Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar

Sivas - Sivaslilar.Net - Sivashaber - Sivasforum - Sivasların En Büyük Buluşma Merkezi - Yiğidolar (http://www.sivaslilar.net/forum/index.php)
-   Arşiv (http://www.sivaslilar.net/forum/forumdisplay.php?f=365)
-   -   Fâzıl aabime açık mektup (http://www.sivaslilar.net/forum/showthread.php?t=14211)

Efe Cemil Şeker 15.12.2007 08:12

Fâzıl aabime açık mektup
 
Medâr-ı iftihârımız, dünyaca meşhur piyanistimiz Fâzıl Say, "Bizim Türkiye rüyalarımız biraz öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı, biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70. Başka yere taşınmayı düşünüyorum" diye vermiş-veriştirmiş...
Fâzıl aabi, ben seni tanırım ama sen beni tanımazsın; bundan üç-beş sene önce sen, "Âşık Veysel'in köyü Sivrialan'da rahmetlinin mezarı başında piyano çalacağım" diye tutturmuştun da, tee nerelerden yeldire yeldire seni dinlemeye gelen kalabalık arasında ben de vardım. Onun için sana iki çift lâfım var; dinlemeden gidersen küserim, ona göre...

Yav sen elbette gidersin gitmesine; dünyanın her yerinde akortlu piyano ve seni dinlemeye hazır sanatsever bir kitle bulursun fakat biz ne oluruz hiç düşündün mü? Onun için Fâzıl aabi, acele karar verme, bir düşün; içinden ona kadar say, yetmiyorsa yere uzan, sâkinleşinceye kadar bekle, öfken yatışsın.

Yapma güzel aabim, o ünlü fıkradaki sokak serserisinin dediği gibi, "Toplum buna henüz hazır değil" bir kere; insan böyle şeyleri alıştıra alıştıra söyler. Aniden gazetede okuyunca bir fenâ oldum, bir fenâ oldum; elim ayağım boşandı. Öylece kalakalmışım!

"Biz yüzde 30, onlar yüzde 70" demişsin; canın sıkılmış besbelli. Fâzıl aabi, lütfen böyle şeylere kafanı takma; olaya bir de bizim gözümüzle bak; tamam, kâğıt üstünde % 70 filan görünüyoruz ama inan ki tedavi oluyoruz canım abim benim; biz de hâlimizden memnun değiliz yani. Değil 70, % 100 olsak, şu sizin % 30'un forsunu, havasını, edâsını, kültürünü yakalayamıyoruz. Hiç değilse bunu bil ve müsterih ol. Demin "tedavi oluyoruz" demiştim ama sen belki dalga geçtiğimi zannetmişsindir: Fâzıl aabi biz, inan ki sizin gibi olmak için deli gibi didiniyoruz; senin gittiğin ülkelere gitmek, takıldığın restoranlara takılmak, giyindiğin mağazalardan giyinip şık görünmek, kaliteli yaşamak, şu dâr-ı dünyâda varlık sahibi olmak istiyoruz. Vallahi ve billahi.

Senin dünyadan haberin yok Fâzıl aabi; bizim hanımlar, evet, başını örtüyor, bu hususta titizler ama içlerinden bir teki bile kara çarşafa girmek istemez; şimdi biraz umur gördüler ya, biz erkeklere "siz neredeyseniz biz de orada olacağız" diye kafa tutuyorlar; çalışıp iş-güç sahibi olmak, -hatta inanmayacaksın bak yeminle söylüyorum- okumak bile istiyorlar. "Biz mütedeyyin insanlarız, özel otomobil bize yakışmaz; adam gibi tedavi olmak, tatil yapmak, ev-bark sahibi olmak, hele köşklerde oturmak bize iki numara fazla gelir" diyenimizi hiç duydun mu Fâzıl aabi? Çağdaşlıksa çağdaşlık kardeşim; demokratlıksa demokratlık, hürriyetse hürriyet; sen neyi istiyorsan, % 70 de onu istiyor; bundan emin ol ve şu "çekip gitme" kararını aceleye getirme. Şöyle çok değil, iki kuşak daha geçsin, kimin daha modernist, kimin daha bu dünyacı olduğunu daha iyi göreceksin; kafayı piyanoya taktığın için bazı şeyleri görmüyorsun; öyleyse bu kardeşinin sözüne kulak ver, dinle ve inan.

Diyorsun ki, "Biz artık azınlıkta kaldık, dışlanıyoruz. Çankaya'daki davete bile beni çağırmadılar..." İyi de, güzel Fâzıl aabim benim, Çankaya'daki davete sen davet edilmedin de, biz % 70 olaraktan kırmızı mumlu davetiyle ile çağrılmış değiliz ki; her camiânın kendine göre bir "creme de la creme" tabakası var! Anlayacağın biz de çağrılmadık ama bu kadar eften-püften şeyleri mesele yapıp "bırakın, gideceğimm" diye huysuzlanmadık. Zaten senin gibi horozlansak da gidecek bir yerimiz yok bizim: Orta Asya çok uzak, İran-Suudi Arabistan ayağımızı sıkar; Avrupa'yı dersen bastırmıyorlar bile. Ee?..

Şimdi "siz kiiim, ben kim; benim çağrılmam gerekirdi" diyeceksin; orada da sen haklısın Fâzıl aabi; biz % 70 olaraktan alayımız bir araya gelsek bir piyanoyu senin gibi güzel çalamayız, bu doğru işte...

...

Lütfen bi daha düşün Fâzıl aabi; hadi bize acımıyorsun, bari % 30'a acı!
[B]
Ahmet Turan Alkan [/B]
Zaman

Efe Cemil Şeker 15.12.2007 08:15

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[B]Hemşerimiz Ahmet Turan Alkan hocamız yine lafı gediğine koymuş,bizlerede keyifle okumak kalmış. Ne diyeyim hocam müslümandan,müslümanca yaşamdan bu kadar korkanlar,dindarlara karşı bu kadar hoşgörüsüz olanlara %30 bile çok zaten bu kadarda değil bu azgın azınlık...[/B]

abuç 15.12.2007 18:17

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Ahmet Turan ALKAN farkı işte bu ;helal olsun sana Turan Hocam bin kere milyon kere helal olsun.diyecek söz bulamıyorum inanki.sanada teşekkürler efe cemil şeker paylaşım için

sivaslıgenç 15.12.2007 18:52

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
bırakın ya nereye giderse gitsin ya.Yok türbanlılar kazanmış dikkat edin bu ülkede türbanlılar yıllardır ezildi bi başbakanın eşi türban taktı diye hemen ülkeyi terkediyo e gidersen git canım çokta tın anlamıyorum neden bu kadar korkuyorlar türbanlılardan.

altuntas58 15.12.2007 20:02

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Hay ağzına sağlık sevgili yazarımız Sayın AHMET TURAN ALKAN Fazıl say aabiye gerekli titizliği göstermiş gitmemesi için ne gerekiyorsa her şeyi yapmış ama herhalde Fazıl aabi gitmekte kararlı yapacak bir şey yoktur bari giderken şu kalan % 30 yanına alıp götürmese %30 demek nerden baksan 20 milyon kişi demek allah verede fazıl aabiye uyupta gitmeseler ama hiç zannetmiyorum fazıl aabiye uymazlar cünkü bu vatan öyle kolaylıklarla alnımadı o %30 unda atası dedesi bu vatan için şehit oldular bence bu insanlar fazıl aabi gibi düşünmezler onlara göre bu vatanın değeri hiç bir şeyle ölcülmez ne baş örtüsüyle ne bilmem nereleri acmayla nede insanları sınıflandırarak % 70-%30 gibi rakamlarla bu rakamlarıda nerden bulduysa bu işler sadece kardeşlik duygularıyla bu vatana sım sıkı sarılmayla sağcısı,solcusu ,alevisi,sunnisinin ayrım yapamdan demoratik haklarımızı sonuna kadar kullandığımız bir birimize saygı ve sevgide kusur etmediğimiz hepizin kardeş olduğumuz bir ortamda gayet güzel yaşabiliriz bu arada bu cennet vatanımızı beğemeyenler için herkesin söylediği iki cift laf var onu söylemeden gecemeyeceğim fazıl aabime
[FONT="Arial Black"][COLOR="Red"]YA SEV YADA TERK ET[/COLOR][/FONT]

sivaslıgenç 15.12.2007 20:05

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Ya Fazıl beyin dediği lafa bakın türban takanlar arttışta ondan gidiyormuş e gidersen git gitte avrupada papazlarla beraber çan çal ...

Ertugrul 16.12.2007 01:48

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Gitme Fazıl ne olur gitme,bizi bırakma Fazılım bu milletin sana çook ihtiyacı var. Hem ne
küsüyorsun Çankaya'ya çağırmadılar diye,nidecen o yokuşu çıkıpta kendini yoracan,gel biz seni
yaylara götürürüz,ovalarda gezdiririz.Bak öyle küsmece darılmaca yok,sen bizim
herşeyimizsin,çağırmayanlar düşünsün senin gibi asil birinden mağrum olmuşlar,bah küsme
olunca bizim oğlanın sünnetine çağırırım seni,ne varmış Çankaya da ekstra ise bundan iyisini
mi bulacan,hem sünneti puntuna getirip ordu evinde yaptırdık mı bi dene bile
başörtülü giremez he ne dersin :D :D :D

albina58 16.12.2007 03:13

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
:confused:


Yaşasınnnnnn!!!!!!!!!
Yakında fethullah abimde gelecek,senelerce niye gettiydi merak ettim,birde utanmadan kaçdı dediler,gerçi basın medyada yazmadı kimseyede haber vermediydi ama,gece gündüz hristiyanlara küfür ederiz,sonrada onlarla ortak olur ticaret yaparız yetmez gucaklarına otururuz,yahudilere ana avrat küfür ederiz,sonrada onlarla aynı yatağı paylaşırız,tıpkı sarkozinin bize söz verdiği sonra dönük arkamızdan bıçakladığı gibi,yönetenlerimizdee burda artık yeter bıçak kemiğe dayandı,sabrımız taşdı falan filan ,,,,,,
Ohhhhhhh ne ala kebap,kendine gurup felan deyen dernekçi gibi ne üdügü belli olmayanlarda son günlerde aynı olaya bir topicde alkış,diger topicde aşağılama yapıyorya,toptan iki yüzlü bir toplumun,normal sıradan birer vatandaşlarıyız,aynı tencerenin içinde öğütülür sos olarakda kanımızı koyarız,kamu yararına olan vc lerdeki gibi boklarımızı karıştırır gideriz.
(Bu başlık ve yazıya binayen ancak böyle bi yazı yazılır):rolleyes:
Coca cola?
Hscb?
bilmem ne yardım derneği?
_________________________________________________
Şimdi türk hava kuvvetleri saldırı yapdı gerçekmi?
Eve dönüş yasası kapsamında dağdan inecek 5000 terörist için devlet eliyle kadro çıkarıldı doğrumu?
Asgari ücret konusu ne oldu?
AB ye verilen imzalar sonucu beş yıldır dokunulmazlarımız bozuldu(Kıbrıs-ermeni-eğitim sistemi-301. madde ve benzeri) şimdi başbakanın ağzından demeç;''başladığımız yere döndük,bunlar iki yüzlü'' ne demek istiyor?Ülke olarak nasıl ödünler verdik?

Acaba devlet-ülke-millet için bunlar daha önemli konular değilmidir?
Madem ortalığı bulandırıyoruz;ülkemiz, halkımız için daha hayırlı ve faydalı konularda tartışma yapsak,fikirler üretsek,bilmeyenlere açıklama yapsak daha önemli değilmidir.
Bu birazda senelerce arab alemine sudan nedenlerle ortaya nifak sokarak birbirini kırdırarak ellerindeki pastayı almayı amaç edinen emperyalizm oyunu gibi geliyor.
İnsanların beyin-fikir yapısı uğraştıkları konu ilede parelellik akseder,hadi kolay gelsin.

Ertugrul 16.12.2007 05:22

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[B]"Türkiye rüyalarımız kısmen öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı. Biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70. Başka yere taşınmayı düşünüyorum" [/B]

Bu beyanatı Alman dergisine veren dünyaca ünlü piyanistimizi eleştirmek elbette hakkımızdır. Fazıl Say hükümeti ve icraatlarını beğenmeyebilir,eleştrebilir ama bölücük yapamaz. Ne demek bütün bakan eşleri türbanlı,bakan eşlerimi yönetici yada seçimlerde siyasetçilerin eşlerinede mi oy veriliyor. Herkes haddini bilecek,hükümeti eleştirecem diyerek benim maneviyatıma dil uzatamazsınız. Haa illa devlet kurumundan fetva isterseniz ki benim inancımı devlet kurumları sınırlayamaz Diyanetin başörtüsü konusunda ki açıklamalarına bakabilirsiniz. Biraz enpati yapmayı düşünün,yıllarca hanımı başı açıklar yönettilerde birkez bile bir ünlü sanatçı çıkıp tüm bakan eşlerinin başı açık dedi mi ? El insaf bu milleti bu kadar hakir göremezsiniz,ne yani ülkenin %70'i aptal,yobaz,çağdışıda bir siz mi ilericisiniz. Buyrun ilerleyin ilerlediğiniz yere kadar...
Hem ne demek İslamcı,siz kimsinizde %70 İslamcı diyorsunuz,geriye kalanlar ne oluyor yani,İslamcı tanımını da kabul etmiyorum,kimse bu kavramı kalabalıkara etiket yapamaz. Hükümetimi eleştriyorsunuz,meclisimi,cumhurbaşkanınımı ,orduyumu,medyayımı,işadamlarınımı kimi eleştirirseniz eleştrin ama milletin maneviyatı ile oynamayın,bu oyunun sonu fena olur. Ekonomi,dış poltika,eğitim,sağlık v.s ortaya koyun belgelerinizi,şöyle olsa daha faydalı olur deyin ama kişisel bir hak olan inancada karışmayın,hakkınızı ve haddinizi bilin,ne yani benimde kızkardeşim başörtülü veya eşim başörtülü veya arkadaşlarım başörtülü diye siyaset yapamıyacak,devletin halka açık toplantılarına beraberce katılamıyacakmıyım. Eşi başı açık olan esnaf daha mı fazla vergi veriyor,başı açık kız öğrenci Üniversite harcını zamlımı ödüyor. Bu ülkenin hakimi hiç bir ideleoji ve zümre değildir. Başı açıkta,örtülüde yani bunu söylemek bile çok ayıp aynı haklara sahip olmalıdır. Her türlü ayrımı kınıyorum,başörtüsü üzerinden hükümeti eleştrinleri iki kere kınıyorum sizler tüm inançlı ve inanca saygılı insanları zorla Akp li yapacaksınız. Azcık düşünün insaflı olun,çok söylediğiniz çağdaşlığı biraz daha özümseyin. Pek sevdiğiniz laikliği sopa gibi kullanmayın...

pirmahsuni 16.12.2007 23:16

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[B][I]Fazıl Say gibi önemli bir değeri kaybetmek elbette üzüntü verici,onun gidip kurtulma şansı var maalesef bizim o şansımızda yok!Ne diyelim sanat camiasını baltalayanlar utansın bu insanlar kolay yetişmiyor![/I][/B]

sivaslıgenç 17.12.2007 21:52

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
İyi sende git seni bu ülkede tutan yok.Kapıkule herkese açık.

gfb34 17.12.2007 22:05

-->: --->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[QUOTE=pirmahsuni;222286][B][I]Fazıl Say gibi önemli bir değeri kaybetmek elbette üzüntü verici,onun gidip kurtulma şansı var maalesef bizim o şansımızda yok!Ne diyelim sanat camiasını baltalayanlar utansın bu insanlar kolay yetişmiyor![/I][/B][/QUOTE]

vay beee tühhh!! vah vaahki ne vah vah usta sen bu fazılı ne kadar çok seviyorsun ya.gardaşımın dediği gibi seni tutan yok ister kapıkuleden terket %90'I TÜRBAN YANDAŞI OLAN TÜRKİYEYİ İSTERSEN HABURDAN!!!SENİN GÖNDERMEK İSTEDİĞİN ÇOK İNCE MESAJI ÇOK İYİ ANLIYORUM SEN HİİÇ MERAK ETME PİRMAHSUNİ...UNUTMAKİ SENDEN DAHA İNCE DÜŞÜNEN İNSANLAR ÇOĞUNLUKTA.VE BU İNSANLAR TÜRBANA KARŞI ÇIKANLARIN KARŞISINDA DİMDİK AYAKTA DURACAKLARDIR!!!

BACIMIN ÖRTÜSÜ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ TÜKÜRSEM YÜZÜNE.
M.AKİF ERSOY

pirmahsuni 17.12.2007 23:20

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[I][B]Neden kızıyor ve hiddete bürünüyorsun anlamış değilim sizler fikirlerinizi sergileyerek haklı pozisyonda kalmak isteyince DOĞRU ben aynısını yapmaya çalışıncamı YANLIŞ oluyorum,ben kimseyi hedef alarak senli-benli tartışmıyorum benim muhatabım beni anlayan ve yaşayanlardır onlara itafen duygularımı dile getiriyorum kimseye karşı ne bir saygısızlığım var nede haddimi aşan bir tavrım sizler öyle düşünüyorsunuz ben ise böyle...
[/B][/I]

sivaslıgenç 18.12.2007 09:18

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Ama dediğin lafa bak Fazılın terketme şansı var bizim yok orda verdiğin ince mesajı herkes anladı beğenmiyorsan git.Bizde bunu diyoruz bişi demedikki .

aksteriks 18.12.2007 11:18

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
nereye gıdersen gıt bu ulkeye ne faydan var pıyanıste bak

recosan58 18.12.2007 12:06

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
AH SENELER KONUŞSA GELSEDE DİLE
YILLAR YILI NE ÇEKTİRDİLER BİZE
ŞİMDİ HÜKÜMRANLIKLARI GİDİYOR DİYE
GİDİYORLARMIŞ GİDENE GÜLE GÜLE

[COLOR="Orange"] Arkadaşlar takmayın kafanıza biz buradayız
bu ülkeyi seviyoruz hiç bir yerede gitmeye niyetimiz yok
gidenide zorla tutamayız fazla reklamını yapmayalım[/COLOR]

abircan 18.12.2007 15:15

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Fazıl Say olayı

ORHAN Pamuk'a onun edebi değerine bakmadan hücum etmiş olanlar, bugün Fazıl Say'ın sanatçı değerini ön plana çıkararak onu şiddetle savunuyorlar.
Örnek, Cumhuriyet gazetesidir.
Sanatçılara, edebiyatçılara sadece siyasi gözle bakmak yanlıştır; bunu sol yapsa da yanlıştır, sağ yapsa da...
Ben Orhan Pamuk'un siyasi fikirlerini sert bir şekilde eleştiren ama edebi değerini takdir ve tebrik eden yazılar yazmıştım.
Sanatçıların siyasi fikirleri mutlaka doğrudur diye bir kural yoktur. Siyasi fikirleriyle toplumlara ışık tutanlarda vardır... Faşist, ırkçı, hatta Stalinci, Hitlerci sanatçılar ve edebiyatçılar da olmuştur!
Fazıl Say'ın siyasi fikirlerine katılmıyorum, hele de "Giderim ha!" tavrını çok yanlış buluyorum.
Ama AKP'nin tavrını daha yanlış buluyorum...

AKP'nin tavırları
AKP'li Dengir Fırat'ın "Giderse üzülmeyiz" anlamındaki sözleri, vahim bir siyasi hatadır. Evvela şık değildir, nazik değildir. Dahası, Fazıl Say gibi bir şöhretin "İslamcılar yüzünden" diyerek Türkiye'den ayrılmasının ülkenin imajına nasıl zarar vereceğini bir iktidar yetkilisinin bilmesi gerekir.
CHP de Fazıl Hüsnü'ye gösterdiği özeni Necip Fazıl'a göstermez.
Ama bunun bir ölçüsü olmalı ve iktidarlar ölçüye daha bir dikkat etmelidir.
Türkiye'nin politik iç dengelerine özen gösterme konusunda AKP dikkatli davrandığı zaman herkes takdir ediyor: Son seçimlerde milletvekili kadrosunu 'merkez'e açması gibi, Köksal Toptan'ı Meclis Başkanı seçmesi gibi...
AKP'nin 'kör parmağım gözüne' davranışları ise toplumda gerilimlere yol açıyor. Bilhassa kritik yerlere atamalarda "profesyonel" kıstaslardan çok, atanacak kişinin "çevre"den olmasına önem verildiği kanaati çok yaygındır, gerilim yaratmaktadır.
Böyle bir görüntü varken AKP'nin daha kucaklayıcı davranması, gerilimleri düşürmeye özen göstermesi gerekir.
Fazıl Say olayına da böyle bakmalıydılar.
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, Nobel'i kazandığında Orhan Pamuk'u telefonla kutlamışlar; Cumhurbaşkanı Sezer ise sanatla siyaseti ayırma duyarlığını göstermemişti.
Bugün de Cumhurbaşkanı veya Başbakan yahut Kültür Bakanı telefon açıp Fazıl Say'ın gönlünü alsalardı, ilgi ve itibar gösterselerdi iyi olmaz mıydı?
Önemsediğim, bu tür duyarsızlıklardır!

Ülkeyi terk etmek!
Fazıl Say'ın bir sanat dâhisi olması onun siyasi görüşlerine imtiyaz kazandırmaz. Hele şu "Yüzde 70 onlardan, yüzde 30 bizden" sözü çok vahimdir. Bunu söylemek için ya sağduyuyu veya gerçeklik duygusunu kaybetmek lazımdır. Bunu bir politikacı söylese yerden yere vururuz!
Fazıl Say, yaşamaya özendiği İsviçre'de yabancı düşmanı Halk Partisi'nin yüzde 24 oy aldığını, bu partinin ülkedeki yabancıların atılmasını "Ak koyunlar kara koyunları kavuyor" diye resmeden faşist bir parti olduğunu düşünmelidir?!
Avrupa'yı bu kadar idealize etmek doğru değildir.
Yahya Kemal, Paris hayalleriyle Türkiye'den kaçarken yaşadığı coşkuyu ve sonra memleketine nasıl özlemle döndüğünü çok güzel anlatır.
"Terk ederim..." sözü bu kadar kolay olmamalı. Türkiye'ye bu kadar kara gözlükle bakmak gerçekçi olamaz.
Evet, Orhan Pamuk da Fazıl Say da yabancı ülkelerde yaşama ve itibar görme kudretine sahiptir ama ülkeleri hakkında biraz dikkatli konuşmalarını beklemek de onları yetiştiren bu ülkenin hakkıdır.

[email]t.akyol@milliyet.com.tr[/email]

abircan 18.12.2007 15:28

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Fazıl'ın çığlığı...

Değerli sanatçımız Fazıl Say'ın ülkeyi terk edip gitme niyeti olağanüstü yankılar yaptı... Hele İslamcı basında... Cenazesini kılmama tehdidinden tutun, onu hedef göstermeye kadar... Envaiçeşit saldırı yer aldı...
Fazıl Say'la geçenlerde konuşmuştuk. Alman basınına söylediklerini aynen bize de söylemişti... Özetle diyor ki:
- Bu ülkede cumhuriyetçi kesime yönelik kuşatma artıyor... Böyle giderse ben bu ülkede kalmam, kızımı da alır giderim. Terk edip gitmek lafın gelişi... Fazıl'ın sözleri ülkenin gidiş yönünü gören bir aydının çığlığıdır...
Türkiye hızla bir tek parti faşizmine ilerliyor... Cumhuriyetçi - demokrat aydınları bu manzaranın tedirginliğini günbegün yaşıyor... Medyada hayli etkin olan "iktidarın saz takımı" ise şeriata gidişi demokrasiye gidiş gibi göstermek için manevralarla meşgul... Türbanı modernleşme simgesine dönüştürenler bile var...
Ne yazık ki bu modernleşmeyi bizler gibi AB de bir türlü göremiyor! Tam tersine bir yuvarlanış gördükleri için kapıyı yüzümüze kapatmanın telaşı içindeler.
Vatan gazetesinde dün Şefkat Koleji'nin fotoğrafları vardı. İlkokul öğrencileri türbana sokulmuş. Başı açık kalmamış. Bunlar özgürlük ve modernleşme sayılıyor! Öte yanda tek tek cumhuriyetin kaleleri fethediliyor, devletin kanı değiştiriliyor.
Fazıl'ın çıkışı bu karşı devrim hareketine ilişkin uyarı çığlığıydı. Ona, toplumu uyandırdığı, kral çıplak dediği için çok kızdılar...

abircan 18.12.2007 15:30

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Can Dündar Ada
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay bu gece sanatçılarla tartışıyor:
Müzik sanatının kalesi düştü mü?

Fazıl Say'ın "İktidar bana ve müzik sanatına dostça davranmıyor" diyerek başlattığı tartışmayı bu gece NTV'de Neden programına taşıyacağız.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, kültür dünyasının farklı görüşten isimleriyle buluşacak:
Adalet Ağaoğlu, Prof. Dr. Talat Halman ve Ahmet Say ...
Türkiye'nin ilk Kültür Bakanı'ndan son Kültür Bakanı'na devlet-sanat ilişkisinin nasıl ve ne yönde değiştiğini gözden geçireceğiz.
Fazıl Say'ın "gelecek kuşaklar için" hissettiği kaygılarda haklı olup olmadığını tartışacağız.
* * *
Fazıl'ın tepkisini anlamak için, onu yaratan iklimi anımsamak lazım:
1924'te okullara müzik dersi kondu. Aynı yıl Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti halk konserlerine başladı.
1925'te müzik öğrencileri Avrupa'ya gönderildi.
1926'da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Avrupa turuna yollandı. Konservatuar, Anadolu'da halk müziği derlemesine girişti.
1927'de İstanbul Şehir Bandosu kuruldu.
1928'de müzik teorisi kitaplarının yayımına başlandı.
1930'da çok sesli ilk Türk eserleri radyo konserlerinde çalındı.
1931'de Balkan Oyunları ve Müzik Festivali düzenlendi.
1932'de sayıları 5 bine varan Halkevleri'nde müzik, folklor kolları kuruldu; bandolar, korolar, halk dansları toplulukları oluşturuldu.
1933'te Joseph Marx İstanbul Belediye Konservatuarı'nın yeniden yapılanması için davet edildi.
1934'te İran Şahı Pehlevi için ilk Türk operası bestelendi. Aynı yıl Milli Musiki ve Temsil Akademisi Kanunu çıkarıldı.
1935'te Ankara'ya davet edilen Alman besteci Hindemith müziğin kalkınması için rapor yazdı.
O raporla 1936'da Ankara Devlet Konservatuarı kuruldu. Aynı tarihte Bela Bartok, Anadolu'da türkü derlemesi yapıyordu.
1938'de konservatuarın Şan bölümü yöneticiliğine dünyaca ünlü Alman Rejisör Carl Ebert getirildi. Askeri Mızıka okulu kuruldu.
Fazıl Say, 15 yıllık bu "musiki ihtilali"nin ürünüdür.
* * *
Şimdi, kendisini yaratan bu iklimin değiştiğini görüyor.
Babası Ahmet Say, bu iklim değişikliğini daha da sert ifade ediyor:
"Müzik sanatının bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün kadroları dağıtılmıştır." ("Müzik Yazıları", Müzik Ansiklopedisi Yayınları, 2007)
Say bu yargısının nedenlerini şöyle sıralıyor:
"2005'te ilköğretimden müzik dersleri kaldırılmak istendi.
"10 bin müzik öğretmeni açığı olmasına karşın, her yıl eğitim fakültelerinin müzik bölümünü bitiren 500 öğretmen adayından 40-50 gibi çok küçük bölümünün göstermelik ataması yapıldı.
"Profesyonel müzikçi ve sahne sanatçısı yetiştiren konservatuarlara öğrenim için başvuranların sayısı, 20 yıl öncesinin yüzde 15'ine düştü.
"Konservatuvarlardan mezun olan binlerce müzikçi ve sahne sanatçısı sokağa bırakıldı.
"Devlet senfoni orkestraları ve opera bale kurumları ödenek gerekçesiyle yıkılmaya yüz tuttu."
Fazıl'ı yetiştiren adam, Fazıl'ı isyan ettiren tabloyu böyle özetliyor.
* * *
Klasik Batı müziği üvey evlat oldu da, kültürün yönü Doğu'ya mı çevrildi?
İhmal, böyle bir tercihten de kaynaklanmıyor.
Öyle olsa bu hafta doğum yıldönümü kutlanacak Mehmet Akif'in Ankara'daki evi o halde mi tutulurdu?
Camiler, İslam eserleri böyle mi korunurdu?
Türkü derlemeleri durur muydu?
Daha temelde bir sorun var. O sorunu tartışacağız bugün...
Çekip gitmenin çare olmadığını bilerek... "gelecek kuşaklar"a yeni çareler göstererek...

abircan 18.12.2007 15:31

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Meral TAMER
Muhalefet olsaydı, Fazıl Say'ın Türkiye rüyaları devam ederdi


Yeni Anayasa tartışmalarının türban ve mahalle baskısı üzerinde yoğunlaştığı ilk günlerde Başbakan Erdoğan "Kadınlar korkmasın" diye teminat vermeye kalkınca, ben de "Biz kadınlar korkuyoruz Sayın Başbakan" diye bir yazı yazmıştım. Yazı, "Kadınlara mahalle baskısı, büyük kentlerin göbeğine kadar uzanacak olursa bana müsaade... Kızımı da alıp Türkiye'den gitmek zorunda kalabilirim" cümlesiyle bitiyordu. (22 eylül, Milliyet)
Anlayacağınız, Fazıl Say'ın "Kızımı da alıp giderim" çığlığı bana çok tanıdık.
Ben yazdığımda da kendi çapında kıyamet kopmuştu. Tıpkı Fazıl'ınkinde olduğu gibi ben de "Çok ayıp, burada kalıp mücadele etmen gerekir"den "Güle güle, senin gibilerin bir tanesi daha eksilmiş olur"a uzanan farklı tepkilerle karşılaşmıştım.

Fazıl "milliyetçidir"
En içimi acıtan ise benim haykırışımı birebir doğru kabul edip, "Senin imkânın var gidersin, biz imkânı olmayanlar ne yapsın" diye sitem edenler oldu. Çünkü ben kendi adıma değil, ülkenin geleceğinde kendilerine yer olmayacağı endişesini duyan ve beni ağlama duvarı haline getiren kadınlar adına Başbakan'a yanıt vermiştim.
Kendisiyle görüşmedim, ama Fazıl Say'ın da kendinden örnekler verirken, aslında Türkiye'nin geleceğine ilişkin kaygılarını -bu kaygıyı yüreğinde nicedir duyumsayanlar adına- dile getirdiğine eminim.

Sanatçı önsezisi değil
Say'a hoyratça yöneltilen eleştiri oklarına karşı onu savunanların öne sürdüğü en güçlü argüman şu: "Sanatçıların önsezileri daha güçlüdür; toplumun daha sonra duyacağı endişeleri onlar önceden hissederler!"
Tamam doğrudur, ama böylesi bir açıklama Fazıl Say için çok eksik kalır. Tanıyabildiğim kadarıyla Fazıl, sadece dünya çapında bir virtüöz sanatçı değil, aynı zamanda yüreği yurt sevgisiyle dolu, toplumsal/siyasal bilinci çok güçlü, idealleri olan gerçek bir aydındır. 70'li yılların başında Ankara'da solcu bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelmiş olması, Aziz Nesin ve Yaşar Kemal'in Ankara'ya geldiklerinde, yatıya misafir edildikleri bir ev ortamında yetişmesi de, onun kişiliğinin ana çerçevesini belirlemiştir.
Topluma karşı duyduğu sorumluluk bilinci, onu bu noktada böyle bir haykırışa mecbur etmiştir. Bütün söylediklerinin özü, aslında şu tek bir cümlede yatıyor: "Türkiye rüyalarımız biraz öldü!"

Başka aykırı sesler
Evet, hepimizin Türkiye rüyası maalesef son yıllarda biraz öldü; ama bunu öldüren her 2 seçmenden 1'inin oyunu alan AKP değil, solda en ufak bir umut vaat eden muhalefet ışığının bulunmamasıdır. Ve benim algılamama göre Fazıl, bir dönemin külliyen kapanıp, nereye varacağı belli olmayan yeni bir dönemin başladığı şu günlerde "Yepyeni bir sol muhalefet" için bir kıvılcım yakmıştır.
Babası Ahmet Say bile "Türkiye'de kalıp mücadele etmelisin" diyor ama ben, Fazıl'ın çığlığını, bir mücadelenin başlangıcı olarak değerlendiriyorum.
Temennim, önümüzdeki dönemde ülkemizden çok değişik alanlarda ve konularda, Fazıl'ınkine hiç benzemeyen, ama aynı ölçüde yadırgatıcı başka aykırı seslerin de yükselmesidir.
"Başka bir dünya mümkün" olduğu gibi Türkiye'de "başka bir sol muhalefet" de herhalde mümkündür!

[email]mtamer@milliyet.com.tr[/email]

58mehmet 18.12.2007 16:13

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Geçen 5 yıl içerisinde atanan öğretmenler arasında müzik öğretmenlerinin sayısı geçmiş yıllara oranla ciddi bir artış kaydetmiştir" denildi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), piyanist Fazıl Say’ın müzik ve resim derslerinin kaldırılması ve 10 bin müzik öğretmeni açığı iddiası üzerine, Say hakkında 5 bin YTL’lik manevi tazminat davası açma kararı aldı.


BAKANLIK: SÖZLERİ MESNETSİZ VE AFAKİ

MEB’den yapılan açıklamada, piyanist Fazıl Say'ın "Son dönemde müzik ve resim derslerinin kaldırılması gündemde" şeklindeki iddialarının Milli Eğitim Bakanlığı’nı zan altında bıraktığı belirtilirken, Say hakkında 5 bin YTL’lik manevi tazminat davası açılacağı bildirildi.

Müzik ve resim derslerinin geçen 5 yıl içerisinde kaldırılmadığı gibi böyle bir teşebbüsün dahi hiçbir zaman söz konusu olmadığı kaydedilen açıklamada, “Sayın Fazıl Say'ın bugün ileri sürdüğü iddialar arasında yer alan '10 bin müzik öğretmeni açığı' iddiası da hiçbir gerçek veriye dayanmayan hayali bir rakamdır. Şu anda ilköğretim ve ortaöğretimde müzik dersleri branş öğretmenlerince verilmekte ve dersler boş geçmemektedir.

Hürriyet

abircan 18.12.2007 16:51

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
18 Aralık 2007

Bekir COŞKUN
[email]bcoskun@hurriyet.com.tr[/email]

Piyanist...

TÜRKİYE "Kızımı alıp giderim" diyen piyanist-besteci Fazıl Say’ın "yerini" tartışıyor.
Türkiye sınırları içinde bir yerde mi dursun; yoksa sınırların ötesinde bir yerde mi?..
Diyelim ki bir zıplayışta, en soldan en sağdaki AKP’ye atlayıp, Kültür Bakanlığı koltuğunun üzerinde "duran" Ertuğrul Günay yer olarak "Biraz topluma insin" diyor.
Bakanın "yer değiştirme" konusunda uzman olduğu kesin.
Tek sorun; Fazıl Say "bakan" olmak istemiyor.
O yer olarak "adam" kalmak istiyor.
Yer gösterici olarak benim "gitmem" gerektiğini düşünen Başbakan ise Fazıl Say’ın "durması gereken yer" konusunda daha akıllanmış gibi, ona "Sen kal..." diyor.
*
"Git-kal" meselesinde, piyano hani şu kemençe gibi olsa, koy cebine dolan dur...
Ama piyano ağır.
Piyanist daha da ağır, evrensel.
Benim fikrimi soracak olursanız; bence Fazıl Say "giderim" derken, aslında geldi...
Yerleşti...
Yeri; hepimizin yüreği...
O, bu ülkenin gerçek sanatçısı olduğunu gösterdi.
Önceki gece onu rüyamda gördüm, beyaz bir piyanoyu çalıyordu, ama ağlaya ağlaya...
*
Bu ülke her zaman; Başbakan’ın önünde ceketini kemerine sıkıştırıp göbek atan ve böylece kavşakta benzin istasyonu sahibi olan sanatçıları "sanatçı" sandı.
Ya da; sulu, densiz, geveze, içi boş, ülkesinde olup bitenleri umursamaz, bacak arası sohbetlerle ekranlara tutunan, kalitesizliği "sanat" bildi.
Oysa sanatçılar toplumun önderleridir.
Onlar doğal liderlerdir.
Her sanatçının birer kutupyıldızı gibi insanlara yön gösterme görevi vardır.
Dönüyorum Fazıl Say’a:
Artık kimse onun "durduğu yeri" değiştiremez.
Názım Hikmet gibi, Aziz Nesin gibi, Ruhi Su gibi...
Yüreklerimizdeki sahnelerde belki asırlar sürecek en büyük konserinde durmadan çalacak.
Nerede olursa olsun piyanist...

abircan 18.12.2007 16:53

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Ahmet HAKAN
[email]ahmethakan@hurriyet.com.tr[/email]

Fazıl Say'a mektup

SEVGİLİ Fazıl...

"Nerelerdesin yahu! Görüşemiyoruz" falan diye "Selam / kelam" faslını uzatıp kafanı şişirmek yerine...
Hemen olaya dalıyorum:
Bak dostum!
Aslında seni "Alırım başımı giderim efeler gibi hey" noktasına getiren, ne "türban"dır, ne "İslamcıların gelmesi"dir, ne de "yüzde 30 ile yüzde 70 arasındaki asla kapanmayacak gibi görünen fark"tır.
Teşhiste yanılıyorsun dostum, üzgünüm...
Sorun, "din kaynaklı bir hareketin ülkeyi ele geçirmesi" sorunu falan değildir.
* * *
Sevgili Fazıl...
Sorun, AKP iktidarını oluşturanların, kendilerini "halkın gerçek temsilcileri" olarak görmesi sorunudur...
Bunlar "halkın değerleri" falan diyerek, memlekette tek tip bir yaşam tarzını ve kültür anlayışını egemen kılmak istiyorlar.
Dostum, sana "Yetti artık" dedirten işte budur...
"Halkın değerleri" adı altında yüksek sanat birikimlerine yüz çeviriyorlar.
"Halkın değerleri" adı altında memlekette iyi kötü oluşmuş burjuva kültürünü küçümsüyorlar.
"Halkın değerleri" adı altında farklı yaşam tarzlarını ve kültür birikimlerini değersizleştiriyorlar...
Sevgili Fazıl...
"Köylülük" adını verdiğimiz olgu, "halkın değerleri" kisvesine bürünüp, sinsi bir şekilde ülkenin bütün alanlarını zapt ediyor.
Ve sen aslında buna isyan ediyorsun...
Hemen söyleyeyim dostum, teşhisinde olmasa bile isyanında sonuna kadar haklısın...
* * *
Sevgili Fazıl...
İstersen ne demek istediğimi bir örnekle açıklamaya çalışayım:
Soldan AKP'ye geçen Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, senin "Çekip gideceğim" şeklindeki açıklaman karşısında, "Bir değerli sanatçının kendi toplumuna bu derece yabancılaşması üzüntü vericidir" diye bir demeç verdi ya... İşte bu demeç, hayli "açıklayıcı" kıvamdadır...
Nasıl mı? Anlatayım...
Günay bu demecinde...
"Tek tip bir toplum" yapısını "veri" olarak aldığını ortaya koyuyor.
Ona göre...
Memlekette aynı şeyleri düşünen, aynı şekilde yaşayan, aynı duygu dünyasına sahip, aynı kültürel birikimlere kucak açmış bir "toplum" vardır...
Eh, "toplum tasavvuru" böyle olan Ertuğrul Günay'ın, her türlü "aykırılık", "çıkıntılık" ya da "mızıkçılık" olayını...
"Kendi toplumuna yabancılaşma" olarak algılaması doğallaşır.
Ve sen de bir anda "kendi toplumuna yabancılaşmış bir aydın" konumuna düşüverirsin...
Sevgili Fazıl...
Sonradan AKP'li olmuş Ertuğrul Günay bile olaya böyle yaklaşıyorsa...
Her türlü farklılığı, tartışmasız "halkın değerlerine yabancılaşma" olarak algılayan anlı şanlı AKP'liler ne yaparlar...
Sen hesap et...
Bilmiyorum, "asıl" tehlikeyi anlatabildim mi dostum?
* * *
Bak Fazıl...
Osmanlı'da bile bir "şehir kültürü" vardı...
Hatta...
Her iki kültürü de "din" olgusu beslediği halde, Osmanlı'daki "köy kültürü" ile "şehir kültürü" arasında muazzam bir fark vardı...
Ancak...
Derbederliklerini ve köylülüklerini, "halkın değerlerine uygunluk" olarak gören AKP'liler, ortada bir "şehir kültürü" bırakmadılar.
Üstelik...
Bu kültürel değersizleştirme olayına, "Biz halkın değerlerine uyuyoruz" diyerek bir meşruiyet bile kazandırdılar.
Can sıkıcı olan bu pervasızlıktır.
Yani...
Sevgili dostum...
Teşhisi, "İslamcılar geldi! Eyvah" diye ortaya koymak yerine...
"Köylüler geldi! Eyvah" diye ortaya koymaya ne dersin?

sivaslıgenç 18.12.2007 17:09

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Senin yazdığın yazıların hemen hepsi saçma lafa bak islamcılar gelşdi yerin köylüler geldi deskmiş lan köylüler senden bin kat dahda akıllı bunu biliyormusun

albina58 18.12.2007 20:58

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Bu konu,ülke gündemi ve gerçeklerle alakasız.
Beş milyon işsiz varken,
Milletvekili kırmızı plaka ile apo gösterisine giderken,
Yıllık elli milyar dolar faiz öderken,
Sivil anayasa adı altında,ileriki süreçte,EYALET sisteminin önü açılmaya çalışılırken,
Son iki yılda,türkiye genelinde,işyeri açanların yüzdesi,kapatanların altında kalırken (% 47-% 53)
Kredi kartı kullananların % 80 gibi oranında ödemede geçikme ve haciz işlerlerinde fahiş artış sağlanırken,
Sokakta karşılaştığımız iki insandan biri ekonomik yönden şikayetçi olurken,

Fazıl abime mektup-türban-fethullah amcam neden hala yurt dışında kaçak yaşıyor gibi konu ve konular abes geliyor bana.

Daha iki hemşerim sadece SİVAS ve SİVASSPOR için olan bir konuda bile birlik beraberlik sağlayamazken bu konularla uğraşmayalım,madem ciddi-siyasi bir konu olacaksa sonucunda verimli,insanlarımıza yol gösterici konular daha mantıklı kaçar.

NOT: Alaattin hemşerim,çıkış yok,emperyalizm'in medya yoluyla,daha önceden eğitimsizleştirilen ve geri bıraktırılan ülkelerdeki siyasi ve medyatik dayatmaları,böyle gündemden uzak ve zaman öldüren konularda yoğunlaştırmak, halk bunlarla uğraşırken,emperyalizm in atı üsküdarı geçmesi üzerine kurulmuşdur.Söyleye söyleye dilimde tüy,ve ensemde boş bir alan kalmadı.

