|
Yeni Yiğido
muhali Şuan
Son Aktivite: 08.11.2009 21:01
Üyelik Tarihi: 25.10.2009
Mesajlar: 45
Tecrübe Puanı: 625 
|
Cevap: Ülkücülerin hayatı bambaşkadır ***
Ben hala makaledeyim, gaddar, zalim sözcükleri bu yazıyı yazanın ruh halini, iç dünyasını tam olarak tanımlayamaz herhalde.
“/…/Sadakati için karşılık beklemez, mükâfat istemez, bir garip kişidir...”
/…/“Ülkücünün en çok dinlediği «nasihatdır. «Yapma derler, hayatını heba etme derler, gününü gün et derler». O kadar çok şey söylerler ki, hiç bitmez. O hepsini dinler, ama hiçbirini tutmaz, gene bildiği gibi yaşar….”
/…/ Kendi zevkleri dışında zevk tanımayanların gözünde «zevksiz» bir adamdır!
Büyük Ülkücü, ezeli ve ebedi Başbuğ bu tanımın dışında olsa gerek.
Türkeş ikinci karısı ile evlendiğinde Türkeş 63, kız 20 yaşında idi, bazı Ülkücülere göre ise kız 18 yaşında idi, yaşı büyültüldü.
Mamak’tan torunu yaşındaki bu genç kadına yazdığı aşk-cilve mektuplarını –buradaki insanların çoğunluğunun mütedeyyin olduklarını tahmin ettiğimden- buraya almadım.
/…/“Ülkücülerin en amansız düşmanları «eyyamperest»lerdir. Menfaatlerine tapan bu adamlar, daha çok kazanmalarına, daha rahat yaşamalarına mâni olacak sanırlar da, ülkücüyü hep ezmeğe çalışırlar! Ne garip tecellidir ki, ülkücünün gayretlerinden en çok faydalananlar da «eyyamperest»lerdir…”
Ulu Başbuğ’un küçük serveti hakkında çıkan gazete haberlerinden söz etmiştim. Ülkücü –makalede çizilen tipolojiye göre- bedeniyle, ruhuyla insanlıktan soyutlanırken ve tam anlamıyla biyonik-mekanik bir yaratığa dönüştürülürken, aslında “Ülkücüyüm” diyenden bu özellikler beklenirken, Ülkücülüğü kuran, örgütleyen ve onlara saldıracakları hedefleri belirleyen Büyük Ülkücü Başbuğ’un aile rahatına, refahına bir halel geldi mi? Papyonlu (monşer) Oğlu ya da kızları (gavur yüzbaşı ile evlenen dahil) herhangi bir olaya katıldılar mı? Herhangi bir tehdit, yara, v.s aldılar mı? Belki söylentidir, Hacettepe Üniversitesi’nde 3 kişi papyon takarmış; Prof. Dr. Şinasi Özsoylu (şimdi Fatih Ünv’sinde), öğrenci Vedat Dalokay (CHP’den Ankara Belediye başkanı), üçüncüsü ise Bağbuğun oğlu Tuğrul Türkeş.
Papyonlu Ülkücüleri yaz tatillerinde 5 yıldızlı otellerde komi ya da garson olarak görebiliriz.
Aslında, karşılıklı ve münakaşa şeklinde değil, Ülkücüler bilimsel olarak etnolojik, psikolojik, sosyolojik, ekonomik yönden incelenmelidirler. Çünkü, son 40 yılda Türkiye siyasetini, ekonomisini, kültürünü –bana göre- olumsuz yönde ve çok büyük boyutlarda etkilemişlerdir. Örneğin, Ülkücü hareket olmasaydı, halkın en büyük iş güvencesi KIT’ler özelleştirme adında talan edilemezdi, kanımca.
Konu, bilimsel seviyede devam etmelidir.
NOT: Yaşamımda yüzlerce Ülkücü ile diyalogum oldu, hiçbirisi ile sorunum olmadı. Ne bana şiddet uyguladılar, ne de başkalarına uyguladıkları şiddete tanık oldum. Onlardan bazıları ile şimdi karşılaşsam tıpkı yıllar önceki gibi sarılırım. Ancak, şiddete , işkenceye maruz kalanlardan dinledim, Çorum, Maraş, Sivas, Erzincan, Malatya, Elazığ, vb. Alevi kırımlarını yapmalarını televizyonlardan izledim, gazetelerde, kitaplarda okuyorum. Zaten kendileri de bunları inkar etmediler, hatta övünerek anlattılar, yazdılar.
Bana göre, Ülkücüyü harkete geçiren iç dinamiğinden daha çok dış dinamik; yukarıdan gelen emir ve ajitasyonun galeyana getirdiği toplum psikolojisi.
__________________
En ağır iş, "işsizlik"tir
|