![]() |
#51 |
Yiğido
![]() ![]() ![]() Naksidamlasi Şuan
![]() Son Aktivite: 14.01.2013 10:50
Üyelik Tarihi: 08.03.2009
Mesajlar: 195
Tecrübe Puanı: 622
![]() |
![]() Basimiz sagolsun,
Rabbim kabrini nur,mekanini cennet,mükafatini Cemalullah eylesin.. Ailelerine ve sevenlerine sabir ihsan eylesin.Amin..diger arkadaslariyla birlikte ins. |
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#52 |
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Sabiha Serin Şuan
![]() Son Aktivite: 21.05.2014 18:16
Üyelik Tarihi: 06.09.2006
Yaş: 70
Mesajlar: 1.396
Tecrübe Puanı: 844
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() YİĞİDOLAR İŞTE BÖYLE EVLATLAR YETİŞTİRİR ADAM GİBİ ADAM.
BU NASIL KADER, BU NASIL YAZGI! ! SİVASLI EFSANE ŞAİR SABİHA SERİN EN ANLAMLI AĞITINI YANKILANDIRACAK BELKİ DE SİVAS İLLERİNDEN… TÜRKİYE AYAKTA AĞLAYACAK BİZİM MUHSİN DİYEREK KOLAY MI ADAM GİBİ ADAM OLMAK.. KOLAY MI BÜYÜK TÜRKİYE SEVDASI İÇİN KARDA BORANDA TİPİDE FIRTINADA DAĞLARA VURMAK ÜŞÜYORUM DİYEREK TÜM ACILARDA ORTAK YAZGIYI SOLUMAK ÜŞÜYORUM BEN DE DEDİRTİRCESİNE SEVEN SEVMEYEN HERKESİN SAYGI DUYDUĞU ADAM, ADAM DEDİĞİ ABİDE ŞAHSİYET MUHSİN YAZICIOĞLU VE YANINDAKİLERE ALLAH'TAN RAHMET DİLİYORUM. MEKANLARI CENNET OLSUN. BÖYLE EVLATLAR KOLAY YETİŞMİYOR. SİVAS OLARAK YANDI BAĞRIMIZ, ACIMIZ BÜYÜK, MEKÂNLARI CENNET OLSUN. MUHSİN GARDAŞIM ÜŞÜYORUM DEDİN, ÜŞÜYEREK TERKETTİN BİZLERİ, BÖYLE ACIYA NASIL DAYANIRIZ. SİZLERİ ÜŞÜTENLERİ, İKİ GÜNDÜR SİZE SAHİP ÇIKAMAYAN BECERİKSİZLERİ KINIYORUM. BU NASIL ÜLKE, BU NASIL TEKNOLOJİ..GÖZ GÖRE GÖRE KOÇYİĞİTLERİMİZE KIYDINIZ..ONLAR BİZİM CANIMIZDI, ONLAR BENİM HEMŞERİMDİ,ONLAR HERKESİN CANIYDI. NE YÜZLE BAKACAKSINIZ YÜZLERİMİZE HA. İSYANIM YETKİLİLEREDİR. OTURMAYIN O KOLTUKLARDA BOŞUNA YAZIKLAR OLSUN SİZE… ONLAR KURTARILABİLİRDİ..İKİ GÜNDÜR GÖZLERİMİZ YAŞLI,KAN AKIYOR İÇİMİZE,OYSA SİZ NE ANLARSINIZ SEVGİDEN TEK ANLADIĞINIZ SADECE KOLTUK KAPMAK,.NE DİYEYİM NE DESEK BOŞ, SAYIN YETKİLİLER İKİ DEMEÇ VERİR UNUTUR GİDERSİNİZ.OYSA YA BİZLER NE HALDEYİZ BUNU ANLARMISINIZ Kİ SİZLER....NERDEEE... .ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR..NUR İÇİNDE YATSINLAR. TÜM SEVENLERİNE ALLAH SABIR VERSİN. MUHSİN YAZICIOĞLU VE YANINDAKİLER SİZLER UNUTULMAYACAKSINIZ. SİZLERİ BÜTÜN SİVAS, TÜM DÜNYA ASLA UNUTMAYACAK SİZLER ÖLMEDİNİZ KALBİMİZDE ABİDE OLARAK YAŞAYACAKSINIZ. NUR İÇİNDE YATIN…. |
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#53 |
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() barikat58 Şuan
![]() Son Aktivite: 06.04.2016 17:19
Üyelik Tarihi: 03.01.2007
Mesajlar: 15.450
Tecrübe Puanı: 2227
![]() |
![]() sanki bir akrabam öldü.sanki babamı yitirdim.öyle dagıldım öyle kahroldumki.kardeşimin ölümünden sonra ilk kez bir ölüye göz yaşı döktüm aglamamak eldemi ocakta herkes aglıyordu ne gündü offfff offffff
Allahım mekanını cennet eyle peygamberini şefaatcisi kıl onu affet bizlerede güc ver yarabbim |
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#54 |
Yeni Yiğido
![]() ![]() Ali Ince Şuan
![]() Son Aktivite: 01.12.2012 02:19
Üyelik Tarihi: 18.11.2007
Mesajlar: 4
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
![]() arkadaslar tam kesin haber gelmedi onu icin dua edelim ümitsiz olmayalim Allah büyüktür almanyadan kleinostheimdan ali ince
|
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#55 |
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ramazan_d Şuan
![]() Son Aktivite: 28.02.2011 17:52
Üyelik Tarihi: 19.12.2008
Mesajlar: 707
Tecrübe Puanı: 680
![]() |
![]() eşi benzeri olmayan adam gibi adam vatanını milletini yürekten kalbten seven bir abimizdi ve diğer abilerimizede allahtan rahmet ve mekanlarını cennet eylesin geride kalanlara sabır diyorum bütün içtenliğimle ve derin bir üzüntüdeyim
|
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#56 |
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() barikat58 Şuan
![]() Son Aktivite: 06.04.2016 17:19
Üyelik Tarihi: 03.01.2007
Mesajlar: 15.450
Tecrübe Puanı: 2227
![]() |
![]() Tabutluk zemheri kokuyor. Beton zemini üşütüyor tabutluğun. Titriyor adam gibi adam, üşüyor. Savurgan bir tipi gibi zaman, hem yakıyor hem üşütüyor.
Ayak sesleri yaklaşıyor yeniden. Elektirik pirizine uzanıyor hain bir el. Saç diplerine kadar irkiliyor adam gibi adam. Bütün hücreleri çığlık atıyor. Dünya bomboş oluyor gözünde. İçi yanıyor, teni yanıyor ama yine de üşüyor çıplak zeminde. Kendinden geçiyor… Mamak’ta soğuk bir tabutluk… Şafak söküyor, loş tabutluğun bir kenarından kar aydınlığı doluyor. Zemin soğuk bir tabut. Kimse görmüyor yere düşen gözyaşlarını. Üşüyor, titriyor, ısınmak için kendi içine sokuluyor. Bir hayal oynaşıyor gözlerinde. Beyaz tülbentli anası sobaya odun atıyor. Tavanda alevler oynaşıyor. Cızırdayan çaydanlığın ağzından buhar süzülüyor. Yine de üşüyor Adam Gibi Adam. Mamak’ta tabutlukta prize takılmış kablolar, bir de soğuk zemin ürpertiyor Adam Gibi Adam’ı. Üşüyor… Koridorun sonundan bir ayak çığlığı yaklaşıyor yeniden. Buz gibi bir ürperti akıyor içine. Yine elektrik kablosuna uzanıyor bir hain el. Zeminde soğuk bir ıslaklık ipildiyor. Yürekler kabuk bağlamış… sızlıyor teni Adam Gibi Adam’ın, hem de üşüyor. Kendinden geçiyor… Kendine geliyor yeniden ıslak, soğuk zeminde. Bedeni kaskatı…Konuşamıyor, titriyor sadece. Olduğu yerde zıplıyor. Üşüyor… Doğu Toroslar zemheri kokuyor bugün. Sanki kablolara hain bir el uzanıyor yine. Adam gibi Adam yine üşüyor. Zeminde kar var, havada boran var bugün. Üfültülü bir çaresizlik, boğuk bir hüzne karışıyor. Dün, zemini buz tutan tabutlukta üşüyen Adam, bugün dağların buz tutan zemininde üşüyor. Askerler yürüyor dağların bağrına, insanlar yürüyor hep birden çaresizce. Adam Gibi Adam üşürken, yüreği yanıyor beyaz yaşmaklı bir ananın. Dün olduğu gibi bugün de sevenlerin yüreği yanıyor. Dağların bağrında kar taneleri dans ediyor. Adam Gibi Bir Adam savruluyor kar tanelerinin arasında. ‘’ÜŞÜYORUM!’’ diyor yine, dün olduğu gibi. Tabutluklar ölüm kokuyordu dün, O üşüyordu. Dağlar da ölüm kokuyor bugün. Adam Gibi Adam yine, ‘’ÜŞÜYORUM!’’ diyor, yürekler yanıyor yine. Arifhan Akpınar |
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#57 |
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() love_me_58 Şuan
