|
|||||||
| SİTE ANA SAYFA | Galeri | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Oyunlar | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumlar? Okundu Kabul Et |
| Arşiv Güncelliğini Yitirmiş Konular |

| Anketimiz: 12 Eylülde Anayasa değişikliğine ne diyeceksiniz? | |||
| Evet |
|
289 | 57,68% |
| Hayır |
|
212 | 42,32% |
| Katılımcı sayısı: 501. Sizin Bu Ankette Oy kullanma Yetkiniz Bulunmuyor | |||
![]() |
|
|
Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
|
|
#1 | |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Dilsad Hatun Şuan
Son Aktivite: 29.10.2010 21:09
Üyelik Tarihi: 27.12.2008
Mesajlar: 4.441
Tecrübe Puanı: 1135
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
çok inandirici haberler dimi artik Hayir diyebiliriz !
__________________
"ATAM IZINDEYIZ" 1453! |
|
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Yiğido
![]() ![]() 35gürün58 Şuan
Son Aktivite: 21.03.2014 16:15
Üyelik Tarihi: 23.12.2005
Mesajlar: 170
Tecrübe Puanı: 757
![]() |
Alıntı:
karşısında PKK ve çizgisi hayır oyu kullanmadığı için böyle bir oran çıkacaktır. Bu durumda nasıl oluyorda milleti bu kadar saf yerine koyuyor Boykotçu BDP ve PKK yı CHP ve MHP ile birlikteymiş gibi gösterme çirkinliğine giriyorsunuz ayıp değilmi ? Boykot etmek evet e lojistik destek demektir o zaman ne oluyor AKP +PKK+BDP demektir. ''Hedefe ulaşmak için gerekirse Papaz elbisesi bile giyerim'' diyen Sn. Erdoğan danmı aldınız bu tür yalan stratejiyi. yapmayın, bu millete bu ülkeye kötülük etmeyin eğer bilinçsizce bunu söylüyorsanız birgün telafisi olmayan pişmanlık duyarsınız biraz olsun bu vatanı seviyorsanız lütfen yalan söylemeyin. Sevgilerimle, 01 Eylül 2010 Hasan DEMİR Osmanlı’yı da Erdoğan’ın bu tavrı batırdı! “Ben ülkemi pazarlıyorum” diyen Başbakan Erdoğan, “İyi yapmıyorsun, başımıza iş açıyorsun” diyenlere, “Sermayenin dini imanı olur mu?” diye köpürüyor, yabancıların aldıkları toprak ve şirketleri memleketlerine götürmediklerini, oralarda yine Türk insanının çalıştığını söyleyip bu ciddi meseleyi mugalata ile örtme yolunu tercih ediyordu. Neredeyse bir küçük ülke büyüklüğündeki Türkiye-Suriye sınırını mayınların temizlemesi karşılığında İsrail’e devredeceklerdi, milli unsurlar direnç göstermeyip Erdoğan amacına ulaşsaydı ne olurdu Türkiye’nin hali! Tabii Erdoğan, “Sınır bizim, toprak bizim” demeyi sürdürecekti. Tıpkı yabancılara devrettiğimiz her şey için “Bizim” demeyi sürdürmesi gibi. İnsan şaşırıyor, nasıl olur da artık senin olmayan bir şey senin olabilir? Bu, evindeki buzdolabını satan birinin, ‘Olsun dolap hâlâ mutfakta, benim suyumu soğutuyor’ demesi kadar saçmadır. Evet, o senin suyunu soğutuyor amma artık sen, dün kendinin olan o dolabın sahibine içtiğin suyu soğuttuğu için ücret ödüyorsun. O da senden aldığı soğutma ücretini kendi ülkesine transfer ediyor. Böylece yalnızca buzdolabı yabancının olmakla kalmıyor, memursan devletinden aldığın maaşın, tüccar isen evine rızk diye getirdiğin kârının bir kısmı buzdolabını satın almış olan yabancının ülkesine doğru yola çıkıyor. Bir “Yabancı şirketin” ne anlama geldiğini net bir şekilde anlatabilmek için Yunanlılar