SivasAhmet 20.12.2007 00:37

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
NİHAL B. KARACA Zaman Gazetesi


Fazıl Say'ın düellosu

Fazıl Say'ın bir Alman gazetesine verdiği ve 'Türkiye'yi terk edebilirim' dediği röportaj büyük bir kartopuna dönüştürüldü. Gelinen noktada Fazıl Say'ı bile şaşırtan bir durumun ortaya çıkmasının nedeni herhalde, ifadelerinin yerli ve büyük gazetelerin karın ağrılarına tercüman olmuş olması. Fazıl Say, bilerek ya da bilmeyerek kaygılarının bu zaviyede karşılık bulmasını sağlayacak şifreleri kullandı; 'Bakan eşleri başörtülü' gibi ifadeler, Türkiye'nin İslamcılar tarafından ele geçirildiğini ima eden tespitler, 'Ortaçağ karanlığı' gibi kullanılmaktan yalama olmuş metaforlar baron ağzıyla mağduriyet edebiyatı yapan malum medyanın kaçıracağı cinsten şeyler değildi.

Klasik Batı müziği ile hiçbir sorunum yok; Fazıl Say'ın önemli bir sanatçı olduğu da herhalde pek tartışılabilir bir şey değil. Elbette kendisi, bu ülkenin bilmem kaç senedir, resmi ideolojinin bürokratik elit oligarşinin zumzuğunu yemeye alışmış olan, dayağa çeliklenmiş zevatından değil, işlerin ters gittiği her anda 'ben oynamıyorum' diyebilme lüksüne sahip eşraftan; bu nedenle mazur görülmesi ilzam eder. Ama insan düşünmeden edemiyor; nasıl bir sanattır ki bu, insana hâlâ 'ortaçağ karanlığı' felan gibi, bayma kapasitesi şahikaya dayanmış, duyana ıyyykkk dedirtecek tasvirler kullandırır? Klasik Batı müziği, sanatçıları 'karanlık, gericilik' gibi bir temayı anlatmak için artık daha özgün imgeler bulmak gerektiğini sezdirme gücünden muaf mıdır? Yoksa klasik derken kastedilen bu mudur?

Öte yandan 'Çankaya'ya çağrılmadım' diyerek bu çağrılmamanın bir şeyi temsil ettiğini vurgulamak için daha fazlası gerekir. Çankaya'nın davetli listeleri, Fazıl Say'ın dünya görüşünü, sınıfını, hayat tarzını ve düşünce biçimini paylaşan başka kimselere de kapanmış mıdır? Hayır. Bilakis, o listeler ferahfeza tam ve daha çok Fazıl Say gibi 'mümtaz' ve mümtazlığı her fırsatta tehlikede olduğu iddia edilen Cumhuriyetin aydın/sanatçı/yazar perspektifi tarafından onaylanmış kimselere açılmış durumdadır. O takdirde Fazıl Say 'topunuz bir Fazıl Say etmezsiniz...' mi demek istemektedir bu mümtaz çağrılılara? Bu, bayağı ayıp bir şey değil midir?

'Oratoryo, opera, konçerto kurumlar olmadan yapılamaz, kurumlar da 'yaptırmam' diyorsa, artık orada düello kalmamakta, bunun adı pusu olmakta.' diyor sanatçı. Mevcut iktidar, 'yaptırmam' diyorsa elbette kötü yapmış oluyor.

Sanatçı ve aydın, devlete alınan her türden muhalif tutumun kendisine saygınlık ve erdem getireceğine inanan kişidir aynı zamanda. (Teoride böyledir en azından.) Tamam. Ama meseleyi daha en başından 'düello' mantığıyla kurguluyorsan, 'üslubunu seçmek' yerine, 'düşmanını silahını seçmeye' çağırıyorsan, elde ettiğin başarısızlık pusuya düşmek olmaz, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak deriz buna halk dilinde.

Fazıl Say etrafında çıkan tartışma, aynı zamanda AK Parti'nin ve onu iktidar yapan toplum yüzdesinin klasik Batı müziğine 'karşı' düşmanca bir tavır geliştirdiği gibi bir yanılsama yaratıyor. Düşmanlık ayrı şeydir, çabuk algılanabilen melodik yapıları sevmek ayrı şeydir. Levi's'in reklâm müziği olduğu sırada herkesin Haendel'in 'Sarabande'sinin peşine düştüğünü hatırlıyorum ben. Bir ideolojik direnç olsaydı klasik Batı müziği teneffüs zillerinden santrallardaki bekleme müziklerine ve cep telefonu melodilerine kadar hemen her yerde, bu kadar 'hayatın içinde' olmazdı. Öte yandan müzik öğretmeni yetiştiren müzik eğitim fakültelerimiz tamamıyla Batı müziği üzerine eğitim vermekte. Bu mevzuu dert edenler müzik öğretmenliği lisans programlarına bakıldığında Türk müziğinin bir ya da iki döneme sıkıştırıldığını, söz konusu derslerin de kerhen verildiğini iddia etmekte ve yakında Türk müziğine vâkıf olan müzik öğretmeni bile kalmayacağını ileri sürmekteler. (Bkz. 16 Aralık 2007 Zaman/ Gençlik eki Hüzzam'a Cüzam Muamelesi başlıklı Musa Güner imzalı dosya.)

Şu şartlarda Fazıl Say'ın içinin rahat olması gerekir. Haa ama kendisinin Batı müziğini değil, elit kesime özgü klasik Batı müziğini 'tabana yaymak' gibi bir gayreti varsa, o zaman sahiden bir silah seçmesi ve kendi sınıfıyla, imtiyazları gibi zevkleri konusunda da kıskanç olan kesimle mücadele etmesi gerekecektir, halkla değil.

19 Aralık 2007, Çarşamba

SivasAhmet 20.12.2007 00:41

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Mehmet Y. YILMAZ - Hürriyet


Müzik dersi ne zaman önemsendi ki?

MİLLİ Eğitim Bakanı’nın, "Türkiye’de müzik eğitimi ihmal ediliyor" diyen Fazıl Say hakkında dava açması, bence bu yılın en çok güldüren esprilerinden biri olmaya aday.
Bakalım bu davayı açmayı kabul edecek savcı çıkacak mı, gerçekten merak ediyorum.
Fazıl Say’ın, okullardaki müzik eğitimiyle ilgili sözleri, bakanlığı neden bu kadar kızdırdı bilmiyorum.
Oysa bu sadece bugünün değil, benim öğrenciliğimin bile çok açık bir gerçeğiydi.
İlköğretimimi Ankara’da Maltepe Deneme İlkokulu ve Antalya’da Devrim İlkokulu’nda yaptım.
O beş sene boyunca gördüğüm müzik dersi sayısı 5’i bulmaz. Aynı şey beden eğitimi ve resim dersleri için de geçerliydi. O dersler için ayrılan saatlerde öğretmenimiz bize matematik problemleri çözdürürdü.
Lisedeki hayatım da farklı geçmedi. Ortaokulda zaten bütün sınıf yatılıydık, sadece müzik ve beden eğitiminde değil, boş derslerde bile matematik ödevi yapmaktan başka çaremiz yoktu.
Doğru dürüst bir müzik eğitimini ancak lise son sınıfta gördüm, onda da öğretmenimiz bize Klasik Türk Müziği makamlarını öğretti ki ona bu nedenle şükran borçluyum!
Bizim eğitim sistemimiz beden eğitimini, müzik ve resim derslerini hiç önemsemedi.
Bugün de durumun farklı olduğunu sanmıyorum.
O zamanlar bunun farkında değildim ama şimdi görüyorum ki eğer eğitimin en başından itibaren müzik, resim ve beden eğitimi dersleri en az matematik kadar önemsenmiyorsa mezun olan öğrenciler mutlaka eksik kalıyor!