![]() Son Aktivite: 19.07.2009 00:31
Üyelik Tarihi: 20.12.2008
Yaş: 36
Mesajlar: 244
Tecrübe Puanı: 634
![]() |
![]() bir daha onun gibi biri gelmeyecek :( :(
Allah ailesine sabır versin başımız sağolsun :(
__________________
GİTTİNDE ARDINDAN ÇÖKTÜM ZANNETME
BEDENİM AYAKTA BAK YİNE SENSİZ |
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#58 |
Tecrübeli Yiğido
![]() ![]() ![]() Deliilyasliyiz Şuan
![]() Son Aktivite: 10.02.2012 19:23
Üyelik Tarihi: 05.08.2006
Mesajlar: 282
Tecrübe Puanı: 725
![]() |
![]() [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
|
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#59 |
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ramazan_d Şuan
![]() Son Aktivite: 28.02.2011 17:52
Üyelik Tarihi: 19.12.2008
Mesajlar: 707
Tecrübe Puanı: 680
![]() |
![]() Eminim bugün bir çok kalem, sevgili Muhsin Yazıcı kardeşimi –o da bana bu ifade ile hitap ederdi- hakkında senakar ifadeler kullanarak, onu hayırla yad edecekler.
Bendeniz de herkes gibi Rabbimim bir mucizesiyle onun sağ salim olarak bu millete bağışlanacağını umut ediyorum. Çünkü o, “azametli, bahtsız bir kıtanın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin” son dönemlerde çıkardığı ‘ender bahadırlardan biri’ydi. Yusuf Sancak kardeşin ifadesiyle, “o, o kadar beyazdı ki, şavkından fark edilmiyordu” Siyasette hep ‘acemi’ bulundu. Bu millete o kadar saf bir yürekle bağlanmış ve hizmete o kadar adanmıştı ki, kendine yatırım yapmayı bilmedi. O yüzden de hep ‘amatörce’ siyaset yaptı. Profesyönel siyaset yapmayı bilemedi bilmek istemedi… Onun bu milletin gönlündeki yerini tarif etmeye gerek yok. Fakat şunu söylemeden de geçmeyeceğim: O, gençliğinde kendisiyle kavgalı olduğu solcuların bile takdir ettiği yiğit bir Türk’tü. MHP ile yollarının ayrılmaya başladığı dönemde Ortadoğ Gazetesi’nde yazıyordum. Parti içinde, onun, dini hassasiyetlerini milli hassasiyetinin önünde tutmasından rahatsızlık duyanlar vardı. Tartışmalar, fikir çatışmaları gazeteye kadar yansıyordu. Sonunda ben de tartışmalarda tarafımı hissettirmek için İslam “Motif mi Lokomotif mi?” diye bir yazı yazdım. Yazıda, İslamın, bir kısım Türkçülerin iddia ettiği gibi bu millet için sadece kültürel bir ‘motif’ten ibaret olmadığını, aksine, Türk milletini sahil-i selamete ulaştıracak güçlü ve sağlam bir lokomotif olduğunu vurgulayan bir yazı kaleme aldım. Ertesi gün aradı. Yazılarımı okumuşluğu dışında bir tanışıklığımız yoktu o ana kadar. Telefonda büyük bir coşku ve samimiyetle aynı fikirde olduğunu, düşüncelerine tercüman olduğumu söyledi ve minnetlerini bildirdi. Evet o yiğit bir Türk’tü ama ‘Bu milletin İslamsız istikbale yürüyemeyeceğine inanıyorum. İslamsız Türk yaşayamaz” diyecek kadar da samimi bir müslümandı. Ülkücü dostlar, MHP’liler bu sözümden yanlış fikirler kapılıp onları İslam konusunda hassas olmamakla suçladığımı sanmasınlar. Öyle bir derdim de yok iddiam da yok. Sadece onun hassasiyetinin yüksekliğini ifade babından bu satırları yazdım. Onunla ilgili söyleyeceklerim elbette bu kadar değil ama ben eminim daha güzel ifadelerle onu millete anlatacak birçok kalem çıkacaktır… Bu bahiste sözü onlara havale ederek asıl meseleye gelmek istiyorum. Bakın iki tam gün geçti. Ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti, şu kadar imkânlarıyla bir helikopterin enkazına ulaşamıyor. Onca telefon sinyaline rağmen kaza mahallini tespit edemiyor! Buna aklınız basıyor ve içiniz el veriyor mu? Tabii helikopterin, gerçekten bir arıza veya kaza sonucu düştüğünü varsayarak bunu söylüyorum. Aksi durum, çok daha vahim çünkü! Çünkü, diyorum çünkü bu ülkenin has evlatları hep böyle adi ve süfli ve son derece basit kazalarla yok edildiler de biz ancak yıllar sonra “eyvaaah!” diyebildik… Evet nedense kalbim bu işin bir kaza olması fikrini benimsemiyor. Aklımın tüm çabalarına rağmen içim bu işin sadece bir kaza olduğuna yanaşmıyor… Bir helikopterde neden sinyal cihazı olmaz? Var da bozuk idi ise neden tamir edilmedi? Arızalı idiyse neden böyle bir helikopter ile Muhsin Yazıcıoğlu uçuruldu? Bugün çook uzaktan kumanda ile teknik cihazların bloke edildiğini, yönlendirildiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla meseleye sadece bir kaza diye baksak bile bundan çok dersler alınması gerektiği ortada. Haber7.com’da ayınlanan Osman Ateşli imzalı bir haberde Türkiyede uydu takip sistemleri üreten bir firma sahibi yaşanmakta olan ihmal ve acz karşısında isyan ediyordu. Ben cidden merak ediyorum. Hakikaten, düşmüş bir uçağı veya helikopteri bulmak bu kadar zor mu? Hani termal kameralı gece uçuşlu helikopterlerimiz vardı. Hani Ruslar ve Amerikalılar ve tabii İsrail, telefon sinyallerinden yararlanarak istedikleri adamlarıı vurabiliyorlardı. Daha birkaç ay önce komutanlarımız, sınırlarımızın BBG evi gibi gözlenebildiğini söylüyorlardı. O teknoloji bu tür aramalarda neden kullanılamıyor? Cidden merak ediyorum. İHA muhabiri 12 dakika konuşuyor. Ve üstelik, konuşmayı uzatıyor ki, sinyallerden yeri bulunsun. Farkında yani yaptığı şeyin! İkide bir soruyor hala yerimizi bulmadınız mı diye? İçim acıyor arkadaş, içim acıyor. Yırtılmışçasına içim acıyor. Eski bir İHA Haber müdürü olarak o delikanlının o acz içindeki feryadı ciğerimi parçaladı. O ses sabaha kadar beni uyutmadı. Kendimi ondan mesul hissettim. Ona o helikoptere binmeyi söyleyen amiri benmişim gibi içim yandı. Bu çağda bu kadar aczden dolayı milletim adına utandım. Nefsimi, modern silahlar, termal kameralı uçucular ve izleme aygıtları alabildiğimiz için İsrail ile askeri işbirliğine –kerhen de olsa- tahammül etmeye zorlayabiliyordum. Peki nerede o teknoloji? PKK’yı izlemek de bu şekilde oluyordu zahir… O yüzden de hiç görünmeden sınırları geçip geliyorlardı demek ki! Kesinlikle bir telmih veya bir eleştiri yahut askere bir imada bulunmak niyetiyle söylemiyorum. Herkesin can hıraş bir gayret gösterdiğini biliyorum. Ama diyorum ki şu bize çooook pahalıya yutturulan, karşılığında büyük tavizler verdiğimiz askeri teknolojiler nerede? Netice bu ise pekala bizimkiler de bunu yapabilirlerdi. Zaten fertler olarak biz kadere alışkınız, kaderciliğe yatkınız. Cenab-ı Hak ile baş edemiyeceğimizi biliyoruz.