLMAK ÜZERE ALEVİ KURUMLARI VE DEMOKRATİK KURUMLARLA BİRLİKTE “MADIMAK MÜZE OLACAK” TALEBİ İLE TÜM YURTTA SOKAKLARDA OLACAĞIZ.


Kamuoyunun bilgisine saygı ile arz olunur.01.07.2009


Av. Fevzi Gümüş


Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı
__________________
zaman kısa, dünya herkese yeter, mühim olan insanlık
KANIMIZIN KIRMIZISI ALNIMIZIN AKIYLA SİVASSPORLUYUZ

Konu abircan tarafından (01.07.2009 Saat 22:23 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Arka Arkaya Mesajlar Yazdığınızdan Dolayı Flood Önleyici Devreye Girdi.Mesajlar Sistem Tarafından Otomatik Olarak Birleştirilmiştir..
abircan isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla