Cevap: Ülkücülerin hayatı bambaşkadır ***
"...diyeceksin ülkücüler kendi medyasını oluşturamaz mıydı. Neyle oluşturacak peki? Ülkücülerin arkasında duran bir mali kaynak mı var şu kapitalist sistemde..."
Mali kaynak Ülkücülerin bizatihi kendilerinde, Ulu Başbuğ'un çocuklarında "emanet" olarak duruyor.
Türkeş öldüğünde İsviçre ve İngiltere’deki banka hesaplarında 575 bin mark, 845 bin dolar, ve 367 bin sterlin olduğu görüldü. Yurtdışındaki banka hesaplarından çıkan bu paraları, ilk karsından olan iki kızı , Ayzıt Hall (Türkeş) ve Umay Günay, banka hesaplarından çektiler. Diğer kardeşlerin şikayeti üzerine iki kız kardeş evrakta sahtekarlık yapmaktan yargılandılar, beraat ettiler. Ancak, Yargıtay, beraat kararını 21.05.2004 tarihinde bozdu. İki kıza sahtecilikten 6 yıl hapis, 6 trilyon para cezası ile yeniden dava açıldı( Hürriyet Gazetesi, 23.05.2004)
Bu nakit servetin yanında Türkiye’deki (yurt dışında var mı, yo mu bilinmiyor) gayri menkullerinin değeri de bir o kadar. (Bunların tam dökümü için Türkeş’in ölümünden hemen sonraki günlerde çıkan günlük gazetelere bakılabilir). Bu büyük servetin tümünü kendi çocuklarına bıraktı. Albay emeklisi ve Milletvekili maaşı alan ve birkaç dönem bakanlık yapan Türkeş’in servetinin kaynağı T:C.Devleti’nden aldığı maaşları olamaz. Belki bir kısmı, en fakir öğrenci grubunu oluşturan Ülkücü gençlerin Kredi Yurtlar Kurumu’ndan aldıkları kredilerden ve ailelerinin yolladıkları üç beş kuruşluk harçlıklarından arttırarak gönüllü olarak verdikleri bağışlardı ( kimisi de harçlığının yanında canını da Türkeş için bağışladı, bu ayrı bir konu),
Cezası bile 6 triliyon olan bir parayla herhalde bir medya ağı kurulabilir ve %17'lik bir Ülücü kitle "ülkücü medya"nın yaşamsı ve genişlemsi için yeterli olur sanırım.
Bol şanslar...
__________________
En ağır iş, "işsizlik"tir
Konu muhali tarafından (07.11.2009 Saat 00:54 ) değiştirilmiştir..
|