(!?) Ama devletin de bu kadar aciz olduğunu bilmiyordum! Yazık! M. Ali Bulut - Haber 7 mabulut@gmail.com Eminim bugün bir çok kalem, sevgili Muhsin Yazıcı kardeşimi –o da bana bu ifade ile hitap ederdi- hakkında senakar ifadeler kullanarak, onu hayırla yad edecekler. Bendeniz de herkes gibi Rabbimim bir mucizesiyle onun sağ salim olarak bu millete bağışlanacağını umut ediyorum. Çünkü o, “azametli, bahtsız bir kıtanın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin” son dönemlerde çıkardığı ‘ender bahadırlardan biri’ydi. Yusuf Sancak kardeşin ifadesiyle, “o, o kadar beyazdı ki, şavkından fark edilmiyordu” Siyasette hep ‘acemi’ bulundu. Bu millete o kadar saf bir yürekle bağlanmış ve hizmete o kadar adanmıştı ki, kendine yatırım yapmayı bilmedi. O yüzden de hep ‘amatörce’ siyaset yaptı. Profesyönel siyaset yapmayı bilemedi bilmek istemedi… Onun bu milletin gönlündeki yerini tarif etmeye gerek yok. Fakat şunu söylemeden de geçmeyeceğim: O, gençliğinde kendisiyle kavgalı olduğu solcuların bile takdir ettiği yiğit bir Türk’tü. MHP ile yollarının ayrılmaya başladığı dönemde Ortadoğ Gazetesi’nde yazıyordum. Parti içinde, onun, dini hassasiyetlerini milli hassasiyetinin önünde tutmasından rahatsızlık duyanlar vardı. Tartışmalar, fikir çatışmaları gazeteye kadar yansıyordu. Sonunda ben de tartışmalarda tarafımı hissettirmek için İslam “Motif mi Lokomotif mi?” diye bir yazı yazdım. Yazıda, İslamın, bir kısım Türkçülerin iddia ettiği gibi bu millet için sadece kültürel bir ‘motif’ten ibaret olmadığını, aksine, Türk milletini sahil-i selamete ulaştıracak güçlü ve sağlam bir lokomotif olduğunu vurgulayan bir yazı kaleme aldım. Ertesi gün aradı. Yazılarımı okumuşluğu dışında bir tanışıklığımız yoktu o ana kadar. Telefonda büyük bir coşku ve samimiyetle aynı fikirde olduğunu, düşüncelerine tercüman olduğumu söyledi ve minnetlerini bildirdi. Evet o yiğit bir Türk’tü ama ‘Bu milletin İslamsız istikbale yürüyemeyeceğine inanıyorum. İslamsız Türk yaşayamaz” diyecek kadar da samimi bir müslümandı. Ülkücü dostlar, MHP’liler bu sözümden yanlış fikirler kapılıp onları İslam konusunda hassas olmamakla suçladığımı sanmasınlar. Öyle bir derdim de yok iddiam da yok. Sadece onun hassasiyetinin yüksekliğini ifade babından bu satırları yazdım. Onunla ilgili söyleyeceklerim elbette bu kadar değil ama ben eminim daha güzel ifadelerle onu millete anlatacak birçok kalem çıkacaktır… Bu bahiste sözü onlara havale ederek asıl meseleye gelmek istiyorum. Bakın iki tam gün geçti. Ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti, şu kadar imkânlarıyla bir helikopterin enkazına ulaşamıyor. Onca telefon sinyaline rağmen kaza mahallini tespit edemiyor! Buna aklınız basıyor ve içiniz el veriyor mu? Tabii helikopterin, gerçekten bir arıza veya kaza sonucu düştüğünü varsayarak bunu söylüyorum. Aksi durum, çok daha vahim çünkü! Çünkü, diyorum çünkü bu ülkenin has evlatları hep böyle adi ve süfli ve son derece basit kazalarla yok edildiler de biz ancak yıllar sonra “eyvaaah!” diyebildik… Evet nedense kalbim bu işin bir kaza olması fikrini benimsemiyor. Aklımın