|
|||||||
| SİTE ANA SAYFA | Galeri | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Oyunlar | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumlar? Okundu Kabul Et |
| Diğer Konular Diğer konular. Yukarıda bulamadığınız konular hakkında burada yazabilirsiniz. |

![]() |
|
|
Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#21 |
|
Yasaklı
ömer yalcin Şuan
Son Aktivite: 21.05.2010 17:13
Üyelik Tarihi: 23.06.2009
Yaş: 54
Mesajlar: 10.620
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
güzel bir soru, en kisa zamanda arastirip sana cevabini yazacagim
|
|
|
|
|
|
#22 |
|
Yasaklı
ayten58 Şuan
Son Aktivite: 19.03.2010 20:23
Üyelik Tarihi: 10.02.2009
Yaş: 63
Mesajlar: 11.519
Tecrübe Puanı: 0
![]() ![]() ![]() |
diğer bütün dinleri görüp islamı daha çok sevmemiz için bence
![]() |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() altuntas58 Şuan
Son Aktivite: 11.10.2012 20:24
Üyelik Tarihi: 29.08.2006
Yaş: 72
Mesajlar: 38.469
Tecrübe Puanı: 4593
![]() |
Hz. Muhammed (sav)’in Hoşgörüsü
Hz. Muhammed hem kendi döneminin hem de kendisinden sonra yaşayan tüm nesillerin sevgisini ve hayranlığını kazanmış kutlu bir insandır. Allah’ı inkar eden insanların bile Peygamberimiz (sav)’e karşı kalplerinde bir sevgi ve muhabbet oluşmuştur. Bunun en önemli sebeplerinden biri, O’nun güzel ahlakı ve insanlara karşı olan hoşgörülü yaklaşımıdır. paylaşımınız için sağolun
__________________
|
|
|
|
|
|
#24 | |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() WåñTêd_øØ7 Şuan
Tournaments Won: 2Üyelik Tarihi: 05.02.2008
Mesajlar: 1.335
Tecrübe Puanı: 827
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
Bütün peygamberler, vahiy yolu ile Allahü Teala’dan aldıkları gerçekleri insanlara bildirmişlerdir. Vahyin kaynağı Allahü Teala olduğu için dinin özü de birdir. Her peygamber ‘tevhit dini’ni getirmiştir. Ancak kapsam ve ayrıntıda farklar vardır. Mesela İbrahim Peygamber sabah ve akşam namazı kılıyordu. Musa Peygamber rükusuz ve cemaatsiz namaz kılıyordu. Bu örneklerde olduğu gibi nitelik ve kapsam farkı vardı. Hepsi de Allah’ın varlığını ve birliğini, ahiretin varlığını, ibadeti, güzel ahlakı haber vermiştir. Ancak belirli sebeplerle insanlık bir gelişim içinde olgunlaştı ve kemale erdi. İlk peygamberden itibaren yüzbini aşkın peygamber ve 103 kitap geldi. Bunlar belirli bir zaman ve ortamı aşamazken, sadece Hz Muhammed (sav) ve O’nun sunduğu İslam; Kitap'ı, hadis külliyatı, ilimleri ve medeniyeti ile ebedileşti. Ona kadar olanlar, evrensel değillerdi. Belirli bir zamana ve topluluğa hitap ediyorlardı. Ve de asıllarını koruyamadılar. KURAN-I KERİM VE İSLAM İLAHİ TEMİNATLA KORUNMUŞTUR “Kuran’ı biz indirdik. Ve onu biz koruyacağız.” (Hicr, 9) Cenab-ı Hakk’ın Kuran-ı Kerim üzerinde açık bir teminatı vardır. Bu nedenle Kuran-ı Kerim’in ve İslam’ın herhangi bir şekilde tahrifatı imkansızdır. İnanan alimler korumada somut unsurlardır. Bu sebeple her müminin temel görevlerinden biri Kuran-ı Kerim başta olmak üzere, dini ölçüleri öğrenmek, korumak ve savunmaktır. Bir ayette şöyle buyuruluyor: “Allah katında yegane din İslam’dır.” (Al-i İmran, 19) Burada dikkat edilmesi gereken bir husus var; din tekil olarak zikredilmiştir, ikili veya çoğul değil. Bir başka ayette şöyle buyuruluyor: “Her kim İslam’dan başka bir din ararsa, o din ondan asla kabul edilmeyecektir. Ahirette ise o, hüsrana uğrayanlardandır.” (Al-i İmran, 85) İSLAM’DAN ÖNCEKİ DİNLER NİÇİN GEÇERSİZDİR Hz Peygamberden önceki dinler ve onların şeriatları da hak idi. Ancak iki temel sebepten dolayı geçersiz olmuşlardır. 1- Onların evrensel olmayışları. Yani zaman, mekan ve muhataplar olarak belirli insanlara hitap etmeleri. Mesela Tevrat’ta hitap tarzı, daha çok ‘siz İsrailoğulları’ tarzındadır. Halbuki İslam evrenseldir. İslam’ın gelişi ile önceki dinlerin hükmü geçerliliğini kaybetmiştir. 2- İslam’dan önceki dinler ve kitapları, asıllarını koruyamadılar. Mahdut bir zamana hitap ettikleri halde, Hz Peygamber dönemine ulaşamadılar. İslam akaidine göre, gelmiş geçmiş bütün peygamberleri ve ilahi kitapları tasdik ederiz. Ancak muhtevalarından sorumlu değiliz. Hatta tahrif edilmiş o kaynaklara baş vurmak Peygamberimiz tarafından men edilmiştir. Bir hadis-i şerifte şu uyarı yapılıyor: “Ehl-i kitaba din konusunda hiçbir şey sormayınız. Çünkü kendileri sapıklığa düşmüş haldeyken elbette size doğru yolu gösteremezler. Şüphe yok ki, bu durumda siz onlara bir şey sorduğunuz taktirde, ya batıl bir şeyi tasdik eder, ya da doğru olan bir şeyi inkar edersiniz. Allah’a yemin ederim ki, Musa hayatta olup aranızda bulunsaydı, bana tabi olmaktan başka bir yol ona asla helal olmazdı.” (Kenzu'l-Ummal) DİN ALLAH’INDIR Din ilahi bir kurumdur. Yani Allah tarafından konulmuştur. Peygamberler vahyi iletir. Hadisler de, ‘vahy-i gayri metluv’, okunmayan, kalbe ilham olan vahiydir. Ayetler ve hadisler böylece kaynakta birleşmiş olur. Bu sebeple dinde beşerilik vasfı söz konusu değildir. Zümer Suresi’nde, “İyi bilin ki, din-i halis (gerçek din) Allah’a mahsustur.” (Zümer, 3) diye beyan olunuyor. “... Bugün sizin üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamiyet'e razı oldum...” (Maide, 3) Bu ayetler, çok açık bir şekilde, din koyma yetkisinin Allah’a ait olduğunu ortaya koymaktadır. Dine müdahale, bazı esasları kaldırma veya değiştirme yetkisi hiç kimseye verilmemiştir. Din, tüm zamanları kapsayarak kıyamete kadar devam edecektir. İSLAM EVRENSELDİR İslam’dan önce gelen ilahi dinler, evrensel değildir. Belirli bir zamana, belirli bir topluma hitap etmişlerdir. İslam ise evrenseldir. Tüm zamanı, tüm coğrafyayı ve tüm insanları kuşatmıştır. Hatta Hz. Muhammed’in (sav) risaleti cinleri de kapsar. Kuran-ı Kerim’de Cin Suresi adıyla bilinen bir sure vardır. Hz Peygamber, Rasulu’s-Sakaleyndir. Yani insanların da, cinlerin de peygamberidir. Mirac olayında bütün peygamberler Mescid-i Aksa’da Hz. Peygamber’in arkasında saf tutup namaz kıldılar ve O’na biat ettiler. Böylece peygamberlerin her biri bir bakıma ümmet-i Muhammed olma şerefine nail olmuşlardır. Zaten Peygamberimiz, “Eğer Musa sizin aranızda olsaydı, bana tabi olmaktan başka yolu