Tekil Mesaj Gösterimi
Alt 11.11.2009, 23:06   #8
LaEdri
Usta Yiğido
 
LaEdri - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
LaEdri Şuan LaEdri isimli Üye şimdilik offline Konumundadır

Üyelik Tarihi: 12.06.2006
Mesajlar: 6.011
Tecrübe Puanı: 1354 LaEdri TAM BIR BEYEFENDILaEdri TAM BIR BEYEFENDILaEdri TAM BIR BEYEFENDILaEdri TAM BIR BEYEFENDILaEdri TAM BIR BEYEFENDI
Standart Cevap: Müstesna Beyitler...

“Keşke toprak olsaydım” anlamına gelen “yâ leytenî küntu türâbâ”, Divan şiirinde en çok iktibas edilen âyetlerdendir. Ve belki de en güzel kullanıldığı yer de şâiri bilinmeyen şu beyittir:

Hâk-i pâyin olduğum gördü didi kâfir rakib

Taş ile bağrın döğüp “yâ leytenî kuntu türâb”

Şâir diyor ki, kâfir rakip senin ayağının toprağı olduğumu görünce, kıskançlıktan bağrını döğerek “keşke ben de toprak olaydım” dedi

Divan şairleri, gündelik hayatlarındaki sıradan konuşmalarında bile âyet ve hadis kullanmayı bir meziyet kabul ederlerdi. Öyle ki yeri geldiğinde bunları birer mizah ve hazır cevaplık unsuru olarak bile kullanırlardı. Bununla ilgili olarak şu örnek verilebilir:

Fâtih; musahip, mahbub ve bendelerini seçerken şiirden anlayan, hakikatleri nükte ile yoğuranları tercih edermiş. Vezirleri arasında Mahmud ve Ahmet Paşalar gibi divan tertip etmiş şâirler olduğu bilinmektedir. Rivayete göre Fâtih bir gün, at üzerinde, bendeleriyle seyrana çıkmış. Sağanak geçen bir nisan mevsimi olsa gerek, yolda atının ayağından sıçrayan bir çamur katresi hemen ardındaki bendesinin yanağına yapışmış. O sırada Ahmet Paşa, mahbubun gül yanağı üzerine sıçrayan çamuru görüp,

“Yâ leytenî kuntu turâbâ” deyivermiş. Bu ibâre Nebe Suresinin 40. âyetinde geçer ve meâlen “Keşke toprak olsaydım” demeye gelir. Fâtih, Pâşa’nın bu mırıldanışını işitince sûret-i haktan görünüp bendesine “Ne diyor?” diye sormuş. Mahbubun verdiği cevap pek muhteşem ve muhteşem olduğu kadar da yalın ve gündelik. Meğer mahbub, cevap olarak söz konusu âyetin tamamını okumakla yetinmiş: “Ve yekûlu’l-kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ” yani “kâfir diyor ki; keşke toprak olsaydım.” (Bk. İskender PALA, Âh minel-aşk, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1999, s.37)
__________________
Hani o, babasına ve kavmine, “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti.(Enbiya-52)
LaEdri isimli Üye şimdilik offline Konumundadır   sendpm.gif Alıntı ile Cevapla