tüm çabalarına rağmen içim bu işin sadece bir kaza olduğuna yanaşmıyor… Bir helikopterde neden sinyal cihazı olmaz? Var da bozuk idi ise neden tamir edilmedi? Arızalı idiyse neden böyle bir helikopter ile Muhsin Yazıcıoğlu uçuruldu? Bugün çook uzaktan kumanda ile teknik cihazların bloke edildiğini, yönlendirildiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla meseleye sadece bir kaza diye baksak bile bundan çok dersler alınması gerektiği ortada. Haber7.com’da ayınlanan Osman Ateşli imzalı bir haberde Türkiyede uydu takip sistemleri üreten bir firma sahibi yaşanmakta olan ihmal ve acz karşısında isyan ediyordu. Ben cidden merak ediyorum. Hakikaten, düşmüş bir uçağı veya helikopteri bulmak bu kadar zor mu? Hani termal kameralı gece uçuşlu helikopterlerimiz vardı. Hani Ruslar ve Amerikalılar ve tabii İsrail, telefon sinyallerinden yararlanarak istedikleri adamlarıı vurabiliyorlardı. Daha birkaç ay önce komutanlarımız, sınırlarımızın BBG evi gibi gözlenebildiğini söylüyorlardı. O teknoloji bu tür aramalarda neden kullanılamıyor? Cidden merak ediyorum. İHA muhabiri 12 dakika konuşuyor. Ve üstelik, konuşmayı uzatıyor ki, sinyallerden yeri bulunsun. Farkında yani yaptığı şeyin! İkide bir soruyor hala yerimizi bulmadınız mı diye? İçim acıyor arkadaş, içim acıyor. Yırtılmışçasına içim acıyor. Eski bir İHA Haber müdürü olarak o delikanlının o acz içindeki feryadı ciğerimi parçaladı. O ses sabaha kadar beni uyutmadı. Kendimi ondan mesul hissettim. Ona o helikoptere binmeyi söyleyen amiri benmişim gibi içim yandı. Bu çağda bu kadar aczden dolayı milletim adına utandım. Nefsimi, modern silahlar, termal kameralı uçucular ve izleme aygıtları alabildiğimiz için İsrail ile askeri işbirliğine –kerhen de olsa- tahammül etmeye zorlayabiliyordum. Peki nerede o teknoloji? PKK’yı izlemek de bu şekilde oluyordu zahir… O yüzden de hiç görünmeden sınırları geçip geliyorlardı demek ki! Kesinlikle bir telmih veya bir eleştiri yahut askere bir imada bulunmak niyetiyle söylemiyorum. Herkesin can hıraş bir gayret gösterdiğini biliyorum. Ama diyorum ki şu bize çooook pahalıya yutturulan, karşılığında büyük tavizler verdiğimiz askeri teknolojiler nerede? Netice bu ise pekala bizimkiler de bunu yapabilirlerdi. Zaten fertler olarak biz kadere alışkınız, kaderciliğe yatkınız. Cenab-ı Hak ile baş edemiyeceğimizi biliyoruz.(!?) Ama devletin de bu kadar aciz olduğunu bilmiyordum! Yazık! M. Ali Bulut - Haber 7 mabulut@gmail.com Konu ramazan_d tarafından (28.03.2009 Saat 01:25 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Arka Arkaya Mesajlar Yazdığınızdan Dolayı Flood Önleyici Devreye Girdi.Mesajlar Sistem Tarafından Otomatik Olarak Birleştirilmiştir.. |
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
#60 |
Usta Yiğido
![]() ![]() ![]() ![]() ramazan_d Şuan
![]() Son Aktivite: 28.02.2011 17:52
Üyelik Tarihi: 19.12.2008
Mesajlar: 707
Tecrübe Puanı: 680
![]() |
![]() Eminim bugün bir çok kalem, sevgili Muhsin Yazıcı kardeşimi –o da bana bu ifade ile hitap ederdi- hakkında senakar ifadeler kullanarak, onu hayırla yad edecekler.