yoktu...” diye buyuruyor. DİNE DAVET VE ELÇİLER Hz. Peygamber Efendimiz belirli bir coğrafyaya hitap etmekle kalmadı. Hicretin altıncı yılında dünyanın belli başlı devlet reislerini ve onların şahsında halklarını İslam’a davet etti. Bizans, İran, Mısır, Habeşistan, Yemen başta olmak üzere o günkü şartlarda dünyanın merkezlerine ilahi din daveti ulaştırıldı. Takip eden yıllarda özellikle dört halife devrinde okyanustan Türk illerine ve Hindistan’a ulaşıldı. İslam, ırki ve kavmi kimlikleri geçerek her topluluğu kendi potasında eritti. Müslüman kimliği ile muhatap aldı. “Ey iman edenler!” hitabı, Kuran-ı Kerim’in yaygın hitabıdır. Bugün ırkları farklı olan Yusuf İslamlar, Muhammed Aliler, Garaudyler en canlı örneklerdir. Evrensel olan İslam bütün insanları temel hak ve hürriyetlerde eşit görür. İslam’a göre mülkün temeli adalettir. Hukuk önünde bütün insanlar eşittir. Kulluk için bütün insanlar hürdür. Diğergamlık gereği iktisat şarttır. Nesli muhafaza için iffet ve nikah şarttır. Ahlakın teminatı için haramlardan sakınmak gerekir. Sosyal huzur ve barış için kul hakkına riayet esastır. Evet İslam bütün ilkeleri, esasları ve kuralları ile evrenseldir. İnanan ya da inanmayan herkese dünya saadeti ve huzuru sağlar. İnananlara ayrıca ahiret saadeti için ışık tutar. İslam’ın olduğu bir toplumda gayrimüslimler de emniyet içindedirler. Hiçbir haklarına hiç kimse zarar veremez. EHL-İ KİTABIN HAKSIZLIĞI İslam akaidine göre bütün peygamberler ve ilahi kitaplar haktır. Bir tanesinin bile inkarına izin verilemez. Gerçek bu olduğu halde, Yahudi ve Hıristiyanlar yani "ehl-i kitap" denilen bu iki zümre, Hz. Muhammed’i (sav) ve Kuran-ı Kerim’i kabul etmiyorlar. Bu tutumları ile ehl-i kitap kafir olmuşlardır. Halbuki, geçmiş ilahi kitaplar sevgili Peygamberimizin geleceğini haber vermiştir. Mesela Hz. İsa’nın getirdiği İncil’de şöyle deniyordu: “Bir vakitler Meryem oğlu İsa dedi ki: ‘Ey İsrailoğulları! Şüphe yok ki ben, benden önceki Tevrat’ı tasdik edici ve benden sonra Ahmet isminde gelecek bir peygamberi müjdeleyici olarak sizlere Allah’ın resulüyüm...” (Saf, 6) Evet Hz. İsa gibi bütün peygamberler Rasulullah’ı müjdelemiş ve O’nun gelişine şahitlik etmişlerdir. “De ki, eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...” (Al-i İmran, 31) Bu ayet-i kerimeye göre, Hz Peygamber’i ve getirdiği dini beraber kabul etmek gerekir. O'nun izlediği yolu ve sünneti takip etmek şarttır. “De ki; Allah’a ve Peygambere itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse muhakkak ki Allah kafirleri sevmez.” (Al-i İmran, 32) Peygamberimize itaattan yüz çevirenler kafir olarak niteleniyor. Bu durumda ehl-i kitap da kafirler zümresine girmiş oluyor. “Bütün dinlere üstün kılmak üzere Rasulünü hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Buna şahit olarak Allah yeter.” (Fetih, 28) “And olsun ki, ‘Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.’ diyenler elbette kafir olmuştur.” (Maide, 73) “Ey iman edenler, kitap verilen her hangi bir guruba uyarsanız, imanınızdan sonra onlar, sizi döndürüp kafir yaparlar.” (Al-i İmran, 101) Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: “Benim Peygamberliğini duymadan İsa’ya tabi olan ve onun dini üzre yaşayıp ölen hayır üzere ölmüştür. Ancak benim Peygamber olduğumu duyduğu halde bana inanmadan ölen kişi helak olmuştur.” (Ruhu’l-Meani) Bu hadis-i şerife göre, Hz. İsa’ya tabi olanlar için iki şart vardır. Birincisi, Allah üçtür demeyecek. İkincisi, henüz Hz. Peygamber'in geldiğini haber almamış olacak. Bu iki şart gerçekleşmişse, Hz. İsa bağlısı biri, inancı üzere vefat ettiği taktirde kurtulmuş olur. Özellikle gelinen bugünkü durumda Hz. Peygamber’i duymamış birinin kaldığını kabul etmek mümkün değildir. Bir hadiste şöyle buyuruluyor: “Ehl-i kitaptan din konusunda hiçbir şey sormayın. Çünkü kendileri sapıklığa düşmüş haldeyken, elbette size doğru yolu gösteremezler. Bu durumda siz, onlara bir şey sorduğunuz taktirde, ya batıl bir şeyi tasdik eder ya da doğru olan bir şeyi yalanlarsınız. Allah’a yemin ederim ki, Musa hayatta olup aramızda olsaydı, bana tabi olmaktan başka bir yol asla helal olmazdı.” (Kenzu’l-Ummal) Bu hadiste gerekçe çok net ortadadır. Gerçekler batılla karıştığı için geçmiş dinlerin ne kitabı ve ne de şeriatı geçerli değildir. Zaten zaman olarak onların hükmünü kaldıran İslam, herşeyi en doğru bir şekilde ortaya koymuştur. İslam tevhid dinidir. İslam’a göre Allah birdir, din de birdir. Bir dinden başka yol aranırsa, bu, ihtilafa vesile olur. Bütün insanlık, ebedi risalet sahibi olan Hz Muhammed’in (sav) davetine icabet etmek zorundadır. Eğer böyle olursa, “Allah birdir” diyenler kardeş olurlar. Yoksa, iftira, yalan ve benzeri iddialarla çelişkiye düşerler. Bu konuda şu ilahi çağrıyı iyi anlamak gerekir: “De ki: Ey ehl-i kitap, bizimle sizin aranızda musavi olan bir kelimeye geliniz; Allah Teala’dan başkasına ibadet etmeyelim ve O’na hiçbir şeyi ortak kılmayalım. Ve Allah Teala’dan başka, bazımız bazımızı Rab edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse deyiniz ki, şahit olunuz, bizler muhakkak Müslümanlarız.” (Al-i İmran, 64) Bu ayet-i kerime, Müslümanlar tarafından yapılan açık bir çağrıyı anlatıyor. Eğer kitap ehli olanlar Hz. Muhammed’in (sav) davetine icabet edip Müslüman olsalar mesele kendiliğinden hallolacaktır. Ayetteki ‘geliniz’ emrini biraz açmak gerekir. Burada davet edilenler ve davet edilen konu var. Davet edilenler Yahudi ve Hıristiyanlardır. Davet edildikleri konu da net bir şekilde İslam’dır. Tek doğru yol, bu davete icabet etmektir. Aksine davete icabet etmeyen ehl-i kitap dışlanıyor. Onların karşısına Müslüman kimliği çıkarılıyor. Ehl-i kitapla dini konularda birlik, diyalog, fikir alışverişi ve benzeri münasebetler kurulamaz. Hele "İbrahimi dinler" iddiasıyla Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’ı eşdeğer ve hak dinler olarak takdim etme gayretleri, tamamen yanlış ve art niyetli projelerdir. Son defa vurgulayarak ifade edelim ki, ehl-i kitap kafir olmuştur. Yegane hak ve gerçek olan din İslam’dır. “İnneddine indellahi'l-İslam” "Allah katında yegane din İslam’dır."
__________________
Nefsini baş tacı eden , Dinini hor görür...
|
|
|
|
|
|
|
#25 |
|
Yasaklı
ayten58 Şuan
Son Aktivite: 19.03.2010 20:23
Üyelik Tarihi: 10.02.2009
Yaş: 63
Mesajlar: 11.519
Tecrübe Puanı: 0
![]() ![]() ![]() |
teşekkür ederim wanted007 paylaşımın
çok güzeldi. |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() WåñTêd_øØ7 Şuan
Tournaments Won: 2Üyelik Tarihi: 05.02.2008
Mesajlar: 1.335
Tecrübe Puanı: 827
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
HRİSTİYANLIK Hz. İsa'nın tebliğ ettiği fakat daha sonraları tahrif edilen din. Günümüzde dünyanın her tarafından mensubu bulunan ve dünya nüfusunun l/5'inin dini olan Hrıstiyanlık, Filistin bölgesinde doğmuş evrensel bir dindir. Bir milyar civarında mensubu vardır. Menşei itibariyle vahye dayanan ve kutsal kitabı olan, özde tek tanrılı olmakla beraber, sonradan teslis inancına dönüştürülmüş bir dindir. Bu dinde ayrıca peygamber, melek, âhiret kader gibi dini kavramlar bulunsa da, bu kavramları anlayış ve açıklayış şekli İslâm'dakinden farklıdır. Hristiyanlıkta Hz. İsa merkezi bir öneme sahiptir. Bugünkü Hristiyanlık, Yahudilikteki inanç ve ibadet gelenekleriyle, Yunan-Roma (Greko-Romen) âleminin kültürlerini birleştiren bir kurtarıcı tanrı dinidir. Nâsıralı İsa'yı merkeze alan bir Yahudi Mesihi hareketidir. İsa, İsrâil'i, gelecek tanrı'nın krallığı'na hazırlamak istemiştir. Ancak bugünkü Hristiyanlık, İsa'nın havârîlerinin arasına sonradan giren Pavlus'un yorumları ile değişik bir hüviyet kazanmıştır (Annemarie Schimmel, Dinler Tarihine Giriş, Ankara 1955, s. 117 VD. A. Abdullah Masdûsi, Yaşayan Dünya Dinleri (trc. Mesud Sadak), İstanbul 1981, s. 170-201; Ekrim Sarıkcıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, İstanbul 1983, s. 200 vd.; Günay Tümer-Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ankara 1988, s. 136 vd.) Hristiyan, Mesih'e bağlı demektir. Bu kelime, Yunanca "Hristos"tan gelir. İbranîcesi "Maşiah"dir, yağlanmış anlamını ifade eder. İncillerde "Hristiyan", "Hristiyanlık" gibi terimler yer almaz. Bu terimler, ilk defa Hz. İsa'dan 20-30 sene sonra Antakya'da kullanılmıştır (Resullerin işleri, XI, 26). İnciller daha çok, Hz. İsa'ya ağırlık vermektedirler ve onun bir tür hayat hikayesi durumundadırlar. Hristiyanlık aslında tek tanrı anlayışını esas alan bir dindir. İncillerde ve diğer yazılarda bu hükmü doğrulayacak ifadeler vardır. Allah'ın birliğinden söz edilmektedir (Yuhanna, V, 44). Fakat yine aynı metinlerde bir kısım ifadeler, mecâzî deyimler, daha sonraları bir üçleme (teslis) anlayışına yol açmıştır. Bunda, İncil yazarları ile Hz. İsa arasındaki zaman aralığının rolü vardır. Öte yandan, Hristiyan Kutsal Kitabı'nda teslis, hiç bir yerde açıkça zikredilmemiştir. Ancak "ben ve baba biriz", "baba'nızın ruhu", "Allah'ın ruhu" gibi ifadeler, zamanla Allah'ın yanında İsa ve kutsal rûhun da tanrı sayılmasına kadar varan yorumlara yol açmıştır. Bu yorumları ilk başlatan, havârîlere sonradan katılan Pavlus olmuştur. "Hz. İsâ zamanındaki en büyük ilâhiyatçısı" olarak tanımlanan Pavlus, bugünkü Hristiyanlığın kurucusu