tarafından işgal edildiği günlerde İzmir’deki Amerikan Konsolosu George Horton’un 19 Temmuz 1919 günü ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği o gün için ‘gizli’ bugün için artık bilinen ‘rapordan’ bir bölümü hatırlatmakta fayda var: “Kısa süre önce buradaki iş çevrelerinin en aklı başında ve önde gelen kişilerinden Mac Anderus and Forbes firmasından Mr. Forbes ile Whittal firmasından Mr. Herbert Whittal ile görüştüm. Her ikisi de Yunan yanlısı olmadıkları halde, Yunanlıların İzmir’den çıkarılmasının bir felâket olacağını, Türklerin bir daha yeniden efendi durumuna geçmesine ya da başarı kazanmasına karşı olduklarını belirttiler. Mr.Forbes kısa bir süre sonra Paris’e uğrayacak. Ona Paris’teki Amerikan elçiliğine yazılmış bir mektup vereceğim, umarım görüşlerini anlatmak olanağını bulur.” Özelleştirme olmaz mı, elbette olur. Ama Fransa nasıl yapıyorsa, İsrail nasıl yapıyorsa, İngiliz nasıl yapıyorsa işte öyle olur; AKP’nin yaptığı gibi değil. Bugün Türk şirketlerini satın alan Yunanlılar, İngilizler, İtalyanlar, İsrailliler Türkiye 1919’dakine benzer bir durumla karılaştığında farklı mı davranacaklardır? Elbette hayır. Ama “Ben ülkemi pazarlıyorum” diye övünen Erdoğan başta olmak üzere cümle bu zihniyettekiler bilsinler ki yabancılar satın aldıkları Türk müesseselerinde Türk’e ait olan her şeyi dışlamaya şimdiden başlamıştır. Daha önce de aktardık. Türkiye’nin önemli hazır giyim firmalarından Sabri Özel Mağazaları Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Özel üç yıl önce bakınız nasıl feryat etmişti: “Mağazalaşma sürecinde çok önemli bir engelle karşılaşıyoruz. Türkiye’de yeni açılan alışveriş mağazaları yerli markalar yerine yabancı markaları tercih ediyorlar. Bizim başvurularımızı aylarca bekletiyorlar. Ardından bakıyoruz bizden çok sonra başvuru yapmış olan bir yabancı firmaya bizim gibi yerli firmaların talip olduğu yerler veriliyor. Üstelik bize verdikleri fiyatlardan daha aşağıdaki rakamlara yabancılara verildiğini sonradan öğreniyoruz.” İşte mesele budur. İşgal günlerinde İzmir’deki Mac Anderus and Forbes firması sahibi Mr. Forbes ile Whittal firmasından Mr. Herbert Whittal, Amerikan Konsolosu George Horton’a koşup, ne istiyorlardı: “Avrupalılara ve Amerikalılara iletiniz. Yunanlılar İzmir’den çıkmasın. Türkler tekrar efendi olmasın!” Sabri Özel’e yapılan muamele, “Türkiye’de Türkler efendi olmasın!” demek değildir de nedir? Osmanlı’yı batıran sebeplerden biri de işte bu akıldır ve işte bu akla dur demek için de referandumda “Hayır” demek gerekir. |
|
|
|
|
| Yukarıdaki Mesaj için Yandaki Kullanıcılar 35gürün58'e Teşekkür Ediyor... |
|
|
#3 | |
|
Yiğido
![]() ![]() 35gürün58 Şuan
Son Aktivite: 21.03.2014 16:15
Üyelik Tarihi: 23.12.2005
Mesajlar: 170
Tecrübe Puanı: 757
![]() |
Alıntı:
Özcan YENİÇERİ Ülkücüler: “Evet” ya da “Hayır” Ülkücüler ve MHP camiası, AKP ve Başbakan tarafından referandum sürecinde dikkat çekecek kadar hedef yapılmıştır. Bunun nedeni herhalde referandumun büyük ölçüde ülkücü ve MHP’lilerin tavrına bağlı olduğunun düşünülmesidir. Bu yüzden MHP’li belde teşkilatları üzerinde iktidar yoğun bir baskı oluşturmuştur. Yine bu yüzden AKP’nin yandaşı televizyon ve gazeteler, kırgın, yorgun ve dargın kişileri “eski ülkücü” kimliğiyle televizyonlara çıkartarak 12 Eylül’de gördükleri işkenceleri ve neden “evet” (!) diyeceklerini anlattırmaktadır. Başbakanın bizzat kendisi yine aynı amaçla 12 Eylül’de haksız yere idam edilen ülkücü Pehlivanoğlu için televizyonların önünde hıçkırıklara boğulmuştur. 12 Eylül’e günler kala AKP yandaşı basın, MHP’ye yönelik doğrudan karalama kampanyaları başlatmıştır. 30 Ağustos tarihli Sabah gazetesi’nin sürmanşetten verdiği “Bahçeli Onayıyla Barzani’ye Yardım” karalaması da bunlardan birisidir. Bu gazetenin MHP aleyhtarı propagandayı önümüzdeki günlerde de sürdüreceği anlaşılmaktadır. Bütün bu yaşananlar, MHP ve Ülkücü taban üzerinde AKP’nin büyük bir psikolojik propaganda yürüttüğünü göstermektedir. Sorulması gereken soru şudur: AKP’liler ülkücülerin neden bu kadar saf olduğunu sanıyor? AKP fail-i meçhul değildir! AKP, sekiz yıldır iktidardadır. İcraatlarının da, kimliğinin de fail-i meçhul hiçbir yanı yoktur. Evet AKP’nin sırtında “Milli Görüş” gömleği yoktur ama Habur/İmralı ve Ermeni gibi türlü çeşit açılım gömleği vardır. AKP, “Türk Milleti” diyemeyen bir partidir. AKP’liler Türk Milleti dememek için konuşmalarında her anlama gelebilecek türden “milletimiz” tabirini kullanmaktadır. “Kürt Açılımı”, “Roman Açılımı”, “Sümela Açılımı”, “Akdamar Kilisesi Açılımı”, “Ermeni Açılımı” AKP’nin başta gelen icraatlarındandır. Ülkücü-milliyetçi camiayı “kafatasçı-ırkçılıkla” suçlayan da AKP’nin kendisidir. “CHP Dersim’i bombaladı”, diyerek bir isyanın devlet tarafından bastırılmasını suçlu ilan eden de AKP zihniyetidir. Çuval vakası da ayrı bahistir. Sonuçta AKP’nin Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, bir ABD projesi olan “BOP’un eşbaşkanı” olduğunu kendisi açıklamıştır. Referandumda “evet” demek! Referandumun demokratikleşme, 12 Eylül’den hesap sorma ya da askeri vesayetten kurtulmak ile ilgisi yoktur. TBMM’de hem CHP, hem de MHP bu konuda önerge verdi. AKP ise bunu kabul etmedi. Referandum AKP’nin 12 Eylül’den değil AYM ve HSYK’dan kurtulma hesabıdır. Referanduma “evet” demek, AKP’nin her türlü icraatı için eline sınırsız yetki vermek demektir. Referandumda “evet” demek AKP’yi “hukukun prangasından” kurtarmak demektir. Referandumda “evet” demek, kısa vadede Öcalan’ı İmralı’dan, orta vadede müebbetten, uzun vadede ise mahkûmiyetten kurtarmak demektir. Referandumda “evet” demek, “Demokratik özerkliği”, “yerel yönetimlerin güçlendirilmesi” adı altında uygulamaya koymaya “evet” demektir. Devamında da federasyona, eyalete ve özerkliğe kapı aralamak demektir. |
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Çarşaflı partililer CHP rozetlerini iade etti | ErdalGüler | Dünya ve Türkiye'den Haberler | 31 | 24.05.2011 10:07 |
| Yeni bir Anayasa hazırlanmalı | Sivaslilar.Net | Anasayfa Haberler | 12 | 07.08.2008 15:31 |
| Kapatmayı bitirecek teklif | fertelliyim | Arşiv | 5 | 28.03.2008 11:57 |
| -->Sivil anayasa taslağı | ceylankimya | Arşiv | 53 | 21.03.2008 22:27 |
| Anayasa taslağımız ABD'lilere anlatıldı | abircan | Arşiv | 4 | 05.03.2008 15:48 |