Bendeniz de herkes gibi Rabbimim bir mucizesiyle onun sağ salim olarak bu millete bağışlanacağını umut ediyorum. Çünkü o, “azametli, bahtsız bir kıtanın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin” son dönemlerde çıkardığı ‘ender bahadırlardan biri’ydi. Yusuf Sancak kardeşin ifadesiyle, “o, o kadar beyazdı ki, şavkından fark edilmiyordu” Siyasette hep ‘acemi’ bulundu. Bu millete o kadar saf bir yürekle bağlanmış ve hizmete o kadar adanmıştı ki, kendine yatırım yapmayı bilmedi. O yüzden de hep ‘amatörce’ siyaset yaptı. Profesyönel siyaset yapmayı bilemedi bilmek istemedi… Onun bu milletin gönlündeki yerini tarif etmeye gerek yok. Fakat şunu söylemeden de geçmeyeceğim: O, gençliğinde kendisiyle kavgalı olduğu solcuların bile takdir ettiği yiğit bir Türk’tü. MHP ile yollarının ayrılmaya başladığı dönemde Ortadoğ Gazetesi’nde yazıyordum. Parti içinde, onun, dini hassasiyetlerini milli hassasiyetinin önünde tutmasından rahatsızlık duyanlar vardı. Tartışmalar, fikir çatışmaları gazeteye kadar yansıyordu. Sonunda ben de tartışmalarda tarafımı hissettirmek için İslam “Motif mi Lokomotif mi?” diye bir yazı yazdım. Yazıda, İslamın, bir kısım Türkçülerin iddia ettiği gibi bu millet için sadece kültürel bir ‘motif’ten ibaret olmadığını, aksine, Türk milletini sahil-i selamete ulaştıracak güçlü ve sağlam bir lokomotif olduğunu vurgulayan bir yazı kaleme aldım. Ertesi gün aradı. Yazılarımı okumuşluğu dışında bir tanışıklığımız yoktu o ana kadar. Telefonda büyük bir coşku ve samimiyetle aynı fikirde olduğunu, düşüncelerine tercüman olduğumu söyledi ve minnetlerini bildirdi. Evet o yiğit bir Türk’tü ama ‘Bu milletin İslamsız istikbale yürüyemeyeceğine inanıyorum. İslamsız Türk yaşayamaz” diyecek kadar da samimi bir müslümandı. Ülkücü dostlar, MHP’liler bu sözümden yanlış fikirler kapılıp onları İslam konusunda hassas olmamakla suçladığımı sanmasınlar. Öyle bir derdim de yok iddiam da yok. Sadece onun hassasiyetinin yüksekliğini ifade babından bu satırları yazdım. Onunla ilgili söyleyeceklerim elbette bu kadar değil ama ben eminim daha güzel ifadelerle onu millete anlatacak birçok kalem çıkacaktır… Bu bahiste sözü onlara havale ederek asıl meseleye gelmek istiyorum. Bakın iki tam gün geçti. Ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti, şu kadar imkânlarıyla bir helikopterin enkazına ulaşamıyor. Onca telefon sinyaline rağmen kaza mahallini tespit edemiyor! Buna aklınız basıyor ve içiniz el veriyor mu? Tabii helikopterin, gerçekten bir arıza veya kaza sonucu düştüğünü varsayarak bunu söylüyorum. Aksi durum, çok daha vahim çünkü! Çünkü, diyorum çünkü bu ülkenin has evlatları hep böyle adi ve süfli ve son derece basit kazalarla yok edildiler de biz