olarak bilinmektedir. Modern bilginlere göre günümüz hristiyanlığı, Hz. İsa'nın getirdiği nizamdan çok, Pavlus'un yorumlarından ibarettir. Hatta denilebilir ki, sonraki yüzyıllar, dini inançlarını İncillerden çok, onun yorumlarına dayandırdılar. Pavlus'un telkinleri, Allah'ı değil, İsa Mesih'i ağırlık merkezi olarak almıştır. Ona göre İsa, sâdece bir insan değil, Tanrı'nın kudretiyle diriltilen bir kimse idi. Hz. İsa'nın çarmıha gerilmiş olması ve tekrar dirilmesi, insanların Hz. Âdem'in Cennet'te, yasak meyveden yemiş olması sebebiyle doğuştan günahkâr oldukları inançları da Pavlus tarafından Hristiyanlığa sokulmuştur. Görüldüğü gibi bugünkü Hristiyanlık, Pavlus'un yorumlarına dayanır. Gerek dinin aslî şekli, gerekse kutsal kitabları olan İncil, tahrifata uğramıştır. Artık Hristiyanlık muharref bir dindir. Bunun içindir ki, günümüz hristiyanlarının benimsediği Hristiyanlık ile, Kur'ân-ı Kerîm'in bize bildirdiği Hristiyanlık, birbirinden tamamen farklıdır. Kur'ân-ı Kerîm'de Hristiyan için "Nasrânî", Hristiyanlar için de "Nasârâ" kelimeleri kullanılmıştır (Âli İmran, 3/67; el-Bakara, 2/62, 111, 113, 135, 140; el-Mâide, 5/14, 18, 51, 69, 82; et-Tevbe, 9/30; el-Hacc, 22/17). Ayrıca, "Ehl-i Kitap" ifadesinin yer aldığı âyetlerde, Hristiyanlar da muhatap alınmıştır. Meselâ "De ki; ey Ehl-i kitap! Aramızda eşit olan bir kelimeye gelin. Yalnız Allah'a kulluk (ibadet) edelim ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım" (Âli İmrân, 3/64) âyetinde olduğu gibi. Kur'ân-ı Kerim'e göre, Yahudiler gibi Hristiyanlar da verdikleri sözde durmadıkları için, kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin salınmıştır. Hz. Muhammed onlara da gönderilmiş bir elçidir. O, Ehl-i Kitab'ın gizledikleri ve sakladıkları şeylerin çoğunu onlara açıklamıştır. Ancak Yahudi ve Hristiyanlar, kendilerinin "Allah'ın oğulları ve sevgilileri" olduklarını söyleyerek, Hz. Muhammed'e karşı çıkmışlardır. Yahudiler Uzeyr'i, Hristiyanlar da İsa'yı Allah'ın oğlu saymışlardır. İnsanları tanrılaştırdıkları için de küfre girmişlerdir. (el-Mâide, 5/12-18; et-Tevbe, 9/20) Allah'a çocuk isnad etmekle Tevhid'in özüne ve rûhuna aykırı hareket etmişlerdir. Halbuki "Allah, bu tektir. Her şeyden müstağnî ve her şey O 'na muhtaçtır. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiç bir şey O'na denk değildir." (İhlâs, 112/1-4) . Kur'ân-ı Kerim, Hz. İsa'nın Allah'ın kulu ve elçisi olduğunu, O'nun da tevhid'i tebliğ ettiğini açıklar. (el-Mâide, 5/46-47, 62-69, 72-77). Bu durumda Meryem oğlu İsa'yı ilah edinen Hristiyanlar, "Allah, üçün üçüncüsüdür" (el-Mâide, 5/72-75) diyerek doğru yoldan sapmışlar, tevhid çizgisinden uzaklaşmışlardır. Tevhid esasından uzaklaşan Hristiyanların yüce Allah, dinlerinin aslına, tevhid ve İslâm yoluna çağırmaktadır. (el-Mâide 5/46). Yukarıda da belirtildiği gibi hristiyanlık, aslı itibariyle hak dinlerderdendir. Peygamberi Hz. İsa, kitabı da İncil'dir. Bugünkü Hristiyanlığın odak noktasını oluşturan ve Pavlus teolojisinin temelini teşkil eden Hz. İsa, yalnız Allah'ın kulu ve Rasûlü'dür. Bunu bizzat kendisi şöyle ikrar etmiştir: ''Hz. İsa: Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni Peygamber yaptı; nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekât vermemi ve annene iyi davranmamı emrelti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde ve dirileceğim günde bana selam olsun" dedi (Meryem, 19/30-33). Ayrıca Hz. İsa'yı ve annesini tanrılaştırıp "teslis" akidesini oluşturan Hristiyanlarla Hz. İsa, kıyamet gününde yüzleştirilecekler ve böylece Hristiyanların uydurdukları yalanlar bir kere daha ortaya çıkmış olacaktır. Bu husus, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle belirtilir: "Allah Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin," dedin?" demişti de; ''Hâşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen benim içimde olanı bilirsin, ben Senin içinde olanı bilemem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, ''Ben onları sadece, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetçe onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları sen gözlüyorsun. Sen her şeye şâhidsin" (elMâide, 5/117). Şu halde bugünkü Hristiyanlık, Hz. İsa'nın tebliğ ettiği Hristiyanlık değildir; ''Mesih, Allah'ın oğludur" gibi sözleri kendi ağızlarıyla uydurmuşlar (et- Tevbe, 9/30) ve "Meryem oğlu Mesih'i'de, kendilerine Allah'tan başka Rab edinmişlerdir" (et-Tevbe, 9/31). Aynı şekilde, mevcut Hristiyanların, Hz. İsa'nın getirdiği İncil'le hiç bir ilgileri yoktur (el-Mâide, 5/68). Çünkü Yahudi bilginleri gibi, Hristiyan râhipleri de birtakım menfaat temini için, Allah'tan kendilerine indirilmiş olan Kitab'ın hükümlerini değiştirmişlerdir (et-Tevbe, 9/34). Özetle söylemek gerekirse; İslâmiyet ile bugünkü Hristiyanlık arasındaki belli başlı ayrılıklar şunlardır: 1. Hristiyanlık'ta teslis akidesi olduğu halde İslâm'da tevhid akidesi vardır. 2. İslâm bütün semâvî dinleri ve peygamberleri içine alır; Hristiyanlık ise, yalnız Kitab-ı mukaddes'i hak bilir ve Kur'an-ı Kerim'i vahye dayalı bir kitap olarak kabul etmez. 3. Hristiyanlık, insanın doğuştan günahkâr olduğunu ve bu sebeple temizlenmesi için vaftiz edilmesi gerektiğini savunur; İslâm ise, bütün insanların günahsız doğduğunu ve hiç kimsenin bir başkasının günahını yüklenmeyeceğini belirtir. 4. Hristiyanlıkta papaz ve rahiplerin günah çıkarmak ve affetmek yetkisi vardır; İslâmiyet'te ise, günahlar yalnız Allah tarafından bağışlanır. 5. Hristiyanlık'ta Hz. İsa'nın sözleri Allah kelâmı olarak telakki edilir; İslâmiyet'te ise, ilâhi emirler vahiy yoluyla, Cebrâil vasıtasıyla bildirilir. 6. Hristiyanlar'a göre İsa (a.s) çarmıha gerilmiştir. İslam'a göre ise, Allah onu kendi katına yükseltmiştir. 7. Her ne kadar bugünkü Hristiyanlar, kendi dinlerinin son din olduğunu iddia ediyorlarsa da, bu iddiânın İslâm nazarında hiç bir geçerliliği yoktur. Çünkü "Allah katında din, şüphesiz İslâmiyet'tir..." (Âli İmrân, 3/19) Ye artık "Kim İslâm'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir ve o, âhirette de kaybedenlerden olacaktır" (Âli İmran, 3/85). Ahmet GÜÇ okuyabilirsen ![]()
__________________
Nefsini baş tacı eden , Dinini hor görür...