SivasAhmet 20.12.2007 00:45

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Yılmaz ÖZDİL - Hürriyet

Fazıl Say filan (2)
DÜN...
Ahalinin Fazıl’ı Mazıl’ı tanımadığını, sanatçıya "değer" vermediğini; dolayısıyla, piyanistin "çeker giderim" demesiyle, Japon İmparatoru’nun "gelmem bak, ona göre" demesi arasında pek bir fark olmadığını yazmıştım.

Bugün...
Madalyonun öbür yüzü.*
Gitse gitse, nereye gidermiş?
İsviçre’ye.
*
Son seçimi kim kazandı İsviçre’de?
Irkçılar.
Seçim afişinde "ak koyunların, kara koyunu kıçından tekmeleyerek ülkeden dışarı attığı" parti...
Birinci oldu.
Sloganları neydi?
"Yabancıları severiz... Ama, kendi ülkelerinde yaşayan yabancıları!"

Bu arkadaşların bir lideri var...
Eski Adalet Bakanı.
Milyarder işadamı. Kimya fabrikası var.
Bu fabrikada kimleri çalıştırıyor en çok?
Ucuz yabancıları!
Yani?
Adalet diye buna derim ben.
"Ya ucuza çalış... Ya da kıçına tekmeyi vururum, sadece fabrikadan değil, ülkeden de kovarım!"
Bakın, adalet dedim, aklıma geldi...
Türk Tarih Kurumu Başkanı Halaçoğlu ile İşçi Partisi Lideri Perinçek, "soykırım yalandır" dediği için nerede yargılanıyor?
İsviçre’de.
Pekiii...
Orhan Pamuk, o meşhur "Ermenileri de kestik, Kürtleri de kestik" şeklindeki veciz sözlerini kime söylemişti?
Tagesanzeiger gazetesine.
Nerede yayınlanıyor bu gazete?
İsviçre’de.
Tesadüfe bak yahu!
Laf gazeteye gelmişken, hadi oradan devam edelim... İngiliz The Independent gazetesi, İsviçre’de yaşayan "yabancılar"la ilgili geniş bir araştırma-haber yapmıştı...
Ve, o araştırma kapsamında, İsviçre’de doğup büyüyen, 23 yaşındaki Türk kızı Fatma Karademir ile konuşmuştu...
Şunları anlatmıştı Fatma:
"Vatandaşlık başvurusu yaptım. Bana, İsviçre milli marşını ezbere bilip bilmediğimi, İsviçreli bir erkekle evlenip evlenemeyeceğimi, Türkiye-İsviçre milli maçında, hangi tarafı tutacağımı sordular."
İsviçre milli maçından sonra, merkezi İsviçre’de bulunan FIFA ve UEFA’nın başımıza ördüğü çoraplara hiç girmiyorum.
Ama şuraya gireyim...
İsviçre’de şu anda imza toplanıyor.
Niye?
Cami minarelerini yasaklamak için.
Kaç tane minareli cami var ki orada?
Alt tarafı 2 tane!
Tahammül sınırları işte bu.
Unutmadan ilave edeyim, biraz önce bahsettiğim eski Adalet Bakanı arkadaşın babası, Protestan papazı.
*
Hasta bunlar dediğinizi duyar gibiyim.
O da var.
Kökten kopma, ikinci sınıf insan muamelesi görme, ezilmişlik, kimlik bunalımı gibi sebeplerle "ruhsal bozukluk" yaşayan göçmenlere, tıp literatüründe konulan teşhisin adı ne?
İsviçre hastalığı!
*
Uzatmayayım.
Ahali, sanatçıyı tanımıyor ama...
Sanatçı da İsviçre’yi.
NOT:
Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden... Cümleten iyi bayramlar.
Ne demiş Aşık?
Vatan bizim, ülke bizim, el bizim
Emin ol ki her çalışan kol bizim
Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim
Söyle Veysel övünerek, överek...

sade58 22.12.2007 09:34

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[IMG]http://www.milliyet.com.tr/2007/12/22/son/resim/gal4/1.jpg[/IMG]

sade58 22.12.2007 09:35

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[IMG]http://www.milliyet.com.tr/2007/12/22/son/resim/gal4/2.jpg[/IMG]

sade58 22.12.2007 09:36

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[IMG]http://www.milliyet.com.tr/2007/12/22/son/resim/gal4/3.jpg[/IMG]

sade58 22.12.2007 09:36

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[IMG]http://www.milliyet.com.tr/2007/12/22/son/resim/gal4/4.jpg[/IMG]

sade58 22.12.2007 09:41

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[IMG]http://www.milliyet.com.tr/2007/12/22/son/resim/gal4/6.jpg[/IMG]

58mehmet 22.12.2007 13:06

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Bu ne böyle yaa.Bu ne kadar öneme alinmis bu adam.Anlamadim gitti.
Anlasilan köse yazarlari yazacak baska bisey bulamamisda bu konu hakkinda hep yazmislar.

sivaslıgenç 23.12.2007 12:02

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Amağan işte iş olsun diye yazıyor köşe yazarlarıda.Vallla fazıl say giderse gitsin hiç umrumda olmaz.

Abdurrahman 58 23.12.2007 21:22

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
arkadaş bişi anlayamıyorum ya ulen fazıl say kim nereninin ..... de bu kadar üstüne düşüonuz adamın anlamadım gitti ya bırak giderse gitsin sgtsn ya sanki...KOKTU ARTIK BU KONU BEYLER!!
BAYLAR-BAYANLAR(EFENDİLER) önemli bişi sölücem
OSMANLI HANEDANLARINI TÜRKİYE'YE GİRİŞİ YASAK NEDEN BU KONU GÜNDEMDE DEĞİL???

pirmahsuni 24.12.2007 11:22

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
[B][I]Dünyaca ünlü bir piyanisti önemsemeyip "giderse gitsin" diyen,modernizasyon eksiğiyle gurur duyan insanlar hala var bu ülkede demek.[/I][/B]

sade58 24.12.2007 12:25

-->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Böylesi milli değerlerimiz kolay yetişmiyorlar,bunlara sahip çıkmassak yarin neye sahip çıkacağız?
Umarım bu gidişat başımıza ileride büyük sorunlar getirmez.

SivasAhmet 25.12.2007 01:35

--->: Fâzıl aabime açık mektup
 
Bu konunun bu kadar tartışılması ve gazetelerde günlerce manşet yapılması gerçekten bir tuhaf.Neden bu kadar büyütüldü bu olay?Gerek varmıydı acaba?


WEZ Format +2. ?uan Saat: 08:43.

Powered by: vBulletin. Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.


Copyright © - Bütün Haklar Sivaslilar.net'e aittir.