ancak yıllar sonra “eyvaaah!” diyebildik… Evet nedense kalbim bu işin bir kaza olması fikrini benimsemiyor. Aklımın tüm çabalarına rağmen içim bu işin sadece bir kaza olduğuna yanaşmıyor… Bir helikopterde neden sinyal cihazı olmaz? Var da bozuk idi ise neden tamir edilmedi? Arızalı idiyse neden böyle bir helikopter ile Muhsin Yazıcıoğlu uçuruldu? Bugün çook uzaktan kumanda ile teknik cihazların bloke edildiğini, yönlendirildiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla meseleye sadece bir kaza diye baksak bile bundan çok dersler alınması gerektiği ortada. Haber7.com’da ayınlanan Osman Ateşli imzalı bir haberde Türkiyede uydu takip sistemleri üreten bir firma sahibi yaşanmakta olan ihmal ve acz karşısında isyan ediyordu. Ben cidden merak ediyorum. Hakikaten, düşmüş bir uçağı veya helikopteri bulmak bu kadar zor mu? Hani termal kameralı gece uçuşlu helikopterlerimiz vardı. Hani Ruslar ve Amerikalılar ve tabii İsrail, telefon sinyallerinden yararlanarak istedikleri adamlarıı vurabiliyorlardı. Daha birkaç ay önce komutanlarımız, sınırlarımızın BBG evi gibi gözlenebildiğini söylüyorlardı. O teknoloji bu tür aramalarda neden kullanılamıyor? Cidden merak ediyorum. İHA muhabiri 12 dakika konuşuyor. Ve üstelik, konuşmayı uzatıyor ki, sinyallerden yeri bulunsun. Farkında yani yaptığı şeyin! İkide bir soruyor hala yerimizi bulmadınız mı diye? İçim acıyor arkadaş, içim acıyor. Yırtılmışçasına içim acıyor. Eski bir İHA Haber müdürü olarak o delikanlının o acz içindeki feryadı ciğerimi parçaladı. O ses sabaha kadar beni uyutmadı. Kendimi ondan mesul hissettim. Ona o helikoptere binmeyi söyleyen amiri benmişim gibi içim yandı. Bu çağda bu kadar aczden dolayı milletim adına utandım. Nefsimi, modern silahlar, termal kameralı uçucular ve izleme aygıtları alabildiğimiz için İsrail ile askeri işbirliğine –kerhen de olsa- tahammül etmeye zorlayabiliyordum. Peki nerede o teknoloji? PKK’yı izlemek de bu şekilde oluyordu zahir… O yüzden de hiç görünmeden sınırları geçip geliyorlardı demek ki! Kesinlikle bir telmih veya bir eleştiri yahut askere bir imada bulunmak niyetiyle söylemiyorum. Herkesin can hıraş bir gayret gösterdiğini biliyorum. Ama diyorum ki şu bize çooook pahalıya yutturulan, karşılığında büyük tavizler verdiğimiz askeri teknolojiler nerede? Netice bu ise pekala bizimkiler de bunu yapabilirlerdi. Zaten fertler olarak biz kadere alışkınız, kaderciliğe yatkınız. Cenab-ı Hak ile baş edemiyeceğimizi biliyoruz.(!?) Ama devletin de bu kadar aciz olduğunu bilmiyordum! Yazık! M. Ali Bulut - Haber 7 mabulut@gmail.com |
![]() |
![]() ![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye Okuyor. (0 Kay?tl? Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|