|
|
|
|
|
|
#27 | |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() qio Şuan
Son Aktivite: 02.04.2012 22:41
Üyelik Tarihi: 02.05.2009
Yaş: 42
Mesajlar: 4.029
Tecrübe Puanı: 1040
![]() |
Alıntı:
__________________
"Merkez-i Hâke Atsalar da bizi ; Kürre-i Arz'ı patlatır çıkarız !" |
|
|
|
|
|
|
#28 | |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() WåñTêd_øØ7 Şuan
Tournaments Won: 2Üyelik Tarihi: 05.02.2008
Mesajlar: 1.335
Tecrübe Puanı: 827
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
Hristiyanlık Hakkında bilgiye sahip değilim burda okudugum kadarıyla : ) burdaki birikim kadarını bılıyorum arastıracak bı nedende gormedım : ) ne yapmak ıstedıgınıde anlamıyorum : ) bi usteki paylasımı okursan sordugun 2. sorunun bı manası kalmıyor : ) [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...] zaten sana tavsiyem Efendimizin hayatını ve İslamıyetı bıraz arastır arastırmaların sonucunda böyle sorular kafana takılmaz : ) eger degısık dusunceler kafana takılıyorsa bılkı bunlar seytanın vesvesesıdır
__________________
Nefsini baş tacı eden , Dinini hor görür...
|
|
|
|
|
|
|
#29 | |
|
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() qio Şuan
Son Aktivite: 02.04.2012 22:41
Üyelik Tarihi: 02.05.2009
Yaş: 42
Mesajlar: 4.029
Tecrübe Puanı: 1040
![]() |
Alıntı:
__________________
"Merkez-i Hâke Atsalar da bizi ; Kürre-i Arz'ı patlatır çıkarız !" |
|
|
|
|
|
|
#30 |
|
Yasaklı
ömer yalcin Şuan
Son Aktivite: 21.05.2010 17:13
Üyelik Tarihi: 23.06.2009
Yaş: 54
Mesajlar: 10.620
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Club7house seni ikna etmek cok güc,niyeki ????????????
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 2 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 2 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 2 TEMMUZ SİVAS MADIMAK ANMA PROGRAMI | abircan | Serbest Kürsü | 87 | 09.08.2009 17:26 |
| DUYURU : Tüm Hashataneler Artık Tek Telefon . . . Herkese İletiniz . . . | ...58Sivas58... | Serbest Kürsü | 1 | 08.08.2009 12:08 |
| bilgisayarla iLqili 100 konu.. | selocan58 | Bilgisayar ve İnternet Dünyası | 3 | 04.07.2009 15:32 |
| 49 Adet Photoshop Püf Noktası !! | WåñTêd_øØ7 | Arşiv | 0 | 19.04.2008 23:29 |
| MS DOS İç ve Dış Komutlar | WåñTêd_øØ7 | Arşiv | 0 | 19.02.2008 09:43 |